Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/912 E. 2017/1850 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası↗ alacak davası↗ hukuki yarar↗ kredi sözleşmesi↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, tarımsal kredi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde ve ekli listede belirtilen 4 kredi sözleşmesine bağlı olarak 2.631,31 TL kesildiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak 1.00 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Somut olayda dava dilekçesinden ve ekindeki listeden davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafca bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8926 E. 2018/3127 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaHMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve ekli listede belirtilen 4 «kredi sözleşmesine» bağlı olarak 2.631,31 TL kesildiğini belirterek «belirsiz alacak davası» olarak 1.00 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; açılan davanın HMK 107/... maddesinde düzenlenen «belirsiz alacak davası» olduğu, dolar kurunun sabitlenmesi hususundaki davalı tarafın beyanının davacı tarafça kabul edilmediği, davalının bu hususla ilgili olarak iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname · teminat
Benzer bu kararda1-Dava, davacının şirketteki hisselerini davalıya devretmesi nedeniyle hisse karşılığı olarak tutulan «teminattan» arta kalan alacağın tahsili amacıyla açılan alacak davasıdır.
Somut olayda dava dilekçesi ve ekindeki «ihtarnamelerden» davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafça bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2447 E. 2022/4685 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · kredi sözleşmesi · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı vekili dava dilekçesinde ve ekli listede belirtilen 4 «kredi sözleşmesine» bağlı olarak 2.631,31 TL kesildiğini belirterek «belirsiz alacak davası» olarak 1.00 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
HMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Benzer bu kararda… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmelerine» istinaden alınan «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · nispi vekalet ücreti · ticari kredi · maktu vekalet ücreti · dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmelerine» istinaden alınan «masrafların» iadesi istemine ilişkindir.
Ancak, davalı yararına «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekir ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
… mece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın, dava dilekçesinde, davalı bankadan kullandığı kredilere istinaden kendisinden haksız olarak «masraflar» alındığını, bu masrafların iadesine karar verilmesini talep ettiği, davalı bankanın almış olduğu masrafların hesap özetleri ile belirlenebilir nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın belirlenebilir nitelikte bulunduğu, davanın «belirsiz alacak davası» niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3159 E. 2017/5499 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · hukuki yarar · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaHMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve ekli listede belirtilen 4 «kredi sözleşmesine» bağlı olarak 2.631,31 TL kesildiğini belirterek «belirsiz alacak davası» olarak 1.00 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBelirsiz alacak davasının düzenlendiği HMK’nın 107.maddesi “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir” şeklinde düzenlenmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekili, «belirsiz alacak davası» şeklinde dava açmış, dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iddianın genişletilmesi yasağı · çek karnesi · tahkikat · ticari faiz · hakkaniyet · tespit davası · oy yasağı · keşideci
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davalı bankaca «çek» hesabı açılması esnasında ve çek «defteri» verilmeden önce arşiv araştırması ile ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılmadığı, şirketin moralite kapasitesi ve sermayesi hakkında yeterli veriye sahip olmadan ticari faaliyetine yeni başlayan şirkete «çek karnesi» verilmek suretiyle davacının zararının oluşmasına sebebiyet verildiği, davacının da basiretli bir «tacir» olarak «keşideci» hakkında yapması gereken araştırmayı yapmadan çeki kabul etmiş olması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu, davalı bankanın 7.589,74 TL tazminata mahkum edilmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Bankanın özen borcuna aykırılıktan kaynaklanan 7.589,74-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu miktarın 1.000 TL'sine dava tarihi olan 06.02.2013 tarihinden, kalan kısmına ise «ıslah» tarihi olan 10.11.2015 tarihinden itibaren «ticari faiz» uygulanmasına karar verilmiştir.
Belirsiz alacak davasının düzenlendiği HMK’nın 107.maddesi “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya «tahkikat» sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, «iddianın genişletilmesi yasağına» tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, «tespit davası» da açılabilir ve bu durumda «hukuki yararın» var olduğu kabul edilir” şeklinde düzenlenmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekili, «belirsiz alacak davası» şeklinde dava açmış, dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Somut olayda davacı dava değerini 1.000 TL’den 7.589.74 TL’ye çıkarmış, bu miktarın dava tarihi olan 06.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2607 E. 2015/8695 K.
Ortak:belirsiz alacak davası · alacak davası · kesin hüküm · Alacak
İncelediğiniz karardaHMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve «kesin» olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle «belirsiz alacak davası» açabilir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve ekli listede belirtilen 4 «kredi sözleşmesine» bağlı olarak 2.631,31 TL kesildiğini belirterek «belirsiz alacak davası» olarak 1.00 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda davanın «belirsiz alacak davası» şeklinde açılmasında davacının «hukuki yararı» bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının alacak miktarını tam ve «kesin» olarak belirleme imkanı olduğu halde «belirsiz alacak davası» açtığı, davanın mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesi gereğince kısmi dava niteliğinde olduğu, dava konusu kredi nedeniyle yapılan kesintilerin toplam miktarı belirgin olduğundan kısmi dava açılmayacağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, dava dilekçesinde açıkça «belirsiz alacak davası» olarak nitelendirilmiş mahkemece davanın kısmi dava olduğu ve talep edilen alacak miktarının belirli olduğu gerekçesiyle davanın dinlenilmesi mümkün olmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu durumda dava dilekçesindeki istem ve davanın bu niteliği gözetilerek «belirsiz alacak davası» olarak değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın kısmi dava olarak nitelenerek yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, davacının alacak miktarını tam ve «kesin» olarak belirleme imkanı olduğu halde «belirsiz alacak davası» açtığı, davanın mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesi gereğince kısmi dava niteliğinde olduğu, dava konusu kredi nedeniyle yapılan kesintilerin toplam miktarı belirgin olduğundan kısmi dava açılmayacağı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/912 E. , 2017/1850 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/10/2015 tarih ve 2015/45-2015/710 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankanın ... merkez şubesinden dört kez tarım kredisi kullandığını, davalı bankanın bu kredilerde çeşitli kesintiler yaptığını, bunun haksız şart olduğunu, yapılan kesintilerin müvekkiline iade edilmesi gerektiğini beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.00 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafından müvekkili bankanın şubesinde kredi başvurusunda bulunulması üzerine kredi tahsis edildiğini, imzalanan kredi sözleşmesi nedeni ile davacı taraftan alınan masrafların yasal olduğunu, davacının kendisine sözleşme öncesi bilgi formu verildiğini, davacı tarafından incelenip imzalandığını, bilgi formunda yapılacak olan kesintilerin belirtildiğini, bu nedenlerle yapılan kesintilerin meşru olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının sadece kredinin verilmesi için zorunlu ve makul masrafları isteyebileceği, kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğunu davalı tarafın ispatlaması gerektiği, ispatlanmadığı taktirde yapılan kesintilerin haksız şart sayılacağı, davalı tarafın ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tarımsal kredi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde ve ekli listede belirtilen 4 kredi sözleşmesine bağlı olarak 2.631,31 TL kesildiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak 1.00 TL'nin tahsilini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK 107-1 uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Somut olayda dava dilekçesinden ve ekindeki listeden davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının davacı tarafca bilinmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/03/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 107/1 maddesinde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği" , Yasa'nın 107/2 maddesinde de "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği" öngörülmüştür.
Belirsiz alacak davasının düzenlendiği HMK 107 maddesi açık hükmüne göre, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açabilmesi için talep sonucunu belirlemesinin kendisinden beklenmeyecek olmasıdır. Bu durum ise davacının talep sonucunu belirleyebilmesi için ihtiyaç duyduğu belge ve bilgilerin davalı veya üçüncü kişide olması ya da bir uzman görüşü alınmasından sonra alacağın miktarının belirlenebilecek olmasıdır.
Somut uyuşmazlıkta, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğünden önce ve sonra taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmeleri nedeniyle davacı, kendisinden masraf, kredi kullandırım ücreti, işlem ücreti, analiz rapor ücreti vs. adı altında davalı Banka'ca yapılan tüm kesintilerin miktarını bildirerek, davalı bankadan celp edilecek belgelere göre yapılan kesintiden hangilerinin haksız olduğunun bilirkişice belirlenmesi suretiyle haksız kesintinin iadesini belirsiz alacak davası açmak suretiyle talep etmiştir.
Uyuşmazlığı çözecek bilgi ve belgelerin davalı banka elinde olması ve haksız kesinti miktarının ancak uzman bilirkişice belirlenecek bulunması karşısında davacıdan talep sonucunu net bir şekilde belirlenmesini beklemek mümkün değildir.
Davada, davalı Banka'ca yapılan tüm kesintiler değil, ancak haksız kesintilerin istirdadı talep edilmiştir.
Davacı dava tarihi itibariyle, dava dilekçesinde de belirttiği üzere tüm kesintilerin miktarını bilmekle birlikte, dava konusu haksız kesintilerin miktarının bilebilecek durumda değildir.
Eldeki dava HMK 107 maddesinde ifade edilen belirsiz alacak davası niteliğinde bulunduğundan davanın esasının incelenmesi yerine yazılı şekilde davanın belirsiz alacak davasına konu olamayacağı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357732300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz