6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Akdi faiz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17016 E. 2014/5943 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz zamanaşımı def'i dolandırıcılık def'i vade temerrüt faizi havale yönetim kurulu kararı temerrüt zamanaşımı

Usul tespitleri

Zamanaşımı
['818/60']
Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 41BK 60 · TTK — TTK 336

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre BK'nın 60/2. maddesi uyarınca davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davacının hesap açma talimatı ile 61.945,76 TL'lik mevduat alacağının 22.11.1999 tarihindehesabına kaydedilmek üzere e edildiği, bu paraların grubuna ait paravan olarak kullanılan şirketlere dönmeyecek şekilde kredi

.../...

-2-

ve bu şirketlerden de yinerubuna ait gerçek şirketlere aktarılması şeklinde dolandırıcılık suçunun işlendiği ve dolandırıcılık suçunda bankanın vasıta kurulmasından dolayı şirket yöneticileri ve akim hissedarı ve yönetim kurulu başka mahkumiyetlerine karar verildiği, alacağın tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, karşı davacı tarafından yapılan ilamsız takibin sonuçsuz kaldığı, uyuşmazlığın havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, bankanın paravan bir banka olduğunun davalı bankaca bilindiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 61.945,76 TL'sına 22.11.1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca temerrüt faizi akdi faizden az olamayacağından %85 akdi faizin temerrüt faizi olarak işletilerek borcu üstelenenekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun mülga BK’nın 41, 55 ve mülga TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının alacağını dava dışı off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağından somut olayda zamanaşımı süresinin geçmemiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak, hüküm altına alınan miktarın off shore faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiş ise de off shore hesabın tarafı olmayan davalının akdi faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1745 E. 2014/17038 K.

    Ortak: · zamanaşımı ['818/60']

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Rücuen alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13912 E. 2016/1224 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/17016 E.  ,  2014/5943 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 09/04/2012 tarih ve 2011/173-2012/85 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin devrinden önce 22.11.1999 tarihinde 61.945,76 TL parasını % 85 faizle 35 gün vadeli olarak yatırdığını, 22.12.1999 tarihinde banka yönetimine tarafından el konularak yönetiminin devredildiğini, yapılan araştırmada müvekkilinin bankaya yatırmış olduğu mevduatın davalı banka yönetimi tarafından kurulan dava dışı adlı paravan bir banka hesabına aktarılarak müvekkilinin bankalara olan güveninin kötüye kullanılarak ve iradesi sakatlanarak havale talimatı imzalatıldığını, bu şekilde toplanan paraların arafındanşirketlerine ve hayali şirketlere usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini, aleyhine yapılan icra takibinin semeresiz kaldığını, davalı bankanın paravan bankanın adı arkasına gizlenerek ve kanuna karşı hile yaparak topladığı mevduatı vadesi geldiğinde ödememesi nedeniyle vermiş olduğu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan 61.945,76 TL mevduat alacağının paranın bankaya yatırıldığı 22.11.1999 tarihinden vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, vade sonu olan 27.12.1999 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar ise 3095 sayılı Kanun'un 2.

maddesi gereğince yıllık %85 akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi uygulanarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönlerinden reddini istemiştir.

ekili, davaya konu borcu Bankalar Kanunu hükümleri uyarınca olarak üstlendiklerini, bu üstlenme nedeniyle davalı sıfatıyla adına hüküm kurulmasını ve davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre BK'nın 60/2. maddesi uyarınca davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davacının hesap açma talimatı ile 61.945,76 TL'lik mevduat alacağının 22.11.1999 tarihindehesabına kaydedilmek üzere e edildiği, bu paraların grubuna ait paravan olarak kullanılan şirketlere dönmeyecek şekilde kredi

.../...

-2-

ve bu şirketlerden de yinerubuna ait gerçek şirketlere aktarılması şeklinde dolandırıcılık suçunun işlendiği ve dolandırıcılık suçunda bankanın vasıta kurulmasından dolayı şirket yöneticileri ve akim hissedarı ve yönetim kurulu başka mahkumiyetlerine karar verildiği, alacağın tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, karşı davacı tarafından yapılan ilamsız takibin sonuçsuz kaldığı, uyuşmazlığın havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, bankanın paravan bir banka olduğunun davalı bankaca bilindiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 61.945,76 TL'sına 22.11.1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca temerrüt faizi akdi faizden az olamayacağından %85 akdi faizin temerrüt faizi olarak işletilerek borcu üstelenenekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun mülga BK’nın 41, 55 ve mülga TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının alacağını dava dışı off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağından somut olayda zamanaşımı süresinin geçmemiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Ancak, hüküm altına alınan miktarın off shore faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiş ise de off shore hesabın tarafı olmayan davalının akdi faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı . vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasında geçen “vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca temerrüt faizi akdi faizden az olamayacağından %85 akdi faizin temerrüt faizi olarak işletilerek” kısmının hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “3095 sayılı Yasanın 2/2. maddesi uyarınca belirlenecek avans faizi oranları uygulanmak suretiyle” ibaresinin yazılması suretiyle kararın davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346446400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.