Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/10773 E. 2014/15667 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esnaf↗ ticaret sicili tescili↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ ticaret sicili↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalının “... Ticaret: ...” ibaresini gerçek kişi ticaret unvanı olarak 01/09/2006 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiği, 24/03/2010 tarihinde ise bu unvanı “... : ...” şeklinde değiştirdiği, buna karşılık davacının ise 15/10/1999 tarihinde ... Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü'ne 63/23521 numara ile "... " adıyla kaydolduğu, davacının 01/08/1989 tarihinden itibaren ticari faaliyet gösterdiği, bu nedenle "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davalının ticaret unvanını tescil edildiği şekliyle değil, markasal olarak kullandığı gerekçesiyle davalının "... " ismini kullanmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, davalının kullanmış olduğu "... " isminin kaldırılmasına dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10/03/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre ve davacının 15.10.1999 tarihinde ... Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğüne ... Ticaret adıyla yaptırdığı tescilin kapsamında mobilya ve beyaz eşya satış faaliyetinin işletmenin ticari faaliyeti olarak kayıtlı bulunmamasına göre davacı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6946 E. 2014/4500 K.
Ortak:ticaret sicili tescili · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · ticaret sicili · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTicaret: ...” ibaresini gerçek kişi «ticaret unvanı» olarak 01/09/2006 tarihinde «ticaret siciline tescil» ettirdiği, 24/03/2010 tarihinde ise bu unvanı “... : ...” şeklinde değiştirdiği, buna karşılık davacının ise 15/10/1999 tarihinde ...
" ismini kullanmasının «haksız rekabet» ve «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, davalının kullanmış olduğu "...
" adıyla kaydolduğu, davacının 01/08/1989 tarihinden itibaren ticari faaliyet gösterdiği, bu nedenle "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davalının «ticaret unvanını» tescil edildiği şekliyle değil, markasal olarak kullandığı gerekçesiyle davalının "...
Benzer bu karardaB..” ibaresini gerçek kişi «ticaret unvanı» olarak 01/09/2006 tarihinde «ticaret siciline tescil» ettirdiği, 24/03/2010 tarihinde ise bu unvanı “Bağmancı Plaza: İ..
… dolduğu, davacının 01/08/1989 tarihinden itibaren ticari faaliyet gösterdiği, bu nedenle "Bağmancı" ibaresi üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davalının «ticaret unvanını» tescil edildiği şekliyle değil, markasal olarak kullandığı gerekçesiyle davalının "BAĞMANCI PLAZA" ismini kullanmasının «haksız rekabet» ve «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, davalının kullanmış olduğu "BAĞMANCI PLAZA" isminin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, “Bağmancı” ibaresinin davalı tarafça işyerinde işletme adı olarak kullanılmasının davalı adına tescilli «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturup oluşturmadığına ilişkin olup, mahkemece «uyuşmazlık konusu» “Bağmancı” ibaresi üzerinde davacının üstün hakkı bulunduğundan bahisle dava kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · tacir
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki uyuşmazlık, “Bağmancı” ibaresinin davalı tarafça işyerinde işletme adı olarak kullanılmasının davalı adına tescilli «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturup oluşturmadığına ilişkin olup, mahkemece «uyuşmazlık konusu» “Bağmancı” ibaresi üzerinde davacının üstün hakkı bulunduğundan bahisle dava kabul edilmiştir.
B..” adıyla hakiki şahıs «tacir» olarak beyaz eşya (mağazacılık) ticareti için sicile tescil yaptırdığı ve bu tarihten itibaren de mağazacılık faaliyetine devam ettiği dosyadan anlaşılmaktadır.
Plaza” adlı işyerinde kullanılan «uyuşmazlık konusu» “B...” ibaresi üzerinde davalının, mağazacılık hizmetleri açısından davacıdan önceki tarihte kullanımı suretiyle öncelik hakkı bulunduğuna göre, davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olmuş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1370 E. 2016/1236 K.
Ortak:esnaf · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaTicaret: ...” ibaresini gerçek kişi «ticaret unvanı» olarak 01/09/2006 tarihinde «ticaret siciline tescil» ettirdiği, 24/03/2010 tarihinde ise bu unvanı “... : ...” şeklinde değiştirdiği, buna karşılık davacının ise 15/10/1999 tarihinde ...
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü getirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet sözleşmesi · ticari işletme · müteselsil kefil · eş rızası · kefalet · muvafakat · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz
Benzer bu karardaŞirketi'ne 26.09.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmede «müteselsil kefil» ...'in eşinin «muvafakatı» bulunmadığı gerekçesiyle, müteselsil kefil yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü getirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6151 E. 2013/8058 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organsızlık · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · ticari defter ibrazı · sorumluluk davası · şirketin feshi · kayyım · şirket zararı · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin «ticari defterlerinin ibrazı» konusunda taraf vekillerine süre verilmesine karşın ticari defterlerin temin edilemediği ve bu suretle «bilirkişi incelemesi» yaptırılamadığı, davalı şirketin genel kurulunun toplanması amacıyla atanan «kayyımın» genel kurul çağrısına karşın genel kurul toplantısının yapılamadığı ve bu haliyle şirketin «organsız» kaldığı gerekçesiyle, davacının tazminat isteminin reddine, davacının davalı «şirketin feshine» yönelik talebinin kabulü ile davalı ...
Bu kapsamda, mahkemece, öncelikle değinilen «defterlerin» davalı şirket bünyesinde olup olmadığı davalı şirkette değilse bulundukları kişi ya da kurum tespit edilerek defterler üzerinde yapılacak «bilirkişi incelemesi» sonucunda davalı «yönetim kurulu» üyelerinin herhangi bir «şirket zararına» sebebiyet verip vermedikleri, bir kısım yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan ceza dava dosyaları ve içerikleri de incelenip, göz önünde bulundurulmak suretiyle s …
… ir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. ...- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, «yönetim kurulu» üyelerinin «görevleri» sırasındaki işlem ve eylemleri nedeniyle davalı «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasına ilişkindir.
Ancak dosya içerisine yapılan inceleme ve araştırma «sorumluluk davası» hakkında karar verilebilmesi için yeterli değildir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4679 E. 2016/4907 K.
Ortak:esnaf
Benzer bu karardaMüşterek borçlu ve «müteselsil kefil» «esnaf» olduğundan TBK'nın 584. maddesine 6455 S.Y. ile eklenmiş fıkradaki "Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek «kefaletler»" ibaresi doğrultusunda eş «rızası» aranmaz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · emredici hüküm · müteselsil kefil · eş rızası · ipotek · kefalet · ihtiyati haciz · kefil
Benzer bu karardaMüşterek borçlu ve «müteselsil kefil» «esnaf» olduğundan TBK'nın 584. maddesine 6455 S.Y. ile eklenmiş fıkradaki "Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek «kefaletler»" ibaresi doğrultusunda eş «rızası» aranmaz.
Ayrıca «kefil» yönünden «kefalete» yönelik bir «ipotek» de bulunmadığından kefil bakımından davanın kabul edilmesi gerekirken, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, gerek sözleşme tarihinin «kefil» tarafından elle yazılması ve gerekse eşin rızasının bulunması hususunun, Kefalet Sözleşmesinin kurucu ve «emredici» hükümleri olarak düzenlenmiş, olduğu, dosya kapsamında bu unsurların yerine getirildiği sabit olmadığı, Kefalet Sözleşmesinin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle, «ihtiyati haciz» isteminin reddine karar verilmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, ihtiyati haciz isteme koşulları İİK «257». maddesinde belirlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/10773 E. , 2014/15667 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/02/2013 gün ve 2011/575-2013/66 sayılı kararı bozan Daire’nin 10.03.2014 gün ve 2013/6946-2014/4500 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekili ...'nın 1999 yılından beri “...” unvanıyla mobilya beyaz eşya işi üzerine ticari faaliyette bulunduğunu, ayrıca 10/08/2010 tarihinde “...” isimli marka tescili yaptırdığını, davalının ise işyerinde “... ” ismini kullanmakta olduğunu, bu hali ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiği gibi haksız rekabet yolu ile de müvekkiline maddi ve manevi zarar verdiğini ileri sürerek müvekkilinin markasına yapılan tecavüzün tespitine ve tecavüzün men'ine, davalının markaya tecavüz yoluyla oluşturduğu haksız rekabetin tespitine ve haksız rekabetin men'ine, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının kullanmakta olduğu “... Plaza” isminin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin "..." ismini ticaret unvanı olarak 2006 yılından itibaren kendi adına tescil ettirdiğini, davacının ise 2009 yılına kadar herhangi bir mobilya işiyle uğraşmadığını, şoför olarak çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının “... Ticaret: ...” ibaresini gerçek kişi ticaret unvanı olarak 01/09/2006 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiği, 24/03/2010 tarihinde ise bu unvanı “... : ...” şeklinde değiştirdiği, buna karşılık davacının ise 15/10/1999 tarihinde ... Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü'ne 63/23521 numara ile "... " adıyla kaydolduğu, davacının 01/08/1989 tarihinden itibaren ticari faaliyet gösterdiği, bu nedenle "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu, davalının ticaret unvanını tescil edildiği şekliyle değil, markasal olarak kullandığı gerekçesiyle davalının "... " ismini kullanmasının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, davalının kullanmış olduğu "...
" isminin kaldırılmasına dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10/03/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre ve davacının 15.10.1999 tarihinde ... Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğüne ... Ticaret adıyla yaptırdığı tescilin kapsamında mobilya ve beyaz eşya satış faaliyetinin işletmenin ticari faaliyeti olarak kayıtlı bulunmamasına göre davacı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 442.maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/369204300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz