Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3958 E. 2017/5978 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporunun denetime elverişliliği↗ bozma sonrası karar↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ denetime elverişlilik↗ ihbar↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kusur↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, gemi ve dubanın bağlanmış olduğu yerin herhangi bir rıhtım yada iskele olmadığı, halatların sahildeki kayalara bağlanmış olduğu, hal böyle iken kötü hava şartlarında gemi ve dubanın bulunduğu yerden sürüklenip birbirine çarpmasının beklenen bir durum olduğu, zira gemi ve dubanın bağlandığı yerin emniyetli bir rıhtım, iskele veya liman konumunda olmadığı, olayın vuku bulmasında her iki yanında eşit oranda kusurlu olduğu, genel hukuk prensibine göre davacının kendisinin de kusurlu olduğu olayda davalıdan zararlarını talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemizin 10.12.2014 tarih 2014/10691 E, 2014/19453 K. sayılı bozma ilamında, olayın oluşu itibariyle fırtına meydana gelip davacı gemisinin halat kopararak sürüklenmesi üzerine, davalı tarafın tüm önlemleri alması halinde dahi dava konusu çarpışma eyleminin meydana gelmesinin engellenip engellenemeyeceği hususunda bir görüş mevcut olmadığından bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm tesisine yeterli olduğundan söz edilemeyeceğinden, açıklanan hususlarda gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı-karşı davacı vekili tüm önlemlerin alınmasına rağmen çarpma eyleminin önüne geçilmesinin mümkün olamayacağını ileri sürmüş olsa da raporda belirtilmiş olan ana kusurlardan sadece bir kaç tanesinin yerine getirilmesi halinde dava konusu çarpma eyleminin meydana gelmesinin engellenebileceği, ancak davalı- karşı davacının bahse konu önlemlerin hiç birisini yerine getirmemiş olduğu, yine bahse konu gemi ve duba için bağlanan yerin emniyetli bir rıhtım, iskele veya liman konumunda olmadığı, böyle bir yere bağlanmış durumdayken; hava durumunun sürekli kontrol edilerek gemi ve dubanın kötü hava ihbarı alınması ile daha emniyetli rıhtım, iskele ve limana çekilerek bahse konu çarpma eyleminin engellenmesinin mümkün olması, çarpma eylemini önleyecek bunun gibi bir çok başka önlem ve tedbirleri mevcut olduğu, davalı- karşı davacının ve davalı tarafın tüm önlemleri alması halinde dava konusu çarpma eyleminin meydana gelmesinin engellenebileceğinin tespit edilmiş olması karşısında, davalının olayın meydana gelmesinden kusurlu olduğunun kabulüyle olaya uygulanacak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu' nun 42. ve 43.maddeleri de dikkate alınmak suretiyle tarafların kusur oranları çerçevesinde zarar miktarının belirlenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bozmaya uyulduğu halde ve bilirkişi raporuna rağmen eksik ve yanılgılı incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1225 E. 2019/6015 K.
Ortak:karar verilmesine yer olmadığına · Tazminat
İncelediğiniz kararda… u olduğu olayda davalıdan zararlarını talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… olduğu olayda davalıdan zararlarını talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10691 E. 2014/19453 K.
Ortak:bilirkişi raporunun denetime elverişliliği · denetime elverişlilik
İncelediğiniz kararda… alı tarafın tüm önlemleri alması halinde dahi dava konusu çarpışma eyleminin meydana gelmesinin engellenip engellenemeyeceği hususunda bir görüş mevcut olmadığından «bilirkişi raporunun denetime elverişli» ve hüküm tesisine yeterli olduğundan söz edilemeyeceğinden, açıklanan hususlarda gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak so …
Benzer bu karardaHer ne kadar, davalı itirazlarına yönelik olarak bilirkişiden ek rapor alınmış ise de, olayın oluşu itibariyle fırtına meydana gelip davacı gemisinin halat kopararak sürüklenmesi üzerine, davalı tarafın tüm önlemleri alması halinde dahi dava konusu çarpışma eyleminin meydana gelmesinin engellenip engellenemeyeceği hususunda bir görüş mevcut olmadığından «bilirkişi raporunun denetimine elverişli» ve hüküm tesisine yeterli olduğundan söz edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · hasar · eksik inceleme
Benzer bu kararda… a çekiciyi hazır tutmadığı, tedbirlerin tümünü almadığı, iyi gemicilik kurallarına uygun davranmadığından %50 kusurlu olduğu, davanın kısmen kabulü ile 13.601,92 TL «hasar» bedelinin olay tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, karşı dava yönünden ise hasar tazminatı adı altında istenen 7.000 TL yönünden iddiayı tespite yarar bilgi belge sunulmadığı gerekçesi ile …
Bu bakımdan, açıklanan hususlarda gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4207 E. 2017/6085 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yıpranma payı · hakkaniyet indirimi · keşif · illiyet bağı · hakkaniyet · kâr payı · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… lamaya göre; davalının eylemi nedeniyle davacıya ait toplam altı adet kazığın zarar gördüğü, bu zarar kapsamında davacının talep edebileceği tazminat miktarının %15 «yıpranma payı» düşüldükten sonra 86.824,88 TL olduğu, önceki yıllarda, belirtilen kazıkların bulunduğu yerde çok sayıda geminin yanaşmış bulunması nedeniyle takdiren %35 «hakkaniyet indirimi» yapılarak davacının altı adet kazık nedeniyle zararının 56.436,17 TL olarak hesaplandığı, ayrıca zarara uğrayan ve kesim alanına yanaştırılması gerekli geminin onarım «masrafı» için 10.000,00 TL’nin münasip olduğu gerekçesiyle toplam 66.436,17 TL’nin 01.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmi …
… p, davalıya ait dubanın davacı kullanımındaki iskele kazıklarına zarar verip vermediği, zarar vermiş ise zararın nasıl oluştuğu, davalının eylemi ile zarar arasında «illiyet bağının» bulunup bulunmadığı hususları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» ve ihtimale dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/37 D.İş. dosyasında, 02.09.2010 tarihinde yapılan «keşif» sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davalıya ait dubanın davacıya ait iskelede durmasının davacının gemilerine zarar verme potansiyelini oluşturduğu, iskeled …
Ayrıca, dosya kapsamında bulunan 15.06.2011 ve 05.10.2015 tarihli bilirkişi raporları da, «keşif» tarihlerinde davalıya ait dubanın kaldırılmış olması sebebiyle ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3958 E. , 2017/5978 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/12/2015 tarih ve 2015/113-2015/513 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, 22/11/2008 tarihindeki şiddetli fırtınada müvekkiline ait geminin ...'te demirdeyken davalıya ait dubanın demirini koparıp müvekkilinin gemisinin üzerine gelerek hasara neden olduğunu, mahkeme kanalı ile hasarın tespit edildiğini ileri sürerek, 66.000 TL zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı-kaşı davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davada dubanın alargada olmasının mümkün olmadığını, davacının gemisinin araç indirme rampasının lodosta kayalara çarpmaya başladığını, sonra da dubaya doğru sürüklendiğini, bağlama şekillerine göre davacının iddia ettiği şekilde bir kaza olamayacağını savunmuş; karşı davada ise, dubaya çarpan davacı gemisinin bağlama halatlarının kopması ve müvekkiline ait dubanın kayalıklara sürüklenmesi sebebiyle zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, gemi ve dubanın bağlanmış olduğu yerin herhangi bir rıhtım yada iskele olmadığı, halatların sahildeki kayalara bağlanmış olduğu, hal böyle iken kötü hava şartlarında gemi ve dubanın bulunduğu yerden sürüklenip birbirine çarpmasının beklenen bir durum olduğu, zira gemi ve dubanın bağlandığı yerin emniyetli bir rıhtım, iskele veya liman konumunda olmadığı, olayın vuku bulmasında her iki yanında eşit oranda kusurlu olduğu, genel hukuk prensibine göre davacının kendisinin de kusurlu olduğu olayda davalıdan zararlarını talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden verilen karar kesinleşmiş olduğundan, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece uyulan Dairemizin 10.12.2014 tarih 2014/10691 E, 2014/19453 K. sayılı bozma ilamında, olayın oluşu itibariyle fırtına meydana gelip davacı gemisinin halat kopararak sürüklenmesi üzerine, davalı tarafın tüm önlemleri alması halinde dahi dava konusu çarpışma eyleminin meydana gelmesinin engellenip engellenemeyeceği hususunda bir görüş mevcut olmadığından bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm tesisine yeterli olduğundan söz edilemeyeceğinden, açıklanan hususlarda gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalı-karşı davacı vekili tüm önlemlerin alınmasına rağmen çarpma eyleminin önüne geçilmesinin mümkün olamayacağını ileri sürmüş olsa da raporda belirtilmiş olan ana kusurlardan sadece bir kaç tanesinin yerine getirilmesi halinde dava konusu çarpma eyleminin meydana gelmesinin engellenebileceği, ancak davalı- karşı davacının bahse konu önlemlerin hiç birisini yerine getirmemiş olduğu, yine bahse konu gemi ve duba için bağlanan yerin emniyetli bir rıhtım, iskele veya liman konumunda olmadığı, böyle bir yere bağlanmış durumdayken;
hava durumunun sürekli kontrol edilerek gemi ve dubanın kötü hava ihbarı alınması ile daha emniyetli rıhtım, iskele ve limana çekilerek bahse konu çarpma eyleminin engellenmesinin mümkün olması, çarpma eylemini önleyecek bunun gibi bir çok başka önlem ve tedbirleri mevcut olduğu, davalı- karşı davacının ve davalı tarafın tüm önlemleri alması halinde dava konusu çarpma eyleminin meydana gelmesinin engellenebileceğinin tespit edilmiş olması karşısında, davalının olayın meydana gelmesinden kusurlu olduğunun kabulüyle olaya uygulanacak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu' nun 42. ve 43.maddeleri de dikkate alınmak suretiyle tarafların kusur oranları çerçevesinde zarar miktarının belirlenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bozmaya uyulduğu halde ve bilirkişi raporuna rağmen eksik ve yanılgılı incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/382336900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz