Konsinye malın iadesinde sevk irsaliyesini iade eden taraf düzenler
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5978 E. 2024/3268 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Konsinye ilişkisinin karşı tarafça inkâr edildiği alacak davasında, konsinye teslimin ve karşı taraf yedinde mal kaldığının ispatı davacıya düşer. Konsinye malların iadesinde sevk irsaliyesini iade eden taraf düzenleyeceğinden, davacının kendi işletmesine ait (ve iptal edilmiş) irsaliyeleri karşı taraftan sadır olan belge sayılamaz; konsinye teslimi kabule yarar bilgi içermeyen depo sayım listeleri de ispat için yeterli değildir ve dava reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Konsinye teslimin ve davalı yedinde mal bulunduğunun ispatı → ret
İddia: Davacı, davalı çalışanlarınca konsinye ürünlerin kendisince iade alınmış gibi gösterilmesi amacıyla fiktif irsaliyeler düzenlendiğini, bunların iptal edildiğini, davalı çalışanlarının el yazısıyla düzenlediği stok sayım listeleri, bandrol sayıları ve üretim faturaları ile davalı yedindeki ürün miktarının sabit olduğunu, ticari defterlerinin çalınmış ve zayi kararlarının bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Konsinye teslim edilen malların alıcı tarafından iade edilmek istenmesi hâlinde sevk irsaliyesinin iade eden tarafça düzenlenmesi gerekir. Davacının dayandığı ve iptal edildiğini ileri sürdüğü sevk irsaliyeleri kendi işletmesine ait olup, davalıdan sadır olan belge olarak kabulü mümkün değildir; bu irsaliyelerde iptal kaydı bulunmakla birlikte içerikleri de çeşitli depolardaki ürünlerin iadesine ilişkindir. Depo sayım listelerinde ise konsinye teslimin varlığını kabule yarar bir bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle ispatlanamayan davanın reddi isabetlidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Konsinye ilişkisinin ispatında sevk irsaliyesini kimin düzenlemesi gerektiği ve tarafın kendi düzenlediği belgenin karşı taraf aleyhine delil olamayacağı yönündeki tespit emsal değeri taşır; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı içtihat ağırlığı doğurur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konsinye satış↗ sevk irsaliyesi↗ ispat yükü↗ delil değeri↗ ticari defterlerin zayii↗ depo sayım listesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5978 E. , 2024/3268 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2084 Esas, 2022/990 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 206/1174 E., 2019/696 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili ve kardeşine ait aile şirketi olduğunu, 2010 yılında müvekkilinin hisselerini oğluna, diğer ortağın hisselerini oğlu ve üçüncü kişilere devrettiğini, müvekkili tarafından üretilen şarapların konsinye irsaliyeler ile davalıya teslim edildiğini ve satış yapıldıkça satış faturalarının dönemsel olarak düzenlendiğini, ancak şirket merkezinde ortak tutulan muhasebedeki irsaliye koçanları ele geçirilerek davalı şirkete teslim edilen konsinye ürünlerin müvekkili tarafından iade alınmış gibi eski tarihli irsaliyeler düzenlenmesi için talimat verildiğini, davalı çalışanı tarafından ürünlerin iadesine dair irsaliye düzenlendiğinin müvekkili tarafından fark edilmesi üzerine söz konusu irsaliyelerin iptal edilmesinin sağlandığını, bu durum üzerine davalı yedinde bulunan yaklaşık 214.000 şişe konsinye şarabın iadesi için müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafından konsinye ilişkisinin inkar edildiğini, sonrasında ortak tutulan muhasebedeki konsinye malların teslimine dair irsaliyeler ve konsiyeden satışa dönmüş bir kısım fatura ve irsaliyenin çalındığını, çalınan envanter kayıtları ile ilgili olarak davalı şirket yetkilisinin yargılanmakta olduğunu, çalınan irsaliyelerle ilgili zayi davasının da devam ettiğini, çalınan irsaliyelerle ilgili davalı tarafından açılan bir kısım fatura ve irsaliyelerle ilgili zayi davasının devam ettiğini, davalı yedinde olup 214.000 adet şişe şarabın Tütün Alkol Piyasası Denetleme Kurulu (TAPDK) tarafından verilen bandrol ve davalı şirket çalışanlarının el yazısı listeler ve fiktif irsaliye içerikleriyle de sabit olduğunu, davalının iade edilmemiş ürünler nedeniyle oluşan zarar ile birlikte müvekkilinin stoklarında görülen bandrollü ürünler nedeniyle ödemesi gereken güncel KDV ve ÖTV bedellerinden de sorumlu olduğunu ileri sürerek 90.000,00 TL davalı yedindeki 214.000 şişe şarap bedeli ile 10.000,00 TL KDV ve ÖTV bedeli olmak üzere toplam 100.000,00 TL’nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 11.10.2017 tarihinde dava değerini 100.000,TL artırarak dava değerini 200.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talepleri sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmakta olup davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dava dilekçesindeki 214.000 şişe şarabın müvekkiline konsinye olarak verildiği iddiasını ispata yarar hiçbir somut delil ortaya koyamadığını, müvekkili şirkete davacı tarafindan herhangi bir konsinye mal teslim edilmediği gibi taraflar arasında konsinye ilişkisinin de bulunmadığını, davacının sunduğu belgelerin hiç birinde imza bulunmadığını, böyle bir teslim kaydının davacının defterlerinde de yer almadığını, müvekkili şirketin 2014 yılı defterlerinin davacının oğlu olan davalı şirket müdürü ..... tarafından alıkonulduğunu, davacının, kendi defterlerinde böyle bir kayıt bulunmadığından kayıtlarını ibrazdan kaçınarak zayi davaları açtığını, zayi belgesi verilmesinin ise davacıya hiçbir hak bahşetmeyeceğini, davacının kendi mülkiyetindeki ve yedindeki mallar için müvekkili yedindeymiş gibi bir hukuki görünüm yaratmak istediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından iddia edilen konsinye ilişkisinin davalı tarafından inkar edildiği, çalınan irsaliyelerle ilgili olarak davalı şirket yetkilisinin yargılanmasına devam edildiği, bu irsaliyelerle ilgili zayi davasının da devam ettiği, çalınan irsaliyelerle ilgili olarak davalı şirket tarafından açılan bir kısım fatura ve irsaliyelerle ilgili zayi davasının devam ettiği, davalı yedinde olduğundan bahisle dava konusu edilen 214.000 adet şişe şarabın TAPDK tarafından verilen bandrol ve davalı şirket çalışanlarının el yazısı listeler ve fiktif irsaliye içerikleriyle de sabit olduğu beyan edilerek bu davanın açıldığı, davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu döneme ait ticari defter ve kayıtları çalınmış olup, bu konudaki şikayetleri üzerine takipsizlik kararı verildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları ile ilgili olarak İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/153 E. ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/974 E. sayılı dosyalarından verilmiş zayi kararları olduğu gibi, bilahare yangın sebebiyle İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/823 E. sayılı dosyası ile verilmiş zayi kararı bulunduğunu, geçmiş dönemde taraflar arasında uygulanmış konsinye ilişkisi neticesinde düzenlenmiş pek çok satış faturasının davalı kayıtlarında yer aldığını, davalı şirket yedindeki yaklaşık 214.000 şişe konsinye ürünün müvekkilince TAPDK'dan almış olduğu üretici izin ve belgeleri doğrultusunda bandrol temin edilerek üretildiğini, dava konusu edilen 214.000 şişe şarabın, TAPDK tarafından verilen toplam bandrol sayısı ve müvekkili tarafından yapılan üretim faturası ile de tespit edildiği gibi bizzat davalı şirket çalışanlarının stok sayımları sırasında el yazılarıyla düzenlenmiş listeler ile de sabit olduğunu, tarafların aynı çatı altında faaliyette bulunmalarından istifade ile bizzat davalı şirket çalışanlarının el yazılarıyla uhdesindeki konsinye ürünlerin müvekkili şirket tarafından iade alındığı anlamında fiktif irsaliyeler tanzim edilmiş ise de bu irsaliyelerin iptal edildiğini, bizzat davalı şirket çalışanlarının isim ve imzaları ile müvekkili şirkete ait konsinye ürün olduğundan bahisle dökümü yapılan listeler ve iş bu listelere konu konsinye ürünlerin yine müvekkili tarafından iade alındığına yönelik olarak davalı şirket çalışanları tarafından fiktif olarak oluşturulmuş irsaliyelerin hiçbir şekilde göz önüne alınmadığını, bu listelerde isim ve imzaları bulunan şahısların davalı çalışanları olup olmadığının araştırılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konsinye teslim ettiği malların davalı şirket tarafından iade edilmek istenilmesi halinde sevk irsaliyesinin davalı şirket tarafından düzenlenmesi gerekeceği, davacı ise davalı taraf personeli tarafından düzenlenen ve kendisi tarafından fark edilmesi üzerine iptal edildiğini ileri sürdüğü sevk irsaliyesinin ise davacı işletmesine ait olduğu, davacı bu sevk irsaliyelerine dayalı olarak konsinye malların kendisine iade edilmiş gibi gösterilmeye çalışıldığını ileri sürdüğü, sevk irsaliyelerinde iptal kaydı bulunmakla birlikte bakıldığında çeşitli ürünlerin (örneğin Bodrum,Muğla gibi depolarda bulunan konsinye ürünlerin iadesi) yazılı olduğu, davacıya ait iptal edilen irsaliyelerin ise davalıdan sadır olan bir belge olarak kabulünün mümkün görülmediği, depo sayım listelerinde ise konsinye teslimin varlığını kabule yarar bir bilgi bulunmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının konsinye satış nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1053228700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz