6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Rücuan tazminat | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4364 E. 2014/10853 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta rücu davası mal sigortası rücu davası mali sorumluluk sigortası ağır kusur halefiyet rücu hakkı sigorta teminatı sigorta ettiren sorumluluk sigortası depo kararı rücuen tazminat üçüncü kişi rücu bilirkişi incelemesi sigorta poliçesi kusur hasar eksik inceleme teminat

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 2

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 18.11.2013 tarihli kararı ile davacı yararına düzeltilerek onanmıştır.

Davalı ... vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, üçüncü şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu zararın, davalı forklift sürücüsünün kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle onun yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Üçüncü şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigorta süresi içinde meydana gelecek bir hadise neticesinde üçüncü kişilerin zarara uğramaları halinde sigorta ettirene yöneltilecek zarar ve ziyan talepleri sigorta teminatı altına alınır. Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre böyle bir zararı karşılayan sigortacı, koşulların mevcut olması halinde halefiyete dayalı olarak sigorta rücu davası açabilir. Somut olayda, dava dışı sigorta ettirene ait depoda davalı ...'in kullandığı forklift ile taşınan emtianın düşmesi sonucu emtia hasara uğramış, bu hasarı karşılayan davacı sigortacı da ödediği bedelin tahsili için forklifti kiralayan şirket ile birlikte bu forklifti kullanan diğer davalıya rücu etmiştir. Bu durumda uyuşmazlık, davalı sürücünün eyleminin sigorta ettirenin eylemi mi yoksa üçüncü bir kişinin eylemi mi olarak değerlendirileceği noktasında toplanmaktadır. Zira söz konusu eylem, sigorta ettirenin eylemi olarak değerlendirilmesi halinde bu eylem nedeniyle oluşan zarar rücu edilemeyecek, aksi halde ise zararı ödeyen sigortacının rücu hakkı doğacaktır. Bu konuda ne sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'da ne de poliçe genel ve

özel şartlarında herhangi bir açık düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, mülga 6762 sayılı TTK'nın mal sigortalarına ilişkin genel hükümleri arasında yer alan 1278. maddesine göre aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken sorumlu bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile yükümlü bulunmaktadır. Sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan kimselerin kasdından doğan hasarlar ise bu kuralın istisnasıdır. Anılan hükmün, sorumluluk sigortaları için de uygulanmasını engelleyen herhangi bir hal söz konusu değildir. Dolayısıyla anılan uyuşmazlığın da, bu çerçevede çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Nitekim, her ne kadar somut uyuşmazlığa uygulanması söz konusu değil ise de daha sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın sorumluluk sigortalarına ilişkin 1473/2. maddesinde de bu yönde bir düzenlemeye yer verilmiştir. O halde mahkemece, öncelikle davalı ...'in dava dışı sigorta ettirenin mi yoksa diğer davalı şirketin mi çalışanı olduğu tespit edilmeli, sigorta ettirenin çalışanı olduğunun anlaşılması halinde yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ağır kusuru veya kastı ile zarara yol açmadığı takdirde davacının kendisine rücu edemeyeceğinin gözetilmesi, aksi halde kusuru oranında zarardan sorumlu olacağından kusur durumunun belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2013/3260 E., 2013/20723 K. sayılı kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Rücuan tazminat | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11534 E. 2018/4903 K.

    Ortak: · Rücuan tazminat, İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sözleşmenin İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17088 E. 2015/4017 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2014/4364 E.  ,  2014/10853 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/06/2012 gün ve 2009/371-2012/689 sayılı kararı düzeltilerek onayan Daire’nin 18.11.2013 gün ve 2013/3260 - 2013/20723 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı sigortalı ....`nun işlettiği depoda dava dışı Tümkar`a ait bir adet trafonun sigortalı tarafından davalı şirketten kiralanan ve diğer davalı tarafından kullanılan forklift ile depo sahası içinde taşınırken düşürülüp hasarlanması yüzünden müvekkilinin 15.02.2008 tarihinde 30.279,04 USD tazminat ödediğini ve halefiyet hakkını elde ettiğini, ödenen tazminatın Türk Lirası üzerinden karşılığının rücuen tahsili için takibe geçildiğini ancak davalıların itirazı üzerine başlatılan icra takibinin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalıların %40`tan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.03.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini alacak davasına çevirmiştir.

Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 18.11.2013 tarihli kararı ile davacı yararına düzeltilerek onanmıştır.

Davalı ... vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, üçüncü şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, dava konusu zararın, davalı forklift sürücüsünün kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle onun yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Üçüncü şahıs mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigorta süresi içinde meydana gelecek bir hadise neticesinde üçüncü kişilerin zarara uğramaları halinde sigorta ettirene yöneltilecek zarar ve ziyan talepleri sigorta teminatı altına alınır. Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre böyle bir zararı karşılayan sigortacı, koşulların mevcut olması halinde halefiyete dayalı olarak sigorta rücu davası açabilir. Somut olayda, dava dışı sigorta ettirene ait depoda davalı ...'in kullandığı forklift ile taşınan emtianın düşmesi sonucu emtia hasara uğramış, bu hasarı karşılayan davacı sigortacı da ödediği bedelin tahsili için forklifti kiralayan şirket ile birlikte bu forklifti kullanan diğer davalıya rücu etmiştir.

Bu durumda uyuşmazlık, davalı sürücünün eyleminin sigorta ettirenin eylemi mi yoksa üçüncü bir kişinin eylemi mi olarak değerlendirileceği noktasında toplanmaktadır. Zira söz konusu eylem, sigorta ettirenin eylemi olarak değerlendirilmesi halinde bu eylem nedeniyle oluşan zarar rücu edilemeyecek, aksi halde ise zararı ödeyen sigortacının rücu hakkı doğacaktır. Bu konuda ne sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'da ne de poliçe genel ve

özel şartlarında herhangi bir açık düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, mülga 6762 sayılı TTK'nın mal sigortalarına ilişkin genel hükümleri arasında yer alan 1278. maddesine göre aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken sorumlu bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile yükümlü bulunmaktadır. Sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan kimselerin kasdından doğan hasarlar ise bu kuralın istisnasıdır. Anılan hükmün, sorumluluk sigortaları için de uygulanmasını engelleyen herhangi bir hal söz konusu değildir. Dolayısıyla anılan uyuşmazlığın da, bu çerçevede çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Nitekim, her ne kadar somut uyuşmazlığa uygulanması söz konusu değil ise de daha sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın sorumluluk sigortalarına ilişkin 1473/2.

maddesinde de bu yönde bir düzenlemeye yer verilmiştir. O halde mahkemece, öncelikle davalı ...'in dava dışı sigorta ettirenin mi yoksa diğer davalı şirketin mi çalışanı olduğu tespit edilmeli, sigorta ettirenin çalışanı olduğunun anlaşılması halinde yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ağır kusuru veya kastı ile zarara yol açmadığı takdirde davacının kendisine rücu edemeyeceğinin gözetilmesi, aksi halde kusuru oranında zarardan sorumlu olacağından kusur durumunun belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmadığından davalı ... vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairemizin 2013/3260 E., 2013/20723 K.

sayılı kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2013/3260 E., 2013/20723 K. sayılı kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının davalı ... yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 06.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346657200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.