Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5431 E. 2017/4860 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aldatma kastı↗ ifa imkansızlığı↗ aldatma (hile)↗ sözleşmenin iptali↗ kar payı↗ mükerrerlik↗ illiyet bağı↗ hile↗ hisse senedi↗ hisse devri↗ zamanaşımı def'i↗ dürüstlük kuralı↗ ifa↗ garantörlük↗ def'i↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ içtihadı birleştirme kararı↗ taraf ehliyeti↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ geçersizlik↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ yasal faiz↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ temsil↗ teslim↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı ... ... yönünden; mahkemece verilen ve adı geçen davalı tarafından temyiz edilmeyen karar kesinleştiğinden bu davalı yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden adı geçen davalının kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalı yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden davacıların şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kısmen kabulü ile; davalı ...... hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki kararda adı geçen aleyhine hükmedilen miktar ile mükerrer ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla 7.500,00 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak avans faizi ile birlikte kalan 214.128,22 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren yıllık % 9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte olmak üzere toplam 221.628,22 TL'nin belirtilen kısımlarına dava tarihinden itibaren belirtilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle davalı ...Ş'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı şirketler vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının ve zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş. (birleşerek yeni unvanı Kombassan Holding A.Ş.) vekilinin ıslahla arttırılan kısım dışında kalan hususlara yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ve 7.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiş, bozmadan sonra ıslah dilekçesi ile 324.138,52 TL'nin tahsili istenmiştir. Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de (04/02/1948 günlü, 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre) hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozmadan sonra ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan ıslahla arttırılan meblağa hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklama zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda davacı vekili, istenildiği her an iade edileceği, yüksek faiz verileceği garantileriyle müvekkilinden belge karşılığında para tahsil edildiğini, müvekkilinin ortak olmadığını, davalı şirketlerin ikincil kayıtlar tuttuğunu ileri sürmüş, davalılar ise davacının şirket ortağı olduğunu, şirket ortağının sermaye olarak verdiğini geri isteyemeyeceğini savunmuşlardır.Davalı şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazıların ekine ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14/09/2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09/05/1999 tarihli tutanakta Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ... ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ... ...'un imzalı ifadesinde, Kombassan şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki Kombassan şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ...... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, davalı şirketlerce SPK'ya yazılan 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar ekindeki listeler dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak tespit edilen alacağın tahsiline dair hüküm kurulması gerekirken, yanlış değerlendirme ile ikincil kayıtlar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu gerekçesiyle sözkonusu listedeki miktarlardan hisse senetlerinin nominal bedeli düşülerek eksik tahsil hükmü kurulması yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından adı geçen davalıların da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendilerine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalılar yönünden dahi husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5247 E. 2017/4829 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse devri · zamanaşımı def'i · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaHer ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14/09/2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından «kayda» alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09/05/1999 tarihli tutanakta Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ... ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ... ...'un imzalı ifadesinde, Kombassan şirketinin Almanya'daki «temsilcisinin» hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki Kombassan şirketine götürmesi amacıyla kendisine «teslim» ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ...... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, böylelikle davalıların «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
Benzer bu karardaHer ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14/09/2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından «kayda» alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09/05/1999 tarihli tutanakta Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ... 'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ... 'un imzalı ifadesinde, Kombassan şirketinin Almanya'daki «temsilcisinin» hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki Kombassan şirketine götürmesi amacıyla kendisine «teslim» ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, böylelikle davalıların «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5152 E. 2017/4255 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · kar payı · illiyet bağı · hile · hisse senedi · hisse devri · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaHer ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14/09/2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından «kayda» alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09/05/1999 tarihli tutanakta Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ... ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ... ...'un imzalı ifadesinde, Kombassan şirketinin Almanya'daki «temsilcisinin» hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki Kombassan şirketine götürmesi amacıyla kendisine «teslim» ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ...... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, böylelikle davalıların «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Benzer bu karardaHer ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası «hisse devri» sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14.09.2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından «kayda» alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09.05.1999 tarihli tutanakta Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ...'un imzalı ifadesinde, Kombassan şirketinin Almanya'daki «temsilcisinin» hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki Kombassan şirketine götürmesi amacıyla kendisine «teslim» ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ... ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, Kombassan Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya bir kaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, böylelikle davalıların «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · şahsi sorumluluk · yemin · ikrar · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
A.Ş'nin unvan değişikliği sonrası Kombassan Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle, davalı ... ... yönünden daha önce verilen karar kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ...’in kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalı yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden, davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, davanın kısmen kabulü ile 7.500,00 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte kalan 69.487,05 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte olmak üzere toplam 76.987,05 TL'nin belirtilen kısımlarına dava tarihinden itibaren belirtilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle davalı ...Ş'den tahsi …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5199 E. 2017/4830 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · illiyet bağı · hile · hisse devri · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz kararda1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Benzer bu kararda… esinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun anlaşılmasına, somut olayda davalıların «haksız fiilde» bulundukları sonucuna varıldığından davacı ...’de bulunan şirket hisselerinin diğer davacıya devredildiği yönündeki beyanın aktif dava «ehliyetine» etkisinin bulunmamasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnş.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5113 E. 2017/4391 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · illiyet bağı · hile · hisse devri · ifa · garantörlük · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arındığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (Bkz.
Ahmet Kılıçoğlu Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayfa 50) 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5512 E. 2017/5292 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · illiyet bağı · hile · hisse senedi · hisse devri · zamanaşımı def'i · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz kararda1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nin 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · şahsi sorumluluk · yemin · ikrar · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Holding A....ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle; davalılar ..., ... ve ...’nun kişisel sorumluluklarını gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalılar hakkında açılan davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden, davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kısmen kabulüne, 6.500,00 TL'nin dava tarihi olan 14/08/2008 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte kalan 27.446,40 TL'nin dava tarihi olan 14/08/2008 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte olmak üzere toplam 33.946,40 TL'nin faiziyle birlikte davalı ......den tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6276 E. 2017/6787 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · illiyet bağı · hile · hisse devri · ifa · garantörlük · dava şartı · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. (....
Borçlar Genel Hukuku Genel Hükümler, 2. baskı, sayla 50) 818 sayılı BK’nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Hile nedeniyle sözleşmenin «geçersiz» sayılabilmesi için kişide «aldatma kastının» bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk
Benzer bu kararda… lmesiyle davacının davalı taraftan her hangi bir alacağının kalmadığı, bilakis davalı tarafın davacı tarafa 9.274,53 TL fazla ödemesi olduğu, şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum olmadığı, adı geçen davalıların sorumluluğuna dair somut bir delil de sunulmadığı, ayrıca davacı tarafça sunulmuş ve delil olarak dayanılmış o …
4- Öte yandan, olay tarihinde yürürlükle bulunan 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesi uyarınca davalılar .... ... ve ... hakkındaki davanın «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durum olmadığı, adı geçen davalıların sorumluluğuna dair somut bir delil de sunulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi de doğru değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5979 E. 2017/6292 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · illiyet bağı · hile · hisse senedi · hisse devri · zamanaşımı def'i · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz kararda1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nin 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · şahsi sorumluluk · yemin · ikrar · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09.02.2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle, davalılar ..., ... ve ... yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, davanın kısmen kabulü ile toplam 16.030,92 TL nin davalı ...Ş'den tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6364 E. 2017/6760 K.
Ortak:aldatma kastı · ifa imkansızlığı · sözleşmenin iptali · kar payı · mükerrerlik · illiyet bağı · hile · hisse senedi · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti
İncelediğiniz kararda… ilamı doğrultusunda, davalı ... ... yönünden; mahkemece verilen ve adı geçen davalı tarafından temyiz edilmeyen karar kesinleştiğinden bu davalı yönünden bir karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... yönünden adı geçen davalının kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalı yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden davacıların şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kısmen kabulü ile; davalı ...... hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki kararda adı geçen aleyhine hükmedilen miktar ile «mükerrer» ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla 7.500,00 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak «avans faizi» ile birlikte kalan 214.128,22 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren yıllık % 9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda «yasal faizi» ile birlikte olmak üzere toplam 221.628,22 TL'nin belirtilen kısımlarına dava tarihinden itibaren belirtilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle davalı ...Ş'den alın …
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre «hile», diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Holding A.Ş.'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle; davalı ... ... yönünden mahkemece verilen ve adı geçen davalı tarafından temyiz edilmeyen önceki karar kesinleştiğinden, adı geçen davalı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ...’in kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalı hakkında açılan davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden, davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kısmen kabulüne, davalı ... ... hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki kararla adı geçen aleyhine hükmedilen miktar ile «mükerrer» ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla 7.500,00 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte kalan 92.339,04 TL'nin faizsiz olmak üzere toplam 99.839,04 TL'nin belirtilen kısımlarına faiz uygulanmak suretiyle davalı ...Ş.'den tahsiline, fazlay …
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme «ehliyeti», hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, «ifa imkansızlığının» bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · şahsi sorumluluk · yemin · ikrar · mahsup
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «hak düşürücü süre» itirazının ve «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, davalı şirketlerin SPK'ya sunduğu 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar dikkate alındığında davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davacının eda ettiği «yemin» karşısında davacının ödeme yaptığının kabulü gerektiği, davacının şirket ortağı olduğu, davacıdan daha çok para alınmasına rağmen daha az «hisse senedi» verildiği, davalı tarafın ortaklığa ilişkin kabul ve «ikrar» ettiği miktarın «mahsup» edilmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir delil bulunmadığı, davalı ...
Holding A.Ş.'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz «infisahına» karar verildiği gerekçesiyle; davalı ... ... yönünden mahkemece verilen ve adı geçen davalı tarafından temyiz edilmeyen önceki karar kesinleştiğinden, adı geçen davalı yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ...’in kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalı hakkında açılan davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden, davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kısmen kabulüne, davalı ... ... hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki kararla adı geçen aleyhine hükmedilen miktar ile «mükerrer» ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla 7.500,00 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte kalan 92.339,04 TL'nin faizsiz olmak üzere toplam 99.839,04 TL'nin belirtilen kısımlarına faiz uygulanmak suretiyle davalı ...Ş.'den tahsiline, fazlay …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5431 E. , 2017/4860 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/01/2016 tarih ve 2012/508-2016/11 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı şirketler vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.09.2017 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ... ile davalılar vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 400.000 DM verdiğini, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, Kombassan Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını, davalı ...... ile yönetim kurulu üyesi olan diğer davalıların zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 7.500,00 TL’nın faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile 324.638,52 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı defi ile birlikte davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı ... ... yönünden; mahkemece verilen ve adı geçen davalı tarafından temyiz edilmeyen karar kesinleştiğinden bu davalı yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... yönünden adı geçen davalının kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalı yönünden davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden davacıların şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının reddine, alacak davasının kısmen kabulü ile; davalı ...... hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki kararda adı geçen aleyhine hükmedilen miktar ile mükerrer ödemeye yol açmamak kayıt ve şartıyla 7.500,00 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak avans faizi ile birlikte kalan 214.128,22 TL'nin dava tarihi olan 18/03/2009 tarihinden itibaren yıllık % 9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte olmak üzere toplam 221.628,22 TL'nin belirtilen kısımlarına dava tarihinden itibaren belirtilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle davalı ...Ş'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı şirketler vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının ve zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş. (birleşerek yeni unvanı Kombassan Holding A.Ş.) vekilinin ıslahla arttırılan kısım dışında kalan hususlara yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ve 7.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiş, bozmadan sonra ıslah dilekçesi ile 324.138,52 TL'nin tahsili istenmiştir. Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de (04/02/1948 günlü, 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre) hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozmadan sonra ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan ıslahla arttırılan meblağa hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. 818 sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklama zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır.
Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Aldatma kastında, kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Somut olayda davacı vekili, istenildiği her an iade edileceği, yüksek faiz verileceği garantileriyle müvekkilinden belge karşılığında para tahsil edildiğini, müvekkilinin ortak olmadığını, davalı şirketlerin ikincil kayıtlar tuttuğunu ileri sürmüş, davalılar ise davacının şirket ortağı olduğunu, şirket ortağının sermaye olarak verdiğini geri isteyemeyeceğini savunmuşlardır.Davalı şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazıların ekine ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14/09/2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09/05/1999 tarihli tutanakta Esenboğa Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ...
...'a ait çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ... ...'un imzalı ifadesinde, Kombassan şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki Kombassan şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ...... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla "Ortaklık Durum Belgesi", "Hisse Senedi" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, davalı şirketlerce SPK'ya yazılan 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar ekindeki listeler dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak tespit edilen alacağın tahsiline dair hüküm kurulması gerekirken, yanlış değerlendirme ile ikincil kayıtlar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu gerekçesiyle sözkonusu listedeki miktarlardan hisse senetlerinin nominal bedeli düşülerek eksik tahsil hükmü kurulması yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından adı geçen davalıların da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendilerine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalılar yönünden dahi husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Kombassan Holding A.Ş. ve Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş. (birleşerek yeni unvanı Kombassan Holding A.Ş.) vekilinin ıslahla arttırılan kısım dışında kalan hususlara yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirketler vekilinin bozmadan sonra ıslahla arttırılan kısma yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan yönden davalı şirketler yararına BOZULMASINA, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/379928400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz