Haksız Eylem Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8761 E. 2017/5959 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekte tahrifat↗ ödemeden men kararı↗ tahrifat↗ illiyet bağı↗ ciro↗ tbk 99↗ içtihadı birleştirme kararı↗ çek↗ maddi tazminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalılar ... ve ... arasında ticari ilişki olduğu, bu ticari ilişki nedeni ile davalı ...' ın ...' den ticari alış veriş için almış olduğu çeklerden 29/09/2003 tarih ... seri numaralı çeki ciro ederek davacıya verdiği, ödeme tarihinde davacının bankaya müracaatında çekin ödemeden men talimatı verildiği ve keşide tarihindeki 09 olan ay hanesinin 12 olarak değiştirilerek çekte tahrifat yapıldığı bu durumun ceza dosyasında sabit olduğu, davalıların davaya konu çeki davacıdan almış oldukları mal karşılığında verdikleri ve davalı tarafın çek üzerinde yapmış oldukları tahrifat nedeni ile davacı tarafından çek bedelinin tahsil edilemediği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalılardan 8.000,00 TL maddi tazminatın, 2000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davalı ... yönünden, temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Mahkemece verilen karar davalı vekiline 18/01/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 03/02/2016 tarihli dilekçe ile karar temyiz edilmiş ise de, HUMK'nun 432/1 madde ve fıkrasında belirtilen 15 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.
HUMK'nun 432/4. madde ve fıkrasına göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden davalı ... vekilinin HUMK' un 432/4. maddesi uyarınca temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Ancak, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 49. (TBK 58) maddesi uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. Somut olayda manevi tazminatın şartları oluşmadığından, davacının manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15772 E. 2015/1069 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.
Benzer bu karardaBu şartlar; şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, saldırı nedeniyle «kişilik haklarının» zarara uğraması, zarar verenin kusurlu olması ve zarar ile saldırı arasında «illiyet bağının» bulunmasıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · sözleşmeye aykırılık · müteselsil kefil · def'i · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı banka tarafından icra takibine konulan 50.000,00 TL bedelli senedin dava dışı .... tarafından çekilen kredinin «teminatı» olarak davalıya verildiği, davalı bankanın bu hususu ve bankaya olan borç miktarının 13.143,10 TL olduğunu bildiği halde, bankacılık uygulamalarına aykırı biçimde «asıl alacak» miktarından fazla olan senedi icra takibine koyduğu, takip uyarınca senet bedeli üzerinden «haciz» işlemleri yaptığı, davacının bu süre zarfında borçlu olmadığı miktar yönünden haciz tehdidi altında tutulduğu, bu durumun davacının «kişilik haklarına saldırı» teşkil ettiği, İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülen itirazın iptali davasının kesinleşmesiyle birlikte davalının haksızlığının sübuta erdiği, bu nedenle davalının zaman aşımı «def»'inin yerinde olmadığı gerekçesiyle 5.000,00 TL manevi tazminatın 29.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmi …
2-Dava, davacının müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladığı «kredi sözleşmesi» nedeniyle «teminat» olarak davalıya verilen senedin amacına aykırı olarak doldurulup icra takibine konu edilmesi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminatı gerektirmeyeceği gibi somut olayda davalı tarafından yapılan icra ve «haciz» işlemlerinin davacının «kişilik haklarına» zarar verdiğinden de söz edilemez.
Bu şartlar; şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, saldırı nedeniyle «kişilik haklarının» zarara uğraması, zarar verenin kusurlu olması ve zarar ile saldırı arasında «illiyet bağının» bulunmasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11013 E. 2016/5546 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri · internet bankacılığı · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · avans faizi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı .... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine; davanın diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile, 16.500,00 TL tazminatın 09/10/2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ... 'den tahsiline, 12.000,00 TL tazminatın 08/10/2010 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca işleyecek avans faizi ile b …
2-Ancak, davacının davalı bankalar nezdindeki hesaplarından «internet bankacılığı» yoluyla üçüncü kişilerce usulsüz olarak gerçekleştirilen «bankacılık işlemleri» nedeniyle şahsiyet haklarının zarar gördüğünden söz edilemeyeceğinden, mahkemece davacı yararına manevi tazminata da hükmedilmesi doğru görülmediğinden hükmün manevi tazminata yönelik olarak mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/508 E. 2016/3266 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · rücu hakkı · müteselsil kefil · kefalet · rücu · kefil · kredi sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «müteselsil kefalette» alacaklının borçlu yahut kefillere direk olarak başvurabileceği, adi kefaletten farklı olarak ilk önce krediyi kullanan asıl borçluya başvurma şartının olmadığı, kendisine başvurulan «kefilin» ödediği para için asıl borçluya veyahut diğer kefillere «rücu hakkının» bulunduğu ayrıca, davacının aleyhinde icra takibi yapılması nedeniyle üzüldüğü ve küçük düştüğünün kabulü gerektiği gerekçesiyle, 70.000,00 TL'nin dava tarihinden …
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça, dava dışı banka ile akdedilen «kredi sözleşmesinin» müşterek borçlu ve «müteselsil kefili» olarak ödenen bedelin asıl borçlu ile diğer kefillerden tahsili ve manevi tazminat istemli olarak açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir Ancak, davacının kefil olarak ödediği bedelin diğer kefillerden «rücu» talebine yönelik olarak kefillerin payları hesap edilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerekirken diğer kefillerden biri olan davalının ödenen bedelin tümünden …
Somut olayda, davacının «kefaletinin» bulunduğu «kredi sözleşmesine» ilişkin olarak açılan davada manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı nazara alınmaksızın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
1- HUMK'nın 434/3 maddesi atfı ile aynı Yasa'nın 432/«son» maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine ilişkin karara karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde temyiz yoluna başvurulabileceğinden ve davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz isteminin reddine dair ek karar temyiz edilmediğinden mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1295 E. 2020/4362 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gayri nakdi kredi · tazmin talebi · ticari itibar · teminat mektubu · eş rızası · muvafakat · istirdat · maddi ve manevi tazminat
Benzer bu karardaSomut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesi» bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen «teminat mektubunun» işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin «rızası» ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin «tazmin talebinin» kabulü ile tazmin edilmesinin davacının «ticari itibarını» sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinde …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın tara …
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve «muvafakatı» dışında düzenlemiş olduğu «teminat mektubu» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin «istirdadı» ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenle …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8761 E. , 2017/5959 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/03/2015 tarih ve 2011/256-2015/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'nin ... Bankası ... Şubesine ait ... nolu 8.000,00 TL çeki imzalayarak satılan mal karşılığı davacıya verdiğini, diğer davalının ise çekin keşidecisi olup her iki davalının ortak olduklarını, davacının malına karşı bu çekin verilmesi ile birlikte temin ettiklerini, çekin yazılı olan tarihte tahsili için bankaya gidildiğinde çekin karşılığının olmadığı tespit edildiğini, bunun üzerine ... İcra Müdürlüğünün 2004/7264 sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalılardan ...' nin ... İcra Mahkemesine açtığı itiraz davasını çekin tahrif edildiği gerekçesi ile kazandığını, bundan sonra davalılar hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/205 Esas sayılı dosyasında dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik davasında zaman aşımından dolayı davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, davalı ...
icra safhasında İcra Hakimliğine vekili vasıtasıyla verdiği 02/05/2004 tarihli dilekçesinde keşide tarihindeki tahrifat ve parafı ciranta ...' nin yaptığını açıkça belirttiğini, bu durumda davalıların birlikte hareket ederek davacıyı zararlandırıcı fiil ve eylemde bulunduklarını, bu itibarla davalıların davacıyı zarara sokmalarından dolayı uğradığı geçersiz çek miktarı olan 8.000,00 TL'yi ve davalıların bu eylemleri nedeni ile davacının şahsi maneviyatını ihlal ve rencide ettiklerinden dolayı 3.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu alacağın çeke dayandığını, bilindiği gibi çeklerde 6 aylık zamanaşımı süresi olduğunu, dava konusu çeklerin zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu süreden sonra çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, bu durumda taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanabileceğini, müvekkili ile davacı arasında borç doğuran bir ilişkinin olmadığını, davacının bu ilişkisini kanıtlaması gerektiğini, davalı ile müvekkili arasında hiç bir borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, ayrıca bir yıllık dava süresinin de geçtiğini, açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili duruşmada davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalılar ... ve ... arasında ticari ilişki olduğu, bu ticari ilişki nedeni ile davalı ...' ın ...' den ticari alış veriş için almış olduğu çeklerden 29/09/2003 tarih ... seri numaralı çeki ciro ederek davacıya verdiği, ödeme tarihinde davacının bankaya müracaatında çekin ödemeden men talimatı verildiği ve keşide tarihindeki 09 olan ay hanesinin 12 olarak değiştirilerek çekte tahrifat yapıldığı bu durumun ceza dosyasında sabit olduğu, davalıların davaya konu çeki davacıdan almış oldukları mal karşılığında verdikleri ve davalı tarafın çek üzerinde yapmış oldukları tahrifat nedeni ile davacı tarafından çek bedelinin tahsil edilemediği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalılardan 8.000,00 TL maddi tazminatın, 2000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Davalı ... yönünden, temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre harca tabi ise temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Mahkemece verilen karar davalı vekiline 18/01/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 03/02/2016 tarihli dilekçe ile karar temyiz edilmiş ise de, HUMK'nun 432/1 madde ve fıkrasında belirtilen 15 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.
HUMK'nun 432/4. madde ve fıkrasına göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden davalı ... vekilinin HUMK' un 432/4. maddesi uyarınca temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Ancak, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 49. (TBK 58) maddesi uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı BK 49. (TBK 58) maddede belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. Somut olayda manevi tazminatın şartları oluşmadığından, davacının manevi tazminat isteminin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz isteminin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 432/4'üncü maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz taleplerinin reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı ... lehine hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/380226300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz