Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4453 E. 2014/7664 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil tespiti↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar, Dairemizin 11.11.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Dava, tasarım hakkına tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli pantolon tasarımlarının aynısının davalı tarafça üretildiğini, bu hususun dava öncesinde yapılan delil tespitiyle belirlendiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut delil tespiti bilirkişi raporu ve diğer belgeler itibariyle, davalı işyerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının tasarım hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde iki adet pantolon belirlenmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafça 2009 yılı içinde toplam 2833 adet pantolon üretildiği, ancak herhangi bir kod numarası verilmemesi sebebiyle hangi pantolonların davacının tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu hususunun tespit edilemediği ifade edilmiştir. Söz konusu bilirkişi raporunda, davacı tarafça talep olunan maddi tazminatın tespitinde ancak dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesinin göz önüne alınabileceği mütalaa edildiği halde, mahkemece davalı tarafça elde edilen toplam karın maddi tazminata esas alınması isabetli değildir. Bu durumda, davalı tarafça, davacı tasarımlarına tecavüz oluşturan kaç adet pantolon üretildiğinin kesin olarak belirlenemediği göz önüne alınarak, davacının maddi tazminat isteminin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi gereğince hüküm altına alınması gerekirken, davalı tarafça işyerinde elde edilen toplam karın maddi tazminat olarak dikkate alınması doğru
görülmediğinden hükmün bu yönden de bozulması gerekirken, bu hususun bozma kapsamı dışında bırakıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.11.2013 günlü, 2012/7445 Esas-2013/20195 Karar sayılı kararı (1) nolu bendinin ortadan kaldırılarak mahkeme kararının bu gerekçe itibariyle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7445 E. 2013/20195 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaSöz konusu bilirkişi raporunda, davacı tarafça talep olunan «maddi tazminatın» tespitinde ancak dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesinin göz önüne alınabileceği mütalaa edildiği halde, mahkemece davalı tarafça elde edilen toplam karın maddi tazminata esas alınması isabetli değildir.
Bu durumda, davalı tarafça, davacı tasarımlarına tecavüz oluşturan kaç adet pantolon üretildiğinin «kesin» olarak belirlenemediği göz önüne alınarak, davacının «maddi tazminat» isteminin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi gereğince hüküm altına alınması gerekirken, davalı tarafça işyerinde elde edilen toplam karın maddi tazminat ol …
Benzer bu kararda49'da ön görülen şartların da olayda oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.367,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL'sine dava tarihi olan 25/03/2010 tarihinden itibaren, 6.367,00 TL'sine ise «ıslah» tarihi olan 08/07/2011 itibariyle değişik oranlarda «avans faiz» uygulanmasına, manevi tazminata ise dava tarihinden itibaren değişik oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, tasarım hakkına tecavüzün tespiti ile men'ine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil · ıslah · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu kararda49'da ön görülen şartların da olayda oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.367,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL'sine dava tarihi olan 25/03/2010 tarihinden itibaren, 6.367,00 TL'sine ise «ıslah» tarihi olan 08/07/2011 itibariyle değişik oranlarda «avans faiz» uygulanmasına, manevi tazminata ise dava tarihinden itibaren değişik oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, tasarım hakkına tecavüzün tespiti ile men'ine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
41 vd. maddelerinde öngörülen «haksız fiil» niteliğinde olduğu, dava konusu tasarım kapsamındaki pantolonların ticaretinden davalının elde etmiş olduğu karın 7.367,00 TL olarak tespit edildiği, bu miktarın 554 sayılı KHK'nın 52/1-b hükmü uyarınca tazminat olarak talep edilebileceği, manevi tazminat istenebilmesi için BK md.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1713 E. 2021/1385 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağanüstü genel kurul · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 28.03.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan karın % 20'sinin «dağıtılmasına» ilişkin 15. gündem maddesinde alınan kararın iptaline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12344 E. 2013/11678 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · marka hakkına tecavüz · taşıyan · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının "..." ve "..." ibaresini «taşıyan» kot pantolonlarda davacının tescilli markasındaki şekilleri taklit etmek suretiyle kullandığı, bu durumun davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile markaya tecavüz ve «haksız rekabetin» tespiti ile men ve ref'i ne, önlenmesine, ürünler, bu ürünleri üretmeye yarar makine ile her türlü tanıtım materyallerinin toplatılarak imhasına, taktiren 30.000,0 …
2- Ancak, mahkemece "davacı adına tescilli markalarla «iltibas» yaratacak şekilde davalıda kot pantolon bulunduğu takdirde bu ürünler ile, bu ürünleri üretmeye yarar makine ve ürünlerin de toplatılarak imhasına" karar verilmişse de, söz konusu pantolonların imha edilmeksizin başka bir yolla da (etiketlerin ve/veya arka ceplerin sökülerek v.b.) marka hakkına tecâvüzün giderilmesi imkanının mevcut olup olmadığı, yine bu ürünlerin üretiminde kullanılan makine ve diğer ürünlerinde «münhasıran» tecavüz eylemi için imal edilip edilmediği, dolayısıyla anılan makinelerin başka bir amaçla kullanımının mümkün olup olmadığı hususlarında bilirkişi görüşü alınmak …
2 benzer karar daha
-
Markaya tecavüzün tespiti | Haksız rekabetin tespiti | Tecavüzün men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3137 E. 2023/6898 K.
Ortak:delil tespiti · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaDavacı vekili, müvekkili adına tescilli pantolon tasarımlarının aynısının davalı tarafça üretildiğini, bu hususun dava öncesinde yapılan «delil tespitiyle» belirlendiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut «delil tespiti» bilirkişi raporu ve diğer belgeler itibariyle, davalı işyerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının tasarım hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde iki adet pantolon belirlenmiştir.
Söz konusu bilirkişi raporunda, davacı tarafça talep olunan «maddi tazminatın» tespitinde ancak dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesinin göz önüne alınabileceği mütalaa edildiği halde, mahkemece davalı tarafça elde edilen toplam karın maddi tazminata esas alınması isabetli değildir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin " ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davadan önce davalı şirkete ait satış mağazasında yapılan «delil tespitinde», mağazada satılan bir kısım pantolonların fiyat etiketinde, "A. ..." ibarelerinin yer aldığının ve söz konusu pantolonların adedi 79,95 TL'den satıldığının tespit edildiğini, davalıların, müvekkili şirkete ait kumaşlardan üretilmeyen pantolonları, sözü edilen etiketleri yapıştırmak suretiyle sanki müvekkili ürünüymüş gibi satışa sunduklarını, davalıların belirtilen eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin "..." ibareli markaların sahibi olduğu, davalı şirkete ait mağazada yapılan «delil tespiti» sırasında elde edilen görsellerde, davalı şirketçe satışa sunulan pantolonların etiketlerinde, "A. ..." ve "...
… ." yazması gerekirken salt "A...." ibaresine yer verilerek tüketicinin zihninde davacı firma ile bağ kurulmasına neden olunduğu, davalıların belirtilen eylemlerinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, bunun yanında, her ne kadar davacının «şikayeti» üzerine başlatılan ceza soruşturması «takipsizlikle» sonuçlanmış olsa da bu kararının hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olmadığı, davacının, «maddi tazminatın» emsal lisans yönetimine göre hesaplanmasını talep ettiği, yargılama sürecinde alınan raporlarla, bu yöntemle talep edilebilecek tazminatın hesaplanması mümkün olmasa da markaya tecavüzün sabit olması karşısında maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci maddesi uyarınca takdir edildiği, somut olayın özelliklerine göre dava dilekçesiyle talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun olduğu, keza yine somut olayın özelliklerine göre dava dilekçesiyle talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tecavüzün tespit edildiği 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 308/b · takipsizlik kararı · şikayet · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · avans faizi · iltibas
Benzer bu kararda… ." yazması gerekirken salt "A...." ibaresine yer verilerek tüketicinin zihninde davacı firma ile bağ kurulmasına neden olunduğu, davalıların belirtilen eylemlerinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne itibar edilmediği, bunun yanında, her ne kadar davacının «şikayeti» üzerine başlatılan ceza soruşturması «takipsizlikle» sonuçlanmış olsa da bu kararının hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olmadığı, davacının, «maddi tazminatın» emsal lisans yönetimine göre hesaplanmasını talep ettiği, yargılama sürecinde alınan raporlarla, bu yöntemle talep edilebilecek tazminatın hesaplanması mümkün olmasa da markaya tecavüzün sabit olması karşısında maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci maddesi uyarınca takdir edildiği, somut olayın özelliklerine göre dava dilekçesiyle talep edilen 5.000,00 TL maddi tazminatın uygun olduğu, keza yine somut olayın özelliklerine göre dava dilekçesiyle talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tecavüzün tespit edildiği 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının «şikayeti» üzerine başlatılan ceza soruşturmasında, müvekkillerinin eylemlerinin «marka hakkına tecavüz» teşkil etmediği gerekçesiyle «takipsizlik» kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, gerek ceza soruşturmasında gerekse de yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında, müvekkillerin eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil etmediği sonucuna ulaşıldığını, Mahkemece, teknik bilgi gerektiren «iltibas» hususunda bilirkişi görüşüne itibar edilmemesinin doğru olmadığını, müvekkili şirketin davaya konu ürünleri davacıya ait kumaşlardan değil ... isimli kumaştan ürettiğini ve bu durumu da etiketlerde açıkça belirttiğini, müvekkili ürünlerinin davacıya ait ürünlerle ve markayla bir ilgisinin bulunmadığını, Mahkemece, müvekkilleri aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminat fahiş olduğu gibi tazminatları neye göre tespit edildiğine dair değerlendirme, gerekçe veyahut yasal dayanak bulunmadığını, müvekkilinin satış yapmakta olduğu mağazada, söz konusu etiketleri içeren 21 adet ürün bulunduğunu, bunların değerinin 2.«308»,95 TL olduğunu, tüm ürünlerinin değeri 2.308,95 TL olmasına rağmen 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin kabul edilemeyecek nitelikte o …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davaya konu ürünleri davacıya ait kumaşlardan değil ... isimli kumaştan ürettiğini ve bu durumu da etiketlerde açıkça belirttiğini, dolayısıyla «marka hakkına tecavüzün» söz konusu olmadığını, nitekim davacı yanın «şikayeti» üzerine başlatılan ceza soruşturmasından da bu sebeple «takipsizlik» kararı verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin " ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davadan önce davalı şirkete ait satış mağazasında yapılan «delil tespitinde», mağazada satılan bir kısım pantolonların fiyat etiketinde, "A. ..." ibarelerinin yer aldığının ve söz konusu pantolonların adedi 79,95 TL'den satıldığının tespit edildiğini, davalıların, müvekkili şirkete ait kumaşlardan üretilmeyen pantolonları, sözü edilen etiketleri yapıştırmak suretiyle sanki müvekkili ürünüymüş gibi satışa sunduklarını, davalıların belirtilen eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12387 E. 2013/14324 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz karardaSöz konusu bilirkişi raporunda, davacı tarafça talep olunan «maddi tazminatın» tespitinde ancak dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesinin göz önüne alınabileceği mütalaa edildiği halde, mahkemece davalı tarafça elde edilen toplam karın maddi tazminata esas alınması isabetli değildir.
Bu durumda, davalı tarafça, davacı tasarımlarına tecavüz oluşturan kaç adet pantolon üretildiğinin «kesin» olarak belirlenemediği göz önüne alınarak, davacının «maddi tazminat» isteminin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi gereğince hüküm altına alınması gerekirken, davalı tarafça işyerinde elde edilen toplam karın maddi tazminat ol …
Benzer bu kararda… lar üzerindeki marka kullanımları davacının markaları ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, 556 KHK 9,61 md kapsamında tecavüz ve TTK 57/5 md kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunun sabit olduğu, davacı tarafın 556 KHK 62/b maddesine kapsamında «maddi tazminat» istediği ve hesap metodu olarak 66/c md deki "«marka hakkına tecavüz» edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre" hesaplanmasını istediği ancak davacının 66/c maddesine göre hiçbir emsal sunmadığı, İTO'dan lisanslama değeri sorulmuş olup, 20.000 TL+KDV olarak cevap alındığı, ancak, İTO'nun verdiği cevabın sadece tespitteki rapora dayalı olduğu oysa lisanslama değerinin belirlenmesinde çok çeşitli etkenlerin dikkate alınmasının zorunlu bulunduğu, bilirkişi heyeti İTO'nun verdiği rakamın lisanslama bedeli olarak düşük kalacağını, daha yüksek bir bedele hükmedilmesinin uygun olacağını ifade etmiş olmasına rağmen davalının uyuşmazlığa konu markaları içerir kod pantolon ürünlerinden ne kadar ürettiği, ne kadar sattığı, ne kadar satış karı ve ne kadar net kar elde ettiğinin belirlenemediği, davalı şirketin bilanço zararı ile 2009 yılını kapattığı, belirsizlik karşısında BK 42 md. dikkate alınarak, davacının markaları için emsal değer sunmamış oluşu da gözetilerek, paranın alım gücü, davalı şirketin muhasebe kayıtlarına göre ekonomik durumu ihlal edilen hak ve ihlalin derecesi gözetilerek ve markanın lisans değerini en iyi marka sahibi bilir görüşü ile davacının dava açarken talep ettiği 10.000 TL'nin lisanslama değeri olarak kabulünün «hakkaniyet» ilkelerine uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… syası içeriğine dayandığı, bilirkişilerin lisans bedelinin 20.000 TL'den daha fazla olduğuna dair beyanlarının somut bir veriye dayanmadığı gerekçeleriyle 10.000 TL «maddi tazminatın» uygun olduğuna karar verilmiş ise de; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi için zararın belirlenememiş olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… lar üzerindeki marka kullanımları davacının markaları ile aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, 556 KHK 9,61 md kapsamında tecavüz ve TTK 57/5 md kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunun sabit olduğu, davacı tarafın 556 KHK 62/b maddesine kapsamında «maddi tazminat» istediği ve hesap metodu olarak 66/c md deki "«marka hakkına tecavüz» edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre" hesaplanmasını istediği ancak davacının 66/c maddesine göre hiçbir emsal sunmadığı, İTO'dan lisanslama değeri sorulmuş olup, 20.000 TL+KDV olarak cevap alındığı, ancak, İTO'nun verdiği cevabın sadece tespitteki rapora dayalı olduğu oysa lisanslama değerinin belirlenmesinde çok çeşitli etkenlerin dikkate alınmasının zorunlu bulunduğu, bilirkişi heyeti İTO'nun verdiği rakamın lisanslama bedeli olarak düşük kalacağını, daha yüksek bir bedele hükmedilmesinin uygun olacağını ifade etmiş olmasına rağmen davalının uyuşmazlığa konu markaları içerir kod pantolon ürünlerinden ne kadar ürettiği, ne kadar sattığı, ne kadar satış karı ve ne kadar net kar elde ettiğinin belirlenemediği, davalı şirketin bilanço zararı ile 2009 yılını kapattığı, belirsizlik karşısında BK 42 md. dikkate alınarak, davacının markaları için emsal değer sunmamış oluşu da gözetilerek, paranın alım gücü, davalı şirketin muhasebe kayıtlarına göre ekonomik durumu ihlal edilen hak ve ihlalin derecesi gözetilerek ve markanın lisans değerini en iyi marka sahibi bilir görüşü ile davacının dava açarken talep ettiği 10.000 TL'nin lisanslama değeri olarak kabulünün «hakkaniyet» ilkelerine uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava davacıya ait tescilli markalara tecavüzün ve «haksız rekabetin» tespiti, men'i ve 556 sayılı KHK'nın 66/c maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4453 E. , 2014/7664 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/03/2012 gün ve 2010/76-2012/39 sayılı kararı bozan Daire’nin 11/11/2013 gün ve 2012/7445-2013/20195 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, 2008/06235 sayı ile müvekkili adına tescilli pantolon tasarımlarının aynısını ürettiğini, bu şekilde fikri ve sınai hakları ihlal ettiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 08.07.2012 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini ıslah ederek 7.367,00 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar, Dairemizin 11.11.2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Dava, tasarım hakkına tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli pantolon tasarımlarının aynısının davalı tarafça üretildiğini, bu hususun dava öncesinde yapılan delil tespitiyle belirlendiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut delil tespiti bilirkişi raporu ve diğer belgeler itibariyle, davalı işyerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının tasarım hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde iki adet pantolon belirlenmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafça 2009 yılı içinde toplam 2833 adet pantolon üretildiği, ancak herhangi bir kod numarası verilmemesi sebebiyle hangi pantolonların davacının tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu hususunun tespit edilemediği ifade edilmiştir. Söz konusu bilirkişi raporunda, davacı tarafça talep olunan maddi tazminatın tespitinde ancak dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesinin göz önüne alınabileceği mütalaa edildiği halde, mahkemece davalı tarafça elde edilen toplam karın maddi tazminata esas alınması isabetli değildir.
Bu durumda, davalı tarafça, davacı tasarımlarına tecavüz oluşturan kaç adet pantolon üretildiğinin kesin olarak belirlenemediği göz önüne alınarak, davacının maddi tazminat isteminin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi gereğince hüküm altına alınması gerekirken, davalı tarafça işyerinde elde edilen toplam karın maddi tazminat olarak dikkate alınması doğru
görülmediğinden hükmün bu yönden de bozulması gerekirken, bu hususun bozma kapsamı dışında bırakıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.11.2013 günlü, 2012/7445 Esas-2013/20195 Karar sayılı kararı (1) nolu bendinin ortadan kaldırılarak mahkeme kararının bu gerekçe itibariyle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.11.2013 günlü, 2012/7445 Esas-2013/20195 Karar sayılı ilamının (1) numaralı bendinin kaldırılarak mahkeme kararının açıklanan bu gerekçe itibariyle de davalı yararına BOZULMASINA, bu hususun Dairemizin 11.11.2013 gün ve 2012/7445 Esas, 2013/20195 Karar sayılı kararının 4. bendi olarak eklenmesine, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 18.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/364664700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz