İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11764 E. 2017/5112 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yanıltıcı beyan↗ irade fesadı↗ tanık delili↗ aldatma (hile)↗ ön inceleme aşaması↗ tanık beyanı↗ ilamsız icra takibi↗ hile↗ hisse devir sözleşmesi↗ icra takibine itiraz↗ protokol↗ limited şirket↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının protokol hükümlerine göre kendisine verilen yönetim hakkını yaklaşık 1 yıl kullandığı, protokolün yürürlükte olduğu ve davalının bu protokole göre haklar elde ettiği, davalının protokolün düzenlenmesi sırasında irade fesadına uğradığına dair iddiasını kanıtlayamadığı, davacının protokol hükümleri doğrultusunda alacağının varlığını ispatladığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, icra takibinin devamına, alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekilince, takip dayanağı protokol yapılırken davacı ve şirketin diğer hissedarları tarafından hile ve aldatma yoluyla davalının iradesinin sakatlandığı, şirketin olduğundan daha kârlı gösterildiği, öğrenci sayısı, şirketin mali durumu hakkında yanıltıcı beyanlarda bulunulduğu, şirketin geçmişinin ve faaliyette bulunulan binanın satılık olduğu bilgisinin gizlendiği savunulmuş, savunmalarının ispatı için tanık deliline başvurularak, tanık listesi ibraz edilmiş, tanıkların hangi hususlarda dinletileceği de bildirilmiştir. Davalı vekilinin savunmalarında geçen hususlarda tanık deliline başvurulabileceği nazara alınarak tanıkların beyanlarının alınması diğer delillerle birlikte tanık beyanlarının değerlendirilmesi oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken mahkemece tanık deliline başvurulduğu halde tanıklar dinlenilmeden yargılamanın bitirilmesi ve yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2877 E. 2024/1106 K.
Ortak:irade fesadı · tanık delili · tanık beyanı · ilamsız icra takibi · hile · icra takibine itiraz · protokol · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının «protokol» hükümlerine göre kendisine verilen yönetim hakkını yaklaşık 1 yıl kullandığı, protokolün yürürlükte olduğu ve davalının bu protokole göre haklar elde ettiği, davalının protokolün düzenlenmesi sırasında «irade fesadına» uğradığına dair iddiasını kanıtlayamadığı, davacının protokol hükümleri doğrultusunda alacağının varlığını ispatladığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, icra takibinin devamına, alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekilince, takip dayanağı «protokol» yapılırken davacı ve şirketin diğer hissedarları tarafından «hile» ve aldatma yoluyla davalının iradesinin sakatlandığı, şirketin olduğundan daha kârlı gösterildiği, öğrenci sayısı, şirketin mali durumu hakkında «yanıltıcı beyanlarda» bulunulduğu, şirketin geçmişinin ve faaliyette bulunulan binanın satılık olduğu bilgisinin gizlendiği savunulmuş, savunmalarının ispatı için «tanık deliline» başvurularak, tanık listesi «ibraz» edilmiş, tanıkların hangi hususlarda dinletileceği de bildirilmiştir.
Davalı vekilinin savunmalarında geçen hususlarda «tanık deliline» başvurulabileceği nazara alınarak tanıkların beyanlarının alınması diğer delillerle birlikte «tanık beyanlarının» değerlendirilmesi oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken mahkemece tanık deliline başvurulduğu halde tanıklar dinlenilmeden yargılamanın bitirilmesi ve yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece 22.02.2016 tarih, 2013/278 E. ve 2016/113 K. sayılı kararı ile davalının «protokol» hükümlerine göre kendisine verilen yönetim hakkını yaklaşık 1 yıl kullandığı, protokolün yürürlükte olduğu ve davalının bu protokole göre haklar elde ettiği, davalının protokolün düzenlenmesi sırasında «irade fesadına» uğradığına dair iddiasını kanıtlayamadığı, davacının protokol hükümleri doğrultusunda alacağının varlığını ispatladığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibinin devamına, alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekili temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının «protokol» hükümlerine göre kendisine verilen yönetim hakkını yaklaşık 1 yıl kullanmış olduğu, protokolün yürürlükte olduğu ve davalının bu protokole göre haklar elde ettiği, davalının protokolün düzenlenmesi sırasında «irade fesadına» uğradığına dair iddiasını da kanıtlayamadığı, davacının protokol hükümleri doğrultusunda alacağının var olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğu, davalının «icra takibine itirazlarının» haksız olduğu, davacının davasında haklı olduğu, ayrıca alacağın likit olduğu ve davalının itirazında haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir …
Bozma Kararı Dairemizin 05.10.2017 tarih, 2016/11764 E. ve 2017/5112 K. sayılı kararı ile davalı vekilinin savunmalarında geçen hususlarda «tanık deliline» başvurulabileceği nazara alınarak tanıkların beyanlarının alınması diğer delillerle birlikte «tanık beyanlarının» değerlendirilmesi oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kira sözleşmesi · hisse devri · eş rızası · bono · ihtar · ihtarname
Benzer bu kararda… erindeki nedenlerle, şirketin kârlılığı, olduğundan fazla gösterilmeye çalışılmış, şirketin 2011 yılı bilançosunda resmi kârı 42.000,00 TL olmasına karşın müvekkile «ibraz» edilen excel tablosunda bu karın çok daha yüksek gösterildiğini, taşınmazın şirket devri öncesinde satılığa çıkarıldığı ve tahliye riski bulunmadığı hususunun davacı tarafından gizlendiğini, taşınmazın satılması sonrasında ... malik tarafından keşide edilen «ihtarnamede» kiralanan alanın kira tarihi 15.12.2009 olarak belirtilmişken, davacı ve diğer hissedarların keşide ettiği «ihtarda» kira tarihi ve müvekkile sunulan «kira sözleşmesindeki» tarihin 01.06.2010 olup birbirini tutmadığını, bir önceki malik olan tanığın beyanında kiralanan mülkteki şirketin «hisse devrine» «rızası» olmadığını ve taşınmazın satılmayacağına dair söz de vermediğini, ayrıca taşınmazda sadece 3 üncü ve 4 üncü katların şirkete kiralanmış olduğunu belirttiğini, ancak davacı tarafından müvekkile sunulan kira sözleşmesinde; taşınmazın 2,3,4,5, ve 6 ncı katlarının kiralandığı yer almakta olup, bu durumda kiralananda yer ... şirketin göstermiş olduğu faaliyetin ... olduğunu, taraflar arasında akdedilen «protokolün» tamamen aldatma ve «hile» yoluyla imzalandığını, tanığın anlatımları ile davacı ve diğer hissedarlar bakımından müvekkile beyan edilen hususların gerçeği yansıtmadığını ve protokolün akdi s …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bono» nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2229 E. 2017/4578 K.
Ortak:tanık delili
İncelediğiniz karardaDavalı vekilince, takip dayanağı «protokol» yapılırken davacı ve şirketin diğer hissedarları tarafından «hile» ve aldatma yoluyla davalının iradesinin sakatlandığı, şirketin olduğundan daha kârlı gösterildiği, öğrenci sayısı, şirketin mali durumu hakkında «yanıltıcı beyanlarda» bulunulduğu, şirketin geçmişinin ve faaliyette bulunulan binanın satılık olduğu bilgisinin gizlendiği savunulmuş, savunmalarının ispatı için «tanık deliline» başvurularak, tanık listesi «ibraz» edilmiş, tanıkların hangi hususlarda dinletileceği de bildirilmiştir.
Davalı vekilinin savunmalarında geçen hususlarda «tanık deliline» başvurulabileceği nazara alınarak tanıkların beyanlarının alınması diğer delillerle birlikte «tanık beyanlarının» değerlendirilmesi oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken mahkemece tanık deliline başvurulduğu halde tanıklar dinlenilmeden yargılamanın bitirilmesi ve yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından «tanık deliline» dayanıldığı, tanık isimlerinin bildirildiği, ancak daha sonra verilen dilekçe ile ikinci tanık listesindeki tanıklarının dinlenmesinin talep edildiği, HMK 240/2 ma …
Davacı vekili «tanık deliline» dayanmış, iki kez tanık listesi vermiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu karardaDavacı vekili, müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasına ve ayrılma «payının» hesaplanarak davalı şirketten tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekilinin ilk tanık listesindeki tanıkların dinlenmesinden açıkça vazgeçtiğine dair imzasını «taşıyan» bir beyanı bulunmamaktadır.
Bu durumda, mahkemece «eksik incelemeye» dayalı olarak davacının ortaklıktan ayrılmaya ilişkin muhik nedenleri ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15889 E. 2013/9169 K.
Ortak:irade fesadı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının «protokol» hükümlerine göre kendisine verilen yönetim hakkını yaklaşık 1 yıl kullandığı, protokolün yürürlükte olduğu ve davalının bu protokole göre haklar elde ettiği, davalının protokolün düzenlenmesi sırasında «irade fesadına» uğradığına dair iddiasını kanıtlayamadığı, davacının protokol hükümleri doğrultusunda alacağının varlığını ispatladığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, icra takibinin devamına, alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.000,00 TL «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı «irade fesadına» uğradığını iddia etmiş ve bu iddiasını ispatlamak amacıyla, ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · aile şirketi · peşin karar harcı · maddi hata · hisse devri · ihtiyati tedbir · anonim şirket · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde devam eden davada verilen «ihtiyati tedbir» kararı nedeniyle bu işlemin gerçekleştirilemediği, bunun üzerine aynı gün davacı tarafından «hisse devrinin» gerçekleştirildiği, hisse devri yapılan ...'in davacının torunu, diğer davalıların ise şirket çalışanları oldukları, davacının amacının TTK'nın 312. maddesi kapsamında davalıların «yönetim kurulu» üyesi olarak göreve başlamalarını sağlamak olduğu, davacının konumu, yaşı ve «aile şirketlerinin» yapısı nazara alındığında mütedbir bir «tacir» niteliğinde olması gereken davacının yaptığı şirket işleri ile ilgili olarak atmış olduğu imzaların sonuçlarını bilemeyecek durumda olduğunu kabul etmenin mümkün o …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/428 Esas sayılı dosyası da getirtilerek, hisselerin devir bedeli ile ilgili «bilirkişi incelemesi» yapılması ve bu şekilde tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahkemece, davacının davalı şirketin kurucu ortağı olduğu, şirketin 20.10.2010 tarihli genel kurul toplantısında beş kişiden oluşan yönetim kurulunun seçildiği, yönetim kurulunun üç üyesinin şirket ortağı olmayan kişiler arasından seçilmiş oldukları, bu kişilerin göreve başlayabilmeleri amacıyla hisse sahibi olmaları gerektiği, bu «hisse devrinin» başka bir ortak tarafından yapılmak istenmesine rağmen ...
1) Mahkemenin gerekçeli kararında, dava tarihi ve karar tarihi yanlış yazılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilebilecek «maddi hata» niteliğinde olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11764 E. , 2017/5112 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/02/2016 tarih ve 2013/278-2016/113 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.10.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ve oğullarının hissedarı olduğu ... Hizmetleri Ltd. Şti'nin %75'lik hissesini davalı ile aralarında imzalanan 21/06/2012 tarihli protokol ile 400.000,00 TL karşılığında davalıya devredildiğini, protokol gereği müvekkilinin ve diğer hissedarların ilk etapta şirket hisselerinin %50'sini devrettiğini, bunun akabinde davalının isteği doğrultusunda ...'nun kalan %25'lik hisse devri için ...
9. Noterliğinin 21/06/2012 tarih 05367 yevmiye nolu vekaletnamesi ile E'ü yetkilendirdiğini, hisse devrinin gerçekleşmesi karşılığında 250.000,00 TL'si peşin, kalan 150.000,00 TL'sini de her biri 50.000,00 TL tutarında olmak kaydıyla 3 adet bono ile ödenmesi hususunun kararlaştırıldığını, söz konusu bonoların şekli unsurlarındaki eksikliği nedeniyle davalı aleyhine vadesi gelen bono bedeli kadar ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek icra takibine itirazın iptalini, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takibe dayanak yapılan protokolün hukuken bağlayıcılığının olmadığını, protokol yapılırken davacı ve diğer hissedarlar tarafından hile ve aldatma yolu ile müvekkilinin iradesinin sakatlandığını savunarak, davanın reddini istemiş, takip konusu meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalının protokol hükümlerine göre kendisine verilen yönetim hakkını yaklaşık 1 yıl kullandığı, protokolün yürürlükte olduğu ve davalının bu protokole göre haklar elde ettiği, davalının protokolün düzenlenmesi sırasında irade fesadına uğradığına dair iddiasını kanıtlayamadığı, davacının protokol hükümleri doğrultusunda alacağının varlığını ispatladığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, icra takibinin devamına, alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.000,00 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla yapılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekilince, takip dayanağı protokol yapılırken davacı ve şirketin diğer hissedarları tarafından hile ve aldatma yoluyla davalının iradesinin sakatlandığı, şirketin olduğundan daha kârlı gösterildiği, öğrenci sayısı, şirketin mali durumu hakkında yanıltıcı beyanlarda bulunulduğu, şirketin geçmişinin ve faaliyette bulunulan binanın satılık olduğu bilgisinin gizlendiği savunulmuş, savunmalarının ispatı için tanık deliline başvurularak, tanık listesi ibraz edilmiş, tanıkların hangi hususlarda dinletileceği de bildirilmiştir. Davalı vekilinin savunmalarında geçen hususlarda tanık deliline başvurulabileceği nazara alınarak tanıkların beyanlarının alınması diğer delillerle birlikte tanık beyanlarının değerlendirilmesi oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken mahkemece tanık deliline başvurulduğu halde tanıklar dinlenilmeden yargılamanın bitirilmesi ve yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
05/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/376571000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz