Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/11318 E. 2018/3607 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerçek kişi tacir↗ genel kredi sözleşmesi↗ komisyon↗ kredi sözleşmesi↗ harç↗ tacir↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının gerçek kişi tacir olduğu, davacıdan komisyon tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya masrafı adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 4.500 TL'nın 17.08.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankadan kullanılan 17.08.2007 tarihli kredi kapsamında kredi komisyonu adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, sözleşmede müşteriden komisyon alınacağına dair hüküm bulunmadığı gerekçesiyle yapılan haksız kesintinin iadesine karar verilmiştir. Ancak, sözleşmenin 10.5. maddesinde, banka tarh, tahsil edilecek vergi , harç, resim, fon ve sair mali yükümlülükler ile ilgili olarak davalar açmak zorunda olmayıp, müşteri isterse bedelleri bankaya nakden yatırmak zorundadır, şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Sözleşmede açıkça miktar ya da oran belirtilmediğinden, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi komisyonu adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5626 E. 2017/3659 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaSözleşmede açıkça miktar ya da oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi «komisyonu» adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının «gerçek kişi tacir» olduğu, davacıdan «komisyon» tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya «masrafı» adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanı …
Dava, davalı bankadan kullanılan 17.08.2007 tarihli kredi kapsamında kredi «komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «genel kredi sözleşmesinin» 18. m. müşterinin bankanın serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği faiz, «komisyon», fon gider vergisi uygulayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 2005 yılında imzalandığı, 2006 ve 2008 yıllarında limit artırımı uygulandığı, TBK’nın 20 ve 25. m. düzenlemenin sözleşme tarihi ve 6101 s.
Yasa’nın 4. m. uyarınca yürürlük tarihi dikkate alınarak uygulanamayacağı, «masrafların» sözleşme kapsamında alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu karardaAncak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «komisyon» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5621 E. 2017/3658 K.
Ortak:komisyon · kredi sözleşmesi · tacir · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaSözleşmede açıkça miktar ya da oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi «komisyonu» adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının «gerçek kişi tacir» olduğu, davacıdan «komisyon» tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya «masrafı» adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanı …
Dava, davalı bankadan kullanılan 17.08.2007 tarihli kredi kapsamında kredi «komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ce iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari işlemler nedeniyle kredi çekildiği, davacının kredi dolayısıyla ödediği «komisyon» ve «masrafları» talep ettiği, her ne kadar tüketiciler bakımından «haksız şart» oluşturuyor ise de, «tacir sıfatını» «taşıyan» davacının çekmiş olduğu kredi bakımından Bankacılık Kanunu, TTK çerçevesinde davalının ücret isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari krediler nedeniyle dosya «masrafı» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · tacir sıfatı · taşıyan · dava sebebi
Benzer bu kararda… ce iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ticari işlemler nedeniyle kredi çekildiği, davacının kredi dolayısıyla ödediği «komisyon» ve «masrafları» talep ettiği, her ne kadar tüketiciler bakımından «haksız şart» oluşturuyor ise de, «tacir sıfatını» «taşıyan» davacının çekmiş olduğu kredi bakımından Bankacılık Kanunu, TTK çerçevesinde davalının ücret isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir …
Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmelerinde» davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, dosya masrafı vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14489 E. 2017/775 K.
Ortak:kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaSözleşmede açıkça miktar ya da oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi «komisyonu» adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının «gerçek kişi tacir» olduğu, davacıdan «komisyon» tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya «masrafı» adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanı …
Benzer bu karardaAyrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alınabileceğine ilişkin hüküm olmakla birlikte miktar ve oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi kullandırım ücreti vb. adı altında kesilen masraf miktar yada oranları sorulup karşılaştırılarak davalı tarafından tahsil edilen dosya masrafının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» sonucu davanın kabulüne karar verilmesi yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğundan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gere …
Dava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · istirdat
Benzer bu karardaDava, davacı tarafından kullanılan «ticari kredi» nedeniyle davacıdan dosya «masrafı» adı altında tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «ticari kredi sözleşmesi» 18.11.2008 tarihinde akdedilmiş olup, mahkemece uyuşmazlıkta 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12782 E. 2017/616 K.
Ortak:komisyon · kredi sözleşmesi · dosya masrafı · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaSözleşmede açıkça miktar ya da oran belirtilmediğinden, «kredi sözleşmesi» hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi «komisyonu» adı altında kesilen «masraf» miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının «gerçek kişi tacir» olduğu, davacıdan «komisyon» tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya «masrafı» adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanı …
Dava, davalı bankadan kullanılan 17.08.2007 tarihli kredi kapsamında kredi «komisyonu» adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu itibarla, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı bankanın kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «ipotek» fek ücreti, «erken ödeme komisyonu» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken tutar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin «ticari kredi sözleşmesi» olduğu, ticari amaçla ve sözleşme hükümlerine göre bankaca belirlenecek «komisyon» ve «masrafların» açıkça kabul edildiği ve banka tarafından tahsil edildiği, bankanın «objektif iyi niyet kurallarına», bankacılık kurallarına uygun hareket ettiği, fahiş bir işleme meydan vermediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «ticari kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ipotek» fek ücreti, «erken ödeme komisyonu», «masraf» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyi niyet kuralı · erken ödeme komisyonu · ticari kredi sözleşmesi · ticari kredi · ipotek · denetime elverişlilik · dava sebebi
Benzer bu karardaDava, «ticari kredi sözleşmesinden» kaynaklanan «ipotek» fek ücreti, «erken ödeme komisyonu», «masraf» vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin «ticari kredi sözleşmesi» olduğu, ticari amaçla ve sözleşme hükümlerine göre bankaca belirlenecek «komisyon» ve «masrafların» açıkça kabul edildiği ve banka tarafından tahsil edildiği, bankanın «objektif iyi niyet kurallarına», bankacılık kurallarına uygun hareket ettiği, fahiş bir işleme meydan vermediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinde» davalı bankanın kullandırılan kredi dolayısıyla «masraf» alabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, «ipotek» fek ücreti, «erken ödeme komisyonu» vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin «sebebi», kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken tutar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… madığının tespiti gerektiği belirtilmesine rağmen, gerek mahkemece gerekse de hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönde bir emsal araştırması yapılmadığı gibi, «denetime elverişli» olmayan rapora dayalı olarak karar verildiği ve uyulan bozma ilamının da gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/11318 E. , 2018/3607 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/05/2016 tarih ve 2015/1074-2016/402 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı bankadan 150.000 TL tutarında kredi kullandığını, ancak komisyon tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsil edildiğini, müvekkilinden komisyon ve/veya dosya masrafı adı altında yapılan tahsilatın Kredi Sözleşmesine ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek 4.500 TL'nın 17.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 17.08.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacının gerçek kişi tacir olduğu, davacıdan komisyon tahsilatı adı altında 4.500 TL tahsilat yapıldığı, sözleşmede komisyon/dosya masrafı adı altında tahsilat yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, yapılan kesintinin sözleşme hükümlerine ayrıkırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 4.500 TL'nın 17.08.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankadan kullanılan 17.08.2007 tarihli kredi kapsamında kredi komisyonu adı altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, sözleşmede müşteriden komisyon alınacağına dair hüküm bulunmadığı gerekçesiyle yapılan haksız kesintinin iadesine karar verilmiştir. Ancak, sözleşmenin 10.5. maddesinde, banka tarh, tahsil edilecek vergi , harç, resim, fon ve sair mali yükümlülükler ile ilgili olarak davalar açmak zorunda olmayıp, müşteri isterse bedelleri bankaya nakden yatırmak zorundadır, şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Sözleşmede açıkça miktar ya da oran belirtilmediğinden, kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan kredi komisyonu adı altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/424451300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz