Kısmen reddedilen davada davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi zorunludur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11136 E. 2014/3252 K. · · İlk derece: 45. Asliye Ticaret Mahkemesi
Düzelterek onandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Şirket sermayesi tamamen zayi olmuş ve bilanço gerçek mali durumu yansıtmıyorsa, bilanço/gelir tablosunun onaylanması ve kâr dağıtımı ile buna bağlı ibra kararının iptali koşulları oluşur; ancak ibra yönünde oy kullanan üye/denetçi yönünden ibra iptal edilemez. Dava kısmen reddedilmişse, reddedilen kısım yönünden vekille temsil edilen davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi zorunludur.
Ele alınan sorunlar
Bilanço, kâr dağıtımı ve ibra kararlarının iptali koşulları → kısmi kabul
İddia: Davalı, 2008 yılı bilanço ve gelir tablosunun gerçeği yansıttığını, şirketi zarara uğratan işlem bulunmadığını, azınlığın haklarını kötüye kullandığını savunarak iptal koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel kurul kararlarının iptali için 6762 sayılı TTK 381. maddesindeki şartlar gerçekleşmiştir. 2008 faaliyet yılına ilişkin gelir tablosu ve bilanço şirketin gerçek mali durumunu göstermemekte, şirket sermayesi tamamen zayi olmuş, borçlar özkaynaklarla karşılanamaz durumdadır; bu halde gelir tablosu ile bilançonun onaylanmasına ve kâr payı dağıtımına ilişkin karar ile buna bağlı ibra kararının iptali koşulları oluşur. Ancak ibra yönünde oy kullanan yönetim kurulu üyesi ile denetçi yönünden ibra kararı iptal edilemez; TTK 334 ve 335. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine izin verilmesine ilişkin kararın iptalini gerektirir bir iddia bulunmadığından bu talep reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Kısmen reddedilen dava yönünden davalı yararına vekalet ücreti → kabul
İddia: Davalı, davanın reddedilen kısmı yönünden vekille temsil edilen kendisi yararına vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava kısmen kabul edilmiş olmasına karşın, davanın reddedilen kısmı yönünden yargılamada vekille temsil edilen davalı şirket yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir; ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasına davalı yararına maktu vekalet ücreti eklenmek suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
Kısmen reddedilen davada vekille temsil edilen davalı yararına reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin zorunlu olduğu yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ vekalet ücreti↗ sermayenin zayi olması↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3773 E. 2021/1438 K.
Ortak:ibra
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptalini» talep edebilmek için 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesinde düzenlenen şartların gerçekleştiği, ancak davacı tarafın davalı şirket «yönetim kurulu» üyesi ...ile denetçisi...'nun «ibrası» yönünde oy kullandığı, 2008 faaliyet yılına ilişkin gelir tablosunun ve bilançonun şirketin gerçek mali durumunu göstermediği, şirket sermayesinin tamamen «zayi» olduğu, borçların özkaynaklar ile karşılanamaz durumda bulunduğu, bu durumda gelir tablosu ile bilançonun onaylanması ve «kar payı dağıtımına» ilişkin 4 nolu karar ile buna bağlı olarak yönetici ve denetçilerin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın iptali koşullarının oluştuğu, 6762 sayılı TTK'nın 334. ve 335. …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin yıllık «faaliyet raporu», gelir gider tablosu ve bilançosu ile denetçi raporları «dahil» olmak üzere «defter» ve belgelerinde herhangi bir usulsüzlük tespit edilemediğinden genel kurulun 3. gündem maddesi ile ilgili kararının iptalini gerektirecek bir durumun sözkonusu olmadığı, davacı hakkında davalı şirket tarafından 25.04.2013 tarihli 2013 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısından itibaren «makul süre» geçmiş olmasına rağmen «sorumluluk davası» açılmadığı, dava konusu genel kurul kararı ile davacı dışındaki diğer tüm «yönetim kurulu üyelerinin ibralarına» karar verildiği, davalı tarafça davacının ibra edilmemesine dair alınan kararın yerinde olduğuna dair delil olarak davacı hakkında açılan görevi kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasının gösterildiği, söz konusu davada «delil niteliği» teşkil edecek davacı aleyhine verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi yine anılan davada alınan bilirkişi raporunun da davacının ibra edilmemesine ilişkin bir gerekçe oluşturamayacağı, sonuç olarak davacının ibra edilmemesine ilişkin alınan genel kurul kararının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçesi ile davalı şirketin 25/04/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 nolu davacının ibra edilmemesine ilişkin kararın iptaline, diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · delil niteliği · makul süre · iyiniyet kuralı · sorumluluk davası · olağanüstü genel kurul · iyiniyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin yıllık «faaliyet raporu», gelir gider tablosu ve bilançosu ile denetçi raporları «dahil» olmak üzere «defter» ve belgelerinde herhangi bir usulsüzlük tespit edilemediğinden genel kurulun 3. gündem maddesi ile ilgili kararının iptalini gerektirecek bir durumun sözkonusu olmadığı, davacı hakkında davalı şirket tarafından 25.04.2013 tarihli 2013 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısından itibaren «makul süre» geçmiş olmasına rağmen «sorumluluk davası» açılmadığı, dava konusu genel kurul kararı ile davacı dışındaki diğer tüm «yönetim kurulu üyelerinin ibralarına» karar verildiği, davalı tarafça davacının ibra edilmemesine dair alınan kararın yerinde olduğuna dair delil olarak davacı hakkında açılan görevi kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasının gösterildiği, söz konusu davada «delil niteliği» teşkil edecek davacı aleyhine verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi yine anılan davada alınan bilirkişi raporunun da davacının ibra edilmemesine ilişkin bir gerekçe oluşturamayacağı, sonuç olarak davacının ibra edilmemesine ilişkin alınan genel kurul kararının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçesi ile davalı şirketin 25/04/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 nolu davacının ibra edilmemesine ilişkin kararın iptaline, diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/162 E. 2017/3963 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · özel denetçi · olağanüstü genel kurul · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, bilanço ve kar zarar cetvelinin onaylanmasına ilişkin 4 numaralı karar ile «yönetim kurulu» üyelerine 6762 sayılı TTK nın 334-335. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin 8 numaralı kararın iptaline, yönetim kurulu «faaliyet raporu» ile denetçi raporunun onaylandığı 3 numaralı karar ile yönetim kurulu ve denetçinin ibrasına ilişkin 5 numaralı kararın iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunda ortaklara borçlar hesabına yönelik yapılan incelemelerde alınan «özel denetçi» raporları da nazara alındığında «kaydın» muhasebe ilkelerine göre düzeltildiği ile ilgili belge sunulmadığından 4 numaralı gündem maddesiyle alınan kararın iptali talebinin yerinde olduğu kanaati bildiril …
Şirketin 2011 yılına ait faaliyetlerini, karını, cirosunu gösteren «yönetim kurulu» «faaliyet raporu» ile denetçi raporunun bilançodan ayrı düşünülmesi mümkün bulunmamaktadır.
Dolayısıyla şirketin 2011 yılı bilanço ve kar zarar cetveli onaylanmadığına, yönetim kuruluna 6762 sayılı TTK nın 334-335. maddeleri gereği izin verilmesine ilişkin karar da iptal edildiğine göre «yönetim kurulu» «faaliyet raporu» ve denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin 3 numaralı gündem maddesiyle alınan kararın da iptaline karar verilmesi gerekirken 3 numaralı kararın iptaline yönelik talebin reddedilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1002 E. 2019/4033 K.
Ortak:ibra
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptalini» talep edebilmek için 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesinde düzenlenen şartların gerçekleştiği, ancak davacı tarafın davalı şirket «yönetim kurulu» üyesi ...ile denetçisi...'nun «ibrası» yönünde oy kullandığı, 2008 faaliyet yılına ilişkin gelir tablosunun ve bilançonun şirketin gerçek mali durumunu göstermediği, şirket sermayesinin tamamen «zayi» olduğu, borçların özkaynaklar ile karşılanamaz durumda bulunduğu, bu durumda gelir tablosu ile bilançonun onaylanması ve «kar payı dağıtımına» ilişkin 4 nolu karar ile buna bağlı olarak yönetici ve denetçilerin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın iptali koşullarının oluştuğu, 6762 sayılı TTK'nın 334. ve 335. …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin yıllık «faaliyet raporu», gelir gider tablosu ve bilançosu ile denetçi raporları «dahil» olmak üzere «defter» ve belgelerinde herhangi bir usulsüzlük tespit edilemediğinden genel kurulun 3. gündem maddesi ile ilgili kararının iptalini gerektirecek bir durumun sözkonusu olmadığı, davacı hakkında davalı şirket tarafından 25.04.2013 tarihli 2013 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısından itibaren «makul süre» geçmiş olmasına rağmen «sorumluluk davası» açılmadığı, dava konusu genel kurul kararı ile davacı dışındaki diğer tüm «yönetim kurulu üyelerinin ibralarına» karar verildiği, davalı tarafça davacının ibra edilmemesine dair alınan kararın yerinde olduğuna dair delil olarak davacı hakkında açılan görevi kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasının gösterildiği, söz konusu davada «delil niteliği» teşkil edecek davacı aleyhine verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi yine anılan davada alınan bilirkişi raporunun da davacının ibra edilmemesine ilişkin bir gerekçe oluşturamayacağı, sonuç olarak davacının ibra edilmemesine ilişkin alınan genel kurul kararının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçesi ile davalı şirketin 25/04/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 nolu davacının ibra edilmemesine ilişkin kararın iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davalı ... şirketin «yönetim kurulu» üyesi olan davacı hakkında 25.04.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan «ibra» edilmeme kararının ve «faaliyet raporu», bilanço, gelir tablosu ve denetçi raporunun kabulüne dair kararın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle «ibra» edilmeme kararının iptaline, diğer kararlar yönünden iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet raporu · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · delil niteliği · makul süre · iyiniyet kuralı · sorumluluk davası · olağanüstü genel kurul · iyiniyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin yıllık «faaliyet raporu», gelir gider tablosu ve bilançosu ile denetçi raporları «dahil» olmak üzere «defter» ve belgelerinde herhangi bir usulsüzlük tespit edilemediğinden genel kurulun 3. gündem maddesi ile ilgili kararının iptalini gerektirecek bir durumun sözkonusu olmadığı, davacı hakkında davalı şirket tarafından 25.04.2013 tarihli 2013 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısından itibaren «makul süre» geçmiş olmasına rağmen «sorumluluk davası» açılmadığı, dava konusu genel kurul kararı ile davacı dışındaki diğer tüm «yönetim kurulu üyelerinin ibralarına» karar verildiği, davalı tarafça davacının ibra edilmemesine dair alınan kararın yerinde olduğuna dair delil olarak davacı hakkında açılan görevi kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasının gösterildiği, söz konusu davada «delil niteliği» teşkil edecek davacı aleyhine verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi yine anılan davada alınan bilirkişi raporunun da davacının ibra edilmemesine ilişkin bir gerekçe oluşturamayacağı, sonuç olarak davacının ibra edilmemesine ilişkin alınan genel kurul kararının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu gerekçesi ile davalı şirketin 25/04/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 nolu davacının ibra edilmemesine ilişkin kararın iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Davacı «yönetim kurulu» üyesinin, şirket kaynaklarını kendi şahsi borçlarını «ifa» etmek için kullandığının bildirilmesi karşısında «ibra» etmeme konusundaki genel kurul kararının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir.
2-Dava, davalı ... şirketin «yönetim kurulu» üyesi olan davacı hakkında 25.04.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan «ibra» edilmeme kararının ve «faaliyet raporu», bilanço, gelir tablosu ve denetçi raporunun kabulüne dair kararın iptali istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11136 E. , 2014/3252 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
45. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/03/2012 tarih ve 2011/121-2012/38 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri ile davacı yanında davaya katılan fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/02/2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av...., davalı ... .... Dağ. Paz. ve Dış Tic. A.Ş. vekili Av... ve fer'i müdahil vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin davalı anonim şirketin ortağı olduklarını, davalı şirketin 2008 faaliyet yılına ilişkin işletme ayrıntılı bilançosunun ve işletme ayrıntılı gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığını, gerek bilançonun gerekse gelir tablosunun tetkikinden yapılan işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olduklarının ve dönem karı olarak açıklanan 19.544,18 TL'lik karın dayanaksız bulunduğunun anlaşıldığını, bu durum karşısında davalı şirketin 11.09.2009 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan bilanço ve gelir hesaplarının onaylanması ile kar payı dağıtılmasına ilişkin 4. maddesinin, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ibrasına ilişkin 5. maddesinin ve yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 334.
ve 335. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin 7. maddesinin yasa, anasözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, bu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların iddiasının aksine 2008 yılına ilişkin bilanço ve gelir tablosunun gerçeği yansıttığını, şirketi zarara uğratan herhangi bir işlemin söz konusu olmadığını, davacı tarafın azınlık haklarını belirli amaçlara ulaşmak için şirket aleyhine kullandığını, şirket işleyişini güçleştirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, anonim şirket genel kurul kararlarının iptalini talep edebilmek için 6762 sayılı TTK'nın 381. maddesinde düzenlenen şartların gerçekleştiği, ancak davacı tarafın davalı şirket yönetim kurulu üyesi ...ile denetçisi...'nun ibrası yönünde oy kullandığı, 2008 faaliyet yılına ilişkin gelir tablosunun ve bilançonun şirketin gerçek mali
durumunu göstermediği, şirket sermayesinin tamamen zayi olduğu, borçların özkaynaklar ile karşılanamaz durumda bulunduğu, bu durumda gelir tablosu ile bilançonun onaylanması ve kar payı dağıtımına ilişkin 4 nolu karar ile buna bağlı olarak yönetici ve denetçilerin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın iptali koşullarının oluştuğu, 6762 sayılı TTK'nın 334. ve 335. maddeleri gereğince yönetim kurulu üyelerine izin verilmesi yönündeki kararın iptalini gerektirecek herhangi bir iddianın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 11.09.2009 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan 4 ve 5 nolu kararların (yönetici ...ve denetçi ... dışında) iptaline, 7 nolu kararın iptali yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ile davacı yanında davaya katılan feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili ile feri müdahil vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Ancak, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına karşın davanın reddedilen kısmı yönünden yargılamada vekille temsil edilen davalı şirket yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile feri müdahil vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasına 7. bent olarak “Davalı yargılamada vekille temsil edildiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nce belirlenen 1.200 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, kararın bu haliyle davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, davacı yanında fer'i müdahil ...
harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 21/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/356540300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz