Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4469 E. 2017/3246 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi tahsis ücreti↗ genel işlem koşulları↗ genel işlem koşulu↗ ticari kredi↗ tasdik kararı↗ tbk 99↗ komisyon↗ taşıyıcı↗ istirdat↗ ıslah↗ dosya masrafı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, genel işlem koşulları çerçevesinde davacıdan komisyon tahsilatı yapıldığının sabit olduğu, genel işlem koşullarının davacı tarafça yeterince incelenip değerlendirildiğini davalı bankanın ispat edemediği, davacıya davalı banka tarafından 27/12/2011 tarihinde kullandırılan 500.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında 3.650,00 TL masraf ve komisyon ücreti, 23/02/2012 tarihinde kullandırılan 30.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında 945,00 TL dosya masrafı, 14/08/2012 tarihinde kullandırılan 10.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında 630,00 TL dosya masrafı ve 27/10/2014 tarihinde kullandırılan 71.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında ise 100,00 TL kredi tahsis ücreti bedellerinden oluşan toplam 5.325,00 TL alındığı, bu hususun sunulan belgelerden açıkça anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.325,00 TL'nin, 1.000,00 TL'lik kısmı yönünden dava tarihinden, bakiye kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
./..
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Banka tarafından tahsil edilen masrafların istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmelerde masrafların alınacağına ilişkin hükümlerin genel işlem koşulu mahiyetinde bulunduğu ve bu nedenle hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında tanzim edilen dört adet sözleşmenin hiçbiri dosya içinde bulunmamaktadır.
Davacının beyanına göre, sözleşmeler 27.12.2011, 23.02.2012, 14.08.2012 ve 27.10.2014 tarihlerinde akdedilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda ilk iki sözleşmenin akdedildiği tarihte 6098 sayılı yürürlükte olmadığından, bu yasa hükümlerine dayalı olarak sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca, 6098 sayılı Kanun döneminde yapılan diğer iki sözleşme dosya içinde bulunmadığından bu sözleşmenin hükümleri, taraflarca ne suretle imzalandığı ve sözleşmenin genel işlem koşulu taşıyıp taşımadığı sözleşmeler incelenmeden anlaşılamayacaktır. Bu durumda, mahkemece öncelikle tüm sözleşmelerin tasdikli birer suretleri getirtilerek inceleme yapılması, 6098 sayılı Kanun öncesi dönemde hazırlanan sözleşmeler için genel işlem koşulu iddia edilemeyeceğinin gözetilmesi, sözleşmede bu masrafların ne miktarda olacağına dair hüküm bulunması halinde sözleşmenin davacıyı bağlayacağının kabul edilmesi, bulunmaması halinde ise aynı kredilere diğer bankaların tahsil ettiği masraflar gözetilerek değerlendirme yapılması ve 6098 sayılı TBK döneminde yapılan sözleşmelerde sözleşmelerin aslı getirtilerek TBK 24 vd. maddeleri gereğince inceleme yapılması gerekirken eksik ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9904 E. 2018/1806 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14427 E. 2010/203 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet · eksik inceleme · vekalet ücreti · ibraz
Benzer bu karardaOysa, mahkemece, banka tarafından davacının hesabından kredinin tahsil edildiği yönündeki iddia üzerinde durularak, buna ilişkin davacı delillerinin «ibrazının» sağlanmak suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Somut olayda, davacı kooperatif vekili, davalının sahte belgeler ile müvekkili kooperatife üye olduğunu, kooperatifin «kefaleti» ile davalıya düşük faizli kredi kullandırıldığını, ancak daha sonra üyelik şartlarını taşımadığının anlaşılması üzerine banka tarafından yüksek faizli olarak kredi …
… fenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmiş olup, buna göre mahkemece maddi ve manevi tazminatın reddi nedeniyle davalı yararına hükmedilen «vekalet ücretinin» 1058 YTL olması gerekirken 5.472 YTL’ye hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9727 E. 2016/6750 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · haksız fiil sorumluluğu · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · haksız fiil
Benzer bu karardaBu durumda hükmedilen faiz türü bozma kapsamı dışında bırakılmakla ilk kararda hüküm altına alınan ticari faizle tahsil yönünden davacı yararına «usuli kazanılmış hak» oluştuğundan «bozma sonrası» verilen hükümde alacağın ticari faiziyle tahsiline karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, alacağın yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi hatalı olup bozmayı …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı doğrultusunda «haksız fiil sorumluluğundan» dolayı davacının uğramış olduğu zararlarının tespitinde icradaki satım tarihi itibariyle, taşınmazın mevcut özellikleri ve durumuna göre serbest piyasa koşullarınd …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4469 E. , 2017/3246 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 02/10/2015 tarih ve 2015/945-2015/1403 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle kendisinden haksız olarak komisyon, dosya masrafı, erken kapama ücreti adı altında kesintiler yapıldığını, yapılan kesintilerin haksız olduğunu ve emsal banka uygulamalarıyla uyuşmadığını ileri sürerek şimdilik 1.000 TL’nin ticari avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankaca tahsil edilen kredi masraf ve komisyonlarının bankacılık faaliyetinin sürdürülebilmesi için yasal ve aynı zamanda zorunlu olduğunu, alınan komisyon ve masrafların müşteri ile müzakere edildiğini, şikayete konu talebin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, genel işlem koşulları çerçevesinde davacıdan komisyon tahsilatı yapıldığının sabit olduğu, genel işlem koşullarının davacı tarafça yeterince incelenip değerlendirildiğini davalı bankanın ispat edemediği, davacıya davalı banka tarafından 27/12/2011 tarihinde kullandırılan 500.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında 3.650,00 TL masraf ve komisyon ücreti, 23/02/2012 tarihinde kullandırılan 30.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında 945,00 TL dosya masrafı, 14/08/2012 tarihinde kullandırılan 10.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında 630,00 TL dosya masrafı ve 27/10/2014 tarihinde kullandırılan 71.000,00 TL meblağlı sabit faizli ticari kredi kapsamında ise 100,00 TL kredi tahsis ücreti bedellerinden oluşan toplam 5.325,00 TL alındığı, bu hususun sunulan belgelerden açıkça anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.325,00 TL'nin, 1.000,00 TL'lik kısmı yönünden dava tarihinden, bakiye kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
./..
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Banka tarafından tahsil edilen masrafların istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmelerde masrafların alınacağına ilişkin hükümlerin genel işlem koşulu mahiyetinde bulunduğu ve bu nedenle hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında tanzim edilen dört adet sözleşmenin hiçbiri dosya içinde bulunmamaktadır.
Davacının beyanına göre, sözleşmeler 27.12.2011, 23.02.2012, 14.08.2012 ve 27.10.2014 tarihlerinde akdedilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda ilk iki sözleşmenin akdedildiği tarihte 6098 sayılı yürürlükte olmadığından, bu yasa hükümlerine dayalı olarak sözleşme hükümlerinin yazılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca, 6098 sayılı Kanun döneminde yapılan diğer iki sözleşme dosya içinde bulunmadığından bu sözleşmenin hükümleri, taraflarca ne suretle imzalandığı ve sözleşmenin genel işlem koşulu taşıyıp taşımadığı sözleşmeler incelenmeden anlaşılamayacaktır. Bu durumda, mahkemece öncelikle tüm sözleşmelerin tasdikli birer suretleri getirtilerek inceleme yapılması, 6098 sayılı Kanun öncesi dönemde hazırlanan sözleşmeler için genel işlem koşulu iddia edilemeyeceğinin gözetilmesi, sözleşmede bu masrafların ne miktarda olacağına dair hüküm bulunması halinde sözleşmenin davacıyı bağlayacağının kabul edilmesi, bulunmaması halinde ise aynı kredilere diğer bankaların tahsil ettiği masraflar gözetilerek değerlendirme yapılması ve 6098 sayılı TBK döneminde yapılan sözleşmelerde sözleşmelerin aslı getirtilerek TBK 24 vd.
maddeleri gereğince inceleme yapılması gerekirken eksik ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 31/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359755400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz