Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/7352 E. 2017/5699 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarına saldırı↗ kişilik hakları↗ mutabakat↗ temerrüt tarihi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ cy/cy şerhi↗ ispat yükü↗ yenileme↗ vade↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın müşterisi olan davacıya ait 30.12.1991 vade başlangıç tarihli hesapta 2.500 TL buluduğu, paranın davalı banka çalışanı ... tarafından bilgisi dışında çekilmiş olduğu, paranın çekildiği tarihinden davanın açıldığı 25.08.2006 tarihine kadar yaklaşık 15 sene geçtiği ve bu sürede ülkedeki ekonomik değerlerin sabit kalmadığı, enflasyon oranının değişime uğradığı göz önüne alınarak, 30.12.1991 tarihinde açılan 2.500.000,00 TL’lik bir yıl vadeli mevduatın yapılan bileşik faiz uygulaması neticesinde 25.08.2006 dava tarihi itibariyle ulaşabileceği değerin 16.448,94 TL olduğu, davacının vadeli hesabındaki bedeli alamamış olması ile mağdur olduğundan davacının kişilik haklarının da zedelendiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 16.448,94 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek birleşik faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı tarafından 27.12.1991 tarihinde 1 yıl vadeli olarak açılan hesaba 2.500,00 TL yatırıldığı, hesabın banka çalışanı tarafından boşaltıldığı, hakkında ceza davası açıldığı ve banka tarafından davacıya ödeme yapılmadığı dosya kapsamına göre sabittir. Ancak, vade bitiminde vadeli hesapların yenilenmesi hususunda banka ile mudi arasında bir mutabakat varsa ona göre yenileme yapılır. Bu mutabakat mudinin yazılı talimatı ile ya da hesap cüzdanına hesabın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır. Önceki hesabın vade bitim tarihi yeni hesabın valörüdür. Banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonunda itibaren vadesiz mevduat faiz oranı uygulanır. (REİSOĞLU, Seza; Bankacılık Kanun Şerhi, Cilt 1, ... 2015,s. 1219). Bu durumda, söz konusu hesabın vadesinin sürekli olarak yenilenerek devam edeceği yönünde bir mutabakat olup olmadığını ispat yükü davacının üzerindedir. Davacı tarafça böyle bir mutabakatın mevcut olduğu ispat edilemez ise hesabın artık vadesiz hesaba dönüşeceğinin ve vade sonundan temerrüt tarihine kadar mevduata vadesiz mevduat faizi uygulanarak hesaplama yapılması, temerrüt tarihinden itibaren ise değişen oranlarda avans faizi uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre, kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir ise de, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir eylemin varlığı kanıtlanamadığı halde yazılı gerekçeyle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5588 E. 2017/2995 K.
Ortak:mutabakat · ispat yükü · yenileme · vade · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
Bu «mutabakat» mudinin yazılı talimatı ile ya da hesap cüzdanına hesabın aynı «vade» ile «yenileneceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Bu durumda, söz konusu hesabın vadesinin sürekli olarak «yenilenerek» devam edeceği yönünde bir «mutabakat» olup olmadığını «ispat yükü» davacının üzerindedir.
Benzer bu karardaBu «mutabakat» mudinin yazılı talimatı ile ya da hesap cüzdanına hesabın aynı «vade» ile «yenileneceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Bu durumda, söz konusu hesabın vadesinin sürekli olarak «yenilenerek» devam edeceği yönünde bir «mutabakat» olup olmadığını «ispat yükü» davacının üzerindedir.
Davacı tarafça böyle bir «mutabakatın» mevcut olduğu ispat edilemez ise hesabın artık vadesiz hesaba dönüşeceğinin ve «vade» sonundan itibaren mevduata vadesiz mevduat faizi uygulanarak hesaplama yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17575 E. 2014/6677 K.
Ortak:mutabakat · yenileme · vade · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaAncak, «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
Bu «mutabakat» mudinin yazılı talimatı ile ya da hesap cüzdanına hesabın aynı «vade» ile «yenileneceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Davacı tarafça böyle bir «mutabakatın» mevcut olduğu ispat edilemez ise hesabın artık vadesiz hesaba dönüşeceğinin ve «vade» sonundan «temerrüt tarihine» kadar mevduata vadesiz mevduat faizi uygulanarak hesaplama yapılması, temerrüt tarihinden itibaren ise değişen oranlarda «avans faizi» uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankanın davacıların murisinin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü altında olduğu, davalı bankanın davacı mirasçılara miras paylan oranında murisin mevduatındaki parayı süresinde ödemeyerek mirasçıların bu yüzden uğradıkları faiz geliri «kaybını» tazmin etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
Bu «mutabakat» mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya «vade» sonunda müracat etmemesi halinde hesap veya sertifikanın aynı vade ile «yenileceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Banka ile mudi arasında böyle bir «mutabakatın» bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine «vade» sonundan itibaren vadesiz mevduat faiz oranı uygulanır (REİSOĞLU, Seza; Bankacılık Kanunu Şerhi, Cilt 1, Ankara-2007, sayfa 839,840).
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasiyetname · tenkis · kazanç kaybı · ara karar · mirasçılık · kâr kaybı · tenfiz
Benzer bu kararda… cı tarafın muris M.S.'ın 03/10/2005 tarihinde ölümü ile bankadaki mevduatı konusunda miras payları oranında hak sahibi olmalarına rağmen, banka tarafından ödenmeyip «tenfiz» dosyasının kesinleşmesi ile ödeme yapıldığı, bu «ara» dönemde davacıların faiz «kazanç kaybının» söz konusu olduğu, bankanın murisin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü mevcut olup, bankanın davacı mirasçılara miras pa …
… acıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisinin «vasiyeti» ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşinceye kadar ödemeyip anaparanın anılan kararın kesinleşmesinden sonra ödenip bu döneme ilişkin faiz ödenmeyerek davacıların zararına neden olduğu i …
Mahkemece, davalı bankanın davacıların murisinin mevcut hesabında bulunan portföyünü dönen ana para ve faizlerini murisin «mirasçılarının» ya da mahkemenin herhangi bir talimatı olmasa bile portföyün getirisine paralel şekilde değerlendirme yükümlülüğü altında olduğu, davalı bankanın davacı mirasçılara miras paylan oranında murisin mevduatındaki parayı süresinde ödemeyerek mirasçıların bu yüzden uğradıkları faiz geliri «kaybını» tazmin etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
Ç.. «mirasçılarının» davasının kısmen kabulü ile 59.420,49 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek %17,75 «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile M..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2989 E. 2012/4476 K.
Ortak:mutabakat
İncelediğiniz karardaAncak, «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
Bu «mutabakat» mudinin yazılı talimatı ile ya da hesap cüzdanına hesabın aynı «vade» ile «yenileneceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Banka ile mudi arasında böyle bir «mutabakatın» bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine «vade» sonunda itibaren vadesiz mevduat faiz oranı uygulanır. (REİSOĞLU, Seza; Bankacılık Kanun Şerhi, Cilt 1, ...
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · yargılama gideri · taahhütname · vekalet ücreti · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki 18.11.2009 tarihli «mutabakat» ve «taahhütname» belgesine göre davanın konusuz kaldığı, mutabakatın «yargılama giderlerini» ve «vekalet ücretini» de kapsadığı gerekçesiyle konusuz kalan davada esasa ilişkin karar «verilmesine yer olmadığına» ve davacı taraf lehine «vekalet ücreti takdirine» yer olmadığına dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 23.12.2011 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararı …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1480 E. 2019/7228 K.
Ortak:mutabakat · yenileme · vade · avans faizi
İncelediğiniz karardaAncak, «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre yenileme yapılır.
Bu «mutabakat» mudinin yazılı talimatı ile ya da hesap cüzdanına hesabın aynı «vade» ile «yenileneceğini» ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır.
Davacı tarafça böyle bir «mutabakatın» mevcut olduğu ispat edilemez ise hesabın artık vadesiz hesaba dönüşeceğinin ve «vade» sonundan «temerrüt tarihine» kadar mevduata vadesiz mevduat faizi uygulanarak hesaplama yapılması, temerrüt tarihinden itibaren ise değişen oranlarda «avans faizi» uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin 04/04/2014 tarihli bozma ilamında da ifade edildiği üzere, bankacılık mevzuatı çerçevesinde «vade» bitiminde vadeli hesapların «yenilenmesi» hususunda banka ile mudi arasında bir «mutabakat» varsa ona göre inceleme yapılır, bu mutabakat mudiin yazılı talimatı ile veya hesap cüzdanlarına ve sertifikalarına mudiin veya vade sonunda müracat etmemesi halin …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise «ıslah» tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... «mirasçılarına» veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir dönem ve bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon alması, hesabın tamamı yönünden paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi üzerinden hesaplanacak getiriyi kabullendiği anlamına gelmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasiyetname · tenkis · mirasçılık · reeskont faizi · tenfiz · ıslah
Benzer bu karardaSomut olayda «mirasçı» olan asıl ve birleşen davada davacılara murisin davalı banka nezdindeki hesabında bulunan ana paranın açılan «vasiyetnamenin» «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşince ödendiği, ancak bu döneme ilişkin faizin ödenmediği anlaşıldığından kural olarak vadesiz mevduat faizi oranı üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın bir talimat bulunmadığı halde bir kısım hesap için «vade» bitiminden sonra vadesiz mevduat faiz oranından daha fazla faiz getiren B Tipi Likit Fon aldığı, davacıların talep edebileceği en fazla faiz getirisinin muris tarafından bırakılan paranın faizsiz bırakıldığı dönem için B Tipi Likit Fon getirisi kadar olacağı, bilirkişi kurulu tarafından likit fon getirisi üzerinden yapılan hesaplamanın benimsendiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL faiz alacağının «avans faizini» geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve «reeskont faizi» olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 146.731,22 TL 'nin ise «ıslah» tarihi olan 28/11/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne, 2.500,00'şer TL faiz alacalarının avans faizini geçmemek koşuluyla dava tarihinden itibaren işleyecek hazine bonosu faizi, mevduat faizi ve reeskont faizi olarak istenen faiz türlerinden en yüksek faizi getiren faiz türü uygulanmak suretiyle, geriye kalan 17.120,91 TL'nin ise ıslah tarihi olan 07/06/2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar ..., ..., ...’a ve davacı ... ile ... «mirasçılarına» veraset ilamındaki payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, davacıların murisinin ölümünden sonra murisin davalı banka nezdindeki mevduat ve yatırım hesaplarında bulunan paranın davalı bankadan talep edilmesine rağmen murisin «vasiyeti» ile ilgili olarak açılan vasiyetnamenin «tenfizi» ve «tenkis» davası kesinleşinceye kadar ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/7352 E. , 2017/5699 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.03.2015 tarih ve 2014/9-2015/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin ... ilçesi ... Bankasına 27.12.1991 tarihinde 2.500,00 TL’yi 30.12.1991 vade başı ve 30.12.1992 vade sonu olmak üzere yatırdığını, vade sonunda parayı almak için gittiğinde hesabının boş olduğunun söylendiğini, banka çalışanının birçok kişinin hesabından paraları çekip zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğini, aradan geçen zamana rağmen banka tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek 1991 yılında bankaya %72 faizle yatırılan mevduattan dolayı alacaklarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 2.500,00 TL asıl para miktarının ve 1991 yılından itibaren bileşik faiz olarak hesap edilerek 7.500,00 TL faizin, ayrıca 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş;
17. 02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 6.448,94 TL arttırarak, 16.448,94 TL'nin dava tarihinden itibaren birleşik faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında ve zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın müşterisi olan davacıya ait 30.12.1991 vade başlangıç tarihli hesapta 2.500 TL buluduğu, paranın davalı banka çalışanı ... tarafından bilgisi dışında çekilmiş olduğu, paranın çekildiği tarihinden davanın açıldığı 25.08.2006 tarihine kadar yaklaşık 15 sene geçtiği ve bu sürede ülkedeki ekonomik değerlerin sabit kalmadığı, enflasyon oranının değişime uğradığı göz önüne alınarak, 30.12.1991 tarihinde açılan 2.500.000,00 TL’lik bir yıl vadeli mevduatın yapılan bileşik faiz uygulaması neticesinde 25.08.2006 dava tarihi itibariyle ulaşabileceği değerin 16.448,94 TL olduğu, davacının vadeli hesabındaki bedeli alamamış olması ile mağdur olduğundan davacının kişilik haklarının da zedelendiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 16.448,94 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek birleşik faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı tarafından 27.12.1991 tarihinde 1 yıl vadeli olarak açılan hesaba 2.500,00 TL yatırıldığı, hesabın banka çalışanı tarafından boşaltıldığı, hakkında ceza davası açıldığı ve banka tarafından davacıya ödeme yapılmadığı dosya kapsamına göre sabittir. Ancak, vade bitiminde vadeli hesapların yenilenmesi hususunda banka ile mudi arasında bir mutabakat varsa ona göre yenileme yapılır. Bu mutabakat mudinin yazılı talimatı ile ya da hesap cüzdanına hesabın aynı vade ile yenileneceğini ifade eden bir ibare konulması ile sağlanır. Önceki hesabın vade bitim tarihi yeni hesabın valörüdür. Banka ile mudi arasında böyle bir mutabakatın bulunmaması halinde vadeli mevduat hesaplarının faizli bakiyelerine vade sonunda itibaren vadesiz mevduat faiz oranı uygulanır.
(REİSOĞLU, Seza; Bankacılık Kanun Şerhi, Cilt 1, ... 2015,s. 1219). Bu durumda, söz konusu hesabın vadesinin sürekli olarak yenilenerek devam edeceği yönünde bir mutabakat olup olmadığını ispat yükü davacının üzerindedir. Davacı tarafça böyle bir mutabakatın mevcut olduğu ispat edilemez ise hesabın artık vadesiz hesaba dönüşeceğinin ve vade sonundan temerrüt tarihine kadar mevduata vadesiz mevduat faizi uygulanarak hesaplama yapılması, temerrüt tarihinden itibaren ise değişen oranlarda avans faizi uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre, kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir ise de, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir eylemin varlığı kanıtlanamadığı halde yazılı gerekçeyle davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA;
25. 10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/380221800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz