Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1666 E. 2017/1229 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
risk bildirim formu↗ opsiyon sözleşmesi↗ opsiyon işlemi↗ aydınlatma yükümlülüğü↗ genel işlem şartı↗ çerçeve sözleşme↗ ön inceleme aşaması↗ ba formu↗ iş bölümü↗ kamu düzeni↗ vade↗ ıslah↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; opsiyon teyidi sözleşmesindeki “müşteri kârdayken 50.000 Dolar, zarardayken 100.000 Dolar üzerinden işlem yapılması” şeklindeki hükmün, 6102 sayılı TTK'da bu konuda düzenleme bulunmaması ve 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinin genel hükümlere yaptığı yollama ile 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi hükmü delaletiyle kamu düzenine ilişkin olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 21/1. maddesi gereğince yazılmamış sayılmasına karar verildiği, bu nedeniyle, sadece 50.000 Dolar'lık limit dikkate alınarak kâr ve zarar oluşumunun davacı tarafından kabullenilmesi gerektiği, 100.000 Dolar üzerinden işlem yapılarak belirlenen zararların (kalan diğer 50.000 Dolar'lık bölüme ait zararların tamamının) yarısının davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 64.828,16 TL alacağın 11.500,00 TL'sine dava tarihi olan 24/12/2013 tarihinden, ıslah edilen 53.328,16 TL'sine ıslah tarihi olan 19/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen tezgah üstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmeleri ile opsiyon teyitlerine dayalı işlemlerde davacının aydınlatılmayarak aldatıldığı iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında tezgah üstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmeleri düzenlenmiş, davacı tarafından risk bildirim formu imzalanmış, yatırımcı risk profili (yerindelik testi) anketi yapılmış, bilirkişi raporunda ayrıntısı açıklandığı üzere bariyerli yaklaşık 2 haftalık aralıkları kapsayan 16 vadeden oluşan opsiyon teyidi imzalanmıştır. Buna göre vade gününde 14.00’deki spot kurun değerleme kuru olduğu, gösterge kurlarının alt bant 1.7600 üst bant 1.8600 şeklinde olduğu, vade gününde spot piyasadaki değerleme kuru (1.7600-1.8600) bandı içinde kalmış ise davacının davalı bankadan kur:1.7600’dan 50.000,00 USD satın alma hakkı, değerleme kuru bandın üstüne çıktığında ise davacının davalı bankaya 1.8600’dan satma zorunluluğunun belirlendiği, kurların (1.7600 - 1.8600) bandı içinde seyretmesi durumunda davacının 16 işlemin ilk 5 tanesinde toplamda net 4.248,60 TL kâr elde ettiği, dövizler yükselme trendine girdiğinden davacının 16 işlemin 11 tanesinde spot kurlar, belirlenen üst bant sınırını aştığından toplamda 129.656,33 TL zarar ettiği tespit edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan çerçeve sözleşmeleri ve risk bildirim formu hükümleri incelendiğinde türev işlemlerin riskinin bildirildiği, piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalar neticesinde büyük zararlar edilebileceğinin kabullenildiği anlaşılmaktadır. Bu suretle, dava konusu opsiyon teyidinde yer alan koşul ve tutarların taraflar arasındaki anlaşma kapsamında tanzim edilmiş olduğu da nazara alındığında, opsiyon sözleşmesindeki koşulların genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu söylenemeyecektir. Dolayısıyla, mahkemece opsiyon teyidi sözleşmesindeki “müşteri kârdayken 50.000 USD, zarardayken 100.000 USD üzerinden işlem yapılması” şeklindeki uygulamanın, 6102 sayılı TTK'da bu konuda düzenleme bulunmaması ve 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinin genel hükümlere yaptığı yollama ile 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi hükmü delaletiyle kamu düzenine ilişkin olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 21/1. maddesi gereğince yazılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda; türev işlemlerdeki risklere ilişkin bildirim bulunduğu nazara alınarak, taraf delillerinin incelenmesi, banka personeli ile davacı arasındaki tüm görüşme kayıtlarına ilişkin bantların çözümünün yaptırılması, banka kayıtları üzerinde davacı tarafından gerçekleştirilen opsiyon işlemlerinin tamamının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılıp taraf iddia ve savunmaları ile yapılan itirazlar da dikkate alınarak düzenlenecek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması, davalı bankanın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8930 E. 2023/247 K.
Ortak:risk bildirim formu · opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · aydınlatma yükümlülüğü · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · ba formu · vade
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında tezgah üstü türev araçlarına ilişkin «çerçeve sözleşmeleri» düzenlenmiş, davacı tarafından «risk bildirim formu» imzalanmış, yatırımcı risk profili (yerindelik testi) anketi yapılmış, bilirkişi raporunda ayrıntısı açıklandığı üzere bariyerli yaklaşık 2 haftalık aralıkları kapsayan 16 vadeden oluşan opsiyon teyidi imzalanmıştır.
Taraflar arasında imzalanan «çerçeve sözleşmeleri» ve «risk bildirim formu» hükümleri incelendiğinde türev işlemlerin riskinin bildirildiği, piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalar neticesinde büyük zararlar edilebileceğinin kabullenildiği anlaşılmaktadır.
Bu suretle, dava konusu opsiyon teyidinde yer alan koşul ve tutarların taraflar arasındaki anlaşma kapsamında tanzim edilmiş olduğu da nazara alındığında, «opsiyon sözleşmesindeki» koşulların «genel işlem şartı» niteliğinde bulunduğu söylenemeyecektir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen tezgah üstü türev araçlarına ilişkin «çerçeve sözleşmeleri» ile opsiyon teyitlerine dayalı işlemlerde davacının aydınlatılmayarak aldatıldığı iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9508 E. 2016/5283 K.
Ortak:opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme
İncelediğiniz kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen tezgah üstü türev araçlarına ilişkin «çerçeve sözleşmeleri» ile opsiyon teyitlerine dayalı işlemlerde davacının aydınlatılmayarak aldatıldığı iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında tezgah üstü türev araçlarına ilişkin «çerçeve sözleşmeleri» düzenlenmiş, davacı tarafından «risk bildirim formu» imzalanmış, yatırımcı risk profili (yerindelik testi) anketi yapılmış, bilirkişi raporunda ayrıntısı açıklandığı üzere bariyerli yaklaşık 2 haftalık aralıkları kapsayan 16 vadeden oluşan opsiyon teyidi imzalanmıştır.
Taraflar arasında imzalanan «çerçeve sözleşmeleri» ve «risk bildirim formu» hükümleri incelendiğinde türev işlemlerin riskinin bildirildiği, piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalar neticesinde büyük zararlar edilebileceğinin kabullenildiği anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede ve opsiyon teyit formunda hangi kurların esas alınacağı hususunda herhangi bir düzenlemenin yer almadığı, dava konusu «opsiyon işleminin», tezgah üstü piyasalarda gerçekleştirilen bir işlem olduğu, Merkez Bankasının bu tür işlemlere uygulanacak verileri açıklayan bir kuruluş olmadığı gibi kur bilgilerini «ilan» ederken, söz konusu kurları, "Gösterge Niteliğindeki TCMB Kurları" olarak açıkladığı, dolayısıyla Merkez Bankasının açıkladığı gösterge niteliğindeki kurların dava konusu olaya uygulanamayacağı, taraflar arasındaki türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» gereğince davalı bankanın kurları belirleme ve tayin etme hakkının olduğu, bu hakkın davalı tarafından kötüye kullanıldığının kanıtlanamadığı gibi emsal işlemlerde 07-08/04/2011 tarihleri itibariyle knock out seviyesine inmediğinden iptal işleminin uygulanmadığı, ayrıca davacının 08.08.2011 tarihine kadar sessiz kaldığı, sözleşmeyi feshetmek ve dava hakkını kullanmak gibi bir yönteme başvurmadığı, «teminat»/zarar oranı açısından %60 teminat açığının davacı tarafça kapatıldığı ve işlemin geçerliliğinin bu suretle benimsendiği, bu kadar süre sessiz kalan ve sözleşmeye davranışlarıyla geçerlilik tanıyan davacının bilahare kurların iptal seviyesinin altına indiğinden bahisle «geçersiz» olduğunu iddia etmesinin MK'nın 2. maddesi ile bağdaşmayacağı, kurların iptal seviyesini görmediği, sözleşmenin geçersiz hale gelmediği, sözleşmenin davalı banka t …
… akkının iptal seviyesinin 1,64 CHF/TL olarak kabul edildiğini, yine sözleşme uyarınca iptal seviyesine ulaştığında opsiyon kullanım hakkının davalı alıcı tarafından «geçersiz» kılınmasının gerektiğini, 07.04.2011-08.04.2011 tarihleri arasında İsviçre Frangı'nın TL karşılığının 1,6343 seviyesine indiğini, bu durumda «sözleşmenin iptalinin» gerektiğini ancak davalının sözleşmeyi iptal etmeyip daha sonra spekülatif olarak 10.08.2011 tarihinde anılan kurun 2,444'e çıktığı sırada müvekkilinin «teminat» zarar miktarının %80'e ulaştığı iddiası ile sözleşmeyi haksız yere bozduğunu ileri sürmüş, davalı ise dava konusu edilen işlemlerin, davacı ile yapılan sözleşmeler ve davacının emir ve talimatları doğrultusunda yapıldığını savunmuş, mahkemece ise taraflar arasındaki sözleşmede ve opsiyon teyit formunda hangi kurların esas alınacağı hususunda herhangi bir düzenlemenin yer almadığı, dava konusu «opsiyon işleminin», tezgah üstü piyasalarda gerçekleştirilen bir işlem olduğu, Merkez Bankasının bu tür işlemlere uygulanacak verileri açıklayan bir kuruluş olmadığı, taraflar arasındaki türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» gereğince davalı bankanın kurları belirleme ve tayin etme hakkının olduğu, bu hakkın davalı tarafından kötüye kullanıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın …
Dava, davalının taraflar arasındaki türev işlemleri «çerçeve sözleşmesine» aykırı davrandığı iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin iptali · geçersizlik · ilan · teminat
Benzer bu kararda… kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede ve opsiyon teyit formunda hangi kurların esas alınacağı hususunda herhangi bir düzenlemenin yer almadığı, dava konusu «opsiyon işleminin», tezgah üstü piyasalarda gerçekleştirilen bir işlem olduğu, Merkez Bankasının bu tür işlemlere uygulanacak verileri açıklayan bir kuruluş olmadığı gibi kur bilgilerini «ilan» ederken, söz konusu kurları, "Gösterge Niteliğindeki TCMB Kurları" olarak açıkladığı, dolayısıyla Merkez Bankasının açıkladığı gösterge niteliğindeki kurların dava konusu olaya uygulanamayacağı, taraflar arasındaki türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» gereğince davalı bankanın kurları belirleme ve tayin etme hakkının olduğu, bu hakkın davalı tarafından kötüye kullanıldığının kanıtlanamadığı gibi emsal işlemlerde 07-08/04/2011 tarihleri itibariyle knock out seviyesine inmediğinden iptal işleminin uygulanmadığı, ayrıca davacının 08.08.2011 tarihine kadar sessiz kaldığı, sözleşmeyi feshetmek ve dava hakkını kullanmak gibi bir yönteme başvurmadığı, «teminat»/zarar oranı açısından %60 teminat açığının davacı tarafça kapatıldığı ve işlemin geçerliliğinin bu suretle benimsendiği, bu kadar süre sessiz kalan ve sözleşmeye davranışlarıyla geçerlilik tanıyan davacının bilahare kurların iptal seviyesinin altına indiğinden bahisle «geçersiz» olduğunu iddia etmesinin MK'nın 2. maddesi ile bağdaşmayacağı, kurların iptal seviyesini görmediği, sözleşmenin geçersiz hale gelmediği, sözleşmenin davalı banka t …
… akkının iptal seviyesinin 1,64 CHF/TL olarak kabul edildiğini, yine sözleşme uyarınca iptal seviyesine ulaştığında opsiyon kullanım hakkının davalı alıcı tarafından «geçersiz» kılınmasının gerektiğini, 07.04.2011-08.04.2011 tarihleri arasında İsviçre Frangı'nın TL karşılığının 1,6343 seviyesine indiğini, bu durumda «sözleşmenin iptalinin» gerektiğini ancak davalının sözleşmeyi iptal etmeyip daha sonra spekülatif olarak 10.08.2011 tarihinde anılan kurun 2,444'e çıktığı sırada müvekkilinin «teminat» zarar miktarının %80'e ulaştığı iddiası ile sözleşmeyi haksız yere bozduğunu ileri sürmüş, davalı ise dava konusu edilen işlemlerin, davacı ile yapılan sözleşmeler ve davacının emir ve talimatları doğrultusunda yapıldığını savunmuş, mahkemece ise taraflar arasındaki sözleşmede ve opsiyon teyit formunda hangi kurların esas alınacağı hususunda herhangi bir düzenlemenin yer almadığı, dava konusu «opsiyon işleminin», tezgah üstü piyasalarda gerçekleştirilen bir işlem olduğu, Merkez Bankasının bu tür işlemlere uygulanacak verileri açıklayan bir kuruluş olmadığı, taraflar arasındaki türev işlemleri «çerçeve sözleşmesi» gereğince davalı bankanın kurları belirleme ve tayin etme hakkının olduğu, bu hakkın davalı tarafından kötüye kullanıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7450 E. 2024/1649 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · aydınlatma yükümlülüğü · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu suretle, dava konusu opsiyon teyidinde yer alan koşul ve tutarların taraflar arasındaki anlaşma kapsamında tanzim edilmiş olduğu da nazara alındığında, «opsiyon sözleşmesindeki» koşulların «genel işlem şartı» niteliğinde bulunduğu söylenemeyecektir.
… banka personeli ile davacı arasındaki tüm görüşme kayıtlarına ilişkin bantların çözümünün yaptırılması, banka kayıtları üzerinde davacı tarafından gerçekleştirilen «opsiyon işlemlerinin» tamamının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılıp taraf iddia ve savunmaları ile yapılan itirazlar da dikkate alınarak düzenlenecek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması, davalı bankanın «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen tezgah üstü türev araçlarına ilişkin «çerçeve sözleşmeleri» ile opsiyon teyitlerine dayalı işlemlerde davacının aydınlatılmayarak aldatıldığı iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki tezgahüstü türev araçlarına ilişkin «çerçeve sözleşmesinin» ve opsiyon teyitlerinin geçerli olduğu, davacı şirketin dava konusu yaptığı opsiyon işlemleri nedeniyle davalı bankanın gerekli risk bildirimlerini yaptığı, davacının daha önceden de benzer işlemler yaptığı ve kar elde ettiği, davacının ticari şirket-«tacir» olup basiretli iş adamı gibi gibi hareket etmesi gerektiği hususları dikkate alındığında, davalı bankanın işlemlerinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bu işlemler sonucunda uğranılan risklere davacı şirketin katlanması gerektiği, davacının daha önce yaptığı ve kar elde ettiği türev işlemlerinin hukuken geçerliliğine hiçbir itirazda bulunmayıp davalı banka ile aralarındaki türev işlemleri sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu kabul ettikten sonra aynı şekilde kurulan ve zarar ettiği türev işlemlerine ait sözleşmelerin hukuken «geçersiz» olduğu iddiasına itibar edilemeyeceği, davacı tarafın işlemlerde hataya düşürüldüğünü ve davalının hileli hareket ettiğine ilişkin iddiasını ispat edemediği, davalı banka çalışanlarının hukuka aykırı çalışma yaparak davacı şirketi yanlış yönlendirerek davacının zararına sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığı, dava konusu işlemlerin tarafların iradeleriyle kabul ettiği işlemler olup «genel işlem şartlarına» aykırılık taşımadığından geçersizliklerinin ileri sürülemeyeceği, «opsiyon sözleşmelerinin» kumar niteliğinde olmadığı, «sözleşme serbestisi» çerçevesinde iki tarafın ... iradesiyle yapılan opsiyon sözleşmesinin, tarafları için bağlayıcı olduğu ve sözleşmenin sonuçlarına tarafların katlanması gerektiği, …
… lması durumunda yapılacak olan netleşme değil, belirli bir fiyat ödeyerek satılan opsiyonun sona erdirilmesine yol açan pozisyon kapatma kavramına karşılık geldiği, «opsiyon sözleşmelerinin» USD üzerinden «prim» (opsiyonun fiyatı) ödenerek alınıp satıldıysa, pozisyon kapatmanın fiyatının da USD üzerinden belirlenebileceği, tüm işlemlere ilişkin «formların» davacı tarafından «ihtirazı kayıt» konulmaksızın imzalandığının anlaşıldığı, davacı tarafından aynı uygulama ile yapılan dava konusu işlemler dışında başka işlemlerin de bulunduğu, bu işlemlerden davacının elde ettiği kar ve primlerin hesabına geçtiği, bu «opsiyon işlemlerini» davacının benimsediği, dava konusu işlemlerin de davacının bilgi ve talimatıyla yapıldığı, davalının hileli bir davranışı olduğunu ispata yarar bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, «çerçeve sözleşmesinin» 10. maddesinden anlaşılacağı üzere davacı şirketin «yetki» değişikliği söz konusu ise bu durumu davalı bankaya «bildirmekle yükümlü» olması sebebiyle bu durumda davalı bankanın ... yükümlülüğüne aykırı bir davranışı bulunduğundan bahsedilemeyeceği, tezgahüstü türev araçlara ilişkin SPK tarafında …
400.260,00 TL karşılığı USD olmak üzere toplam 9.756.720,00 TL tutarında parayı davalı bankanın hesaplarına geçirerek davacı «şirketin zarara» uğramasına yol açtığını, opsiyon teyit sözleşmelerinin imzalandığı 2013 yılında teyit sözleşmelerini imzalayan kişilerin işletme konusu ve parasal tutar itibariyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkilerinin olmadığını, şirket genel müdürünün banka personeli tarafından işlemin mahiyeti hakkında hataya sevk edilip kandırıldığını, bu suretle sağlanan iki imza ve konu itibariyle şirkete ilzama yeterli olmadığı bilinerek banka personelince yönlendirilerek alındığını, teyit sözleşmelerinin imzalanması teklifi sırasında davacı şirket genel müdürüne 2011 yılında imzalanmış olduğu sonradan anlaşılan 05.05.2011 tarihli «çerçeve sözleşmeden» bahsedilmediğini, riskler hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, davalı bankanın çerçeve sözleşmesinin imzalanmasından sonra davacı şirketin ortaklık ve yönetim yapısının tamamen değiştiğini, 2011 yılında imzalanan bu sözleşmenin şirket işletme konusu dışında bir işlem olduğunu, o tarihte yürürlükteki eski Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirket konusu dışında yapılan işlemlerin işlemin kurucu unsurundaki eksiklik sebebiyle yok hükmünde sayıldığını, ... veya «icazet» ile de geçerlilik kazanamayacağını, dolayısıyla bankanın elinde hukuken muteber ve davacı şirketi bağlayıcı herhangi bir sözleşme olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalının tezgah üstü türev araçlara ilişkin çerçeve sözleşmesinin görünüşte sağladığı hak ve yetkilere dayanarak «opsiyon sözleşmelerine» konu hukuka aykırı işlemleri ... yanlı olarak gerçekleştirdiğini, davaya konu sözleşmelerin tamamen davacı şirketin işletme konusu dışında kalan «son» derece riskli kumar vasfını haiz işlemler olduğunu, meyve suyu ve konsantresi ihracatçısı olan davacı şirketin dava konusu işleri yürütüp anlayabilecek organizasyonun ve uzman personelinin bulunmadığı gibi döviz bazında geliri olduğundan dava konusu işlemlere girişme ihtiyacının bulunmadığını, davacı şirketin kumar niteliğindeki işlerden gelir sağlama maksadının da bulunmadığını, davalı bankanın hem «geçersiz sözleşmelerle» hem de işlemin icrası sırasında müşteriyi zarara uğratacak, kendine haksız çıkar sağlayacak tarzda davrandığını, çerçeve sözleşme ve teyit sözleşmelerinin davacı şirket yönünden bağlayıcı olmadığı gibi ilgili sermaye piyasası hükümlerine de aykırı olduğunu, bankanın revize edilen sözleşmeleri ilave iki sözleşme yapılmış gibi kullanmasının banka personelinin hileli ve «güveni kötüye kullanmak» suretiyle bankaya haksız çıkar temini olduğunu, bu eylemde yetkilileri tarafından müşterinin zararı üzerinden bankaya haksız kazanç sağlanması söz konusu olduğunu, davacı şirket «görevlisi» mevcut sözleşmelerden doğacak zararlardan korunmayı beklerken zararın katlanması anlamına gelen iki ... sözleşme yapılmasının istenilmesinin ekonomik gerçeklere, akla ve mantığa uygun olmadığını iddia ederek davalı banka tarafından TL'ye çevrilerek alınan euro/USD'nin her bir işlem bazında bankaca TL olarak alındığı tarihteki euro/USD karşılığının tahsil edileceği tarihteki kurlardan tahsil edilerek ödetilmek üzere şimdilik 9.756.720,00 TL'nin her işlem tarihinden itibaren işletilecek «ticari faizi» ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşterek temsilci · imza sirküleri · irade fesadı · sözleşme serbestisi · bildirim yükümlülüğü · yetki belgesi · ba/bs formları · geçersiz sözleşme
Benzer bu kararda… eşmelerin en sonuncunun 03.07.2013 tarihli olduğunu, bu sözleşmenin 2014 yılı itibariyle onandığını ve davacı şirket tarafından geçerli ve bağlayıcı hâle geldiğini, «irade fesadı» iddialarının reddi gerektiğini, davacı tarafın temelinde bir sözleşme ilişkisi bulunan dava konusu işlemlerin, kumar niteliğinde olduğu iddiası ile bu iddiaya dayanak taleplerinin hukuki değer ve önemden yoksun olup reddi gerektiğini, «sözleşme serbestisi» çerçevesinde akdedilen sözleşmeden kaynaklanan hakların kullanılmasından kaynaklanan eylem ve işlemlerde sözleşmeye, bankacılık kabul ve uygulamalarına aykırı hiçb …
… lması durumunda yapılacak olan netleşme değil, belirli bir fiyat ödeyerek satılan opsiyonun sona erdirilmesine yol açan pozisyon kapatma kavramına karşılık geldiği, «opsiyon sözleşmelerinin» USD üzerinden «prim» (opsiyonun fiyatı) ödenerek alınıp satıldıysa, pozisyon kapatmanın fiyatının da USD üzerinden belirlenebileceği, tüm işlemlere ilişkin «formların» davacı tarafından «ihtirazı kayıt» konulmaksızın imzalandığının anlaşıldığı, davacı tarafından aynı uygulama ile yapılan dava konusu işlemler dışında başka işlemlerin de bulunduğu, bu işlemlerden davacının elde ettiği kar ve primlerin hesabına geçtiği, bu «opsiyon işlemlerini» davacının benimsediği, dava konusu işlemlerin de davacının bilgi ve talimatıyla yapıldığı, davalının hileli bir davranışı olduğunu ispata yarar bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, «çerçeve sözleşmesinin» 10. maddesinden anlaşılacağı üzere davacı şirketin «yetki» değişikliği söz konusu ise bu durumu davalı bankaya «bildirmekle yükümlü» olması sebebiyle bu durumda davalı bankanın ... yükümlülüğüne aykırı bir davranışı bulunduğundan bahsedilemeyeceği, tezgahüstü türev araçlara ilişkin SPK tarafında …
400.260,00 TL karşılığı USD olmak üzere toplam 9.756.720,00 TL tutarında parayı davalı bankanın hesaplarına geçirerek davacı «şirketin zarara» uğramasına yol açtığını, opsiyon teyit sözleşmelerinin imzalandığı 2013 yılında teyit sözleşmelerini imzalayan kişilerin işletme konusu ve parasal tutar itibariyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkilerinin olmadığını, şirket genel müdürünün banka personeli tarafından işlemin mahiyeti hakkında hataya sevk edilip kandırıldığını, bu suretle sağlanan iki imza ve konu itibariyle şirkete ilzama yeterli olmadığı bilinerek banka personelince yönlendirilerek alındığını, teyit sözleşmelerinin imzalanması teklifi sırasında davacı şirket genel müdürüne 2011 yılında imzalanmış olduğu sonradan anlaşılan 05.05.2011 tarihli «çerçeve sözleşmeden» bahsedilmediğini, riskler hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, davalı bankanın çerçeve sözleşmesinin imzalanmasından sonra davacı şirketin ortaklık ve yönetim yapısının tamamen değiştiğini, 2011 yılında imzalanan bu sözleşmenin şirket işletme konusu dışında bir işlem olduğunu, o tarihte yürürlükteki eski Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirket konusu dışında yapılan işlemlerin işlemin kurucu unsurundaki eksiklik sebebiyle yok hükmünde sayıldığını, ... veya «icazet» ile de geçerlilik kazanamayacağını, dolayısıyla bankanın elinde hukuken muteber ve davacı şirketi bağlayıcı herhangi bir sözleşme olduğundan bahsedilemeyeceğini, davalının tezgah üstü türev araçlara ilişkin çerçeve sözleşmesinin görünüşte sağladığı hak ve yetkilere dayanarak «opsiyon sözleşmelerine» konu hukuka aykırı işlemleri ... yanlı olarak gerçekleştirdiğini, davaya konu sözleşmelerin tamamen davacı şirketin işletme konusu dışında kalan «son» derece riskli kumar vasfını haiz işlemler olduğunu, meyve suyu ve konsantresi ihracatçısı olan davacı şirketin dava konusu işleri yürütüp anlayabilecek organizasyonun ve uzman personelinin bulunmadığı gibi döviz bazında geliri olduğundan dava konusu işlemlere girişme ihtiyacının bulunmadığını, davacı şirketin kumar niteliğindeki işlerden gelir sağlama maksadının da bulunmadığını, davalı bankanın hem «geçersiz sözleşmelerle» hem de işlemin icrası sırasında müşteriyi zarara uğratacak, kendine haksız çıkar sağlayacak tarzda davrandığını, çerçeve sözleşme ve teyit sözleşmelerinin davacı şirket yönünden bağlayıcı olmadığı gibi ilgili sermaye piyasası hükümlerine de aykırı olduğunu, bankanın revize edilen sözleşmeleri ilave iki sözleşme yapılmış gibi kullanmasının banka personelinin hileli ve «güveni kötüye kullanmak» suretiyle bankaya haksız çıkar temini olduğunu, bu eylemde yetkilileri tarafından müşterinin zararı üzerinden bankaya haksız kazanç sağlanması söz konusu olduğunu, davacı şirket «görevlisi» mevcut sözleşmelerden doğacak zararlardan korunmayı beklerken zararın katlanması anlamına gelen iki ... sözleşme yapılmasının istenilmesinin ekonomik gerçeklere, akla ve mantığa uygun olmadığını iddia ederek davalı banka tarafından TL'ye çevrilerek alınan euro/USD'nin her bir işlem bazında bankaca TL olarak alındığı tarihteki euro/USD karşılığının tahsil edileceği tarihteki kurlardan tahsil edilerek ödetilmek üzere şimdilik 9.756.720,00 TL'nin her işlem tarihinden itibaren işletilecek «ticari faizi» ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Erten tarafından imza edildiğini, davacının dava konusu etmediği 05.05.2011, 09.08.2011 ve 10.01.2012 tarihli opsiyon teyitleri ile 18.12.2012 tarihli faiz oranı takası teyitlerinin üzerinde de genel kurul kararı ve «imza sirküleri» çerçevesinde davacı şirketin münferiden «temsil» ve imzaya yetkili ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1666 E. , 2017/1229 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/11/2015 tarih ve 2014/1808-2015/1438 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.02.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında "Tezgah Üstü Türev Araçlarına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi" ve bu tip sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan "Opsiyon Teyidi"nin imzalandığını, 19/04/2013 tarihinden 15/11/2013 tarihine kadar olan vadede davacının opsiyon hakkını satan taraf, davalının ise alan taraf olduğu durumda 100.000 USD ve 1,86 kur üzerinden, müvekkilinin opsiyon hakkını alan taraf ve davalının satan taraf olduğu durumda 50.000 USD 1,86 üst bant-1,81 Pivot ve 1,76 alt bant üzerinden opsiyon hakkının gerçekleştirileceğinin düzenlendiğini, davacının bu ürünü satın aldığında kendisinin alıcı bankanın da ürünü satan satıcı statüsünde olduğunu zannettiğini, oysaki davalı bankanın dövizin yukarı yönlü opsiyon hakkı tanındığı durumda müvekkilini satıcı kendisini alıcı pozisyonunda oluşturduğunu, ödenecek miktarı 100.000 USD olarak belirlediğini, işbu tip sözleşme ve opsiyon teyidinin davacıya anlatılmadığını, banka tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, müvekkilinin aldatıldığını ileri sürerek;
fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla imzalanan sözleşme ve opsiyon teyidi sebebiyle uğranılan 11.500,00 TL zararın davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının uzman bir yatırımcı olduğunu, davalının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini, sözleşmeye aykırılığın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; opsiyon teyidi sözleşmesindeki “müşteri kârdayken 50.000 Dolar, zarardayken 100.000 Dolar üzerinden işlem yapılması” şeklindeki hükmün, 6102 sayılı TTK'da bu konuda düzenleme bulunmaması ve 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinin genel hükümlere yaptığı yollama ile 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi hükmü delaletiyle kamu düzenine ilişkin olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 21/1. maddesi gereğince yazılmamış sayılmasına karar verildiği, bu nedeniyle, sadece 50.000 Dolar'lık limit dikkate alınarak kâr ve zarar oluşumunun davacı tarafından kabullenilmesi gerektiği, 100.000 Dolar üzerinden işlem yapılarak belirlenen zararların (kalan diğer 50.000 Dolar'lık bölüme ait zararların tamamının) yarısının davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle;
davanın kabulüne, 64.828,16 TL alacağın 11.500,00 TL'sine dava tarihi olan 24/12/2013 tarihinden, ıslah edilen 53.328,16 TL'sine ıslah tarihi olan 19/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen tezgah üstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmeleri ile opsiyon teyitlerine dayalı işlemlerde davacının aydınlatılmayarak aldatıldığı iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında tezgah üstü türev araçlarına ilişkin çerçeve sözleşmeleri düzenlenmiş, davacı tarafından risk bildirim formu imzalanmış, yatırımcı risk profili (yerindelik testi) anketi yapılmış, bilirkişi raporunda ayrıntısı açıklandığı üzere bariyerli yaklaşık 2 haftalık aralıkları kapsayan 16 vadeden oluşan opsiyon teyidi imzalanmıştır. Buna göre vade gününde 14.00’deki spot kurun değerleme kuru olduğu, gösterge kurlarının alt bant 1.7600 üst bant 1.8600 şeklinde olduğu, vade gününde spot piyasadaki değerleme kuru (1.7600-1.8600) bandı içinde kalmış ise davacının davalı bankadan kur:1.7600’dan 50.000,00 USD satın alma hakkı, değerleme kuru bandın üstüne çıktığında ise davacının davalı bankaya 1.8600’dan satma zorunluluğunun belirlendiği, kurların (1.7600 - 1.8600) bandı içinde seyretmesi durumunda davacının 16 işlemin ilk 5 tanesinde toplamda net 4.248,60 TL kâr elde ettiği, dövizler yükselme trendine girdiğinden davacının 16 işlemin 11 tanesinde spot kurlar, belirlenen üst bant sınırını aştığından toplamda 129.656,33 TL zarar ettiği tespit edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan çerçeve sözleşmeleri ve risk bildirim formu hükümleri incelendiğinde türev işlemlerin riskinin bildirildiği, piyasalarda meydana gelebilecek dalgalanmalar neticesinde büyük zararlar edilebileceğinin kabullenildiği anlaşılmaktadır. Bu suretle, dava konusu opsiyon teyidinde yer alan koşul ve tutarların taraflar arasındaki anlaşma kapsamında tanzim edilmiş olduğu da nazara alındığında, opsiyon sözleşmesindeki koşulların genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu söylenemeyecektir. Dolayısıyla, mahkemece opsiyon teyidi sözleşmesindeki “müşteri kârdayken 50.000 USD, zarardayken 100.000 USD üzerinden işlem yapılması” şeklindeki uygulamanın, 6102 sayılı TTK'da bu konuda düzenleme bulunmaması ve 6102 sayılı TTK'nın 1.
maddesinin genel hükümlere yaptığı yollama ile 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7. maddesi hükmü delaletiyle kamu düzenine ilişkin olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 21/1. maddesi gereğince yazılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda; türev işlemlerdeki risklere ilişkin bildirim bulunduğu nazara alınarak, taraf delillerinin incelenmesi, banka personeli ile davacı arasındaki tüm görüşme kayıtlarına ilişkin bantların çözümünün yaptırılması, banka kayıtları üzerinde davacı tarafından gerçekleştirilen opsiyon işlemlerinin tamamının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılıp taraf iddia ve savunmaları ile yapılan itirazlar da dikkate alınarak düzenlenecek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması, davalı bankanın aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/356597100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz