Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15527 E. 2017/2736 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurula çağrı↗ ttk 630↗ çağrı usulsüzlüğü↗ muhalefet şerhi↗ haklı sebep↗ hazirun cetveli↗ butlan↗ esas sözleşme↗ pay sahipliği↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ cy/cy şerhi↗ dürüstlük kuralı↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; ortaklar kurulu çağrısının çağrı prosedürüne uyulmaksızın yapıldığı, hazirun cetvelinde davacının payının yanlış yazıldığı, ancak bu iki durumun da ortaklar kurulu kararının alınmasında etkili olmadığı, TTK'nın 630. maddesi ve davalı Şirket'in esas sözleşmesinin 15. maddesi uyarınca şirket müdürünün haklı sebep göstermeye gerek olmaksızın ortaklar kurulu kararı ile görevinden alınabileceği, dürüstlük kuralına aykırı bir durumun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, davacı çağrının usulsüz olduğunu iddia etmiştir.
Davalı şirketin iki müdürü olup ortaklar kurulunda alınan karara göre şirket her iki müdürün birlikte atacakları imza ile temsil ve ilzam olunmaktadır. Iptali istenen ortaklar kurulu kararı 25.04.2013 tarihli toplantıda alınmış olup bu toplantıya çağrı şirketin müdürü olan ... tarafından yapılmıştır.
6102 sayılı Yasa'nın 617/3. maddesinin atfıyla uygulanması gereken 410. maddeye göre anonim şirket genel kurul çağrısı kaideten yönetim kurulu tarafından yapılır. Görev süresi sona ermiş olsa bile yönetim kurulu genel kurulu çağrı yetkisine haizdir. Tek bir pay sahibi veya azlığın genel kurulu toplantıya ne surette çağırabileceği aynı Yasa'nın 410/2 ve 411. maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrıca TTK'nın 416. maddesine göre de bütün pay sahipleri veya temsilcileri hazır bulunmak ve itiraz olmamak koşuluyla çağrıya ilişkin hükümlere uyulmaksızında genel kurul toplanabilir.
Somut olayda toplantıya çağrı hususunda müdürler kurulu tarafından herhangi bir karar alınmadığı hususu tartışmasızdır. Her ne kadar diğer müdür, davacı müdür ile toplanamadıklarını ve bu nedenle çağrının kendisi tarafından yapıldığını savunmuş ise de TTK'nın 410/2. maddesinde böyle bir durumda çağrının ne şekilde yapılabileceği düzenlenmiş olup bu prosedüre uyulmadığı da dosya kapsamıyla sabittir. Bu durumda çağrıya yetkili organın genel kurul toplantısı yapılmasına yönelik bir kararı olmadan yetkisi bulunmayan bir müdür tarafından yapılan çağrı ile toplantının yapıldığını, toplantı esnasında davacı ortak müdürün bu şekilde toplantı yapılamayacağına ilişkin itirazda bulunduğu, bu itirazını muhalefet şerhi olarak tutanağa derc ettirdiği anlaşıldığından bu toplantıda alınan tüm kararlar batıl olup mahkemece bu nedenle alınan kararların butlanına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararının yokluğu tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4560 E. 2022/8566 K.
Ortak:anonim şirket · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz kararda6102 sayılı Yasa'nın 617/3. maddesinin atfıyla uygulanması gereken 410. maddeye göre «anonim şirket» genel kurul çağrısı kaideten «yönetim kurulu» tarafından yapılır.
Davalı şirketin iki müdürü olup ortaklar kurulunda alınan karara göre şirket her iki müdürün birlikte atacakları imza ile «temsil» ve ilzam olunmaktadır.
Görev süresi sona ermiş olsa bile «yönetim kurulu» «genel kurulu çağrı» «yetkisine» haizdir.
Benzer bu karardaAncak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının yokluğunun» tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · çağrısız genel kurul · toplantı ve karar nisabı · karar nisabı · kamu düzeni
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Ancak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
Bölge adliye mahkemesince, kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının yokluğunun» tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15527 E. , 2017/2736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.05.2015 tarih ve 2014/917-2015/358 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin müdürü ve hissedarı olduğu davalı Şirket'in 25/04/2013 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararla haklı neden gösterilmeksizin müdürlük görevinden azledildiğini, alınan kararın dürüstlük kurallarına açıkça aykırı olduğunu, hazirun cetveline payların gerçeği yansıtmayacak şekilde yazıldığını, toplantının usulüne uygun çağrı ile yapılmadığını, şirkette çifte imza ile temsil ilkesinin geçerli olmasına rağmen diğer müdürün tek başına karar alarak toplantı çağrısı yaptığını beyanla alınan ortaklar kurulu kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkili şirketin 189.000,00 TL sermayesine sahip ortağı olduğunu, hazirun cetvelinin doğru olduğunu, yanlış olsa dahi sonuca etkisinin olmayacağını, davacının müdürlük vazifesini layıkıyla yerine getirememesi, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi ve bu durumun şirketin işlerini aksatması sebebiyle 25/04/2013 tarihinde tüm ortakların katıldığı toplantıda oy çokluğu ile müdürlerin görevine son verilerek ortaklardan ...'in 10 yıl süre ve münferit imza ile şirketi her hususta temsil ve ilzam etmeye yetkili kılınmasına karar verildiğini, alınan kararın usul ve yasaya uygun olarak Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce tescil ve ilan olunduğunu, şirket ticari defterleri ve kasa defteri incelendiğinde davacı beyanlarının gerçek olmadığının ortaya çıkacağını beyanla;
davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; ortaklar kurulu çağrısının çağrı prosedürüne uyulmaksızın yapıldığı, hazirun cetvelinde davacının payının yanlış yazıldığı, ancak bu iki durumun da ortaklar kurulu kararının alınmasında etkili olmadığı, TTK'nın 630. maddesi ve davalı Şirket'in esas sözleşmesinin 15. maddesi uyarınca şirket müdürünün haklı sebep göstermeye gerek olmaksızın ortaklar kurulu kararı ile görevinden alınabileceği, dürüstlük kuralına aykırı bir durumun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, davacı çağrının usulsüz olduğunu iddia etmiştir.
Davalı şirketin iki müdürü olup ortaklar kurulunda alınan karara göre şirket her iki müdürün birlikte atacakları imza ile temsil ve ilzam olunmaktadır. Iptali istenen ortaklar kurulu kararı 25.04.2013 tarihli toplantıda alınmış olup bu toplantıya çağrı şirketin müdürü olan ... tarafından yapılmıştır.
6102 sayılı Yasa'nın 617/3. maddesinin atfıyla uygulanması gereken 410. maddeye göre anonim şirket genel kurul çağrısı kaideten yönetim kurulu tarafından yapılır. Görev süresi sona ermiş olsa bile yönetim kurulu genel kurulu çağrı yetkisine haizdir. Tek bir pay sahibi veya azlığın genel kurulu toplantıya ne surette çağırabileceği aynı Yasa'nın 410/2 ve 411. maddelerinde düzenlenmiştir. Ayrıca TTK'nın 416. maddesine göre de bütün pay sahipleri veya temsilcileri hazır bulunmak ve itiraz olmamak koşuluyla çağrıya ilişkin hükümlere uyulmaksızında genel kurul toplanabilir.
Somut olayda toplantıya çağrı hususunda müdürler kurulu tarafından herhangi bir karar alınmadığı hususu tartışmasızdır. Her ne kadar diğer müdür, davacı müdür ile toplanamadıklarını ve bu nedenle çağrının kendisi tarafından yapıldığını savunmuş ise de TTK'nın 410/2. maddesinde böyle bir durumda çağrının ne şekilde yapılabileceği düzenlenmiş olup bu prosedüre uyulmadığı da dosya kapsamıyla sabittir. Bu durumda çağrıya yetkili organın genel kurul toplantısı yapılmasına yönelik bir kararı olmadan yetkisi bulunmayan bir müdür tarafından yapılan çağrı ile toplantının yapıldığını, toplantı esnasında davacı ortak müdürün bu şekilde toplantı yapılamayacağına ilişkin itirazda bulunduğu, bu itirazını muhalefet şerhi olarak tutanağa derc ettirdiği anlaşıldığından bu toplantıda alınan tüm kararlar batıl olup mahkemece bu nedenle alınan kararların butlanına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/333048800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz