Yönetim kurulu kararının iptali | Denetim kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4335 E. 2017/6533 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 23. madde↗ sorumluluktan kurtulma↗ pay sahipliği↗ müteselsil sorumluluk↗ infaz↗ anonim şirket↗ içtihadı birleştirme kararı↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı 6762 sayılı TTK madde 359 uyarınca sorumlu tutulmaları gerektiği, ancak kendilerine bir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecekleri, hakim pay sahipleri tarafından, bağlı şirketin mali yapısını bozan emir ve talimatlar verilemeyeceği, bağlı şirket yönetiminin bu tür emir ve talimatlara uymak zorunda olmadığı, davalı yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kusurlarının bulunmadığını da ispat edemediği, bu nedenle yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı sorumlu tutulmaları gerektiği ve ... Alüminyum İşletmecilik San. A.Ş'nin 2001-2002 ve 2003 yıllarında oluşan 3,804,293,51 TL zararından sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne ve 3.804.253,51 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda "3.804.253,51 TL'nin tahsiline'' karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın gerekçe kısmında "3,804,293,51TL zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları saptanarak davanın kabulüne" yazılmış iken, hüküm fıkrasında "3.804.253,51 TL'nin tahsiline" karar verilmiştir. Buna göre, gerekçeli kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında ve kısa karar ile gerekçe arasında çelişki yaratılmış olduğundan, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1435 E. 2019/6063 K.
Ortak:anonim şirket · avans faizi
İncelediğiniz karardaA.Ş'nin 2001-2002 ve 2003 yıllarında oluşan 3,804,293,51 TL zararından sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne ve 3.804.253,51 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda3-Dava, «anonim şirket» yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde zarar tarihinden itibaren «avans faizine» hükmedilmesi istenmiş, mahkemece gerekçe gösterilmeksizin avans faizine dava tarihinden itibaren hükmedilmiştir.
1-Davacı vekili, dava dilekçesinde 3.804.293.51 TL'nin zararın doğumu tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · şirket zararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDosya içeriğinden «şirket zararının» 2001, 2002 ve 2003 yıllarından oluştuğu saptanmış olup, hükmolunan zararın, hangi kısmının hangi tarihlerde gerçekleştiğinin belirlenerek faize bu tarihten itibaren hükmolunması gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… ece dava kabul edilerek hükmün gerekçe kısmında 3.804.293,51 TL'nin tahsili yönünde gerekçe oluşturulmasına rağmen, hüküm fıkrasında 3.804.253.51 TL'na hükmedilmesi «maddi hataya» müstenit bulunduğundan ve her zaman mahallinde düzeltilebilecek nitelikte olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile maddi hatanın bozma neden …
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, hüküm fıkrasında 3.804.293.51 TL'na hükmedilmesi gerekirken 3.804.253.51 TL'na hükmedilmesinin mahallinde her zaman düzeltilebilir «maddi hata» niteliğinde bulunmasına göre davacı vekilinin aşağıda yazılı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17722 E. 2014/19402 K.
Ortak:infaz · avans faizi
İncelediğiniz karardaA.Ş'nin 2001-2002 ve 2003 yıllarında oluşan 3,804,293,51 TL zararından sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne ve 3.804.253,51 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 02/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine '' şeklinde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya «haksız fiilde» bulunması nedeniyle davacının manevi tazminat isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, yapılan eylem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz ön …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10067 E. 2012/15128 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18544 E. 2014/12098 K.
Ortak:infaz · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçilerin şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı 6762 sayılı TTK madde 359 uyarınca sorumlu tutulmaları gerektiği, ancak kendilerine bir «kusurun» isnat edilemeyeceğini ispat ederek «sorumluluktan kurtulabilecekleri», hakim «pay sahipleri» tarafından, bağlı şirketin mali yapısını bozan emir ve talimatlar verilemeyeceği, bağlı şirket yönetiminin bu tür emir ve talimatlara uymak zorunda olmadığı, daval …
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaYayıncılık A.Ş.'nin «yönetim kurulu» üyeleri, denetçileri, diğer üst düzey yöneticileri ile tüm sorumluları aleyhine açılmış sorumluluk davasıdır.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · husumet
Benzer bu kararda… ar ispatlanamadığı ayrıca ve öncelikle TTK'nın 309. maddesi kapsamında açılan davada davacı şirketin bu kapsamda dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, öncelikle «aktif husumet» nedeniyle davanın reddine, davalılar M..
Y.. hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına»” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Y.. hakkında dava açılmış ise de davacı vekilinin 14.09.2007 tarihli dilekçesi ile bu davalılar yönünden açılan davanın HUMK'un 409. maddesi uyarınca takip edilmeyeceği bildirildiğinden «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7885 E. 2013/7725 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat
Benzer bu karardaDava, yolcu «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan «maddi manevi tazminat» istemine ilişkindir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda "Açılan davanın kısmen kabulü ile 1.480,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
Ancak, gerekçeli kararın hükmün fıkrasında, "Açılan davanın kısmen kabulü ile 1.148,00 TL «maddi tazminatın» davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Buna göre, gerekçeli kararın kısa karar uygun yazılmadığı, hüküm altına alınan «maddi tazminat» alacağı ve karar tarihi yönünden kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulması gerekmiştir. ...- Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4335 E. , 2017/6533 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/03/2015 tarih ve 2014/419-2015/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket yöneticileri olan davalıların şirket kaynaklarını ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmaları sonucu grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına yönelik kullanmaları nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulu üyeleri olan davalıların da kanunun kendilerine yüklediği kontrol ve uyarı görevini yerine getirmediklerini, şirketi zarara uğratan yöneticilerin ve üzerlerine düşen denetim görevini yerine getirmeyen denetçilerin oluşan zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı tutularak açılan davada yargılama sırasında yapılan ıslah ile tespit edilen ortaklık zararı olan 3.804.293,51 TL’nin zararın doğumu tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin ... Grubu şirketlerinden olan ... ... A.Ş’de iş akdiyle çalışan personel olup, ... Grubu çalışanı olması nedeniyle yönetim kuruluna atanmış olduğunu, şirketin ... ailesine ait olup, onların bilgisi dışında yönetilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili tarafından zarar verici bir işlemin yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ..., kendilerinin ... ... personel olarak çalıştıklarını, yapılan işlemlerde bilgileri ve imzalarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı 6762 sayılı TTK madde 359 uyarınca sorumlu tutulmaları gerektiği, ancak kendilerine bir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecekleri, hakim pay sahipleri tarafından, bağlı şirketin mali yapısını bozan emir ve talimatlar verilemeyeceği, bağlı şirket yönetiminin bu tür emir ve talimatlara uymak zorunda olmadığı, davalı yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kusurlarının bulunmadığını da ispat edemediği, bu nedenle yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı sorumlu tutulmaları gerektiği ve ...
Alüminyum İşletmecilik San. A.Ş'nin 2001-2002 ve 2003 yıllarında oluşan 3,804,293,51 TL zararından sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne ve 3.804.253,51 TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda "3.804.253,51 TL'nin tahsiline'' karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın gerekçe kısmında "3,804,293,51TL zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları saptanarak davanın kabulüne" yazılmış iken, hüküm fıkrasında "3.804.253,51 TL'nin tahsiline" karar verilmiştir. Buna göre, gerekçeli kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında ve kısa karar ile gerekçe arasında çelişki yaratılmış olduğundan, kararın re'sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/384100300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz