İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/15722 E. 2014/2584 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/17226 Esas, 2013/6949 Karar sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5323 E. 2023/7502 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · ortaklık ilişkisi · dosya masrafı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7194 sayılı Kanun) 41 ... maddesi kapsamında dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 7194 sayılı Kanun'un 41 ... maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu, davacının ... yargılanma haklarının ihlal edildiğini, yargılama «masrafları» yönünden de kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Bu durumda Mahkemece verilen kararın yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla tarafların iddia ve savunmaları ve «ilk itirazlar» gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6079 E. 2023/6949 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo hukuku · teminat bonosu · şahsi def'i · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · delil değerlendirmesi · ciranta · şikayet · eser sözleşmesi
Benzer bu karardaŞti.'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 687 nci maddesi gereğince bile bile haksız ve kötü niyetli olarak borçlu zararına hareket ettiği ve bonoyu iktisap ettiği davacı tarafından kanıtlanamadığı, davacının davalılar yönünden Cumhuriyet Savcılığına yapmış olduğu «şikayet» neticesinde «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiği, davacının istinaf dilekçesinde davalı ... ...
Şti. arasında yapılan sözleşme gereğince davalıya «teminat bonosu» verildiğini, ...
Şti.'nin sözleşmede üzerine düşen edimi yerine getirmediğini, davalı şirket yetkilisinin kendi kimlik fotokopisine «bononun» «teminat bonosu» olduğunu yazdığını, bononun davalı tarafından diğer davalı ...
Şti. arasında «eser sözleşmesi» imzalandığı, sözleşmeye istinaden davacı tarafından davalıya «bono» verildiği, bononun «teminat» olarak verildiğinin itiraza uğramayan 08.12.2012 tarihli sözleşmeyle sabit olduğu, bu durumda davalı ... ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6949 E. 2024/707 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kefalet tarihi · müteselsil kefalet · tacir sıfatı · kefalet sözleşmesi · mutabakat · ilamsız icra takibi · müteselsil kefil · kefalet
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu sözleşmelerde davalı şirket «müteselsil kefil» olarak yer almakta ise de sözleşmelerin yapıldığı 03.12.2012 ve 06.12.2012 tarihlerinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, «kefalet tarihini» ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini «kefalet sözleşmesinde» kendi el yazısı ile belirtmesi gerektiği, sözleşme içeriğinde borçlar belirtilmiş olup müşterek borçlu müteselsil kefillerin tüm borçları kefil olarak ödemeyi «taahhüt» ettikleri görülmüş ise de kefalete ilişkin ayrı bir sözleşmenin yapılmadığı, mevcut sözleşmede de «müteselsil kefaletin» el yazısı ile yazılmadığı ve kefil olunan miktarın açıkça belirtilmediği, dolayısıyla anılan kanun maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmediği anlaşıldığından, kefalet sözleşmesinin «geçersiz» olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, her iki «protokolde» de dava dışı Aktad şirketinin müvekkile olan borçlarının tasfiyesi ve davacının alacaklarının «teminat» altına alınması için «müteselsil kefil» olduğunu, bu protokollerde şirketin yetkilisinin imzası ile şirket kaşesinin bulunduğunu, «kefaletler» el yazısı ile belirtilmemiş ise de borçlara kefil olduğunun ilgili metinlerde yer aldığını, «limited şirket» yetkilisinin ve «tacir sıfatını» haiz bir kimsenin okumadan bir metne imza atmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dışı şirketin toplam borcunun 697.940,15 TL olduğu hususunda taraflar arasında «mutabakat» bulunduğunu, davalı şirket ve dava dışı Süleyman Turgut'un müteselsil kefil olarak altına imza attıkları toplam borç miktarının da 697.940,15 TL olduğunu, mahkemec …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının alacağının tahsili amacıyla başlatılan «ilamsız icra takibine» davalının itiraz ettiğini, davalı ve dava dışı Süleyman Turgut'un, müvekkilinin Aktad Gıda Limited şirketindeki alacaklarının ödenmesine ilişkin düzenlenen 03.12.2012 ve 06.12.2012 tarihli «protokolleri» borçlu-«müteselsil kefil» olarak imzaladıklarını ileri sürerek, Turgutlu İcra Müdürlüğünün 2013/3307 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlunun % 40 tan aşağı olmamak üzere «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; geçerli olmayan «kefaletten» dolayı davalının icra takibindeki borçtan sorumlu olmadığı, takibe itirazın yerinde olduğu, davacının takipte «kötüniyetli» olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/15722 E. , 2014/2584 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 07.03.2012 gün ve 2008/1029-2012/202 sayılı kararı bozan Daire’nin 05.04.2013 gün ve 2012/17226-2013/6949 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, ,ve hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, karşılığı 72.189,58 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/17226 Esas, 2013/6949 Karar sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 01,95 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 14.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/346346800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz