Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/852 E. 2017/3865 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fahiş cezai şart↗ tbk 182/3↗ komisyon alacağı↗ geçersiz sözleşme↗ yoksun kalınan kâr↗ takas↗ ihtisas mahkemesi↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmenin feshi↗ cezai şart↗ tbk 99↗ fesih↗ kamu düzeni↗ komisyon↗ usulden reddi↗ ihtar↗ geçersizlik↗ kusur↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ avans faizi↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeyi "..." isimli dizi yapımcısı ile davacı- karşı davalının husumeti nedeniyle aracı olmaktan kaçındığı gerekçesiyle feshettiğini ihtarında belirttiği, dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının bu ihtar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı oyuncunun TBK'nın 123. maddesinde öngörülen mehli vermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin geçersiz olduğu, sözleşmenin feshinin geçersiz olmasıyla beraber dinlenen tanığın beyanıyla oyuncunun "..." isimli dizide rol almasının davacı ajans tarafından engellenmek istendiğinin anlaşıldığı, ajansın, husumetli olduğu yapımcıda menajeri olduğu oyuncuyu çalıştırmak istememesinin kendi açısından haklı görülebilirse de işlerine aracılık etmeyi sözleşme ile üstlendiği davalı oyuncunun zararına sebebiyet verdiğinden haklılığının kabul edilemeyeceği, ancak davacı ajansın, davalı oyuncu için çeşitli iş teklifleri de sunduğu, "..." dizisinin toplam 46 bölümünde ve "..." sinema filminden oyuncunun gelir elde ettiği, bu tespitlerden ajansın, oyuncuya sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece belli işler vererek onun tanınmasına imkan sağladığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalının da TBK'ya uygun bir şekilde fesih yapmadan dizide rol almasının kusurlu bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafından kusurlu kabul edildiği, gerek karşılıklı kusur, gerekse fahiş cezai şart ve TBK'nın 182/son maddesi hükmünün dikkate alınarak cezai şartın 50.000 TL olarak dikkate alındığı, davacının aracılık etmediği iş için sanki aracılık etmiş gibi sözleşmede belirtilen oranda komisyon alamayacağı, TBK'nın 51. ve 52. maddeleri dikkate alınarak davacının komisyon alacağının 10.500 TL olarak takdir edildiği, bunun dışında bir zararın ajans tarafından ispatlanamadığı, bu ücretten davalı oyuncunun 7.500 TL tutarındaki alacağının mahsubu ile 3.000 TL yoksun kalınan kâr alacağının kaldığı gerekçesiyle asıl davada TBK'nın 182/son maddesi uyarınca takdiren 50.000 TL cezai şartın ve 3.000 TL yoksun kalınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada, davacı vekili, davalının, taraflar arasında aktedilen menajerlik sözleşmesini haksız feshettiğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkiline ödemesi gereken ajans servis komisyonunu ödemediği gibi müvekkilinin sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazançtan mahrum kaldığını ileri sürerek cezai şart ve yoksun kalınan kârın tahsilini, karşı davada ise davacı vekili, karşı davalının ajans servis komisyonu olarak takas ettiğini belirttiği alacağının ödenmesini istemiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık 16.06.2010 tarihli menajerlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. 5846 sayılı Yasa'nın 76. maddesinde bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden kaynaklı uyuşmazlıklara ihtisas mahkemesi niteliğindeki fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerince bakılacağı belirtilmiştir. İşbu davada FSEK'ten doğan bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından fikrî sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemeyecektir. Bu durumda, davaya bakmakla görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/79 E. 2012/11584 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faturaya itiraz edilmemesi · faturaya itiraz · bilirkişi incelemesi · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen «faturaya itiraz edilmediği», davacının alacaklı olduğu, ihtilafın yargılama sonucu çözülmesi nedeniyle «icra inkar tazminatına» hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, oyunculuk, ajans hizmetinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece uyuşmazlığın yargılama sonucu çözüldüğü gerekçesiyle «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf faturaya dayalı olarak takipte bulunmuş, yapılan «bilirkişi incelemesi» ile de faturanın davacının «defterlerinde» kayıtlı olduğu belirlenerek bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu durumda alacağın likit olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece «icra inkar tazminatı» talebinin kabulüne karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3765 E. 2020/896 K.
Ortak:komisyon alacağı · cezai şart · kamu düzeni · komisyon
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeyi "..." isimli dizi yapımcısı ile davacı- karşı davalının «husumeti» nedeniyle aracı olmaktan kaçındığı gerekçesiyle feshettiğini ihtarında belirttiği, dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının bu «ihtar» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı oyuncunun TBK'nın 123. maddesinde öngörülen mehli vermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin «geçersiz» olduğu, «sözleşmenin feshinin» geçersiz olmasıyla beraber dinlenen tanığın beyanıyla oyuncunun "..." isimli dizide rol almasının davacı ajans tarafından engellenmek istendiğinin anlaşıldığı, ajansın, husumetli olduğu yapımcıda menajeri olduğu oyuncuyu çalıştırmak istememesinin kendi açısından haklı görülebilirse de işlerine aracılık etmeyi sözleşme ile üstlendiği davalı oyuncunun zararına sebebiyet verdiğinden haklılığının kabul edilemeyeceği, ancak davacı ajansın, davalı oyuncu için çeşitli iş teklifleri de sunduğu, "..." dizisinin toplam 46 bölümünde ve "..." sinema filminden oyuncunun gelir elde ettiği, bu tespitlerden ajansın, oyuncuya sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece belli işler vererek onun tanınmasına imkan sağladığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalının da TBK'ya uygun bir şekilde «fesih» yapmadan dizide rol almasının kusurlu bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafından kusurlu kabul edildiği, gerek karşılıklı «kusur», gerekse «fahiş cezai şart» ve TBK'nın 182/«son» maddesi hükmünün dikkate alınarak cezai şartın 50.000 TL olarak dikkate alındığı, davacının aracılık etmediği iş için sanki aracılık etmiş gibi sözleşmede belirtilen oranda «komisyon» alamayacağı, TBK'nın 51. ve 52. maddeleri dikkate alınarak davacının «komisyon alacağının» 10.500 TL olarak takdir edildiği, bunun dışında bir zararın ajans tarafından ispatlanamadığı, bu ücretten davalı oyuncunun 7.500 TL tutarındaki alacağının mahsubu ile 3.000 TL «yoksun kalınan» kâr alacağının kaldığı gerekçesiyle asıl davada TBK'nın 182/son maddesi uyarınca takdiren 50.000 TL cezai şartın ve 3.000 TL yoksun kalınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… vacı vekili, davalının, taraflar arasında aktedilen menajerlik sözleşmesini haksız feshettiğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkiline ödemesi gereken ajans servis «komisyonunu» ödemediği gibi müvekkilinin sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazançtan «mahrum» kaldığını ileri sürerek «cezai şart» ve «yoksun kalınan» kârın tahsilini, karşı davada ise davacı vekili, karşı davalının ajans servis komisyonu olarak «takas» ettiğini belirttiği alacağının ödenmesini istemiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık 16.06.2010 tarihli menajerlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları «kamu düzenine» ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Benzer bu kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi temel «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin MK 2. madde kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, menajerlik sözleşmesine dayalı «komisyon alacağı» ve «cezai şart» istemine ilişkindir.
Somut olaya baktığımızda, her ne kadar davalı sanatçı, sözleşme gereği davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendi imkanları ile iş bulduğunu savunmuş ise de, davacının talebi üzerine davacının «komisyon alacağına» dair kısmi ödemelerde bulunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · kişilik haklarının ihlali · sözleşme serbestisi · bildirim yükümlülüğü · kişilik hakları · emredici hüküm · kısıtlılık · münhasırlık
Benzer bu kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi temel «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin MK 2. madde kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak taraflar arasındaki “Bookink Satış&Pazarlama Sözleşmesi” incelendiğinde, sözleşmenin konusu, sanatçının yurtiçi ve yurtdışındaki mesleki işlerinin ve diğer alakalı faaliyetlerinin, pazarlama ve satış haklarının «münhasıran» ajansa devri ve ajans tarafından yürütülmesi hususunda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin tespitidir.
Sözleşmeye göre, sanatçı işbu sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasını «münhasıran» ajans aracılığıyla gerçekleştirecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3602 E. 2017/6977 K.
Ortak:komisyon · avans faizi · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeyi "..." isimli dizi yapımcısı ile davacı- karşı davalının «husumeti» nedeniyle aracı olmaktan kaçındığı gerekçesiyle feshettiğini ihtarında belirttiği, dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının bu «ihtar» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı oyuncunun TBK'nın 123. maddesinde öngörülen mehli vermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin «geçersiz» olduğu, «sözleşmenin feshinin» geçersiz olmasıyla beraber dinlenen tanığın beyanıyla oyuncunun "..." isimli dizide rol almasının davacı ajans tarafından engellenmek istendiğinin anlaşıldığı, ajansın, husumetli olduğu yapımcıda menajeri olduğu oyuncuyu çalıştırmak istememesinin kendi açısından haklı görülebilirse de işlerine aracılık etmeyi sözleşme ile üstlendiği davalı oyuncunun zararına sebebiyet verdiğinden haklılığının kabul edilemeyeceği, ancak davacı ajansın, davalı oyuncu için çeşitli iş teklifleri de sunduğu, "..." dizisinin toplam 46 bölümünde ve "..." sinema filminden oyuncunun gelir elde ettiği, bu tespitlerden ajansın, oyuncuya sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece belli işler vererek onun tanınmasına imkan sağladığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalının da TBK'ya uygun bir şekilde «fesih» yapmadan dizide rol almasının kusurlu bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafından kusurlu kabul edildiği, gerek karşılıklı «kusur», gerekse «fahiş cezai şart» ve TBK'nın 182/«son» maddesi hükmünün dikkate alınarak cezai şartın 50.000 TL olarak dikkate alındığı, davacının aracılık etmediği iş için sanki aracılık etmiş gibi sözleşmede belirtilen oranda «komisyon» alamayacağı, TBK'nın 51. ve 52. maddeleri dikkate alınarak davacının «komisyon alacağının» 10.500 TL olarak takdir edildiği, bunun dışında bir zararın ajans tarafından ispatlanamadığı, bu ücretten davalı oyuncunun 7.500 TL tutarındaki alacağının mahsubu ile 3.000 TL «yoksun kalınan» kâr alacağının kaldığı gerekçesiyle asıl davada TBK'nın 182/son maddesi uyarınca takdiren 50.000 TL cezai şartın ve 3.000 TL yoksun kalınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… vacı vekili, davalının, taraflar arasında aktedilen menajerlik sözleşmesini haksız feshettiğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkiline ödemesi gereken ajans servis «komisyonunu» ödemediği gibi müvekkilinin sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazançtan «mahrum» kaldığını ileri sürerek «cezai şart» ve «yoksun kalınan» kârın tahsilini, karşı davada ise davacı vekili, karşı davalının ajans servis komisyonu olarak «takas» ettiğini belirttiği alacağının ödenmesini istemiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık 16.06.2010 tarihli menajerlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
İşbu davada FSEK'ten doğan bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından fikrî sınai haklar hukuk mahkemesinin «görevli» olduğundan söz edilemeyecektir.
Benzer bu kararda… ar arasındaki hesap ilişkisinde dikkate alınacağı, üç oyuncuya toplam 17.750 TL ödendiği davalının haricen ödediği oyuncu ücretleri nedeniyle davacıya borçlu olduğu «komisyon» ücreti düşülerek davalının 8.267,50 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, asıl davada oynanan «bölüm» dizisine göre davacının başka alacağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile karşı davada 8.267,50 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, alacağa dava tarihinden «avans faizi» yürütülmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda davada asliye ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğu hususu göz önüne alınarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ilişkisi · cari hesap · iş bölümü · görevsizlik kararı · tacir
Benzer bu kararda1- Davacı asıl davada davalı ile arasında oyuncu teminine ilişkin sözleşme gereğince «cari hesap ilişkisi» bulunduğunu, buna dayalı olarak icra takibi başlattığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise karşı davasında fazladan yapılan ödemeler nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüştür.
… ar arasındaki hesap ilişkisinde dikkate alınacağı, üç oyuncuya toplam 17.750 TL ödendiği davalının haricen ödediği oyuncu ücretleri nedeniyle davacıya borçlu olduğu «komisyon» ücreti düşülerek davalının 8.267,50 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, asıl davada oynanan «bölüm» dizisine göre davacının başka alacağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile karşı davada 8.267,50 TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, alacağa dava tarihinden «avans faizi» yürütülmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davacı ile davalının «tacir» olduğu ve aralarında bir ticari ilişkinin bulunduğu açıktır.
Bu durumda davada asliye ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğu hususu göz önüne alınarak «görevsizlik» kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/587 E. 2023/7110 K.
Ortak:komisyon alacağı · cezai şart · kamu düzeni · komisyon · ihtar · geçersizlik · Cezai Şart
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeyi "..." isimli dizi yapımcısı ile davacı- karşı davalının «husumeti» nedeniyle aracı olmaktan kaçındığı gerekçesiyle feshettiğini ihtarında belirttiği, dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının bu «ihtar» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı oyuncunun TBK'nın 123. maddesinde öngörülen mehli vermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin «geçersiz» olduğu, «sözleşmenin feshinin» geçersiz olmasıyla beraber dinlenen tanığın beyanıyla oyuncunun "..." isimli dizide rol almasının davacı ajans tarafından engellenmek istendiğinin anlaşıldığı, ajansın, husumetli olduğu yapımcıda menajeri olduğu oyuncuyu çalıştırmak istememesinin kendi açısından haklı görülebilirse de işlerine aracılık etmeyi sözleşme ile üstlendiği davalı oyuncunun zararına sebebiyet verdiğinden haklılığının kabul edilemeyeceği, ancak davacı ajansın, davalı oyuncu için çeşitli iş teklifleri de sunduğu, "..." dizisinin toplam 46 bölümünde ve "..." sinema filminden oyuncunun gelir elde ettiği, bu tespitlerden ajansın, oyuncuya sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece belli işler vererek onun tanınmasına imkan sağladığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalının da TBK'ya uygun bir şekilde «fesih» yapmadan dizide rol almasının kusurlu bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafından kusurlu kabul edildiği, gerek karşılıklı «kusur», gerekse «fahiş cezai şart» ve TBK'nın 182/«son» maddesi hükmünün dikkate alınarak cezai şartın 50.000 TL olarak dikkate alındığı, davacının aracılık etmediği iş için sanki aracılık etmiş gibi sözleşmede belirtilen oranda «komisyon» alamayacağı, TBK'nın 51. ve 52. maddeleri dikkate alınarak davacının «komisyon alacağının» 10.500 TL olarak takdir edildiği, bunun dışında bir zararın ajans tarafından ispatlanamadığı, bu ücretten davalı oyuncunun 7.500 TL tutarındaki alacağının mahsubu ile 3.000 TL «yoksun kalınan» kâr alacağının kaldığı gerekçesiyle asıl davada TBK'nın 182/son maddesi uyarınca takdiren 50.000 TL cezai şartın ve 3.000 TL yoksun kalınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… vacı vekili, davalının, taraflar arasında aktedilen menajerlik sözleşmesini haksız feshettiğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkiline ödemesi gereken ajans servis «komisyonunu» ödemediği gibi müvekkilinin sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazançtan «mahrum» kaldığını ileri sürerek «cezai şart» ve «yoksun kalınan» kârın tahsilini, karşı davada ise davacı vekili, karşı davalının ajans servis komisyonu olarak «takas» ettiğini belirttiği alacağının ödenmesini istemiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık 16.06.2010 tarihli menajerlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları «kamu düzenine» ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
Benzer bu kararda… kçesine uygun yargılama yapılmadığını, yerel mahkemenin önceki kararlarında tespit ettiği üzere sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı olduğu ve sözleşmenin davalı müvekkili için bağlayıcı olmadığı hususunun hukuken değerlendirilmediğini, hatta gerekçeli kararda bu hususa ilişkin savunmalarına dahi yer verilmediğini, sadece «komisyon alacağına» ilişkin basit bir matematik hesabı yapıldığını, bozma kararı doğrultusunda sözleşme maddeleri, bu maddelerin «geçersizliğine» ilişkin verilen mahkeme kararları ve savunmaları ile müvekkilince yapılan komisyon ödemelerinin birliklikte değerlendirilmesinin yapılmadığını, davaya konu sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette maddeler içerdiğini, davalının kendisini bağlayan, adeta kelepçe bir sözleşmeyle kendisini yoksulluğa «terk» etmesinin sanatçıdan beklenemeyeceğini, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin «dürüstlük kuralı» kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığını, kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlunun karşı tarafın borcunu ifasını talep edemeyeceğini, hukuken geçersiz bir sözleşmede geçerli sözleşmede olduğu gibi tarafların hak ve borçlarının doğmadığını, yine geçersiz bir sözleşmeye istinaden edimde bulunan/ödeme yapan tarafın diğer taraftan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde edimin iadesini talep etme hakkına sahip olduğunu, mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın bo …
… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi ... «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun sanatçının yurtiçi ve yurtdışındaki mesleki işlerinin ve diğer alakalı faaliyetlerinin pazarlama ve satış haklarının «münhasıran» ajansa devri ve ajans tarafından yürütülmesi hususunda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin olduğu, sözleşmeye göre sanatçının işbu sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasını münhasıtan ajans aracılığıyla gerçekleştireceği, başka bir deyişle sözleşmede davacının davalıya menajerlik yapacağının öngörülmeyip, sanatçının sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasının münhasıran ajans aracılığıyla gerçekleştireceğinin öngörüldüğü, bu doğrultuda davalının sözleşme süresi içerisinde davacı ajans aracılığı olmaksızın gerçekleştirdiği oyunculuk faaliyetlerinden elde edeceği bedelin %20'sini davacıya ödemesinin gerekeceği, tarafların da kabulünde olduğu üzere davalının, davacı aracılığı olmaksızın “Avrupa Avrupa" dizisinde oynadığı ve bu dizi için davacıya bir kısım «komisyon» ödemeleri yaptığı, davacının, davalıdan toplamda alacağı komisyon ücretinin bilirkişi raporları kapsamına göre 30.680,00 TL olduğu, davalı tarafından ödenen 9.500,00 TL düşüldüğünde 21.180,00 TL davacı alacağının bulunduğu, davacının ise davasını açarken şimdilik 10.560,00 TL için dava açtığı, taleple bağlı kalınarak bu meblağın davalıdan tahsiline karar verildiği, «cezai şart» talebi yönünden yapılan incelemede; 6098 sayılı Kanun'un 160 ncı maddesi hükmünce taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin edebileceği, ancak aynı Kanun'un 161 nci maddesine göre taraflar ileri sürmese bile hakimin fahiş gördüğü cezaları re'sen «tenkis» edebileceği, sözleşmenin süresi, taraflara yükledikleri borç ve sorumluluklar, davacının ajans hizmeti vermesi, davalının ise tüm mesleki faaliyetlerini münhasıran ajansın satış ve pazarlaması ile gerçekleştirmek üzere bir sözleşme akdetmesi, davacının menajerlik hizmeti kapsamında gerektiği gibi davalıya iş temin etmemesi, davalının da davacıya edimini yerine getirmesi için «ihtar» göndermeden kendi imkanları ile iş bulması nedeniyle her iki tarafında kusurlu olması, davacının «tacir» olması, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik durumları, gözetildiğinde cezai şartta takdiren indirime gidilmesi gerektiği ve takdiren 10.000,00 ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çalışma özgürlüğü · tenkis · kişilik haklarının ihlali · sözleşme serbestisi · bildirim yükümlülüğü · ihtar tebliği · kişilik hakları · emredici hüküm
Benzer bu kararda… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de, davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı olmadığı, sözleşmede davalının «çalışma özgürlüğünü», «sözleşme serbestisi» hakkını, hayatını idame ettirme gibi ... «kişilik haklarını ihlal» edici hükümlere yer verildiği, sözleşmenin bütünü dikkate alındığında sıralanan tüm yükümlülükler oyuncunun aleyhine olduğu menajer aleyhine hiçbir yükümlülük getirilmediği, bu durumda anayasa ile korunan kişilik haklarının ihlali nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığı gibi «komisyon» ücreti ve «cezai şart» isteminin de hakkaniyete uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
… ürütülmesi öngörülüp, 4. maddesinin değişik fıkralarında davalıya ağır yükümlülükler getirilmesine ve 4.8 maddesiyle de davacının kendisine ulaşan teklifleri ajansa «bildirmesi yükümlülüğü» öngörülmüş ise de davacı lehine davalının çalışma koşullarını «kısıtlayan» bu ağır hükümlere karşılık davacı aleyhine somut yükümlülük getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin davalıya ağır yükümlülükler getiren maddeleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesiyle öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırılık içerici mahiyette olduğundan bağlayıcılığı bulunmadığı, sözleşmenin 3, 4, 5, 6, 7, 8 9. maddeleriyle davalı aleyhine getirilen yükümlülükler karşılığı davacının da davalıya sözleşme süresince karşılıklı edim «ifa» yükümlülüğü bulunduğu, davacının, davalıya herhangi bir iş sağlamaması nedeniyle davalının iş akdini feshi haklı ise de aynı Kanun'un 123. maddesi gereğince davacıya edimlerini yerine getirmesi için uygun bir süre vermeden sözleşmenin sözlü olarak feshinin davacıya karşı hüküm ifade etmediği, ancak davacı da sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece davalıya menajerlik hizmetleri kapsamında gerektiği şekilde hizmet vermemesi nedeniyle kusurlu olduğundan davalının kendi imkanlarıyla bulmuş olduğu iş için sözleşmeyle öngörülen «komisyon» ücretinin tamamını talep etmesi «hakkaniyete» ve sözleşme dengesine aykırı olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 51 ve 52. maddesi gereğince tazminatlarından indirim yapılması gerektiği gibi anılan Kanun'un 182. maddesi gereğince de davacının edimleriyle orantısız olan cezai şarttan indirim yapılması gerektiği, davacının, davalının daha önce ödemiş olduğu komisyon ücretleri için KDV ve stopaj istediği, 6098 sayılı Kanun'un 104. maddesine göre faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılacağından ve madde dönemsel olarak ödenen diziden ... alacakları için de geçerli olduğundan davacının önceki «bölümler» için komisyon ücretini alırken o bölümlerle ilgili KDV veya stopaj talep etme hakkını saklı tutmaması nedeniyle geçmiş ödemelerin eksik yapıldığından bahisle talepte bulunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle 6098 sayılı Kanun'un 51 ve 52 nci maddeleri gereğince takdiri indirim yapılarak 5.000,00 TL komisyon ücreti ile bunun KDV'sinin 01.12.2011 tarihinden itibaren en yüksek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesi gereğince takdiren 10.000,00 ...
… kçesine uygun yargılama yapılmadığını, yerel mahkemenin önceki kararlarında tespit ettiği üzere sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde öngörülen kanunun «emredici» hükümlerine, ahlaka, «kamu düzenine», «kişilik haklarına» aykırı olduğu ve sözleşmenin davalı müvekkili için bağlayıcı olmadığı hususunun hukuken değerlendirilmediğini, hatta gerekçeli kararda bu hususa ilişkin savunmalarına dahi yer verilmediğini, sadece «komisyon alacağına» ilişkin basit bir matematik hesabı yapıldığını, bozma kararı doğrultusunda sözleşme maddeleri, bu maddelerin «geçersizliğine» ilişkin verilen mahkeme kararları ve savunmaları ile müvekkilince yapılan komisyon ödemelerinin birliklikte değerlendirilmesinin yapılmadığını, davaya konu sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık içerici mahiyette maddeler içerdiğini, davalının kendisini bağlayan, adeta kelepçe bir sözleşmeyle kendisini yoksulluğa «terk» etmesinin sanatçıdan beklenemeyeceğini, oyuncuya iş sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyen menajerin sanatçının kendi imkanlarıyla bulduğu iş kapsamında davalıdan tazminat talep etmesinin «dürüstlük kuralı» kapsamında «hakkaniyete» uygun olmadığını, kendi yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlunun karşı tarafın borcunu ifasını talep edemeyeceğini, hukuken geçersiz bir sözleşmede geçerli sözleşmede olduğu gibi tarafların hak ve borçlarının doğmadığını, yine geçersiz bir sözleşmeye istinaden edimde bulunan/ödeme yapan tarafın diğer taraftan «sebepsiz zenginleşme» hükümleri çerçevesinde edimin iadesini talep etme hakkına sahip olduğunu, mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını ileri sürerek kararın bo …
… ı ile taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun sanatçının yurtiçi ve yurtdışındaki mesleki işlerinin ve diğer alakalı faaliyetlerinin pazarlama ve satış haklarının «münhasıran» ajansa devri ve ajans tarafından yürütülmesi hususunda tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin olduğu, sözleşmeye göre sanatçının işbu sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasını münhasıtan ajans aracılığıyla gerçekleştireceği, başka bir deyişle sözleşmede davacının davalıya menajerlik yapacağının öngörülmeyip, sanatçının sözleşme süresince tüm mesleki işlerinin satış ve pazarlamasının münhasıran ajans aracılığıyla gerçekleştireceğinin öngörüldüğü, bu doğrultuda davalının sözleşme süresi içerisinde davacı ajans aracılığı olmaksızın gerçekleştirdiği oyunculuk faaliyetlerinden elde edeceği bedelin %20'sini davacıya ödemesinin gerekeceği, tarafların da kabulünde olduğu üzere davalının, davacı aracılığı olmaksızın “Avrupa Avrupa" dizisinde oynadığı ve bu dizi için davacıya bir kısım «komisyon» ödemeleri yaptığı, davacının, davalıdan toplamda alacağı komisyon ücretinin bilirkişi raporları kapsamına göre 30.680,00 TL olduğu, davalı tarafından ödenen 9.500,00 TL düşüldüğünde 21.180,00 TL davacı alacağının bulunduğu, davacının ise davasını açarken şimdilik 10.560,00 TL için dava açtığı, taleple bağlı kalınarak bu meblağın davalıdan tahsiline karar verildiği, «cezai şart» talebi yönünden yapılan incelemede; 6098 sayılı Kanun'un 160 ncı maddesi hükmünce taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin edebileceği, ancak aynı Kanun'un 161 nci maddesine göre taraflar ileri sürmese bile hakimin fahiş gördüğü cezaları re'sen «tenkis» edebileceği, sözleşmenin süresi, taraflara yükledikleri borç ve sorumluluklar, davacının ajans hizmeti vermesi, davalının ise tüm mesleki faaliyetlerini münhasıran ajansın satış ve pazarlaması ile gerçekleştirmek üzere bir sözleşme akdetmesi, davacının menajerlik hizmeti kapsamında gerektiği gibi davalıya iş temin etmemesi, davalının da davacıya edimini yerine getirmesi için «ihtar» göndermeden kendi imkanları ile iş bulması nedeniyle her iki tarafında kusurlu olması, davacının «tacir» olması, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik durumları, gözetildiğinde cezai şartta takdiren indirime gidilmesi gerektiği ve takdiren 10.000,00 ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/852 E. , 2017/3865 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/10/2015 tarih ve 2013/221-2015/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyanın incelenmesinde duruşma için gerekli tebligat giderinin yatırılmamış olması nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı- karşı davalı vekili, kast ajansı olarak çalışan müvekkili ile davalı arasında imzalanan 16.06.2010 tarihli sözleşmeye göre müvekkilinin, davalının tanıtımını yaptığını, müvekkilinin emeği ile davalının "..." isimli dizide görev aldığını, sözleşmeye göre davalının müvekkilinden onay almadan başka bir ajans veya işverenle sözleşme yapamayacağını, aksi halde 100.000 USD cezai şartın ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıyı "..." isimli dizide oynatmak için emek verirken davalının bu dizide oynamak için tek taraflı sözleşme imzalama aşamasına geldiğini, davalının, ajans servis komisyonunu ödememek için kötüniyetle hareket ederek 13.09.2013 tarihinde 16.06.2010 tarihli sözleşmeyi mehil vermeksizin feshettiğini, müvekkilinin 2 yıl daha sürecek sözleşme süresince kârdan yoksun kaldığı gibi cezai şart alacağının da doğduğunu ileri sürerek 100.000 USD karşılığı 202.000 TL cezai şartın ve şimdilik 3.000 TL yoksun kalınan kârın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı- karşı davacı vekili, sözleşme tarihi ile müvekkilince haklı nedenle feshedildiği tarih arasında geçen 3 yılı aşan süre zarfında davacının ancak bir dizide müvekkilinin rol almasına aracılık ettiğini, davacının edimini yerine getirmek yerine bir meslek bulmak amacıyla kendisine başvuran müvekkiline tek taraflı, fahiş tazminat tehditleri bulunan sözleşmeyi imzalattığını, PR çalışmaları ile ilgilenmediğini, bir strateji ortaya koymadığını, bilinçli bir ilgisizlikle hareket ettiğini, "..." dizisi için teklifin bizzat müvekkiline geldiğini, müvekkilinin teklifi davacıya yönlendirdiğini, davacı ile "..." dizisinin yapımcısının uzun süreden beri ihtilaflı olduğunu, bu nedenle davacının, müvekkilinin çok istediği bu projede yer alamayacağını beyan ederek tüm kapıları kapattığını, feshin haklı olduğunu, davacının 7.500 TL tutarındaki ücretini müvekkiline ödemediğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada 7.500 TL'nin reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı- karşı davacının sözleşmeyi "..." isimli dizi yapımcısı ile davacı- karşı davalının husumeti nedeniyle aracı olmaktan kaçındığı gerekçesiyle feshettiğini ihtarında belirttiği, dolayısıyla feshin haklı olup olmadığının bu ihtar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı oyuncunun TBK'nın 123. maddesinde öngörülen mehli vermeksizin sözleşmeyi feshetmesinin geçersiz olduğu, sözleşmenin feshinin geçersiz olmasıyla beraber dinlenen tanığın beyanıyla oyuncunun "..." isimli dizide rol almasının davacı ajans tarafından engellenmek istendiğinin anlaşıldığı, ajansın, husumetli olduğu yapımcıda menajeri olduğu oyuncuyu çalıştırmak istememesinin kendi açısından haklı görülebilirse de işlerine aracılık etmeyi sözleşme ile üstlendiği davalı oyuncunun zararına sebebiyet verdiğinden haklılığının kabul edilemeyeceği, ancak davacı ajansın, davalı oyuncu için çeşitli iş teklifleri de sunduğu, "..." dizisinin toplam 46 bölümünde ve "..." sinema filminden oyuncunun gelir elde ettiği, bu tespitlerden ajansın, oyuncuya sözleşmenin yürürlükte olduğu sürece belli işler vererek onun tanınmasına imkan sağladığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalının da TBK'ya uygun bir şekilde fesih yapmadan dizide rol almasının kusurlu bulunduğu, dolayısıyla her iki tarafından kusurlu kabul edildiği, gerek karşılıklı kusur, gerekse fahiş cezai şart ve TBK'nın 182/son maddesi hükmünün dikkate alınarak cezai şartın 50.000 TL olarak dikkate alındığı, davacının aracılık etmediği iş için sanki aracılık etmiş gibi sözleşmede belirtilen oranda komisyon alamayacağı, TBK'nın 51.
ve 52. maddeleri dikkate alınarak davacının komisyon alacağının 10.500 TL olarak takdir edildiği, bunun dışında bir zararın ajans tarafından ispatlanamadığı, bu ücretten davalı oyuncunun 7.500 TL tutarındaki alacağının mahsubu ile 3.000 TL yoksun kalınan kâr alacağının kaldığı gerekçesiyle asıl davada TBK'nın 182/son maddesi uyarınca takdiren 50.000 TL cezai şartın ve 3.000 TL yoksun kalınan alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl davada, davacı vekili, davalının, taraflar arasında aktedilen menajerlik sözleşmesini haksız feshettiğini ve anılan sözleşme uyarınca müvekkiline ödemesi gereken ajans servis komisyonunu ödemediği gibi müvekkilinin sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazançtan mahrum kaldığını ileri sürerek cezai şart ve yoksun kalınan kârın tahsilini, karşı davada ise davacı vekili, karşı davalının ajans servis komisyonu olarak takas ettiğini belirttiği alacağının ödenmesini istemiş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık 16.06.2010 tarihli menajerlik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.
5846 sayılı Yasa'nın 76. maddesinde bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden kaynaklı uyuşmazlıklara ihtisas mahkemesi niteliğindeki fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerince bakılacağı belirtilmiştir. İşbu davada FSEK'ten doğan bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından fikrî sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemeyecektir. Bu durumda, davaya bakmakla görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 19/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/353894600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz