Ordino
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1648 E. 2017/890 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ordino↗ meşru hamil↗ ciro silsilesi↗ ihbar yükümlülüğü↗ taşıtan↗ sahtelik↗ konşimento↗ yetkili hamil↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ davanın açılmamış sayılması↗ ciro↗ açılmamış sayılma↗ hamil↗ taşıyıcı↗ ihbar↗ feragat↗ ilan↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı taşıyıcının sorumluluğunun konşimentonun düzgün ciro silsilesi ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, ordinoyu ibraz edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ancak 6762 sayılı TTK'nın 1052. maddesi gereğince, mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene ihbar yükümlülüğünün bulunduğu, davalı taşıyıcı ihbarda bulunduğunu ileri sürmüş ise de bunu ispatlayamadığı, davalının davacı şirketin tahsil edemediği mal bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı taşıyıcı yönünden davanın kabulü ile 369.783 USD' nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, davalı bankalar yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı ..vekili temyiz etmiştir.
Dava, gemi ile taşınan malların alıcısına teslim edilmemesi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, malların sahte ordino ile malı gönderilene ya da alıcıya değil, üçüncü bir şahsa teslim ettiğini, davalı ise orijinal konşimentoyu ibraz eden yetkili hamile malı teslim ettiğini, mallar üzerindeki hak sahipliği bakımından yalnızca konşimentonun esas alınabileceğini savunmuştur.
Mahkemece, taşıyıcının sorumluluğunun konşimentonun düzgün ciro silsilesi ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, bunun ötesinde teslim belgesi yani ordinonun sahteliğini bir başka deyişle ordinoyu ibraz edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, ancak 6762 sayılı TTK nın 1052. maddesi gereğince mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile davalı ... Nakliyat ve Ticaret Ltd. Şti'nin sorumluluğu kabul edilmiştir.
6762 sayılı TTK'nın 1052/(1).maddesinde ''Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kaptan, boşaltmaya hazır olunca bunu gönderilene bildirir. Kaptan gönderileni tanımıyorsa boşaltmaya hazır olduğunu mahallin adetine göre ilan eder'' denilmektedir. Her ne kadar ikinci cümlede ''kaptan gönderileni tanımıyorsa'' sözcükleri yer almışssa da, bunu'' gönderilenin belli olmaması '' biçiminde anlamak gerekir. Bu durum, konşimentonun emre yazılı olup bir ihbar adresini ihtiva etmemesi veya meşru hamilin de kendiliğinden ortaya çıkmaması halinde söz konusu olabilir.
Dosyada mübrez konşimentoda ihbar adresi kısmında yer almakta olup, hamilin kendiliğinden ortaya çıkmaması gibi bir durum da söz konusu olmadığına göre, taşıyıcının gönderilene ihbar yükümlülüğü bulunduğundan ve bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz edilemez.
Bu itibarla, TTK'nın 1052/(1). maddesi gereğince ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın anılan davalı yönünden kabulü cihetine gidilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3709 E. 2019/2518 K.
Ortak:ordino · ciro silsilesi · ihbar yükümlülüğü · konşimento · taşıyıcının sorumluluğu · davanın açılmamış sayılması · ciro · açılmamış sayılma
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı «taşıyıcının sorumluluğunun» «konşimentonun» düzgün «ciro silsilesi» ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, «ordinoyu» «ibraz» edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ancak 6762 sayılı TTK'nın 1052. maddesi gereğince, mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene «ihbar yükümlülüğünün» bulunduğu, davalı taşıyıcı ihbarda bulunduğunu ileri sürmüş ise de bunu ispatlayamadığı, davalının davacı şirketin tahsil edemediği mal bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı taşıyıcı yönünden davanın kabulü ile 369.783 USD' nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, davalı bankalar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar hakkındaki davanın ise «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «taşıyıcının sorumluluğunun» «konşimentonun» düzgün «ciro silsilesi» ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, bunun ötesinde «teslim» belgesi yani «ordinonun» «sahteliğini» bir başka deyişle ordinoyu «ibraz» edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, ancak 6762 sayılı TTK nın 1052. maddesi gereğince mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesi ile davalı ...
Davacı, malların sahte «ordino» ile malı gönderilene ya da alıcıya değil, üçüncü bir şahsa «teslim» ettiğini, davalı ise orijinal «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı teslim ettiğini, mallar üzerindeki hak sahipliği bakımından yalnızca konşimentonun esas alınabileceğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcının sorumluluğunun» «konşimentonun» düzgün «ciro silsilesi» ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, «ordinoyu» «ibraz» edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ancak 6762 sayılı TTK'nın 1052. maddesi gereğince, mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene «ihbar yükümlülüğünün» bulunduğu, davalı taşıyıcı ihbarda bulunduğunu ileri sürmüş ise de bunu ispatlayamadığı, davalının davacı şirketin tahsil edemediği mal bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı taşıyıcı yönünden davanın kabulü ile 369.783 USD'nin dava tarihinden itibaren faiziyle bu davalıdan tahsiline, davalı bankalar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar hakkındaki davanın ise «feragat» nedeniyle reddine dair verilen kararın davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15895 E. 2014/16810 K.
Ortak:ordino · konşimento · yetkili hamil · taşıyıcının sorumluluğu · hamil · taşıyıcı · ibraz · teslim
İncelediğiniz karardaDavacı, malların sahte «ordino» ile malı gönderilene ya da alıcıya değil, üçüncü bir şahsa «teslim» ettiğini, davalı ise orijinal «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı teslim ettiğini, mallar üzerindeki hak sahipliği bakımından yalnızca konşimentonun esas alınabileceğini savunmuştur.
Mahkemece, «taşıyıcının sorumluluğunun» «konşimentonun» düzgün «ciro silsilesi» ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, bunun ötesinde «teslim» belgesi yani «ordinonun» «sahteliğini» bir başka deyişle ordinoyu «ibraz» edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, ancak 6762 sayılı TTK nın 1052. maddesi gereğince mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene «ihbar yükümlülüğünü» yerine getirmediği gerekçesi ile davalı ...
Mahkemece, davalı «taşıyıcının sorumluluğunun» «konşimentonun» düzgün «ciro silsilesi» ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, «ordinoyu» «ibraz» edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ancak 6762 sayılı TTK'nın 1052. maddesi gereğince, mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene «ihbar yükümlülüğünün» bulunduğu, davalı taşıyıcı ihbarda bulunduğunu ileri sürmüş ise de bunu ispatlayamadığı, davalının davacı şirketin tahsil edemediği mal bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı taşıyıcı yönünden davanın kabulü ile 369.783 USD' nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, davalı bankalar yönünden «davanın açılmamış sayılmasına», diğer davalılar hakkındaki davanın ise «feragat» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «taşıyan» ve «acentesinin» yükleme limanında tanzim edilen «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı «teslimle» yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü «masrafı» hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- «muvafakatnamesi») malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyan sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın «ifa yardımcısı» konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde «hapis hakkının» da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: «ordino» kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren «taşıyıcının sorumluluğu» sona ereceği, davacının T..
Liman İşletmesi'ne karşı açmış olduğu davada haklı bir hukuki «sebebe» dayanmadığı, «konşimentoyu» «ibraz» emeden konşimentoyu «temsil» eden malların kendisine «teslimini» isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, «kar mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifa yardımcısı · hapis hakkı · kar mahrumiyeti · taşıyanın sorumluluğu · zilyetlik · davanın konusu · kâr mahrumiyeti · acentelik
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «taşıyan» ve «acentesinin» yükleme limanında tanzim edilen «konşimentoyu» «ibraz» eden «yetkili hamile» malı «teslimle» yükümlü olup, bu işlemi konşimentonun ibraz edilmesi ile konşimentonun sahte olup olmadığını inceleyerek yapacağı, ithalatçıların konşimento asılları ile taşıyan acentesine başvurarak kendilerinin yetkili hamil olduklarını kanıtlamasıyla malları teslim alma talebinde bulunduklarında, taşıyanın bu tarihe kadar işlemiş her türlü «masrafı» hesaplayarak gönderilenin bu masrafları ödemesi ile liman işletmesine teslim talimatını vermesinin gerekeceği, böylece, gönderilenin konşimentoyu taşıyan acentesine ibraz ederek taşıyandan aldığı belge ile (teslim talimatnamesi- «muvafakatnamesi») malları teslim alabileceği, konşimentonun yükü teslim almaya yetkili gönderileni tevsik fonksiyonuna sahip olduğu, gümrük idaresinin artık antrepo hizmeti vermemesi nedeni ile malların «taşıyıcı» tarafından teslim alınmasından boşaltma limanın da gönderilene teslim edilmesine kadar malın «zilyetliğinin» taşıyana ait olması nedeniyle, malların gemiden tahliyesinden sonra alıcısına teslim edilene kadar gümrüklü sahadan çıkmasından önce herhangi bir «hasarın» oluşması halinde, bu zarardan «taşıyan sorumlu» olacağı, bu nedenle gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş mallar üzerinde tasarruf hakkının taşıyanda bulunması nedeni ile gönderilenin bu konşimentoyu doğrudan liman idaresine ibraz ederek malın teslimini isteyemeyeceği, taşıma ilişkisinde davalı Liman İdaresinin taşıyanın «ifa yardımcısı» konumunda olduğu,davacının yükün teslimini esas alan taleplerinde muhatap ancak taşıyan olabileceği,taşıyanın talimatı olmadan Liman İdaresinin yükü teslim edemeyeceği, taşıyanın alacaklarını tahsil edemediği takdirde yük üzerinde «hapis hakkının» da bulunduğu, taşıyanın bu haklarını kullanmasının ancak malların kendi talimatı ile teslim edilmesine bağlı olduğu, liman idaresinin ancak taşıyanın talimatına rağmen (örneğin: «ordino» kesmesine rağmen) haksız olarak yükü teslim etmekten kaçınması halinde davacının bu fiili nedeniyle Liman İdaresine karşı dava açılabilmesi hakkının doğabileceği, taşıyanın yardımcısı konumundaki liman idaresi eşyanın gönderilene teslimini yaptığı andan itibaren «taşıyıcının sorumluluğu» sona ereceği, davacının T..
Asıl ve birleşen dava, davacının (gönderilen olarak) malların kendisine «teslimi», aksi halde emtia bedeli, «kar mahrumiyeti» ve manevi zararının tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili gerek yargılama sırasında gerekse temyiz dilekçesinde asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra asıl ve birleşen davaya konu emtiaların 02.07.2009 tarihinde davalı işletme tarafından müvekkiline teslim edildiğini iddia etmiş olup, davalılardan Martı Ltd.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davada «dava konusu» edilen malların davalı işletme tarafından yargılama sırasında davacıya tümünün «teslim» edilip edilmediği, bu bağlamda davaların konusuz kalıp kalmadığı açıkça değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl ve birleşen davadaki kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1648 E. , 2017/890 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 02/12/2015 tarih ve 2014/1016-2015/462 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/02/2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili ile davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalılardanarasında mal alım satım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince müvekkilinin malları dört sevkiyat halinde davalıya göndermeyi taahhüt ettiğini ve ödemenin akreditif aracılığı ile yapılmasının kararlaştırıldığını, malların taşınması için davalı ... ile anlaşma sağlandığını, davalı taşıyıcı ile gönderilen malların dava dışı ı tarafından sahte teslimat emri sunulmak suretiyle çekildiğini, malın alıcı olmayan ilgisiz 3. bir firmaya teslim edildiğini ve müvekkilinin malların bedelini alamadığını ileri sürerek, 369.783 ABD'nin faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılama aşamasında bir kısmın davalılar hakkındaki davayı takip edilmemiş bir kısım davalılar yönünden ise davadan feragat edilmiştir.
Davalı ... vekili, taşıyan konumundaki müvekkili şirketin alım satım ve buna bağlı akreditif ilişkisi ile hiçbir alakası olmadığını, navlun sözleşmesi ile üstlendiği taahhüdünü yerine getirdikten sonra malları boşaltma limanında kendisine konşimento ibraz eden yetkili hamile teslim ettiğini, elinde malı teslim eden orijinal konşimento olmayan davacının emtia üzerinde hak iddia etmesinin söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
./..
Mahkemece, davalı taşıyıcının sorumluluğunun konşimentonun düzgün ciro silsilesi ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, ordinoyu ibraz edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı ancak 6762 sayılı TTK'nın 1052. maddesi gereğince, mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene ihbar yükümlülüğünün bulunduğu, davalı taşıyıcı ihbarda bulunduğunu ileri sürmüş ise de bunu ispatlayamadığı, davalının davacı şirketin tahsil edemediği mal bedelinden davacıya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı taşıyıcı yönünden davanın kabulü ile 369.783 USD' nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline, davalı bankalar yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkındaki davanın ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı ..vekili temyiz etmiştir.
Dava, gemi ile taşınan malların alıcısına teslim edilmemesi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, malların sahte ordino ile malı gönderilene ya da alıcıya değil, üçüncü bir şahsa teslim ettiğini, davalı ise orijinal konşimentoyu ibraz eden yetkili hamile malı teslim ettiğini, mallar üzerindeki hak sahipliği bakımından yalnızca konşimentonun esas alınabileceğini savunmuştur.
Mahkemece, taşıyıcının sorumluluğunun konşimentonun düzgün ciro silsilesi ile düzenlenip düzenlenmediğini denetlemekle sınırlı olduğu, bunun ötesinde teslim belgesi yani ordinonun sahteliğini bir başka deyişle ordinoyu ibraz edenin gerçek hak sahipliğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığı, ancak 6762 sayılı TTK nın 1052. maddesi gereğince mal varma limanına ulaştığında taşıyıcının gönderilene ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile davalı ... Nakliyat ve Ticaret Ltd. Şti'nin sorumluluğu kabul edilmiştir.
6762 sayılı TTK'nın 1052/(1).maddesinde ''Geminin tamamı taşıtana tahsis edildiğinde kaptan, boşaltmaya hazır olunca bunu gönderilene bildirir. Kaptan gönderileni tanımıyorsa boşaltmaya hazır olduğunu mahallin adetine göre ilan eder'' denilmektedir. Her ne kadar ikinci cümlede ''kaptan gönderileni tanımıyorsa'' sözcükleri yer almışssa da, bunu'' gönderilenin belli olmaması '' biçiminde anlamak gerekir. Bu durum, konşimentonun emre yazılı olup bir ihbar adresini ihtiva etmemesi veya meşru hamilin de kendiliğinden ortaya çıkmaması halinde söz konusu olabilir.
Dosyada mübrez konşimentoda ihbar adresi kısmında yer almakta olup, hamilin kendiliğinden ortaya çıkmaması gibi bir durum da söz konusu olmadığına göre, taşıyıcının gönderilene ihbar yükümlülüğü bulunduğundan ve bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz edilemez.
Bu itibarla, TTK'nın 1052/(1). maddesi gereğince ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesi ile davanın anılan davalı yönünden kabulü cihetine gidilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ... verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/358516700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz