Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/16255 E. 2014/5086 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
güven kuruluşu↗ külli halefiyet↗ yönetici sorumluluğu↗ halefiyet↗ hisse devir sözleşmesi↗ uyuşmazlık konusu↗ fer'i müdahil↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların bir güven kuruluşu olmaları, kurulan vekalet görevini özenle yerine getirmeleri, ancak davalı bankanın bu yükümlülüğünü ihlal ettiği, vekilin paranın yatırımında risksiz emin ve azami kâr sağlayan kişi ve kuruluşları seçmede yönlendirilmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı ile off shore bankacılığının kendi bünyesinde gibi göstererek mudisini yanılttığı, bir güven kuruluşu olan risklerin izahının gerektiği, mevduat toplama gayretiyle de hareket edildiği kanaatinin oluştuğu, banka yöneticilerinin sorumluluğuna dair ceza kararlarının kesinleştiği, bu durumun hukuki yargılamada birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu alacağının sebebini oluşturan bedeli nezdinde mevduatının bulunduğu, yapılan işlemler ile tahsilinin mümkün olmadığı, söz konusu bedelin aslen aktarılmadığı, ortaklarına ait grup şirketlere kredi olarak kullandırıldığı da yargı kararlarıyla sabit olduğu, gerekçesi ile davanın kabulü ile 3.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren 7.500 TL'nin ise 07.12.1999 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı tahsiline karar verilmiştir.
.../...
-2-
Kararı, Davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka ve fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8820 E. 2016/4082 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu kararda… e ...’ye devir olunduğu, 26/01/2001 tarihinde ise ... ile devren birleştirildiği, yine ... ile ...bank (sonraki unvanı ING Bank) arasında yapılan 09/08/2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · ihbar olunan · ihbar · hukuki yarar · havale · zamanaşımı · husumet · e-defter
Benzer bu kararda1-İhbar olunan ... vekilinin 04/06/2015 «havale» tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi, karar başlığında «ihbar olunan» sıfatı ile gösterilmiş olup, aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğinden, süresinde usulünce yapılmış bir temyiz istemi bulunmadığı gibi, hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da bulunmadığından ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı ... vekili, ... vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
4-... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça davanın sadece ...ye «husumet» yöneltilerek açılmış olmasına, yargılama sırasında ... vekili tarafından fer'i müdahale talebinde bulunulmasına ve mahkemece de «müdahale talebinin» kabulüne karar verilmesine rağmen, ...'nin karar başlığında davalı olarak gösterilip, hükmedilen alacağın da davalıdan tahsiline karar verilmek suretiyle aleyhine …
… nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) no'lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14894 E. 2013/17350 K.
Ortak:güven kuruluşu · yönetici sorumluluğu
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların bir «güven kuruluşu» olmaları, kurulan vekalet görevini özenle yerine getirmeleri, ancak davalı bankanın bu yükümlülüğünü ihlal ettiği, vekilin paranın yatırımında risksiz emin ve azami kâr sağlayan kişi ve kuruluşları seçmede yönlendirilmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı ile off shore bankacılığının kendi bünyesinde gibi göstererek mudisini yanılttığı, bir güven kuruluşu olan risklerin izahının gerektiği, mevduat toplama gayretiyle de hareket edildiği kanaatinin oluştuğu, banka «yöneticilerinin sorumluluğuna» dair ceza kararlarının kesinleştiği, bu durumun hukuki yargılamada birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu alacağının «sebebini» oluşturan bedeli nezdinde mevduatının bulunduğu, yapılan işlemler ile tahsilinin mümkün olmadığı, söz konusu bedelin aslen aktarılmadığı, ortaklarına ait grup şirk …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların «güven kuruluşları» olup, vekilin paranın yatırımında risksiz, emin ve azami kâr sağlayan kişi ve kuruluşları seçmede yönlendirmesi gerektiği, davalının off-shore bankacılığı kendi bünyesinde gibi göstererek mudinin yanıltıldığı, banka «yöneticilerinin sorumluluğuna» dair ceza kararlarının kesinleştiği, davalı Efektifbank Off-Shore Ltd. nezdinde mevduatın tahsilinin mümkün olmadığı, gerekçesiyle TMSF'nin üstlenen konumu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 55.108,31 USD’nın 22.11.1999-29/12/1999 tarihleri arasında %24 sözleşme faizi sonrasında 3095 sayılı Kanun'un 4/a hükümleri uygulanarak davalı bankadan («borcu üstlenen» TMSF) tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:akdi faiz · borcun üstlenilmesi · temerrüt faizi · temerrüt · zamanaşımı
Benzer bu kararda2- Ancak, mahkemece, hükmedilen alacak miktarına 22.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesine göre «temerrüt faizi» yürütülmesine karar vermek gerekirken, «akdi faiz» yürütülmesine yönelik hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
… . maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten başlayacak olmasından ötürü davacı vekilinin tüm, davalı ING Bank A.Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların «güven kuruluşları» olup, vekilin paranın yatırımında risksiz, emin ve azami kâr sağlayan kişi ve kuruluşları seçmede yönlendirmesi gerektiği, davalının off-shore bankacılığı kendi bünyesinde gibi göstererek mudinin yanıltıldığı, banka «yöneticilerinin sorumluluğuna» dair ceza kararlarının kesinleştiği, davalı Efektifbank Off-Shore Ltd. nezdinde mevduatın tahsilinin mümkün olmadığı, gerekçesiyle TMSF'nin üstlenen konumu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile 55.108,31 USD’nın 22.11.1999-29/12/1999 tarihleri arasında %24 sözleşme faizi sonrasında 3095 sayılı Kanun'un 4/a hükümleri uygulanarak davalı bankadan («borcu üstlenen» TMSF) tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ING Bank A.Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13705 E. 2014/2952 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu karardaA.Ş. (sonraki unvanı ...) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16013 E. 2014/4193 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu kararda… su hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13669 E. 2014/2953 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu karardaA.Ş. (sonraki unvanı ...) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/16255 E. , 2014/5086 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 10/07/2013 tarih ve 2012/188-2013/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tarihinde 3.000 TL ve 07.12.1999 tarihinde 7.500 TL tutarında mevduat hesabı açtırdığını, bu bedellerin talep edilmesine rağmen anapara ve faizlerinin bu zamana kadar ödenmediğini, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1483 sayılı dosyası ile açılan davanınyönünden görevsizlik,yönünden davanın sabit olmadığı nedenle reddi ile yönünden davanın kabul edildiği, ancak tahsil imkanının bulunmadığını, müvekkilinin davalı banka tarafından irade fesadına uğratılarak dolandırıldığını, ileri sürerek 3.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden, 7.500 TL'nin de 07.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda avans faiziyle tahsilini, talep ve dava etmiştir.
Davalı ekili, kesin hüküm, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, davacı kendi iradesi ile kıyı bankacılığını seçtiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bankaların bir güven kuruluşu olmaları, kurulan vekalet görevini özenle yerine getirmeleri, ancak davalı bankanın bu yükümlülüğünü ihlal ettiği, vekilin paranın yatırımında risksiz emin ve azami kâr sağlayan kişi ve kuruluşları seçmede yönlendirilmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı ile off shore bankacılığının kendi bünyesinde gibi göstererek mudisini yanılttığı, bir güven kuruluşu olan risklerin izahının gerektiği, mevduat toplama gayretiyle de hareket edildiği kanaatinin oluştuğu, banka yöneticilerinin sorumluluğuna dair ceza kararlarının kesinleştiği, bu durumun hukuki yargılamada birlikte değerlendirildiğinde davacının dava konusu alacağının sebebini oluşturan bedeli nezdinde mevduatının bulunduğu, yapılan işlemler ile tahsilinin mümkün olmadığı, söz konusu bedelin aslen aktarılmadığı, ortaklarına ait grup şirketlere kredi olarak kullandırıldığı da yargı kararlarıyla sabit olduğu, gerekçesi ile davanın kabulü ile 3.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren 7.500 TL'nin ise 07.12.1999 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı tahsiline karar verilmiştir.
.../...
-2-
Kararı, Davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka ve fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140.
maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka ve fer'i müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile; hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden çıkarılarak yerine '' davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 155,95 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,'' ibaresinin eklenmesine, hüküm fıkrasının 3. bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine “ 662 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine " ibaresinin yazılması suretiyle kararın temyiz eden davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
20.03.2014 -SK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/347718100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz