Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/2411 E. 2014/8853 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/5978 E, 2013/22195 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. HD 2015/438/2015/5978
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/438 E. 2015/5978 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/597 E. 2020/1004 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kaydileştirme · kanun yolu · maktu vekalet ücreti · sözleşmeye aykırılık · sebepsiz zenginleşme · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · yargılama gideri
Benzer bu karardaBirinci fıkra kapsamında kurulmuş olan «ortaklık ilişkileri» hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek «sebepsiz zenginleşme», «haksız fiil», sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya «sözleşmeye aykırılık» nedenlerine dayalı olarak açılan ve «kanun yolu» incelemesindekiler «dahil» görülmekte olan «menfi tespit», tazminat veya alacak davalarında, karar «verilmesine yer olmadığına» dair karar verilir ve «yargılama gideri» ile «maktu vekalet ücreti» ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
… arak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun «kaydileştirmeye» ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve «ortaklık ilişkisi» kurulmuş sayılır.
Bu payların «kaydileştirilmemiş» olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı da iddia edilemez.
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3726 E. 2024/5978 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye · dosya masrafı · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… kırı olmadığını, teknik alanda uzman bir kişi tarafından buluşun uygulanabilmesini sağlayacak nitelikte açık ve yeterli yazılmadığının ileri sürüldüğünü, dosyasının «yetkisiz» kişilerce değerlendirildiğini, deney ve değerlendirme için çeşitli üniversitelere başvurduğunu ancak sonuç alamadığını, «masraflarını» kendisi karşılayarak bir kurum ya da üniversite tarafından deneyin gerçekleştirilmesini istediğini ileri sürerek, YİDK’nın 2019-P-19 sayılı kararının iptalini ve b …
… e bu tür belirsizlikleri içeren buluşun patent olarak korunmasının mümkün olmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, buluşa patent verilmesinin de mahkemenin «yetkisinde» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… lekçesinde özetle; mahkemece atanan bilirkişilerin ve davalı kurum uzmanlarının başvurudaki hesapların yanlış olduğunu söyleyemediğini, Endüstri Meslek Lisesi torna «tasfiye» mezunu olduğunu, makineler konusunda teknik bilgisinin bulunduğunu, başvurusunun enerji üretimi için tasarladığı çevreci, fakat ileride bir çok sistemde uygulanabi …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5978 E. 2023/6689 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · limited şirket müdürlüğü · bağlılık yükümlülüğü · müdürün azli · şirket müdürünün azli · feragat nedeniyle davanın reddi · limited şirket ortağı · azil
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 E. sayılı dosyası yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde davanın «limited şirket ortağının» diğer ortağın çıkarılması istemiyle açtığı dava olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince haklı «sebebe» dayalı olarak ortağın şirketten çıkarılması için şirket dava açılabileceği, ortağın bir başka ortağın şirketten çıkarılmasını isteyebileceğine dair yasada düzenlenmiş bir hüküm bulunmadığı, ayrıca şirketin bu davayı açabilmesi için de aynı yasanın 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının h bendi gereğince, genel kurulun bu konuda bir karar vermesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında limited şirket ortağının haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için dava açabileceğinin düzenlendiği, ancak bir ortağın haklı nedenle diğer ortağın şirket «ortaklığından çıkarılmasını» isteme halinin kanunda öngörülmediği, «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen 2017/1166 E. sayılı davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde davanın müdüre karşı açılan haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasında her ortağın haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkını ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise yöneticinin özen ve «bağlılık yükümlülüğü» ile diğer kanunlarda ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetilmesi için gerekli yeteneği kaybetmesi hallerinin «haklı sebep» olarak düzenlendiği, «şirket müdürü» olarak görevine hali hazırda devam eden davalı müdürün mali yönden azlini gerektirecek herhangi bir hususun tespit edilemediği, yapılan reel değerlemeler kapsamında şirketin karlı bir işletme olduğu muntazaman ticari faaliyetine devam ettiği, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasının mümkün olduğu, davacının bu yola gitmeksizin şirket müdürünün azlini istemesine yasal olanak bulunmadığı, genel kurul toplantısı yapılmamasının şirkete verdiği somut bir zararın iddia ve ispat edilemediği, genel kurul toplantısı yapılmamasının ve kâr «payı dağıtılmamış» olmasının müdürün azlini gerektiren bir neden olmadığı, davalı müdürün azlini gerektiren haklı sebeplerin tespit edilemediği, davacı vekilinin tüm istinaf itirazla …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen 2017/831 E. sayılı şirkete karşı açılmış «müdür azli» davasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde «limited şirketin müdürünün azli» davalarında «husumetin» azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca limited ortaklığa husumet düşmediği, nitelik itibariyle husumetin, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece de re'sen nazara alınması gerekli olduğundan husumet düşmeyen şirkete karşı açılmış müdür azli davasının «pasif husumet ehliyeti» yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, birleşen İzmir 4.
Taraflar arasındaki asıl dava dosyası şirketin «fesih» ve tasfiyesi, birleşen 2017/831 E. sayılı dava dosyası şirkete karşı açılmış «müdür azli», birleşen 2017/1166 E. sayılı dava dosyası müdüre karşı açılmış müdür azli, birleşen 2018/250 E. sayılı dava dosyası ortak tarafından açılan davalı ortağın «ortaklıktan çıkarılması» istemine ilişkin davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyası yönünden «feragat nedeniyle davanın reddine», birleşen İzmir 3.
Erboy'un «ortaklıktan çıkarılması» istemli dava açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında «limited şirket ortağının» haklı nedenle ortaklıktan çıkmak için dava açabileceğinin düzenlendiği ancak bir ortağın haklı nedenle diğer ortağın şirket ortaklığından çıkarılmasını isteme halinin kanunda öngörülmediği, bu husus göz önüne alındığında davacı ortak ... 'in «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı ve birleşen davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddinin gerektiği, birleşen 2017/1166 E. sayılı dosyası yönünden davacı tarafça davalı ... hakkında ...'in aynı Kanun'un 630 uncu maddesinin iki ve üçüncü fıkralarına göre azline karar verilmesine yönelik olarak dava açıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı şirketin mali tabloları üzerinde ve yine şirketin faaliyet merkezi ve işletmesi üzerinde fiilen teknik bilirkişiler tarafından yapılan reel değerlemeler kapsamında şirketin karlı bir işletme olduğu, muntazaman ticari faaliyetine devam ettiği, «şirket müdürü» olarak görevine hali hazırda devam eden ...'in mali yönden azlini gerektirecek herhangi bir hususun tespit edilemediği, bu nedenle davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden «feragat nedeniyle davanın reddine», birleşen İzmir 3.
-
Konsinye malın iadesinde sevk irsaliyesini iade eden taraf düzenler
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5978 E. 2024/3268 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:konsinye satış · sevk irsaliyesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konsinye «teslim» ettiği malların davalı şirket tarafından iade edilmek istenilmesi halinde «sevk irsaliyesinin» davalı şirket tarafından düzenlenmesi gerekeceği, davacı ise davalı taraf personeli tarafından düzenlenen ve kendisi tarafından fark edilmesi üzerine iptal edildiğini ileri sürdüğü sevk irsaliyesinin ise davacı işletmesine ait olduğu, davacı bu sevk irsaliyelerine dayalı olarak konsinye malların kendisine iade edilmiş gibi gösterilmeye çalışıldığını ileri sürdüğü, sevk irsaliyelerinde iptal «kaydı» bulunmakla birlikte bakıldığında çeşitli ürünlerin (örneğin Bodrum,Muğla gibi «depolarda» bulunan konsinye ürünlerin iadesi) yazılı olduğu, davacıya ait iptal edilen irsaliyelerin ise davalıdan sadır olan bir belge olarak kabulünün mümkün görülmediği, d …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının «konsinye satış» nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3887 E. 2024/298 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tüzel kişilik perdesinin kaldırılması · yönetim kurulu üyeliği · organik bağ · müktesep hak · iyiniyet · yargılama giderleri · kazanılmış hak · tüzel kişilik
Benzer bu karardaÖğretim Kurumları Ulaştırma ve Yayıncılık Anonim Şirketinin de «temsilcileri» oldukları, bu nedenle aralarında «organik bağ» bulunduğu, dolayısıyla bu ibareyi esas unsur olarak barındıran eldeki davaya konu başvurunun sahibi davalı şirketin de «kötüniyetli» olduğu sonucuna varıldığı ancak davalı Demsan A.Ş. ile dava dışı Metod Eğitim A.Ş.'nin birbirinden bağımsız «tüzel kişilikleri» olan, halen bu tüzel kişiliklerini muhafaza eden, iki ayrı şirket oldukları, bu şirketler arasında birbirini devralma veya birinin diğerinin hakim ortağı olması gibi bir durumun da bulunmadığı, sadece kötü niyetli olduğu yargı kararları ile tespit edilen Bilişim A.Ş.'nin devralınmasından sonra seçilen Metod A.Ş.'nin üç kişilik «yönetim kurulu» üyesinden ikisinin, daha önceki bir tarihte davalı şirketin «yönetim kurulu üyeliğine» seçilen beş kişiden ikisi ile aynı kişi olması maddi olgusundan hareketle, davalı şirketle Bilişim A.Ş. arasında organik bağ bulunduğu sonucuna ulaşılmasının, «tüzel kişilik perdesinin kaldırılması» hallerinden hiç birisine uymadığı, Mahkemece, yazılı gerekçelerle, davalı şirketin başvurusunda kötü niyetli olduğunun kabul edilmesinin doğru görülmediği, tarafların markaları arasında «iltibas» ihtimalinin bulunup bulunmadığının tespiti konusunda ise, davacının itirazlarına mesnet markaların asli unsurunun "KÜLTÜR" ibaresinden oluştuğu, Kültür ibaresinin, …
… kımından sınıfsal benzerliğin mevcut olduğu, davacı markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun "KÜLTÜR", "KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ" ve "KÜLTÜR KOLEJİ" ibaresi tarafından «temsil» olunduğu, "KÜLTÜR" ibaresinin 41. sınıf "Eğitim ve öğretim hizmetleri" için zayıf bir marka olarak değerlendirilebileceği, ancak davacının esas ve ayırt edici unsuru "KÜLTÜR", "KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ" ve "İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ" ibareli olan markalarını ... yıllardan bu yana yoğun ve yaygın biçimde kullandığı, bu nedenle "Kültür" ibaresinin özellikle 41. sınıfta bulunan "Eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından kullanım yolu ile «ayırt ediciliğinin» davacı bakımından güçlendirildiği, davalı şirkete ait markanın ise "şekil+orijin kültür kurs" ibaresinden oluştuğu, "orijin" ibaresinin tescil edilmek istenen ürün ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, markaların karşılaştırılmasında dikkate alınması gereken bir unsur olduğu değerlendirilse de, davalı başvurusunda şekil unsurunun kırmızı renk ile oluşturulduğu, "kültür" ibaresinin davacı tarafından "eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından gerek salt kelime gerekse başkaca asli ya da tali unsurlar ile birlikte kırmızı motifin yer aldığı çeşitli şekillerde kullanılmış olmasının, davacının yüksek öğrenim faaliyetini "Kültür" esas unsurun kullanım ile ayırt ediciliğinin güçlendirilmesi karşısında görsel, işitsel ve kavramsal olarak "orijin" ibaresinin «iltibas» tehlikesini bertaraf edemeyeceği, 41. sınıfta bulunan "Eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından davalı şirket markasını gören ilgili tüketici kesiminin, daha önce yararlandığı, kullanım yolu ile ayırt ediciliği yüksek, içinde "Kültür" ibaresini barındıran davacı markaları ile tescilsiz kullanımları nedeni ile bu ibarenin yukarıda belirtildiği şekli ile oluşturulan genel görünümü itibari ile davacıya ait markalardan biri olduğu, seri markalarından birini oluşturduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, bir kısım tüketicinin iki ayrı işletme karşısında olduğunu algılasa bile, markaların kökeni bakımından işletmeler arasında ekonomik veya idari bir bağ bulunduğu hususunda yanılsamaya düşeceği, bu durumun davalı lehine «haksız rekabet» oluşturacağı, davacının özellikle kullanım yolu ile oluşturduğu markasal imajın haksız yere davalı şirkete aktarılması ihtimalini doğuracağı, dolayısıyla 41. sınıfta bulunan "Eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından, gerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve gerekse aynı Yasa hükmünün üçüncü fıkrası hükümleri gereği, ilişkilendirilme ihtimali «dahil» karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, diğer ürün ve hizmetler bakımından ise davacının "Kültür" ibaresini 41/1. alt sınıftaki gibi yaygın ve kullanım yolu ile ayırt ediciliğini güçlendirdiği bir markasal kullanımının bulunmadığı, "Kültür" ibaresinin bu ürün ve hizmetler bakımından başlangıçtaki ayırt edici gücünün zayıf olması, davalı şirkete ait markada bulunan "orijin" ibaresinin, bu ürün ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte genel görünüm içinde konumlandığı anlaşıldığından, YİDK kararının iptali bakımından davacı tarafından ileri sürülen diğer iddiaların yerinde bulunmadığı, davalı şirketin "orijin" ibaresini içerir markalarından sadece 2004/44430 sayılı markasının 31.03.2006 tarihinde tescil edildiği, tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği gözetildiğinden, artık çekişme konusu olmadığı, davalı şirkete ait diğer markaların tescil tarihleri itibariyle eldeki davaya konu marka başvuru tarihine kadar en az 5 yıl süreli tescilli olmadığı, bu nedenle «kazanılmış hak» iddiasına mesnet alınamayacağı, 2004/44430 sayılı markasını oluşturan "orijin" ibareli asli unsurun korunarak eldeki davaya konu marka başvurusunun oluşturulduğunun da söylenemeyeceği, bu nedenle davalı şirketin «müktesep hak» iddiasının yerinde görülmediği, davacı vekili tarafından sunulan İTO kayıtları ve dosya arasına alınan ticari sicil kayıtlarına göre; Bilişim Eğitim Hizmetleri ve …
Öğretim Kurumları Ulaştırma ve Yayıncılık Anonim Şirketinin de «temsilcileri» oldukları, bu nedenle aralarında «organik bağ» bulunduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 14.01.2020 tarih 2019/2209 E.
… l kullanımının en başından itibaren kötü niyetli olduğu, dolayısıyla bu ibareyi esas unsur olarak barındıran eldeki davaya konu başvurunun sahibi davalı şirketin de «kötüniyetli» olduğu, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, YİDK aşamasında ileri sürülmeyen maddi olguların değerlendirildirildiği, davacının eldeki davada iki ayrı talepte bulunduğu ve mahkemece her iki talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurulduğu gözetildiğinde, «vekalet ücreti» ve «yargılama giderleri» bakımından bu husus gözetilmek suretiyle karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 41. sınıfta bulunan "Eğitim ve öğretim hizmetleri" bakımından 2019- …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/2411 E. , 2014/8853 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/06/2010 gün ve 2007/138-2010/343 sayılı kararı bozan Daire’nin 05.12.2013 gün ve 2012/5978 - 2013/22195 sayılı kararı aleyhinde davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin kasa hesabında 50.000 TL nakit para gözüktüğü halde fiilen bu paranın olmadığını, 01.01.2002-13.02.2004 tarihleri arasında görev yapan davalı yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin bu bedelden müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 03.01.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini 50.000 TL'na yükseltilmiştir.
Davalılar ... ile ... savunmada bulunmamış; diğer davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/5978 E, 2013/22195 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, davacı (kanuni halef sıfatıyla ...) harç ve cezadan muaf olduğundan harç ve ceza alınmasına yer olmadığına, 09.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/345755300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz