Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5028 E. 2016/1896 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
icazet↗ eş rızası↗ tüzel kişilik↗ eksik inceleme↗ karar verilmesine yer olmadığına↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın ... şubesindeki hesabından 08/08/2008 tarihinde 75.000 USD, 09/09/2008 tarihinde 100.000 USD, 03/12/2008 tarihinde 25.000 USD çekildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, nitekim davalıların da paranın çekilmediğini değil çekilen bu paranın şirket yetkilisi ya da ortağının hesabına yatırıldığını savunduğu, 09/09/2008 tarihinde çekilen 100.000 USD'nin 50.000 USD'lik bölümünün aynı gün ...'nin ... nolu hesabına yatırıldığının, kalan 50.000 USD'nin de aynı gün ...in hesabına yatırıldığının teftiş kurulunun ve bilirkişi heyetinin raporundan anlaşıldığı, her ne kadar davacı şirketin bir tüzel kişilik olup, tüzel kişinin yetkili kişisi olmaksızın ve bu yönde bir talimat vermeksizin bu paranın şirket hesabından çekilip yetkili ya da ortakların hesabına yatırılması mümkün değil ve davalı bankanın davacı şirkete karşı sorumluluğunu bertaraf etmeyecek durumda ise de, bilirkişi heyeti raporunda davacı şirket ortak ve müdürünün kendi hesaplarından geçen meblağ ile ilgili örtülü onay verdiği belirtilmek suretiyle bu paranın davalı bankadan tahsilinin mümkün olmadığını bildirdiği, davacı vekilinin de 03/06/2013 tarihli kök rapora beyan dilekçesinde raporun hüküm kurmaya elverişli, yargısal denetime olanak sağlayacak şekilde olduğunu ve bilirkişi raporuna uygun karar verilmesini istediği, raporun davacı taraf açısından bu haliyle kesinleşmiş olduğu, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin davacı şirket hesabından çekildiği, bu yönde şirket yetkililerin bir talimatı olmadığı, dekontlardaki imzaların ise şirket yetkililerine ait olmadığı, davalı banka vekili bu paranın da şirket ve yetkili ortakların hesabına yatırıldığını bildirmiş ise de buna ilişkin bir belge sunamadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılmış dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... aleyhine açılmış davanın kısmen kabulüne, 100.000 USD'nin temürrüt tarihi olan 03/02/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf davalı banka nezdinde bulunan döviz hesabından herhangi bir talimat olmaksızın rıza dışında 200.000 USD'nin alındığını ileri sürmüş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. Dosya kapsamından, davacı tarafın talep ettiği 200.000 USD tutarındaki paranın, 08/08/2008 tarihinde 75.000 USD, 09/09/2008 tarihinde 100.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde de 25.000 USD olmak üzere üç işlem ile davacının hesabından çekildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, 09/09/2008 tarihinde davacının hesabından çekilen 100.000 USD'nin 50.000 USD'lik bölümünün aynı gün ... isimli şirket ortağının hesabına yatırıldığı, kalan 50.000 USD'nin de aynı gün yine şirketin diğer ortağı ...'in hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi kurulunca bu işlemlerin yasal olmadığı ve davalı bankanın davacı şirkete karşı sorumlu bulunduğu açık ise de, bunun örtülü onay olarak nitelendirilebileceği belirtilmiş, keza davacı taraf da rapora bu yönden itiraz etmemiş, mahkemece de bu talep reddedilmiştir.
Dava konusu edilen 200.000 USD'nin diğer kısmı olan 75.000 USD ve 25.000 USD'lik çekimlere yönelik belirlemelerde ise, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin davacı şirket hesabından çekildiği, bu yönde şirket yetkililerin bir talimatı olmadığı, dekontlardaki imzaların ise şirket yetkililerine ait olmadığı tespit edilmiştir. Yani davacı şirketin hesabından kabul edilen tutar kadar para sahte evrak ile çıkmıştır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD'nin aynı gün ...'nin hesabına, yine aynı gün içinde de Hayattin Dede hesabına aktarıldığı, 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin aynı gün Orhan Dede isimli kişinin hesabına yatırıldığının belirlenmiş olması karşısında, mahkemece, davalı tarafın, davacı şirketin hesabından çekilen bu miktarların davacı şirketin ortaklarının ticari ilişkide bulunduğu kişiler ile davacı şirketin ortaklarının akrabalarının hesaplarına aktarıldığı savunmalarına değer verilip araştırılmaması yerinde olmadığı gibi, yine davacı şirketin hesabından daha önce de aynı şekilde çekilen paralara bir itirazının bulunmaması ve dava konusu ettiği 100.000 USD'lik kısmı da kabullenmiş olması hususlarının, davacı şirketin bu para çekilmesine de rıza gösterip göstermediğinin tartışılmaması doğru bulunmamıştır. Öte yandan, davacı şirketin de müşteki olduğu ceza yargılamasında işbu dava konusu miktarların bulunup bulunmadığı, çekildiği ileri sürülen miktarların akıbetinin ne olduğu hususlarında bir inceleme yapılmadığı gibi ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği de araştırılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, davacı şirketin hesabından çekilen 75.000 USD ile 25.000 USD'nin şirket hesabından çekildikten sonra kimlerin hesabına yattığı, bu işlemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin bulunup bulunmadığının davacı şirketin bu işlemlere icazet verip vermediği noktasında tartışılması, ayrıca ceza yargılamasında; dava konusu edilen miktarların da yargılama konusu olup olmadığının saptanması, ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ve davacı şirketin yine aynı şekilde hesabından çekilen paralara bir itirazda bulunmaması ile dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususlarının da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılarak bir sonuca ulaşılması gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4265 E. 2020/1844 K.
Ortak:icazet · eş rızası · eksik inceleme · karar verilmesine yer olmadığına · Alacak
İncelediğiniz kararda… lemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin bulunup bulunmadığının davacı şirketin bu işlemlere «icazet» verip vermediği noktasında tartışılması, ayrıca ceza yargılamasında; dava konusu edilen miktarların da yargılama konusu olup olmadığının saptanması, ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ve davacı şirketin yine aynı şekilde hesabından çekilen paralara bir itirazda bulunmaması ile dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususlarının da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılarak bir sonuca ulaşılması gerekirken, «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
… nın, kalan 50.000 USD'nin de aynı gün ...in hesabına yatırıldığının teftiş kurulunun ve bilirkişi heyetinin raporundan anlaşıldığı, her ne kadar davacı şirketin bir «tüzel kişilik» olup, tüzel kişinin yetkili kişisi olmaksızın ve bu yönde bir talimat vermeksizin bu paranın şirket hesabından çekilip yetkili ya da ortakların hesabına yatırılması mümkün değil ve davalı bankanın davacı şirkete karşı sorumluluğunu bertaraf etmeyecek durumda ise de, bilirkişi heyeti raporunda davacı şirket ortak ve müdürünün kendi hesaplarından geçen meblağ ile ilgili örtülü onay verdiği belirtilmek suretiyle bu paranın davalı bankadan tahsilinin mümkün olmadığını bildirdiği, davacı vekilinin de 03/06/2013 tarihli kök rapora beyan dilekçesinde raporun hüküm kurmaya elverişli, yargısal denetime olanak sağlayacak şekilde olduğunu ve bilirkişi raporuna uygun karar verilmesini istediği, raporun davacı taraf açısından bu haliyle kesinleşmiş olduğu, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin davacı şirket hesabından çekildiği, bu yönde şirket yetkililerin bir talimatı olmadığı, dekontlardaki imzaların ise şirket yetkililerine ait olmadığı, davalı banka vekili bu paranın da şirket ve yetkili ortakların hesabına yatırıldığını bildirmiş ise de buna ilişkin bir belge sunamadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılmış dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılmış davanın kısmen kabulüne, 100.000 USD'nin temürrüt tarihi olan 03/02/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca …
Somut olayda, davacı taraf davalı banka nezdinde bulunan döviz hesabından herhangi bir talimat olmaksızın «rıza» dışında 200.000 USD'nin alındığını ileri sürmüş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur.
Benzer bu kararda… lemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin bulunup bulunmadığının davacı şirketin bu işlemlere «icazet» verip vermediği noktasında tartışılması, ayrıca ceza yargılamasında dava konusu edilen miktarların da yargılama konusu olup olmadığının saptanması, ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ve davacı şirketin yine aynı şekilde hesabından çekilen paralara bir itirazda bulunmaması ile dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususlarının da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılması gerektiği belirtilmiş ise de; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, «uyuşmazlık konusu» işlemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin olup olmadığı, dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususları da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılmamış olup, bozma ilamının gereklerini yerine getirmeyen «eksik inceleme» ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
… lilerine ait olmadığı, davalı bankanın bu tutarlardan sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı ... aleyhine açılmış dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılmış davanın kısmen kabulüne, 100.000 USD'nin temürrüt tarihi olan 03/02/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca …
Somut olayda, davacı taraf davalı banka nezdinde bulunan döviz hesabından herhangi bir talimat olmaksızın «rıza» dışında 08/08/2008 tarihinde 75.000 USD, 09/09/2008 tarihinde 100.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde de 25.000 USD olmak üzere 200.000 USD'nin alındığını ileri sürmüş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda… lemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin bulunup bulunmadığının davacı şirketin bu işlemlere «icazet» verip vermediği noktasında tartışılması, ayrıca ceza yargılamasında dava konusu edilen miktarların da yargılama konusu olup olmadığının saptanması, ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ve davacı şirketin yine aynı şekilde hesabından çekilen paralara bir itirazda bulunmaması ile dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususlarının da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılması gerektiği belirtilmiş ise de; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, «uyuşmazlık konusu» işlemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin olup olmadığı, dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususları da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılmamış olup, bozma ilamının gereklerini yerine getirmeyen «eksik inceleme» ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı banka yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5027 E. 2016/2086 K.
Ortak:eş rızası · eksik inceleme · karar verilmesine yer olmadığına · Alacak
İncelediğiniz kararda… nın, kalan 50.000 USD'nin de aynı gün ...in hesabına yatırıldığının teftiş kurulunun ve bilirkişi heyetinin raporundan anlaşıldığı, her ne kadar davacı şirketin bir «tüzel kişilik» olup, tüzel kişinin yetkili kişisi olmaksızın ve bu yönde bir talimat vermeksizin bu paranın şirket hesabından çekilip yetkili ya da ortakların hesabına yatırılması mümkün değil ve davalı bankanın davacı şirkete karşı sorumluluğunu bertaraf etmeyecek durumda ise de, bilirkişi heyeti raporunda davacı şirket ortak ve müdürünün kendi hesaplarından geçen meblağ ile ilgili örtülü onay verdiği belirtilmek suretiyle bu paranın davalı bankadan tahsilinin mümkün olmadığını bildirdiği, davacı vekilinin de 03/06/2013 tarihli kök rapora beyan dilekçesinde raporun hüküm kurmaya elverişli, yargısal denetime olanak sağlayacak şekilde olduğunu ve bilirkişi raporuna uygun karar verilmesini istediği, raporun davacı taraf açısından bu haliyle kesinleşmiş olduğu, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin davacı şirket hesabından çekildiği, bu yönde şirket yetkililerin bir talimatı olmadığı, dekontlardaki imzaların ise şirket yetkililerine ait olmadığı, davalı banka vekili bu paranın da şirket ve yetkili ortakların hesabına yatırıldığını bildirmiş ise de buna ilişkin bir belge sunamadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılmış dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılmış davanın kısmen kabulüne, 100.000 USD'nin temürrüt tarihi olan 03/02/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca …
Somut olayda, davacı taraf davalı banka nezdinde bulunan döviz hesabından herhangi bir talimat olmaksızın «rıza» dışında 200.000 USD'nin alındığını ileri sürmüş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur.
… e çekilen paralara bir itirazının bulunmaması ve dava konusu ettiği 100.000 USD'lik kısmı da kabullenmiş olması hususlarının, davacı şirketin bu para çekilmesine de «rıza» gösterip göstermediğinin tartışılmaması doğru bulunmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı ... aleyhine açılan dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, 240.000 USD'nin temürrüt tarihi olan 03/09/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık …
Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabından usulsüz olarak çekilen paraların sorumlu banka müdürü ile bankadan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davalı banka hakkında açılan davanın kabulüne, diğer davalı hakkında açılan dava atiye bırakılmış olduğundan esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf davalı banka nezdinde bulunan döviz hesabından herhangi bir talimatı olmaksızın «rıza» dışında 240.000 USD'nin çekildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · müteselsil sorumluluk
Benzer bu karardaMahkemece alınan bilirkişi raporuyla davacının hesabından, kendi bilgisi ve talimatı olmadan -«rızası» hilafına- çıkan 240.000 USD'lik tutardan, davalıların «müteselsilen sorumlu» tutulabileceği bildirilmiş, ceza dosyasında ise sanık ...'nın ...'nin hesabından 49.725 TL'yi usulsüz şekilde «zimmetine» geçirdiği kabulüyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5115 E. 2023/7154 K.
Ortak:icazet · karar verilmesine yer olmadığına · Alacak
İncelediğiniz kararda… nın, kalan 50.000 USD'nin de aynı gün ...in hesabına yatırıldığının teftiş kurulunun ve bilirkişi heyetinin raporundan anlaşıldığı, her ne kadar davacı şirketin bir «tüzel kişilik» olup, tüzel kişinin yetkili kişisi olmaksızın ve bu yönde bir talimat vermeksizin bu paranın şirket hesabından çekilip yetkili ya da ortakların hesabına yatırılması mümkün değil ve davalı bankanın davacı şirkete karşı sorumluluğunu bertaraf etmeyecek durumda ise de, bilirkişi heyeti raporunda davacı şirket ortak ve müdürünün kendi hesaplarından geçen meblağ ile ilgili örtülü onay verdiği belirtilmek suretiyle bu paranın davalı bankadan tahsilinin mümkün olmadığını bildirdiği, davacı vekilinin de 03/06/2013 tarihli kök rapora beyan dilekçesinde raporun hüküm kurmaya elverişli, yargısal denetime olanak sağlayacak şekilde olduğunu ve bilirkişi raporuna uygun karar verilmesini istediği, raporun davacı taraf açısından bu haliyle kesinleşmiş olduğu, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin davacı şirket hesabından çekildiği, bu yönde şirket yetkililerin bir talimatı olmadığı, dekontlardaki imzaların ise şirket yetkililerine ait olmadığı, davalı banka vekili bu paranın da şirket ve yetkili ortakların hesabına yatırıldığını bildirmiş ise de buna ilişkin bir belge sunamadığı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılmış dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılmış davanın kısmen kabulüne, 100.000 USD'nin temürrüt tarihi olan 03/02/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca …
… lemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin bulunup bulunmadığının davacı şirketin bu işlemlere «icazet» verip vermediği noktasında tartışılması, ayrıca ceza yargılamasında; dava konusu edilen miktarların da yargılama konusu olup olmadığının saptanması, ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ve davacı şirketin yine aynı şekilde hesabından çekilen paralara bir itirazda bulunmaması ile dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususlarının da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılarak bir sonuca ulaşılması gerekirken, «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece 24/12/2014 tarih, 2014/982 E. ve 2014/569 K. sayılı kararı ile davalı ... aleyhine açılmış dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ... aleyhine açılmış davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… lemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin bulunup bulunmadığının davacı şirketin bu işlemlere «icazet» verip vermediği noktasında tartışılması, ayrıca ceza yargılamasında; dava konusu edilen miktarların da yargılama konusu olup olmadığının saptanması, ceza mahkemesi …
Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 25.04.2018 tarih, 2016/737 E. ve 2018/466 K. sayılı kararı ile davacı tarafından, davalı ... aleyhine açılan dava hakkında mahkemenin 24.12.2014 tarihli kararı ile dava atiye bırakıldığından davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı banka aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sahte imza · zimmet · teamül
Benzer bu kararda… aba olan kişiler üzerinden gerçekleştirilmiş olduğu, davacı şirket hesabından çekilen paraların Hayattin ... ve ... ...'nin şahsi hesapları aracı kılınmak suretiyle «zimmete» geçirildiği, bu şahısların davacı şirket ortağı ... ...'nin amca çocukları olduğu, ancak bu kişilerin davacı şirket ile bir irtibatlarının tespit edilemediği, para transferinin bu kişiler üzerinden yapılmasının eylemi gizlemeye matuf olduğu, nitekim bu kişilerin de ceza yargılaması kapsamında mağdurlardan oldukları, her birinin aynı şubede hesabının olmasının bu işlemlere olanak tanıdığı, ne var ki keyfiyetin yapılan işlemlere «icazet» olarak değerlendirilemeyeceği, 3 adet toplam 197.979,00 USD tutarındaki işleme ait dekont üzerinde de aynı uyumsuz imzaların bulunmasına, bahse konu 3 adet işlem dekontu üzerindeki imzaların davacı şirket yetkilisinin imzasıyla uyumlu olmamasına rağmen, söz konusu 3 adet işleme itiraz edilmediği, ancak dosya içeriğinden anlaşılabildiği kadarıyla davacı hesabından bahse konu 3 adet usulsüz işlemle çekilen paraların anılan davacı şirket ortaklarının hesaplarına diğer 3.şahıs hesapları üzerinden dolaştırılarak tekrar iade edildiği, bu 3 adet işleme itiraz edilmemesinin tabii olduğu, 3 adet işlemin bir «teamül»-icazet anlamında yorumlanamayacağı, davacı şirket hesabından «sahte imza» ile çekilip şirket orakları hesabına ya da davacı şirket hesabına 100.000,00 USD'lik (25.000,00 + 75.000,00) işlem dışında geri dönmeyen bir para hareketine rastla …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1136 E. 2010/5212 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hile · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı Bankanın «ibraz» ettiği 61 adet dekonttaki imzaların kendisine ait olduğunun belirlendiği, bu kadar makbuzun «hile» ile imzalandığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, diğer davalının davacının tanıdığı ve akrabası olduğu, talimatlar ve dekontlarla paralarını ald …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5028 E. , 2016/1896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ...
6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2014 tarih ve 2014/982-2014/569 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23/02/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı .... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankanın ... Şubesi'nde döviz hesabının bulunduğunu, davalı ...bank A.Ş'nin ... Şube Müdürü ...'nın, müvekkili dahil çok sayıda banka mudisinin hesaplarında hesap sahiplerinin bilgisi ve talimatı dışında sahte imzalarla suç teşkil eden hukuka aykırı bankacılık işlemleri yaptığını, müvekkilinin hesabından 200.000 USD'nin ... tarafından sahte ve ileri bankacılık işlemleri ile zimmetine geçirildiğini ve bu sanık hakkında kamu davasının açıldığını ileri sürerek müvekkilinin hesabından çekilen 200.000 USD'nin çekildiği 03/02/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladığı en yüksek mevduat hesabı ile birlikte davalı banka ile parayı çeken ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, öncelikle ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, paranın, dava konusu işlemlerle firma hesabından çekildikten sonra firmanın ortaklarının ve yetkililerinin hesaplarına gönderildiğini, bu bedellere hesap sahipleri tarafından itiraz edilmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankanın ... şubesindeki hesabından 08/08/2008 tarihinde 75.000 USD, 09/09/2008 tarihinde 100.000 USD, 03/12/2008 tarihinde 25.000 USD çekildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, nitekim davalıların da paranın çekilmediğini değil çekilen bu paranın şirket yetkilisi ya da ortağının hesabına yatırıldığını savunduğu, 09/09/2008 tarihinde çekilen 100.000 USD'nin 50.000 USD'lik bölümünün aynı gün ...'nin ... nolu hesabına yatırıldığının, kalan 50.000 USD'nin de aynı gün ...in hesabına yatırıldığının teftiş kurulunun ve bilirkişi heyetinin raporundan anlaşıldığı, her ne kadar davacı şirketin bir tüzel kişilik olup, tüzel kişinin yetkili kişisi olmaksızın ve bu yönde bir talimat vermeksizin bu paranın şirket hesabından çekilip yetkili ya da ortakların hesabına yatırılması mümkün değil ve davalı bankanın davacı şirkete karşı sorumluluğunu bertaraf etmeyecek durumda ise de, bilirkişi heyeti raporunda davacı şirket ortak ve müdürünün kendi hesaplarından geçen meblağ ile ilgili örtülü onay verdiği belirtilmek suretiyle bu paranın davalı bankadan tahsilinin mümkün olmadığını bildirdiği, davacı vekilinin de 03/06/2013 tarihli kök rapora beyan dilekçesinde raporun hüküm kurmaya elverişli, yargısal denetime olanak sağlayacak şekilde olduğunu ve bilirkişi raporuna uygun karar verilmesini istediği, raporun davacı taraf açısından bu haliyle kesinleşmiş olduğu, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin davacı şirket hesabından çekildiği, bu yönde şirket yetkililerin bir talimatı olmadığı, dekontlardaki imzaların ise şirket yetkililerine ait olmadığı, davalı banka vekili bu paranın da şirket ve yetkili ortakların hesabına yatırıldığını bildirmiş ise de buna ilişkin bir belge sunamadığı gerekçesiyle davalı ...
aleyhine açılmış dava atiye bırakılmış olduğundan esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... aleyhine açılmış davanın kısmen kabulüne, 100.000 USD'nin temürrüt tarihi olan 03/02/2009 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca 1 yıllık USD mevduatına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalı ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf davalı banka nezdinde bulunan döviz hesabından herhangi bir talimat olmaksızın rıza dışında 200.000 USD'nin alındığını ileri sürmüş, davalı taraf ise davanın reddini savunmuştur. Dosya kapsamından, davacı tarafın talep ettiği 200.000 USD tutarındaki paranın, 08/08/2008 tarihinde 75.000 USD, 09/09/2008 tarihinde 100.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde de 25.000 USD olmak üzere üç işlem ile davacının hesabından çekildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, 09/09/2008 tarihinde davacının hesabından çekilen 100.000 USD'nin 50.000 USD'lik bölümünün aynı gün ... isimli şirket ortağının hesabına yatırıldığı, kalan 50.000 USD'nin de aynı gün yine şirketin diğer ortağı ...'in hesabına yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi kurulunca bu işlemlerin yasal olmadığı ve davalı bankanın davacı şirkete karşı sorumlu bulunduğu açık ise de, bunun örtülü onay olarak nitelendirilebileceği belirtilmiş, keza davacı taraf da rapora bu yönden itiraz etmemiş, mahkemece de bu talep reddedilmiştir.
Dava konusu edilen 200.000 USD'nin diğer kısmı olan 75.000 USD ve 25.000 USD'lik çekimlere yönelik belirlemelerde ise, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD ve 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin davacı şirket hesabından çekildiği, bu yönde şirket yetkililerin bir talimatı olmadığı, dekontlardaki imzaların ise şirket yetkililerine ait olmadığı tespit edilmiştir. Yani davacı şirketin hesabından kabul edilen tutar kadar para sahte evrak ile çıkmıştır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 08/08/2008 tarihinde çekilen 75.000 USD'nin aynı gün ...'nin hesabına, yine aynı gün içinde de Hayattin Dede hesabına aktarıldığı, 03/12/2008 tarihinde çekilen 25.000 USD'nin aynı gün Orhan Dede isimli kişinin hesabına yatırıldığının belirlenmiş olması karşısında, mahkemece, davalı tarafın, davacı şirketin hesabından çekilen bu miktarların davacı şirketin ortaklarının ticari ilişkide bulunduğu kişiler ile davacı şirketin ortaklarının akrabalarının hesaplarına aktarıldığı savunmalarına değer verilip araştırılmaması yerinde olmadığı gibi, yine davacı şirketin hesabından daha önce de aynı şekilde çekilen paralara bir itirazının bulunmaması ve dava konusu ettiği 100.000 USD'lik kısmı da kabullenmiş olması hususlarının, davacı şirketin bu para çekilmesine de rıza gösterip göstermediğinin tartışılmaması doğru bulunmamıştır.
Öte yandan, davacı şirketin de müşteki olduğu ceza yargılamasında işbu dava konusu miktarların bulunup bulunmadığı, çekildiği ileri sürülen miktarların akıbetinin ne olduğu hususlarında bir inceleme yapılmadığı gibi ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği de araştırılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece, davacı şirketin hesabından çekilen 75.000 USD ile 25.000 USD'nin şirket hesabından çekildikten sonra kimlerin hesabına yattığı, bu işlemlerin bir nedeninin bulunup bulunmadığı, hesaplarına para yatan kişilerin davacı şirket ile bir ilişkilerinin bulunup bulunmadığının davacı şirketin bu işlemlere icazet verip vermediği noktasında tartışılması, ayrıca ceza yargılamasında; dava konusu edilen miktarların da yargılama konusu olup olmadığının saptanması, ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ve davacı şirketin yine aynı şekilde hesabından çekilen paralara bir itirazda bulunmaması ile dava konusu işlemlerden sonra işlemler varsa, bu tür işlemlere neden karşı çıkılmadığı hususlarının da davacı şirketin bu para çekimlerini benimseyip benimsemediği noktasında tartışılarak bir sonuca ulaşılması gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı banka vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davalı banka yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı bankaya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 23/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/333700100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz