Ciro primi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8848 E. 2014/14716 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ciro primi↗ ticari vekil↗ acentelik ilişkisi↗ portföy tazminatı↗ kar mahrumiyeti↗ prim alacağı↗ kar kaybı↗ acentelik sözleşmesi↗ ticari işletme↗ acente↗ kâr mahrumiyeti↗ acentelik↗ ciro↗ ek prim↗ satım sözleşmesi↗ muvafakat↗ fesih↗ kâr kaybı↗ haksız rekabet↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı ürünlerinin zincir mağazalarda satılması imkanını yarattığını, ancak bu hizmeti karşılığında ödenmesi gereken primlerin ödenmediğini ileri sürerek ciro primi, kar mahrumiyeti, portföy tazminatı ve haksız rekabet tazminatı talep ettiği, dava tarihi itibariyle davacının 390.493,92 TL ciro primi ve 175.018,68 TL portföy tazminatı alacağının bulunduğu, bu istemler yönünden talebin haklı olduğu, taraflar arasında, fesih halinde kesin hükümleri içeren bir yazılı anlaşmanın olmaması ve ciro prim alacağı ile portföy tazminatının kar kaybını da karşıladığı gözetildiğinde kar kaybı talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ciro primi olarak 5.000 TL ve portföy tazminatı olarak da 1.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olup bu temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nın 434'üncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir. Temyiz isteminde bulunan davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece taraflar arasında acentelik ilişkisinin bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de bu değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davacı tarafça sunulan yazılı bir acentelik sözleşmesi olmadığı gibi yine davacı tarafından dosyaya sunulan kayıtlardan, davacının, davalıya ait ürünleri davalıdan satın aldıktan sonra üçüncü kişilere doğrudan kendi adına ve hesabına sattığı, satım sözleşmelerini de kendi adına düzenlediği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 116. maddesinde ise acente, “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse” şeklinde tanımlanmış olup aynı Kanun'un 121. maddesinde de acentenin, ancak yazılı muvafakat ile müvekkili namına sözleşme yapabileceği düzenlenmiştir. Açıklanan hükümlerden hareketle acentenin, ancak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerin yapılmasına aracılık edebileceğinin, şayet yazılı muvafakat varsa temsil edilen şirket adına sözleşme düzenleyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Somut olayda, davacının, davalı adına değil
kendi adına ve hesabına satış yaptığı, sözleşmeleri de kendi adına düzenlediği gözetildiğinde taraflar arasında bir acentelik ilişkisinin bulunduğu söylenemeyeceği gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda değinilen “ açıklamalı tek bir faturadan yola çıkarak da acentelik ilişkisinin kurulduğu sonucuna ulaşılamaz. O halde, mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde taraflar arasında acentelik ilişkisinin bulunmadığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5206 E. 2013/129 K.
Ortak:ticari vekil · acentelik ilişkisi · acente · acentelik · temsil · e-defter
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 116. maddesinde ise «acente», “Ticari mümessil, «ticari vekil», satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse” şeklinde tanımlanmış olup aynı Kanun'un 121. maddesinde de «acentenin», ancak yazılı «muvafakat» ile müvekkili namına sözleşme yapabileceği düzenlenmiştir.
Ancak mahkemece taraflar arasında «acentelik ilişkisinin» bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de bu değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Açıklanan hükümlerden hareketle «acentenin», ancak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerin yapılmasına aracılık edebileceğinin, şayet yazılı «muvafakat» varsa «temsil» edilen şirket adına sözleşme düzenleyebileceğinin kabulü gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin «acentelik ilişkisi» olduğu, acentelik ilişkisinin sözlü olarakta yapılabileceği, bu doğrultuda davanın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açıldığı, davacının 133.527,00 EURO alacağının bulunduğunun belirtildiği, bu rakamında davalı şirketin kendi «defter» kayıtlarındaki 75 adet faturanın toplam bedeli ile bire bir aynı olduğu, 3 yılı aşkın bir süre devam eden bir ilişkinin acentelik olarak nitelendirilmesinin gerekt …
Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin ne olduğu, başka bir deyişle hukuki ilişkinin «acentelik ilişkisi» mi yoksa ticari tellallık ilişkisi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, yazılı gerekçelerle taraflar arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi olduğu sonucuna varılarak davalı tarafın «zamanaşımı def»'i reddedilip işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
TTK'nun 100'ncü maddesinde ticaret işleri tellallıgı, "Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, «ticari vekil», satış memuru veya müstahdem yahut «acente» gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:komisyon bedeli · hizmet bedeli · zamanaşımı def'i · def'i · komisyon · fatura · zamanaşımı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1- Dava, bakiye «komisyon bedelinin» tahsili istemine ilişkin olup, davalının ürettiği malların ...'a ihraç edilmesinde davacının aracılık ettiği, bu «hizmetinin bedeli» olarak % 3 oranında davalı şirketten, % 2 oranında ise ihracat yapılan firmadan komisyon aldığı, dava konusu döneme ilişkin olarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin 06.09.2002 ile 31.12.2005 tarihleri arasında gerçekleştiği dosya kapsamı ile sabittir.
Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin ne olduğu, başka bir deyişle hukuki ilişkinin «acentelik ilişkisi» mi yoksa ticari tellallık ilişkisi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, yazılı gerekçelerle taraflar arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi olduğu sonucuna varılarak davalı tarafın «zamanaşımı def»'i reddedilip işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Somut olayda davacının davalı adına düzenlemiş olduğu «fatura» örneklerinden davacının kendi nam ve hesabına bir mal alım ve satım işlemi gerçekleştirmediği, ...'daki firmalara karşı hiçbir yükümlülük altına girmediği açık olup, «acentelik» muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimseye verilen unvan olması, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcını oluşturan 06.09.2002 tarihli belgenin davacıya davalıyı ...'da tüm işletmelere karşı değil, sadece 4 işletmeye karşı «temsil» etme yetkisi vermesi ve davacının yapmış olduğu aracılık faaliyetleri nedeniyle sadece davacıdan değil, ...'daki firmalardan da «komisyon» alması, hukuki ilişkinin acentelik değil davacı vekilinin 19.12.2007 tarihli dilekçesi ile de kabul ettiği üzere, tellallık faaliyeti kapsamında kaldığının kabulü …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin «acentelik ilişkisi» olduğu, acentelik ilişkisinin sözlü olarakta yapılabileceği, bu doğrultuda davanın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık «zamanaşımı» süresi içerisinde açıldığı, davacının 133.527,00 EURO alacağının bulunduğunun belirtildiği, bu rakamında davalı şirketin kendi «defter» kayıtlarındaki 75 adet faturanın toplam bedeli ile bire bir aynı olduğu, 3 yılı aşkın bir süre devam eden bir ilişkinin acentelik olarak nitelendirilmesinin gerekt …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11017 E. 2016/5453 K.
Ortak:ticari vekil · ticari işletme · acente · acentelik
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 116. maddesinde ise «acente», “Ticari mümessil, «ticari vekil», satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse” şeklinde tanımlanmış olup aynı Kanun'un 121. maddesinde de «acentenin», ancak yazılı «muvafakat» ile müvekkili namına sözleşme yapabileceği düzenlenmiştir.
3-Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak mahkemece taraflar arasında «acentelik ilişkisinin» bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de bu değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Benzer bu karardaYine aynı TTK'nun 116. maddesinde (6102 sayılı TTK. m.102) «acentelik» "Ticari mümessil, «ticari vekil», satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tarif edilmiştir.6098 sayılı TBK.nun 448 nci maddesinde pazarlamacılık sözleşmesi “Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir «ticari işletme» sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı …
… uygulanacak hükümlerin saptanması açısından bir zorunluluk olup, mülga TTK'nun 100'ncü maddesinde ticaret işleri tellallıgı, "Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, «ticari vekil», satış memuru veya müstahdem yahut «acente» gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı me …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:simsarlık sözleşmesi · komisyon sözleşmesi · tek satıcılık sözleşmesi · tek satıcılık · yetki itirazı · davanın açılmamış sayılması · zamanaşımı def'i · denetime elverişlilik
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkin mahiyeti belirlenmeksizin davalı vekilinin «zamanaşımı def»’i dayanakları da gösterilmeksizin ilişkinin «komisyon sözleşmesi» olmadığı, «taahhütname» kapsamında ve alacak hakkı doğurduğu gerekçesiyle soyut ve denetleme olanağı bulunmayan bir şekilde zamanaşımı def’i yerinde bulunmamıştır.
Yine «simsarlık sözleşmesi» TBK.nun 520 (BK.m.404) nci maddesinde «komisyon sözleşmesi» ise TBK.nun 532 nci (BK.nun m.416 vd) maddesinde düzenlenmiştir.Gerek simsarlık sözleşmesinde gerekse komisyon sözleşmesinde özel hüküm bulunmadığı takdirde vekalete ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulacağı TBK.nun 520 ve 532/2 .nci madde hükümleri gereğidir.
Öte yandan, «tek satıcılık sözleşmesi» ise, üreticinin ürünlerinin tamamını ve bir kısmını belirli bir bölgede inhisari olarak satılması amacıyla bunları tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da sözkonusu malları kendi adına ve hesabına satmayı üstlendiği sürekli bir sözleşme olarak tanımlanmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda taraflar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin kuşkuya yer bırakmaksızın ve «denetime elverişli» bir şekilde belirlenmek, bu bağlamada davalı vekilinin «ıslah» dilekçesine karşı ileri sürdüğü «zamanaşımı def»’i değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12426 E. 2011/7188 K.
Ortak:ticari işletme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işin devir ettiği işletmenin iştigal konusu ile aynı olmadığı, aynı olsa bile devredilen «ticari işletmenin» «müşteri portföyünü» etkileyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri portföyü
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının yaptığı işin devir ettiği işletmenin iştigal konusu ile aynı olmadığı, aynı olsa bile devredilen «ticari işletmenin» «müşteri portföyünü» etkileyecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7542 E. 2014/16209 K.
Ortak:portföy tazminatı · acentelik sözleşmesi · acentelik · fesih
İncelediğiniz kararda… davacının, davalı ürünlerinin zincir mağazalarda satılması imkanını yarattığını, ancak bu hizmeti karşılığında ödenmesi gereken primlerin ödenmediğini ileri sürerek «ciro primi», «kar mahrumiyeti», «portföy tazminatı» ve «haksız rekabet» tazminatı talep ettiği, dava tarihi itibariyle davacının 390.493,92 TL ciro primi ve 175.018,68 TL portföy tazminatı alacağının bulunduğu, bu istemler yönünden talebin haklı olduğu, taraflar arasında, «fesih» halinde «kesin» hükümleri içeren bir yazılı anlaşmanın olmaması ve ciro «prim alacağı» ile portföy tazminatının «kar kaybını» da karşıladığı gözetildiğinde kar kaybı talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ciro primi olarak 5.000 TL ve portföy tazminatı olarak …
3-Dava, taraflar arasındaki «acentelik sözleşmesinin» haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zira, davacı tarafça sunulan yazılı bir «acentelik sözleşmesi» olmadığı gibi yine davacı tarafından dosyaya sunulan kayıtlardan, davacının, davalıya ait ürünleri davalıdan satın aldıktan sonra üçüncü kişilere doğrudan kendi adına ve hesabına sattığı, «satım sözleşmelerini» de kendi adına düzenlediği anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
1-Dava, davalı sigorta şirketi tarafından «acentelik sözleşmesinin» sebepsiz feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davacının tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · haksız fesih · ipoteğin kaldırılması · iyiniyet kuralı · kişilik hakları · iyiniyet · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… mece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşme hükümlerine uygun olarak ve geçerli bir biçimde feshedilen «acentelik sözleşmesi» nedeniyle davacının «kişilik haklarının ihlale» uğradığından bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı ve yine davacının talep ettiği «portföy tazminatına» hak kazandığını ispat edemediği gerekçesiyle, maddi ve manevi tazminat talebine yönelik davanın reddine, davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle «teminat» «ipoteğinin kaldırılması» gerekmekte ise de, dava sırasında davalı sigorta şirketi tarafından ipoteğin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla konusu kalmayan bu talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 19/2 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin «acentelik sözleşmesini» «fesih» hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının «haksız fesih» oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve «iyiniyet kurallarına» uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
Bu nedenle, sözleşmenin 19/2 maddesine göre davalının «fesih» «yetkisini» kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve «iyiniyet kurallarına» göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece işbu sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir sebep …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8848 E. , 2014/14716 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 05/06/2012 tarih ve 2011/272-2012/87 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/09/2014 günü hazır bulunan davacı Şirket yetkilisi davacı vekili Av...., davalı vekilleri inlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan görüşmelere neticesinde tarafların, markalı ürünlerin, müvekkili aracılığıyla elektronik zincir mağazalarında satışı hususunda anlaştıklarını, bu anlaşma üzerine müvekkilinin 2006 yılından itibaren yoğun bir pazarlama faaliyeti yürüttüğünü, bu sayedebaşta olmak üzere gibi mağazalarda söz konusu ürünlerin münhasırın müvekkili tarafından satılmaya başlandığını, ancak 2007 yılının ayında, davalının talebi ileşirketine ürün faturalarının doğrudan davalı tarafından kesildiğini, bu satışlar yönünden eksik olmakla birlikte kendilerine 68.548 TL ciro primi ödemesi yapıldığını, davalının 2008 yılında pazarlama amacıyla bir anonim şirket kurduğunu ve zincir mağazalara satışların, bu şirket tarafından yapılacağını ancak hak edilen primlerin kendilerine ödeneceğini bildirildiğini, bu durumun müvekkili ve söz konusu şirket tarafından imzalanan yazı ile zincir mağazalara aktarıldığını, bir müddet sonra ise davalının müvekkiline komisyon ödememe yoluna gittiğini, adım adım müvekkilinin zincir mağazalar ile olan ilişkiden uzaklaştırıldığını, davalının, müvekkili şirkette çalışan satış sorumlusunu aynı görevle yeni kurduğu şirkette işe alarak haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiğini, müvekkilinin uzun vadeli düşünerek yaptığı yatırımların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, toplam 5.000 TL prim alacağının, 1.000 TL kar payının, 1.000 TL portföy tazminatının ve 1.000 TL haksız rekabet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında 2006 ile 2008 yılları arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının 01.03.2008 tarihinden itibaren ise dava dışı şirket ile ticari ilişkisine devam ettiğini, dolayısıyla bu tarihten sonrasına ilişkin talepler yönünden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 2006 ve 2007 yıllarında müvekkilinden aldığı ürünleri
piyasaya arz ettiğini, kendi nam ve hesabına satışlar yaptığını, dolayısıyla dava konusu istemlerin yasal dayanağının bulunmadığını, davalının müvekkilinden aldığı bir kısım ürünlerin bedelini ödemekte temerrüde düştüğü gibi müvekkilince istenen teminatı da vermediğini, taraflar arasındaki ilişkinin bu nedenlerle sonlandığını ve müvekkilinin ilgili şirketlere doğrudan satış yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı ürünlerinin zincir mağazalarda satılması imkanını yarattığını, ancak bu hizmeti karşılığında ödenmesi gereken primlerin ödenmediğini ileri sürerek ciro primi, kar mahrumiyeti, portföy tazminatı ve haksız rekabet tazminatı talep ettiği, dava tarihi itibariyle davacının 390.493,92 TL ciro primi ve 175.018,68 TL portföy tazminatı alacağının bulunduğu, bu istemler yönünden talebin haklı olduğu, taraflar arasında, fesih halinde kesin hükümleri içeren bir yazılı anlaşmanın olmaması ve ciro prim alacağı ile portföy tazminatının kar kaybını da karşıladığı gözetildiğinde kar kaybı talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ciro primi olarak 5.000 TL ve portföy tazminatı olarak da 1.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olup bu temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nın 434'üncü maddesinde açıklanmıştır. Buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir. Temyiz isteminde bulunan davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece taraflar arasında acentelik ilişkisinin bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de bu değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davacı tarafça sunulan yazılı bir acentelik sözleşmesi olmadığı gibi yine davacı tarafından dosyaya sunulan kayıtlardan, davacının, davalıya ait ürünleri davalıdan satın aldıktan sonra üçüncü kişilere doğrudan kendi adına ve hesabına sattığı, satım sözleşmelerini de kendi adına düzenlediği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 116.
maddesinde ise acente, “Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse” şeklinde tanımlanmış olup aynı Kanun'un 121. maddesinde de acentenin, ancak yazılı muvafakat ile müvekkili namına sözleşme yapabileceği düzenlenmiştir. Açıklanan hükümlerden hareketle acentenin, ancak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerin yapılmasına aracılık edebileceğinin, şayet yazılı muvafakat varsa temsil edilen şirket adına sözleşme düzenleyebileceğinin kabulü gerekmektedir.
Somut olayda, davacının, davalı adına değil
kendi adına ve hesabına satış yaptığı, sözleşmeleri de kendi adına düzenlediği gözetildiğinde taraflar arasında bir acentelik ilişkisinin bulunduğu söylenemeyeceği gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda değinilen “ açıklamalı tek bir faturadan yola çıkarak da acentelik ilişkisinin kurulduğu sonucuna ulaşılamaz. O halde, mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde taraflar arasında acentelik ilişkisinin bulunmadığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 103,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 26/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/348585400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz