Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12332 E. 2014/17596 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsilat makbuzu↗ ek mehil↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ara karar↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ibraz ettiği belgelerin davalı ile ilgisi bulunmadığı, tahsilat makbuzu ve sertifika isimli belgelerin Kaldera Holdings Ltd. adına düzenlendiği, davalıyı temsilen imza atılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf yurt dışı şirketin paravan olduğunu, burada toplanan paraların davalı şirkete aktarıldığını, tahsilat makbuzunda ismi geçen kişinin davalı şirketin yetkilisi ve temsilcisi olduğu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece 11.10.2012 tarihli ara karar ile davalı şirkete ait tüm kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişilere inceleme yetkisi verilerek davacının doğrudan davalı şirkete ödemesi olup olmadığı, tahsilat makbuzunun şirket kayıtlarında bulunup bulunmadığı, makbuzda ismi geçen kişinin davalı ile ilgisinin olup olmadığı, davalı tarafından tahsilat yapılıp yapılmadığı, davacının hisseleri davalı şirketten alıp almadığı hususlarının tespiti istenmiş, bilirkişi raporunda ise davalı şirket kayıtlarında inceleme yapılmak istendiği, davalı şirket vekillerinin defterlerin başka dosyalarda olabileceğini belirttikleri, şirket kayıtlarına ulaşılamadığı, mahkemece kurulan ara kararda belirtilen hususların değerlendirilemediği belirtilmiş olduğu halde, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarının hangi mahkemelerde olduğuna dair bildirimde bulunması için mehil verilerek, ibraz etmemesi halinde HMK'nın 448. maddesi delaletiyle 220 ve 222. maddeleri uyarınca bu durumun davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı hususu nazara alınarak, SPK, TBMM raporları, ticaret sicil ve SGK kayıtları incelenip, KALDERA HOLDİNGS LTD tahsilat makbuzu ve sertifikaların davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediği, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, üzerinde bulunan seri numarasının geçerliliğinin bulunup bulunmadığı, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başkalarına da verilip verilmediği, davalının izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığı, tahsil fişinde ismi geçen Nazmi Kaya'nın şirketin yetkilisi veya temsilcisi olup olmadığı değerlendirilerek neticesine göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün onanması doğru bulunmadığından, davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 07.04.2014 gün 2013/17332 E, 2014/6817 K sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1144 E. 2019/475 K.
Ortak:ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · ibraz · temsil · e-defter · Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahkemece davalı tarafa «ticari defter» ve kayıtlarının hangi mahkemelerde olduğuna dair bildirimde bulunması için «mehil» verilerek, «ibraz» etmemesi halinde HMK'nın 448. maddesi delaletiyle 220 ve 222. maddeleri uyarınca bu durumun davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı hususu nazara alınarak, SPK, TBMM raporları, «ticaret sicil» ve SGK kayıtları incelenip, KALDERA HOLDİNGS LTD «tahsilat makbuzu» ve sertifikaların davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediği, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, üzerinde bulunan seri numarasının geçerliliğinin bulunup bulunmadığı, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başkalarına da verilip verilmediği, davalının izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığı, tahsil fişinde ismi geçen Nazmi Kaya'nın şirketin yetkilisi veya «temsilcisi» olup olmadığı değerlendirilerek neticesine göre karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının «ibraz» ettiği belgelerin davalı ile ilgisi bulunmadığı, «tahsilat makbuzu» ve sertifika isimli belgelerin Kaldera Holdings Ltd. adına düzenlendiği, davalıyı «temsilen» imza atılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf yurt dışı şirketin paravan olduğunu, burada toplanan paraların davalı şirkete aktarıldığını, «tahsilat makbuzunda» ismi geçen kişinin davalı şirketin yetkilisi ve «temsilcisi» olduğu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece 11.10.2012 tarihli «ara» karar ile davalı şirkete ait tüm kayıt ve belgeler üzerinde «bilirkişilere inceleme» yetkisi verilerek davacının doğrudan davalı şirkete ödemesi olup olmadığı, tahsilat makbuzunun şirket kayıtlarında bulunup bulunmadığı, makbuzda ismi geçen kişinin davalı ile ilgisinin olup olmadığı, davalı tarafından tahsilat yapılıp yapılmadığı, davacının hisseleri davalı şirketten alıp almadığı hususlarının tespiti istenmiş, bilirkişi raporunda ise davalı şirket kayıtlarında inceleme yapılmak istendiği, davalı şirket vekillerinin «defterlerin» başka dosyalarda olabileceğini belirttikleri, şirket kayıtlarına ulaşılamadığı, mahkemece kurulan ara kararda belirtilen hususların değerlendirilemediği belirtilmiş olduğu halde, mahkemece «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Benzer bu kararda… ı tarafça bildirilen ve bozma ilamında işaret edilen TBMM raporları dosya arasına alınıp değerlendirilmeden, 14.02.2000 tarihli ... raporunun sonuç bölümünde şirket «yönetim kurulu» başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi .... hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı belirtilmiş olması nedeniyle şirket yöneticileri hakkında ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirket tarafından izinsiz halka arz faaliyeti yürütülüp yürütülmediği konusunda MASAK raporu bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirketin davacının dayandığı 20.04.2000 ve 29.05.2001 tarihli “tahsil fişleri”nin ilgili olduğu dönem ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek getirtilip incelenmeden «bozma sonrası» sadece tahsil fişinde ismi bulunan ...’in SGK «kaydı» celp edilip dosya üzerinden bilirkişi raporu alınmak suretiyle «eksik inceleme» sonucu bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… ularak yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket adına hareket eden ve makbuzda imzası bulunan ...'in şirket çalışanı ve «temsilcisi» gibi hareket ettiği, dava konusu paranın ortaklık görünümü altında ödünç olarak alındığı, davalı şirketi temsilen hareket eden ...'in farklı kişilerden aynı tip makbuzla para tahsil ettiği, buna göre ...' in davalı şirket adına hareket etmediğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 59.953,27 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · yönetim kurulu kararı · cy/cy kaydı · vekalet ücreti · avans faizi
Benzer bu kararda… ı tarafça bildirilen ve bozma ilamında işaret edilen TBMM raporları dosya arasına alınıp değerlendirilmeden, 14.02.2000 tarihli ... raporunun sonuç bölümünde şirket «yönetim kurulu» başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi .... hakkında suç duyurusunda bulunulmasının uygun olacağı belirtilmiş olması nedeniyle şirket yöneticileri hakkında ceza soruşturması ya da kovuşturması bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirket tarafından izinsiz halka arz faaliyeti yürütülüp yürütülmediği konusunda MASAK raporu bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davalı şirketin davacının dayandığı 20.04.2000 ve 29.05.2001 tarihli “tahsil fişleri”nin ilgili olduğu dönem ve daha sonraki yıllara ait yasal «defter» ve kayıtlarının defterlerin «ibraz» ve ispat yükümlülüğü ile ilgili kurallar da gözetilerek getirtilip incelenmeden «bozma sonrası» sadece tahsil fişinde ismi bulunan ...’in SGK «kaydı» celp edilip dosya üzerinden bilirkişi raporu alınmak suretiyle «eksik inceleme» sonucu bozma gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
… ularak yapılan yargılama, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket adına hareket eden ve makbuzda imzası bulunan ...'in şirket çalışanı ve «temsilcisi» gibi hareket ettiği, dava konusu paranın ortaklık görünümü altında ödünç olarak alındığı, davalı şirketi temsilen hareket eden ...'in farklı kişilerden aynı tip makbuzla para tahsil ettiği, buna göre ...' in davalı şirket adına hareket etmediğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 59.953,27 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin faiz başlangıcı ve «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3046 E. 2011/14657 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr kaybı · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya ait sertifika numarasını ürünlerinde kullandığı, bu şekilde davalının «haksız rekabetinin» kanıtlandığı ancak davacının bu nedenle uğradığı zararın hesaplanamadığı gerekçesiyle «maddi tazminat» talebinin reddi ile 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2 - Davacı vekili, müvekkiline ait sebze ve meyve taşıma kasası üretim sertifika numarasının davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının davacıya ait sertifika numarasını ürünlerinde kullandığı ve eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiği kabul edilmiş ancak davacının bu nedenle uğradığı zararın hesaplanamadığı gerekçesi ile «maddi tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile mahkemece, davalının eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu yönündeki değerlendirme isabetli olmakla birlikte, bu durumun davacı açısından maddi «kayba» yol açacağı kuşkusuzdur.
Bu bağlamda, davacı lehine BK'nun 42 ncı maddesi hükmü uyarınca bir miktar «maddi tazminata» hükmetmek yerine bu kalem tazminat isteminin kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12332 E. , 2014/17596 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/04/2013 gün ve 2012/75-2013/137 sayılı kararı onayan Daire’nin 07/04/2014 gün ve 2013/17332-2014/6817 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin yatırılan paraların istendiği an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği vaadi ve taahhüdü ile binlerce kişiden para toplama faaliyetinde bulunduğunu, müvekkillerinden de 08.05.2000 tarihli belge karşılığında 30,000 DM'nin tahsil edildiğini, müvekkillerinin paralarını çekmek istediklerinde sonuç alamadıklarını, davalı ...'ın da şirketin yönetim kurulu başkanı olarak TTK'nın 336'ıncı maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, davalıların sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek taraflar arasındaki ilişkinin hükümsüzlüğünü, 30,000 DM karşılığı 30.154,47 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ibraz ettiği belgelerin davalı ile ilgisi bulunmadığı, tahsilat makbuzu ve sertifika isimli belgelerin Kaldera Holdings Ltd. adına düzenlendiği, davalıyı temsilen imza atılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf yurt dışı şirketin paravan olduğunu, burada toplanan paraların davalı şirkete aktarıldığını, tahsilat makbuzunda ismi geçen kişinin davalı şirketin yetkilisi ve temsilcisi olduğu ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece 11.10.2012 tarihli ara karar ile davalı şirkete ait tüm kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişilere inceleme yetkisi verilerek davacının doğrudan davalı şirkete ödemesi olup olmadığı, tahsilat makbuzunun şirket kayıtlarında bulunup bulunmadığı, makbuzda ismi geçen kişinin davalı ile ilgisinin olup olmadığı, davalı tarafından tahsilat yapılıp yapılmadığı, davacının hisseleri davalı şirketten alıp almadığı hususlarının tespiti istenmiş, bilirkişi raporunda ise davalı şirket kayıtlarında inceleme yapılmak istendiği, davalı şirket vekillerinin defterlerin başka dosyalarda olabileceğini belirttikleri, şirket kayıtlarına ulaşılamadığı, mahkemece kurulan ara kararda belirtilen hususların değerlendirilemediği belirtilmiş olduğu halde, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarının hangi mahkemelerde olduğuna dair bildirimde bulunması için mehil verilerek, ibraz etmemesi halinde HMK'nın 448. maddesi delaletiyle 220 ve 222. maddeleri uyarınca bu durumun davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı hususu nazara alınarak, SPK, TBMM raporları, ticaret sicil ve SGK kayıtları incelenip, KALDERA HOLDİNGS LTD tahsilat makbuzu ve sertifikaların davalı şirket tarafından tanzim edilip edilmediği, bu ve benzeri belgelerin şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığı, üzerinde bulunan seri numarasının geçerliliğinin bulunup bulunmadığı, bu şekilde düzenlenen tahsil fişlerinin başkalarına da verilip verilmediği, davalının izinsiz halka arz faaliyeti yapıp yapmadığı, tahsil fişinde ismi geçen Nazmi Kaya'nın şirketin yetkilisi veya temsilcisi olup olmadığı değerlendirilerek neticesine göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün onanması doğru bulunmadığından, davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 07.04.2014 gün 2013/17332 E, 2014/6817 K sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 07.04.2014 gün 2013/17332 E, 2014/6817 K sayılı onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 14/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/355522500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz