Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15494 E. 2014/5027 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davanın geri alınması↗ basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü↗ külli halefiyet↗ halefiyet↗ davanın açılmamış sayılması↗ basiretli tacir↗ dava şartı yokluğu↗ hisse devir sözleşmesi↗ reeskont faizi↗ açılmamış sayılma↗ dolandırıcılık↗ uyuşmazlık konusu↗ fer'i müdahil↗ tacir↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait paranın off shore hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kabulü ile 21.541 DM karşılığı 11.013,73 Euronun 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, bir kısım davalılar hakkında açılan davanın geri alınması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalıvefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahilin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tahsil 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15483 E. 2014/5028 K.
Ortak:davanın geri alınması · külli halefiyet · halefiyet · davanın açılmamış sayılması · dava şartı yokluğu · hisse devir sözleşmesi · reeskont faizi · açılmamış sayılma · dava şartı · zamanaşımı var · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ın off shore hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle «dolandırıcılık» eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kabulü ile 21.541 DM karşılığı 11.013,73 Euronun 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın geri alınması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalıvefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu kararda… hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak .../... -2- kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle «dolandırıcılık» eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 3.090 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın geri alınması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… ı teşvik eden 22.12.1999 tarihinde e devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise . ile devren birleştirildiği, yine (sonraki unvanı arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15474 E. 2014/4181 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · dava şartı yokluğu · hisse devir sözleşmesi · açılmamış sayılma · karar verilmesine yer olmadığına · dava şartı · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ın off shore hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle «dolandırıcılık» eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kabulü ile 21.541 DM karşılığı 11.013,73 Euronun 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın geri alınması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalıvefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafından gönderilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın, HMK'nın 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar aleyhine açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik ede2.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre tarafından gönderilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan ..., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın, HMK'nın 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar aleyhine açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15500 E. 2014/4812 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · reeskont faizi · açılmamış sayılma · zamanaşımı · zamanaşımı var · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… ın off shore hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle «dolandırıcılık» eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kabulü ile 21.541 DM karşılığı 11.013,73 Euronun 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın geri alınması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalıvefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahilin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu kararda… zlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden22.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise sonraki unvanı Ing Bank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… e iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafından gönderilen paraların aslında fiilen Kıbrıs’a aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın Bankacılık Yasası ve TTK'nın 321/5 maddesi gereğince sorumlu olacağı gerekçesiyle, 95.000,00.TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalı .., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın, HMK'nun 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar vekili temyiz etmiştir.
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil n aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak
Benzer bu kararda… e iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafından gönderilen paraların aslında fiilen Kıbrıs’a aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın Bankacılık Yasası ve TTK'nın 321/5 maddesi gereğince sorumlu olacağı gerekçesiyle, 95.000,00.TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalı .., ..., ..., ..., ... aleyhine açılan davanın, HMK'nun 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar vekili temyiz etmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15478 E. 2014/4451 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · dava şartı yokluğu · hisse devir sözleşmesi · reeskont faizi · açılmamış sayılma · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ın off shore hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle «dolandırıcılık» eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kabulü ile 21.541 DM karşılığı 11.013,73 Euronun 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın geri alınması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalıvefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahilin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlaması nedeniyle, davalı yanın «zamanaşımı def»'inin yerinde olmadığı, tarafından gönderilen paraların aslında fiilen Kıbrıs’a aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olacağı, gerekçesi ile davalılar aleyhinde açılan davanın, 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalıvefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, davalı yönünden davanın kısmen kabulüne, 2.050 TL'nin 20/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalı tahsiline, karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 2.12.1999 tarihinde devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise (sonraki unvanı) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan .../... -3- sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kayd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak · zamanaşımı def'i · def'i
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zararını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlaması nedeniyle, davalı yanın «zamanaşımı def»'inin yerinde olmadığı, tarafından gönderilen paraların aslında fiilen Kıbrıs’a aktarılmadığı, «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olacağı, gerekçesi ile davalılar aleyhinde açılan davanın, 150/5 maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», davalılar aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalıvefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, davalı yönünden davanın kısmen kabulüne, 2.050 TL'nin 20/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalı tahsiline, karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15489 E. 2014/4921 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · dava şartı yokluğu · hisse devir sözleşmesi · reeskont faizi · karar verilmesine yer olmadığına · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Tahsil
İncelediğiniz kararda… ın off shore hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle «dolandırıcılık» eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir «tacir» gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kabulü ile 21.541 DM karşılığı 11.013,73 Euronun 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın açılmamış sayılmasına», bir kısım davalılar hakkında açılan «davanın geri alınması» nedeniyle karar «verilmesine yer olmadığına», davalıvefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahilin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafından gönderilen paraların aslında fiilenin «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanınve TTK'nın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olacağı, davalılar ... aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, 5.000,00 TL'nin 20/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte «külli halefiyet» yolu ile Kararı, davalı ...Ş. vekili ve fer'i müekili temyiz etmişlerdir.
Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihind devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise S) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… uğunun BK'nın 41, 55 ve 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahil aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. .../... -3- 2-Dava, ba …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakim ortak
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafından gönderilen paraların aslında fiilenin «hakim ortaklarına» ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek üzere kullandırıldığı hususunun sabit olduğu, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan davalı bankanınve TTK'nın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olacağı, davalılar ... aleyhinde açılan dava geri alınmış olmakla, esasa dair karar «verilmesine yer olmadığına», davalı vefat etmiş olmakla, bu davalı aleyhinde açılan davanın dava «şartı yokluğundan» reddine, 5.000,00 TL'nin 20/12/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte «külli halefiyet» yolu ile Kararı, davalı ...Ş. vekili ve fer'i müekili temyiz etmişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8820 E. 2016/4082 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahilin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu kararda… e ...’ye devir olunduğu, 26/01/2001 tarihinde ise ... ile devren birleştirildiği, yine ... ile ...bank (sonraki unvanı ING Bank) arasında yapılan 09/08/2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) no'lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · ihbar olunan · ihbar · hukuki yarar · havale · husumet · e-defter
Benzer bu kararda1-İhbar olunan ... vekilinin 04/06/2015 «havale» tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi, karar başlığında «ihbar olunan» sıfatı ile gösterilmiş olup, aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğinden, süresinde usulünce yapılmış bir temyiz istemi bulunmadığı gibi, hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da bulunmadığından ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı ... vekili, ... vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
4-... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça davanın sadece ...ye «husumet» yöneltilerek açılmış olmasına, yargılama sırasında ... vekili tarafından fer'i müdahale talebinde bulunulmasına ve mahkemece de «müdahale talebinin» kabulüne karar verilmesine rağmen, ...'nin karar başlığında davalı olarak gösterilip, hükmedilen alacağın da davalıdan tahsiline karar verilmek suretiyle aleyhine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/10104 E. 2014/17250 K.
Ortak:külli halefiyet · halefiyet · hisse devir sözleşmesi · zamanaşımı · zamanaşımı var · Tahsil
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
… K'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahilin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer bu karardaBank) arasında yapılan 09.08.2001 tarihli «hisse devir sözleşmesi» ile «külli halefiyet» prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı definin» reddine, davanın kabulü ile 11.550,00 TL’nin 12/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · borcun üstlenilmesi · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı definin» reddine, davanın kabulü ile 11.550,00 TL’nin 12/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...
Kararı, davalı banka vekili ve «borcu üstlenen» TMSF vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15494 E. , 2014/5027 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 08.05.2013 tarih ve 2012/291-2013/128 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin parasını hesabına vadeli olarak yatırdığını, bu paranın müvekkilinin bilgisi dışında off shore hesaplarına aktarıldığını, ancak esasen mevduat hesabına aktarılan paraların şirketlerine kredi olarak kullandırıldığını ileri sürerek, 21.541 DM ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi, döviz alacağının ise fiili ödeme tarihindeki döviz kuru faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında davalı banka dışındaki davalılar hakkındaki davasını takip etmediğini ve geri aldığını bildirmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait paranın off shore hesabına aktarılarak grup şirketlere kredi olarak kullandırılıp tüketildiği, yapılan ceza yargılaması sonunda sanıkların bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık eylemleri nedeniyle cezalandırılmalarına karar verildiği, bankaların basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu ve objektif özen borcunun sonucu olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı banka hakkındaki davanın kabulü ile 21.541 DM karşılığı 11.013,73 Euronun 20.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile ve 5.034 TL'nin 20.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline, bir kısım davalılar hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, bir kısım davalılar hakkında açılan davanın geri alınması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalıvefat etmiş olması nedeniyle bu davalı hakkında açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının sorumluluğunun BK'nın 41, 55 ve TTK'nın 336'ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı banka ve fer'i müdahilin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden devir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı bankanın 5411 sayılı Kanun’un 140.
maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 5. bendinin hükümden çıkarılarak yerine ''davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına'' ibaresinin eklenmesine, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/347505700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz