6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket ortağının rekabet yasağı ve haksız rekabet iddiasının ispatı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2020/1006 E. 2023/666 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağının rekabet yasağına tabi olması, şirket esas sözleşmesinde bu yönde bir hüküm bulunmasına bağlıdır (TTK 613); esas sözleşmede öngörülmemişse ortak için rekabet yasağı doğmaz. TTK 626 kapsamındaki rekabet yasağı ise sadece şirket müdür ve yöneticilerini kapsar, müdür sıfatı taşımayan ortağa uygulanmaz. Çalışanların işten ayrılıp aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olması, tek başına haksız rekabet teşkil etmez; haksız rekabetin varlığı için ticari sır ve müşteri portföyünün somut olarak nasıl kullanıldığının ispatı gerekir, salt müşterilerin ilişki değiştirmesi yeterli değildir. Ayrıca haksız rekabet nedenine dayalı tazminat davasını açma hakkı haksız eyleme maruz kalan şirkete ait olup, şirket ortağının bu davayı kendi adına açma hakkı (aktif husumet ehliyeti) bulunmamaktadır.

Ele alınan sorunlar

Şirket ortağının haksız rekabet davasında aktif husumet ehliyeti → ret

Gerekçe: Haksız rekabet nedenine dayalı davada dava açma hakkı haksız eyleme maruz kalan şirkete aittir; şirket ortağının bu davayı kendi adına açma hakkı bulunmadığından, davacı ortağın aktif husumet ehliyeti yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ortağın rekabet yasağına (TTK 613) aykırılık iddiası → ret

İddia: Davalı ortağın, ortaklık ilişkisi devam ederken aynı faaliyet konusunda şirket kurmasının TTK 613 uyarınca rekabet yasağına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK 613 uyarınca ortakların rekabet yasağına tabi olması şirket sözleşmesinde bu yönde bir hüküm bulunmasına bağlıdır; davacı şirketin esas sözleşmesinde ortağa rekabet yasağı öngörülmediğinden, davalı ortak için TTK 613 kapsamında bir rekabet yasağı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Müdür sıfatı bulunmayan ortak için TTK 626 uygulanabilirliği → ret

İddia: TTK 626. maddesi gereğince davalının müvekkil şirketin yoksun kaldığı karı dahil zararını tazmin etmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK 626. madde şirket müdür ve yöneticileri için getirilmiş bir düzenlemedir; davalı şirket müdürü sıfatını taşımadığından bu madde kapsamında rekabet yasağına tabi değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çalışanların işten ayrılıp rakip şirkete ortak olmasının haksız rekabet sayılıp sayılmayacağı → ret

İddia: Davacı şirketin eski çalışanlarının, iş sözleşmeleri devam ederken şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının haksız eylem teşkil ettiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Çalışanların şirketten fiilen ayrılmalarının, aralarında darp olayı bulunan bir olay sonrası gerçekleştiği anlaşılmakta olup, işçinin işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olması başlı başına haksız rekabet teşkil etmez. Çalışanların iş sözleşmelerinde rekabet yasağı bulunmadığı ve haksız rekabet sayılabilecek somut bir eylemde bulundukları ispatlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Müşteri portföyünün ve ticari sırların haksız kullanımı iddiasının ispatı → ret

İddia: Davalıların, davacı şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak müşterileri ele geçirdikleri ve bu sebeple müşterilerin davacı ile iş ilişkisini sonlandırdığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Davacı tarafından davalıların şirket ile ilişkilerinin kalmadığı müşterilere bildirilmiş olup, bir kısım müşterinin davacı ile iş ilişkisini sonlandırarak davalı şirket ile çalışmaya başladığı anlaşılmakla birlikte, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle bu müşterilerin ayrıldığı kanıtlanamamıştır. Kullanılan ticari sırların neler olduğu ve müşteri portföyünün ticari ilişki kurulması sırasında nasıl kullanıldığının ispatı gerekir; salt davacı tarafın müşterileri ile ticari ilişki kurulması haksız rekabete sebep olmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket ortağının ve müdürünün rekabet yasağı kapsamının (TTK 613 ve 626) esas sözleşme hükmüne ve müdürlük sıfatına bağlı olduğu, çalışanın işten ayrılıp rakip şirkete ortak olmasının başlı başına haksız rekabet oluşturmadığı ve haksız rekabet nedenine dayalı davada dava açma hakkının şirkete ait olup ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönündeki tespitler bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif husumet ehliyeti (şirket ortağının haksız rekabet davasında dava açma hakkının bulunmaması)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet limited şirket ortağının rekabet yasağı (TTK 613) müdürün rekabet yasağı (TTK 626) aktif husumet ehliyeti ticari sır müşteri portföyü ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 613TTK 626TTK 626/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2020/1006

KARAR NO 2023/666

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/01/2019

NUMARASI 2015/72 Esas - 2019/73 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili, davalı ...'ın, davacı şirketin eski ortağı olup; davalının davacı şirket ile aynı faaliyet konu ve alanında davalı şirketi kurduğunu, davalı ...'ın davacı şirkette senelerdir çalışan diğer davalıları yanına aldığını , davalılar müvekkilinin ticari sırlarını ve müşteri portföyünü kullandıklarını , aynı faaliyet konusuna sahip olmakla kalmayıp, davacı şirkete çok yakın bir yerde konumlandığını, bu durum davalıların müvekkili şirketin namını kullanarak mevcut müşterileri yakın bir adres olan davalı şirkete çekme çabalarının bir ürünü olduğunu,davalı şirketin  müvekkili şirket ile haksız rekabete girdiğini, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde,davalının ortaklık ilişkisi devam ettiği sırada şirketi kurduğundan eylemin haksız olduğunu;limited şirket ortaklarının bağlılık yükümlülüğü olduğunu,  diğer davalı gerçek kişilerin ise iş sözleşmesi devam ederken davalı şirkete ortak olduklarını, müvekkili şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmaları;kanuna ve iyiniyete aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin şirket müşterileri olan ...

Tic. A.Ş., ...Ltd. Şti., ...Satış Paz. A.Ş., ...Ltd. Şti., ...San. Ve Tic. A.Ş.'nin davacı şirket ile iş ilişkisine son verdiğini, müvekkillerinin büyük zarara uğradığını, müvekkilinin yoksun kaldığı karın tespit edilemediği taktirde şimdilik 10.000-TL maddi tazminat talep ettiklerini, ... ile birlikte ortaklık ilişkisini  yürüten müvekkilinin, haksız eylemler nedeniyle üzüldüğünü,manevi çöküş yaşadığını belirterek davalıların haksız rekabetinin tesbiti ile davacı şirket adına 10.000-TL maddi ve  20.000-TL manevi tazminat ve davacı ... adına 10.000-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, Davacı ...'ün aktif dava ehliyeti, davalı şirketin ise pasif husumet ehliyeti olmadığını, davanın sadece davalı ...'a karşı açılabileceğini, davalılar ... ve ...'in ise davacı şirkete iş akdi ile bağlı olmaları nedeniyle TTK 613 ve 626 uyarınca bu kişilere karşı husumet yokluğu nedeni ile dava açılamayacağını,  14/01/2014 tarihinde çıkan kavgada davacı ...'ün ve kardeşi ...'ın davalı ...'ı darp ettiğini, kavgayı ayırmaya çalışan diğer davalıların da tartaklanarak iş yerinden zorla çıkarıldığını, bu olaya ilişkin olarak İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinde 2014/805 E. Sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, davacı ...'in 14/01/2014 gecesi müşterilerine davalı gerçek kişiler ile davacı şirketin bağının kesildiğini, bu kişilerin görevlerine son verildiğine ilişkin mail attığını, davalı ...'ın davacı şirketin müdürü olmadığını,  ana sözleşmede rekabet yasağı öngörülmediğini,  diğer davalı gerçek kişilerin eyleminin ise çalışma hürriyeti kapsamında kaldığını, davacının dilekçesinde bahsedilen müşterilerin kendi istekleri ile davalı ile çalıştığını, manevi tazminat talebinin ise yersiz ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek davanın  reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece,  davacı şirketin eski çalışanları olan davalıların davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmalarının ve ortak olmalarının başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği,  davacının davalı şirkete geçen çalışanlarının, davacı şirket ile iş sözleşmeleri devam ederken, davacı şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının haksız eylem teşkil ettiğini iddia etmiş ise de, bu iddialarını ispat edemediğini, yine davalıların, kullandığı ticari sırların neler olduğu ve davacı tarafın müşteri portföyündeki müşterilerle ticari ilişki kurulması sırasında bunların nasıl ve ne şekilde kullanıldığının ispatı gerektiği, salt davacı tarafın müşterileri ile ticari ilişki kurması haksız rekabete sebep olmayacağı, davalılardan ...'ın davacı şirkette 5.000-TL değerinde payı olduğu, davacının iddia ettiği haksız rekabet iddialarının sübut olmadığı, ayrıca davalının rekabet yasağına tabi olduğunu gösterir bir belgenin veya delilin dosyaya sunulmadığı, Davacı ...'ün şirket ortağı olup tazminatın kendisine ödenmesini istediğinden, açılan davada aktif husumet ehliyetinin bulunmamasından dolayı  davanın bu yönden usulden reddine, Davacı şirketin  maddi  ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacılar vekili, Davalı TTK nın 613. Maddesinde belirtilen emredici hükümlere aykırı davranışlarda bulunarak müşterilerini kaybeden müvekkil şirketin zararının halen devam ettiğini, müvekkil şirketin eski çalışanları olan ... ve ...’nun; müvekkil şirket ile iş sözleşmeleri devam ederken müvekkil şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının;kanuna ve iyiniyete aykırı haksız eylem teşkil ettiğini,  TTK nın 626. Maddesi gereğince davalıların müvekkil şirketin yoksun kaldığı karı dahil zararını tazmin etmeleri gerektiğini, davalıların kasten gerçekleştirdikleri eylemleri nedeniyle ayrıca BK madde 49 gereği davalılardan manevi tazminat talebi bulunduğunu, maddi-manevi zararın ve yoksun kalınan karın tazmini zorunlu bir hal almışken bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ve haksız rekabetin kaynağı bizzat yasa olmasına rağmen belge sunulmadığı gerekçesi ile  davanın reddinın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Açılan dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Limited şirketlerde ortağın rekabet yasağı TTK 613.madde düzenlenmiş olup Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir. Müdürler yönünden ise TTK 626/2 maddesi çerçevesinde  Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Davacılar tarafından,davalı ...'ın davacı şirket ortağı olarak şirketle rekabet edecek iş ve davranışlarda bulunduğu, aynı sektör ve konumda yeni bir şirket kurduğu için  TTK 613 ve 626.maddelerine aykırılık nedeni ile , ayrıca çalışanları ayartarak iş akdinin feshi ile yeni şirkete ortak olmalarını sağladığı ve davacı şirketin müşteri portföyü kullanılarak müşterilerin ele geçirildiği ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.

Davacı şirketin 05.11.2007 tarihinde kurulduğu, şirket müdürünün Davacı ... olduğu, Davalı şirketin ise  davalılar tarafından 23.01.2014 tarihinde kurulduğu ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.Davacı şirkete yöneltilen haksız rekabet nedenine dayalı davada davacı şirket ortağının dava açma hakkı bulunmadığı,dava hakkı haksız eyleme maruz kalan şirkete ait olduğundan davacı ortak ...'nün aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine  karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/805 esas sayılı dosyası kapsamında  14.01.2014 tarihinde Davacı  ... ile davalı ... arasında çıkan kavgada davalının davacının kardeşi tarafından  darp edilmesi nedeniyle şirketten  o tarihte şirket çalışanı olan ...

ve ...'nun da işten ayrıldığı anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan maillere göre Davacı tarafından davalıların şirket ile ilişkilerinin kalmadığı  müşterilere de bildirilmiştir. İşlerini  davalılar ile yürüten bir kısım davacı şirket müşterilerinin  davacı şirket ile iş ilişkilerini sonlandırarak davalı şirket ile çalışmaya başladıkları belirlenmiştir. Davacılar tarafından Davalı ...'ın davacı şirket ortaklığından ayrılmadan aynı faaliyet kolunda başka bir şirket kurduğu ve rekabet yasağına aykırı davranarak haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeni ile zarar gördükleri iddia edilmiş ise de TTK 613.madde uyarınca şirket esas sözleşmesinde ortağa rekabet yasağı öngörülmemiştir.TTK 626.maddesi şirket müdür ve yöneticileri için getirilmiş bir düzenleme olup ...

şirket müdürü değildir.Bu nedenle rekabet yasağı bulunmamaktadır.Davacı şirketten meydana gelen darp olayı nedeniyle  fiilen ayrıldıktan sonra davalı şirketi kendisi ile birlikte işten ayrılan çalışanlar ile birlikte kurduğu, bu eylemin başlıbaşına haksız rekabet teşkil etmediği sonucuna varılmaktadır.Birtakım müşterilerin davacı ile iş ilişkisini sonlandırdığı anlaşılmakta ise de davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle ayrıldıkları  ise kanıtlanamamıştır. Ayrıca davacı şirket çalışanları davalılar ... ve ...’nun; iş sözleşmelerinde rekabet yasağı bulunmadığı,haksız rekabet sayılabilecek bir eylemde  bulundukları ileri sürülüp kanıtlanamamıştır. İşçinin işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir  şirkete ortak olması haksız rekabet teşkil etmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, davalıların davacı şirkete karşı haksız rekabet eylemleri kanıtlanamadığı  ,davacı ...'ün aktif husumet ehliyeti olmadığından reddine ilişkin hükme yönelik istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 179,90-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 125,50-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,  Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2023

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358631 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4011 E. 2024/6051 K. · Onandı

Ortağın rekabet yasağı: esas sözleşmede yoksa yasak yoktur

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağı, esas sözleşmede rekabet yasağı öngörülmedikçe ve şirket müdürü sıfatını taşımadıkça rekabet yasağına tabi değildir; iş sözleşmesinde rekabet yasağı bulunmayan çalışanların ayrılıp aynı sektörde başka bir şirkete ortak olmaları ve bir kısım müşterinin bu şirkete geçmesi, kullanıldığı ileri sürülen ticari sırların neler olduğu ve ne şekilde kullanıldığı ispatlanmadıkça haksız rekabet oluşturmaz. Şirkete yöneltilen haksız rekabet nedeniyle dava hakkı şirkete ait olduğundan, ortağın kendi adına açtığı davada aktif husumet ehliyeti bulunmaz.

Emsal değeri

Limited şirket ortağının rekabet yasağının esas sözleşme şartına bağlı olması, 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin yalnız müdür ve yöneticilere uygulanması ve şirkete yönelik haksız rekabette ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunmaması yönlerinden emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bu tespitler bağlayıcı içtihat niteliğindedir.

Kavramlar: haksız rekabet rekabet yasağı aktif husumet ehliyeti ticari sır müşteri portföyü ispat yükü limited şirket ortağı şirket müdürü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/4011 E.  ,  2024/6051 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1006 Esas, 2023/666 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2015/72 E., 2019/73 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, maddi manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı şirket yönünden davanın esastan reddine, davacı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın davacı şirketin eski ortağı olduğunu, davacı şirket ile aynı faaliyet konu ve alanında davalı şirketi kurduğunu, müvekkil şirkette senelerdir çalışan diğer davalıları da yanına aldığını, müvekkilinin ticari sırlarını ve müşteri portföyünü kullandıklarını, aynı faaliyet konusuna sahip olduklarını, müvekkil şirkete çok yakın bir yerde konumlandığını, bu durumun davalıların müvekkili şirketin namını kullanarak mevcut müşterileri yakın bir adres olan davalı şirkete çekme çabalarının bir ürünü olduğunu, haksız rekabete girdiklerini, ortaklık ilişkisi devam ettiği sırada şirketi kurduğundan eylemin haksız olduğunu,limited şirket ortaklarının bağlılık yükümlülüğü olduğunu, diğer davalı gerçek kişilerin ise iş sözleşmesi devam ederken davalı şirkete ortak olduklarını, müvekkili şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının kanuna ve iyiniyete aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin şirket müşterilerin müvekkil şirket ile iş ilişkisine son verdiğini, müvekkillerinin büyük zarara uğradığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminat, davacı ...

adına 10.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ün aktif dava ehliyeti, davalı şirketin ise pasif husumet ehliyeti olmadığını, davanın sadece davalı ...'a karşı açılabileceğini, davalılar ... ve ...'in ise davacı şirkete iş akdi ile bağlı olmaları nedeniyle bu kişilere karşı husumet yokluğu nedeni ile dava açılamayacağını, çıkan kavgada davacı ...'ün ve kardeşi ...'ın davalı ...'ı darp ettiğini, kavgayı ayırmaya çalışan diğer davalıların da tartaklanarak iş yerinden zorla çıkarıldığını, bu olaya ilişkin olarak İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinde 2014/805 E. sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, davacı ...'in olay gecesi müşterilerine davalı gerçek kişiler ile davacı şirketin bağının kesildiğini, bu kişilerin görevlerine son verildiğine ilişkin mail attığını, davalı ...'ın davacı şirketin müdürü olmadığını, ana sözleşmede rekabet yasağı öngörülmediğini, diğer davalı gerçek kişilerin eyleminin ise çalışma hürriyeti kapsamında kaldığını, davacının dilekçesinde bahsedilen müşterilerin kendi istekleri ile davalı ile çalıştığını, manevi tazminat talebinin ise yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin eski çalışanları olan davalıların davacı şirketten ayrılarak davalı şirkette çalışmalarının ve ortak olmalarının başlı başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davacının davalı şirkete geçen çalışanlarının, davacı şirket ile iş sözleşmeleri devam ederken, davacı şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının haksız ... teşkil ettiğini iddia etmiş ise de, bu iddialarını ispat edemediğini, yine davalıların, kullandığı ticari sırların neler olduğu ve davacı tarafın müşteri portföyündeki müşterilerle ticari ilişki kurulması sırasında bunların nasıl ve ne şekilde kullanıldığının ispatı gerektiği, salt davacı tarafın müşterileri ile ticari ilişki kurması haksız rekabete sebep olmayacağı,davalı gerçek kişilerin davacı şirketin faaliyetlerini bilmesi ve faaliyet alanında bilgi sahibi olması, bu konuda çevre edinmesi, davalı gerçek kişilerin edindiği bu bilgi, tecrübelerini kullanmasınında kendi geleceği açısından gerekli olduğu, davalıların kendilerine iş kurması ve bu alanda faaliyet göstermesi de haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davalılardan ...'ın davacı şirkette 5.000,00 TL değerinde payı olduğu, davacının iddia ettiği haksız rekabet iddialarının sübut olmadığı, ayrıca davalının rekabet yasağına tabi olduğunu gösterir bir belgenin veya delilin dosyaya sunulmadığı, davacı ...

...'ün şirket ortağı olup tazminatın kendisine ödenmesini istediğinden, açılan davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın davacı şirket in maddi ve manevi tazminat talebi yönünden esastan reddine, davacı ...'ün manevi tazminat talebi yönünden aktif husumet yokluğundan esastan reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 613 üncü maddesinde belirtilen emredici hükümlere aykırı davranışlarda bulunarak müşterilerini kaybeden müvekkil şirketin zararının halen devam ettiğini, müvekkil şirketin eski çalışanları olan ... ve ...’nun; müvekkil şirket ile iş sözleşmeleri devam ederken müvekkil şirketin ticari sır ve müşteri portföyünü kullanarak yeni bir şirkete ortak olmalarının;kanuna ve iyiniyete aykırı haksız ... teşkil ettiğini, 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesi gereğince davalıların müvekkil şirketin yoksun kaldığı karı dahil zararını tazmin etmeleri gerektiğini, davalıların kasten gerçekleştirdikleri eylemleri nedeniyle ayrıca BK madde 49 gereği davalılardan manevi tazminat talebi bulunduğunu, maddi-manevi zararın ve yoksun kalınan karın tazmini zorunlu bir hal almışken bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan ve haksız rekabetin kaynağı bizzat yasa olmasına rağmen belge sunulmadığı gerekçesi ile davanın reddinın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin 05.11.2007 tarihinde kurulduğu, şirket müdürünün davacı ... olduğu, davalı şirketin ise davalılar tarafından 23.01.2014 tarihinde kurulduğunun ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, şirkete yöneltilen haksız rekabet nedenine dayalı davada davacı şirket ortağının dava açma hakkı bulunmadığı, dava hakkı haksız eyleme maruz kalan şirkete ait olduğundan davacı ortak ... Göşgün'nün aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/805 E. sayılı dosyası kapsamında 14.01.2014 tarihinde davacı ... ile davalı ... arasında çıkan kavgada davalının davacının kardeşi tarafından darp edilmesi nedeniyle şirketten o tarihte şirket çalışanı olan ...

ve ...'nun da işten ayrıldığı, dosyaya sunulan maillere göre davacı tarafından davalıların şirket ile ilişkilerinin kalmadığının müşterilere de bildirildiği, işlerini davalılar ile yürüten bir kısım davacı şirket müşterilerinin davacı şirket ile iş ilişkilerini sonlandırarak davalı şirket ile çalışmaya başladıklarının belirlendiği, davacılar tarafından davalı ...'ın davacı şirket ortaklığından ayrılmadan aynı faaliyet kolunda başka bir şirket kurduğu ve rekabet yasağına aykırı davranarak haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeni ile zarar gördükleri iddia edilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesi uyarınca şirket esas sözleşmesinde ortağa rekabet yasağı öngörülmediği, anılan Kanun'un 626 ncı maddesi şirket müdür ve yöneticileri için getirilmiş bir düzenleme olup ...'ın şirket müdürü olmadığı, bu nedenle rekabet yasağı bulunmadığı, davacı şirketten meydana gelen darp olayı nedeniyle fiilen ayrıldıktan sonra davalı şirketi kendisi ile birlikte işten ayrılan çalışanlar ile birlikte kurduğu, bu eylemin başlıbaşına haksız rekabet teşkil etmediği, birtakım müşterilerin davacı ile iş ilişkisini sonlandırdığı anlaşılmakta ise de davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle ayrıldıklarının kanıtlanamadığı, davacı şirket çalışanları davalılar ...

ve ...’nun iş sözleşmelerinde rekabet yasağı bulunmadığı,haksız rekabet sayılabilecek bir eylemde bulundukları ileri sürüldüğü ancak kanıtlanamadığı, işçinin işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkete ortak olmasının haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 613, 626 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.