6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/7 E. 2017/4 K. ·

Genel kurul kararının iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

İlgili mesele: ◆ İbra oylamasında YK üyelerinin oydan yoksunluğu

Gerekçe özeti

TTK 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri, kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasına da katılamazlar. Bu üyelerin birbirlerinin ibra oylamasına katılıp olumlu oy vermeleri suretiyle alınan ibra kararında, bu oylar dikkate alınamaz; geriye kalan oylarla ibra gerçekleşmemişse ibra kararı iptal edilir.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibra oylamasında oy kullanmasının ibra kararına etkisi → ret

İddia: Davalı vekili, TTK 436/2'nin dar kalıpla yorumlanmaması gerektiğini, kanunun yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanamayacağını düzenlediğini, şirketin dört ortağından ikisinin yönetim kurulunda bulunması nedeniyle bu üyelerin birbirlerinin ibrasına oy vermelerinin engellenmesi halinde yönetim kurulunun hiçbir zaman ibra edilemeyeceğini, bu nedenle iptal kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 436/2 nci madde hükmüne göre yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değildir. Somut olayda yönetim kurulu üyeleri kendi ibra oylamalarında oy kullanmamış olsalar da, birbirlerinin ibra oylamasına katılmış ve olumlu oy kullanmışlardır; ibra kararı bu oylarla alınmıştır. TTK'nın 436 ncı madde hükmü buyurucu niteliktedir; bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler. İbra oylamasına katılan %70 oy yönetim kuruluna ait olup oylamada dikkate alınamayacağından, paydaşın çekimser oyu düşülerek geriye kalan davacının olumsuz oyu ile ibranın gerçekleşmediği açıktır; bu nedenle mevcut yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın yok hükmünde olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yönetim kurulu üyelerinin, kendi ibralarında oy kullanmasalar da birbirlerinin ibra oylamasına katılıp oy kullanmalarının TTK 436/2'ye aykırı olduğu ve bu oyların dikkate alınmadan ibranın gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği yönündeki tespit, benzer çok ortaklı/çok yönetim kurulu üyeli şirketlerdeki ibra oylamaları için ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin ibrası oy hakkı yasağı genel kurul kararının iptali buyurucu hüküm

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 436/2TTK 436

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

(6102 S. K. m. 436)

Taraflar arasında görülen dava neticesinde; davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinafı üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, 31.03.2015 tarihinde 2013-2014 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısı yapıldığını, toplantıda hükümet komiseri bulunmadığını, hükümet komiserinin olmadığı bir toplantının yok hükmünde olduğunu, yapılan toplantıya katılarak olumsuz oy kullandığını, taleplerinin ve muhalefet şerhlerinin divan başkanı tarafından tutanağa işlenmediğini, haklarını kullanmasının engellendiğini, toplantıda alınan kararlardan 3. maddede yer alan Yönetim Kurulu Faaliyet Raporlarının, bilanço ve gelir tablosu hesaplarının müzakeresi ve tasdikine ilişkin kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyete aykırı olduğunu, kararda, her ne kadar yönetim kurulu faaliyet raporlarından bahsedilmekte ise de, genel kurul öncesinde paydaşların incelemesine sunulan ve genel kurulda müzakere edilen bir yönetim kurulu faaliyet raporunun olmadığını, bununla birlikte faaliyet raporlarını, bilançoları ve finansal tabloları inceleyeceğini ve ondan sonra genel kurul yapılmasını, bu konulardaki müzakerenin ertelenmesini talep etmesine rağmen, bu talebinin, tutanağa dahi geçirilmeden reddedildiğini, genel kurulun onayına sunulan mali tabloların, şirketin gerçek durumunu yansıtmaktan uzak olduğunu, tasdik edilmesinin yerinde olmadığını, şahsına inceleme imkanı verilmeyen ve şirketin gerçek durumunu yansıtmayan faaliyet raporlarının, bilançonun ve finansal tabloların, yine bunları "hazırlayan baba-oğul durumundaki iki yönetim kurulu üyesinin oylarıyla tasdik edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında oy kullanamaması gerektiğini, buna rağmen bu genel kurul toplantısında yönetim kurulunun ibrasına dair karar, yalnızca yönetim kurulu üyeleri, aynı zamanda baba-oğul olan M.

Ö. ve H. A. Ö.'ın oylarıyla alındığını, bu Kararın açıkça kanuna aykırı olduğunu, ortaklardan milyonlarca lira alacaklı olan şirketin bu alacaklarını tahsil etmek yerine ortaklardan borç almasının mantığa aykırı olmasına rağmen Yönetim Kurulu’nun böyle usulsüz işlem yapmakta sakınca görmediğini ve davalı şirketin 31.03.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının yok hükmünde sayılması gerektiğini ifade ederek, öncelikle toplantıda hükümet komiseri olmadığından davalı şirketin 31.03.2015 günlü genel kurul toplantının yok hükmünde olduğunun tespitine, toplantının yapılmış kabul edilmesi halinde 3 ve 4 no.lu kararların iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde özetle;

31. 03.2015 tarihinde yapılan 2013 ve 2014 yılı olağan genel kurul toplantısının tüm ortakların katılımı ile yapıldığını, toplantıda alınan tüm kararların, yasalara uygun olduğunu, hükümet komiserinin bulunmasını zorunlu kılan hiçbir kararın alınmadığını, toplantıda davacının tüm karşı oylarının tutanağa yazıldığını, tüm giderlerin büyük hissedarlar tarafından karşılandığını, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının şirketteki hissesi üzerinde birçok haciz bulunduğunu, bu sebeple 31.10.2013 tarihinde yapılan 2011 ve 2012 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldığını, davacının yapılan bu genel kurulda alınan kararlarının iptali için İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinde derdest olan 2014/1148 E.

sayılı davayı açtığını, Yönetim Kurulu üyelerinin hiçbir zaman kendi ibraları için oy kullanmadıklarını, M. Ö.'nün %51, H.A.Ö.'ün %29 olan hisselerinin davacının hissesinden fazla olması, davacının annesi olan S.E.'nin%10 hisse ile çekimser kalması sonrası davacının %20 olan hissesi ile karşı oy kullanmasının hukuken bir anlam ifade etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece Mahkemesi kararında özetle; davalı şirket 13.200.000 paydan ibaret olup, 5.412.000 payın M.Ö.ye,3.828.000 payın A.H.Ö.'ye ,2.640.000 payın davacı H.E.'ye,1.320.000 payında S.E.'ye ait bulunduğu, toplantının geçersizliğine ilişkin iddiaların yerinde olmadığı, 3 nolu gündem maddesine ilişkin olarak bir karar alınmadığı, 4 nolu karar ile yönetim kurulunun ibrasına ilişkin karar alındığı, ibra bakımından sadece yönetim kurulu üyesinin değil, yönetime dahil diğer üyelerinde oy kullanma yasağı bulunduğu ,geçerli bir ibradan bahsedebilmek için TTK 436/2 madde de yer alan koşullara uygun yapılması gerektiği ,yönetim kurulunda görevli kişilerin oyları düşüldükten sonra geriye kalan oylar ibra için yeterli ise aykırılığın iptale yol açmayacağı, davacının olumsuz oyu ile ibranın gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne;

davalı şirketin 31/03/2015 tarihinde gerçekleştirdiği 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısında ibraya ilişkin alınan 4 numaralı kararın iptaline, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmün iptaline karar verilen 4 nolu karar bakımından istinaf ettiklerini, TTK’nın 436/2 deki hükmün dar kalıpla değerlendirilmemesi gerektiğini kanunda ibra için yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmamaları belirtilmiş ise de yönetim kurulunun halihazırda toplantıya katılan M.Ö. ve H.A.Ö. ve H.Ö.'den oluştuğu, toplantıya katılan S.E.'nin çekimser, davacı H.E.'nin olumsuz oy kullanarak, toplantının ibra ile ilgili gündem maddesini sonuçsuz bırakmak istediklerini, zaten şirketin dört ortağı olup,4 ortağın ikisinin yönetim kurulunda bulunduğuna göre, yasa maddesine rağmen uygulanması mümkün olmayan bir düzenleme olduğunu, aksi düşünce ile yönetim kurulunun hiç bir zaman ibrasının mümkün olmayacağını, mahkemece tesis edilen iptal kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Somut olayda; davalı şirketin 31.3.2015 tarihinde yapılan 2013 ve 2014 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar ile yönetim kurulunun ibrasına karar verildiği, toplantıya tüm pay sahiplerinin katıldığı, paydaşlardan M. Ö. ve M.A. Ö.'ın şirket yönetim kurulunda yer aldıkları, şirket dışından H. Ö.'in de YK da yer aldığı; yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaksızın Yönetim Kurulu Başkanı M. Ö.'ın ibrasının H. A. Ö.'ın olumlu oylarıyla, Yönetim Kurulu üyesi H. A. Ö.'ın da kendi ibrasında oy kullanmaksızın M. Ö.'ın olumlu oylarıyla ibra edildikleri, diğer paydaş S. E.'ın çekimser, davacının da olumsuz oy kullandıkları anlaşılmaktadır. İzah edildiği üzere her iki Yönetim Kurulu üyesi için bir diğerinin olumlu oyuyla ibra kararı alınmıştır.

Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin TTK’nın 436/2 nci madde hükmüne göre yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Somut olayda, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ibra oylamasında oy kullanmamış iseler de diğerinin ibra oylamasına katıldıkları ve olumlu oy kullandıkları ve bu oylar ile ibra kararı alındığı anlaşılmaktadır. TTK’nın 436 ncü madde hükmü buyurucu niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler.

İbra oylamasına katılan %70 oy yönetim kuruluna ait bulunup oylamada dikkate alınamayacağı, paydaş S.E.'nin çekimser oyu düşülerek geriye kalan davacının red oyu ile ibranın gerçekleşmediği açık olduğundan, bu bağlamda mevcut yönetim kurulunun ibrasına ilişkin kararın yok hükmünde olduğu, mahkemenin genel kurulda ibraya ilişkin olarak alınan 4 nolu kararın iptaline ilişkin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı vekilinin ibra kararına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmeyerek istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsubuna bakiye 2,20-TL harcın davalıdan tahsiline

İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine;

Dosyanın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

HMK'nun 353b/1 maddesi uyarınca oybirliği ile kararın tebliğinden itibaren bir aylık süre içerisinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere, 13.01.2017 tarihinde karar verildi. (¤¤)

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358623 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.