Akdi faiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17016 E. 2014/5943 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz↗ zamanaşımı def'i↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ vade↗ temerrüt faizi↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['818/60']
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre BK'nın 60/2. maddesi uyarınca davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davacının hesap açma talimatı ile 61.945,76 TL'lik mevduat alacağının 22.11.1999 tarihindehesabına kaydedilmek üzere e edildiği, bu paraların grubuna ait paravan olarak kullanılan şirketlere dönmeyecek şekilde kredi
.../...
-2-
ve bu şirketlerden de yinerubuna ait gerçek şirketlere aktarılması şeklinde dolandırıcılık suçunun işlendiği ve dolandırıcılık suçunda bankanın vasıta kurulmasından dolayı şirket yöneticileri ve akim hissedarı ve yönetim kurulu başka mahkumiyetlerine karar verildiği, alacağın tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, karşı davacı tarafından yapılan ilamsız takibin sonuçsuz kaldığı, uyuşmazlığın havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, bankanın paravan bir banka olduğunun davalı bankaca bilindiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 61.945,76 TL'sına 22.11.1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca temerrüt faizi akdi faizden az olamayacağından %85 akdi faizin temerrüt faizi olarak işletilerek borcu üstelenenekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun mülga BK’nın 41, 55 ve mülga TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının alacağını dava dışı off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağından somut olayda zamanaşımı süresinin geçmemiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, hüküm altına alınan miktarın off shore faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiş ise de off shore hesabın tarafı olmayan davalının akdi faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1745 E. 2014/17038 K.
Ortak:vade · temerrüt faizi · havale · temerrüt · zamanaşımı · zamanaşımı ['818/60']
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre BK'nın 60/2. maddesi uyarınca davalının «zamanaşımı def»'inin yerinde olmadığı, davacının hesap açma talimatı ile 61.945,76 TL'lik mevduat alacağının 22.11.1999 tarihindehesabına kaydedilmek üzere e edildiği, bu paraların grubuna ait paravan olarak kullanılan şirketlere dönmeyecek şekilde kredi .../... -2- ve bu şirketlerden de yinerubuna ait gerçek şirketlere aktarılması şeklinde «dolandırıcılık» suçunun işlendiği ve dolandırıcılık suçunda bankanın vasıta kurulmasından dolayı şirket yöneticileri ve akim hissedarı ve «yönetim kurulu» başka mahkumiyetlerine karar verildiği, alacağın tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, karşı davacı tarafından yapılan ilamsız takibin sonuçsuz kaldığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, bankanın paravan bir banka olduğunun davalı bankaca bilindiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 61.945,76 TL'sına 22.11.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 «akdi faiz», 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca «temerrüt faizi» akdi faizden az olamayacağından %85 akdi faizin temerrüt faizi olarak işletilerek borcu üstelenenekili temyiz etmiştir.
… lga TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının alacağını dava dışı off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren «zamanaşımı» süresi işlemeye başlayacağından somut olayda zamanaşımı süresinin geçmemiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmey …
Benzer bu kararda… ğunun davalı bankaca bilindiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 18.500 TL'ye «vade» başlangıç tarihi olan 17/12/1999 tarihinden vade sonu olan 24/01/2000 dönemi için akdi % 78 «temerrüt faizi», bu tarihten dava tarihine kadar «avans faizi», dava tarihinden itibaren de avans faizi işletilerek «borcu üstlenen» davalı TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, hüküm altına alınan miktara «vade» sonuna kadar off shore faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiş ise de off shore hesabın tarafı olmayan davalının akdi faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp, hüküm altına alınan miktara bankaya yatırıldığı tarihten itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca ticari işlerde uygulanması gereken «ticari temerrüt faizi» oranlarının uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinden kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gere …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının yerinde olmayan «kesin» hüküm itirazı ile «zamanaşımı definin» reddine karar verilerek yapılan yargılama sonucu, davacının hesap açma talimatında imzasının bulunmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temerrüt faizi · zamanaşımı defi · borcun üstlenilmesi · avans faizi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının yerinde olmayan «kesin» hüküm itirazı ile «zamanaşımı definin» reddine karar verilerek yapılan yargılama sonucu, davacının hesap açma talimatında imzasının bulunmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, ...
… ğunun davalı bankaca bilindiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 18.500 TL'ye «vade» başlangıç tarihi olan 17/12/1999 tarihinden vade sonu olan 24/01/2000 dönemi için akdi % 78 «temerrüt faizi», bu tarihten dava tarihine kadar «avans faizi», dava tarihinden itibaren de avans faizi işletilerek «borcu üstlenen» davalı TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
2- Ancak, hüküm altına alınan miktara «vade» sonuna kadar off shore faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiş ise de off shore hesabın tarafı olmayan davalının akdi faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp, hüküm altına alınan miktara bankaya yatırıldığı tarihten itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesi uyarınca ticari işlerde uygulanması gereken «ticari temerrüt faizi» oranlarının uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinden kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gere …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13912 E. 2016/1224 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:icra vekalet ücreti · rücu · ihbar · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… tme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin" akdedildiği tarihten önceki döneme isabet ettiği, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davacının davalıdan rücuen talepte bulunabileceği, «rücuya» konu davanın...'a «ihbar» edilmemiş olması nedeniyle davalının icra gideri, «icra vekalet ücreti» ile işlemiş faizden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.114,99 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahs …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17016 E. , 2014/5943 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi’nce verilen 09/04/2012 tarih ve 2011/173-2012/85 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin devrinden önce 22.11.1999 tarihinde 61.945,76 TL parasını % 85 faizle 35 gün vadeli olarak yatırdığını, 22.12.1999 tarihinde banka yönetimine tarafından el konularak yönetiminin devredildiğini, yapılan araştırmada müvekkilinin bankaya yatırmış olduğu mevduatın davalı banka yönetimi tarafından kurulan dava dışı adlı paravan bir banka hesabına aktarılarak müvekkilinin bankalara olan güveninin kötüye kullanılarak ve iradesi sakatlanarak havale talimatı imzalatıldığını, bu şekilde toplanan paraların arafındanşirketlerine ve hayali şirketlere usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini, aleyhine yapılan icra takibinin semeresiz kaldığını, davalı bankanın paravan bankanın adı arkasına gizlenerek ve kanuna karşı hile yaparak topladığı mevduatı vadesi geldiğinde ödememesi nedeniyle vermiş olduğu zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan 61.945,76 TL mevduat alacağının paranın bankaya yatırıldığı 22.11.1999 tarihinden vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, vade sonu olan 27.12.1999 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar ise 3095 sayılı Kanun'un 2.
maddesi gereğince yıllık %85 akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi uygulanarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
ekili, davaya konu borcu Bankalar Kanunu hükümleri uyarınca olarak üstlendiklerini, bu üstlenme nedeniyle davalı sıfatıyla adına hüküm kurulmasını ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre BK'nın 60/2. maddesi uyarınca davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davacının hesap açma talimatı ile 61.945,76 TL'lik mevduat alacağının 22.11.1999 tarihindehesabına kaydedilmek üzere e edildiği, bu paraların grubuna ait paravan olarak kullanılan şirketlere dönmeyecek şekilde kredi
.../...
-2-
ve bu şirketlerden de yinerubuna ait gerçek şirketlere aktarılması şeklinde dolandırıcılık suçunun işlendiği ve dolandırıcılık suçunda bankanın vasıta kurulmasından dolayı şirket yöneticileri ve akim hissedarı ve yönetim kurulu başka mahkumiyetlerine karar verildiği, alacağın tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, karşı davacı tarafından yapılan ilamsız takibin sonuçsuz kaldığı, uyuşmazlığın havale görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, bankanın paravan bir banka olduğunun davalı bankaca bilindiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebep olunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 61.945,76 TL'sına 22.11.1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca temerrüt faizi akdi faizden az olamayacağından %85 akdi faizin temerrüt faizi olarak işletilerek borcu üstelenenekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun mülga BK’nın 41, 55 ve mülga TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının alacağını dava dışı off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağından somut olayda zamanaşımı süresinin geçmemiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, hüküm altına alınan miktarın off shore faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiş ise de off shore hesabın tarafı olmayan davalının akdi faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı . vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasında geçen “vade sonu olan 27.12.1999 tarihine kadar yıllık % 85 akdi faiz, 27.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 2.maddesi uyarınca temerrüt faizi akdi faizden az olamayacağından %85 akdi faizin temerrüt faizi olarak işletilerek” kısmının hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “3095 sayılı Yasanın 2/2. maddesi uyarınca belirlenecek avans faizi oranları uygulanmak suretiyle” ibaresinin yazılması suretiyle kararın davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 27.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346446400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz