Özen ve bağlılık yükümü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/15039 E. 2017/2589 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen ve bağlılık yükümü↗ bağlılık yükümü↗ ttk 630↗ temsil yetkisi↗ haklı sebep↗ sözleşmeden doğan dava↗ pasif husumet yokluğu↗ kefalet↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ limited şirket↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bilirkişi raporunda, davada sözü edilen 9 adet gayrimenkulün ve 2 adet aracın şirket kayıtlarında yer aldığı, bunların satışıyla ilgili bir kaydın olmadığı, yine şirket tarafından 18/09/2014 tarihli 3.970.000,00 TL tutarlı çek verildiğine dair bir kaydın da bulunmadığı, yine şirketin 3 kişilerin kullandığı kredilere kefaleti ile ilgili bir tespitin de yapılamadığı ve şirketin 2009 ile 2014 yılları arasında devamlı zarar ettiğinin bildirildiğinin belirtildiği, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen hususların usulünce ispat edilemediği, şirket yetkilisinin temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektirecek haklı nedenlerin varlığı sübuta ermediği gerekçesiyle davalı şirket ve davalı ... yönünden davanın reddine, davalılardan ... ise şirketin sadece ortağı olup temsil yetkisinin bulunmaması nedeniyle onun yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK. 630. maddesi gereğince limited şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılması talebine ilişkindir.
6102 sayılı TTK. 630 maddesi, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." hükmünü haizdir. Her ne kadar mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda 3.970.000,00 TL tutarında çeke dair şirket defterinde bir kayıt bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ise de ... İcra Müdürlüğü'nün 2014/11165 E. sayılı dosyasında şirketin borçlu olduğu ve bir takım menkul ve gayrimenkullerinin haczedildiği görülmektedir. Mahkemece dosyada bulunan delillerin tümü ve belirtilen icra dosyası değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu davanın reddi yönünde karar verilmesi yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5893 E. 2016/2550 K.
Ortak:bağlılık yükümü · temsil yetkisi · haklı sebep · sözleşmeden doğan dava · limited şirket · temsil · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaYöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi «haklı sebep» olarak kabul olunur." hükmünü haizdir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda, davada sözü edilen 9 adet gayrimenkulün ve 2 adet aracın şirket kayıtlarında yer aldığı, bunların satışıyla ilgili bir «kaydın» olmadığı, yine şirket tarafından 18/09/2014 tarihli 3.970.000,00 TL tutarlı «çek» verildiğine dair bir kaydın da bulunmadığı, yine şirketin 3 kişilerin kullandığı kredilere «kefaleti» ile ilgili bir tespitin de yapılamadığı ve şirketin 2009 ile 2014 yılları arasında devamlı zarar ettiğinin bildirildiğinin belirtildiği, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen hususların usulünce ispat edilemediği, şirket yetkilisinin «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektirecek haklı nedenlerin varlığı sübuta ermediği gerekçesiyle davalı şirket ve davalı ... yönünden davanın reddine, davalılardan ... ise şirketin sadece ortağı olup temsil yetkisinin bulunmaması nedeniyle onun yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
630 maddesi, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Benzer bu kararda2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · azil · şirket müdürü · temlik · haciz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacının, dava dışı bankaya olan borcu, davalı müdür tarafından «temlik» alınmış, daha sonra da bu borcun tahsili için başlatılan icra takibinde davacının söz konusu şirket hissesine «haciz» konulması talep edilmiş ve bu talep kabul edilerek davacının şirket hissesi haczedilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten «azil» için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde «azil» için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13526 E. 2018/4741 K.
Ortak:bağlılık yükümü · temsil yetkisi · haklı sebep · sözleşmeden doğan dava · husumet yokluğu · limited şirket · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · dava şartı
İncelediğiniz karardaYöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi «haklı sebep» olarak kabul olunur." hükmünü haizdir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda, davada sözü edilen 9 adet gayrimenkulün ve 2 adet aracın şirket kayıtlarında yer aldığı, bunların satışıyla ilgili bir «kaydın» olmadığı, yine şirket tarafından 18/09/2014 tarihli 3.970.000,00 TL tutarlı «çek» verildiğine dair bir kaydın da bulunmadığı, yine şirketin 3 kişilerin kullandığı kredilere «kefaleti» ile ilgili bir tespitin de yapılamadığı ve şirketin 2009 ile 2014 yılları arasında devamlı zarar ettiğinin bildirildiğinin belirtildiği, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen hususların usulünce ispat edilemediği, şirket yetkilisinin «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektirecek haklı nedenlerin varlığı sübuta ermediği gerekçesiyle davalı şirket ve davalı ... yönünden davanın reddine, davalılardan ... ise şirketin sadece ortağı olup temsil yetkisinin bulunmaması nedeniyle onun yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
630. maddesi gereğince «limited şirket» müdürünün yetkilerinin sınırlandırılması talebine ilişkindir.
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · şirket müdürü · denetime elverişlilik · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · usulden reddi · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu gözetilerek, davacının dayandığı deliller toplanmak ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7568 E. 2013/22321 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · hukuki yarar · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ak, davalı taraf icra takibinden sonra, itirazın iptali davasından önce davacıya 6.000 TL ödeme yaptıklarını savunmuş, mahkemece verilen ilk kararda anılan miktarın «infaz» aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiş, hükmü davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizce sair temyiz itirazlarının reddine, ancak icra takibinden sonra davadan önce yapılan ödeme miktarı kadar esasen davacı tarafın dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı nazara alınmadan hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak ilk kararda 42.970,40 TL üzerinden takibin devamına yönelik kısmın kesinleştiği ve 6.000 TL yönünden hukuki yarar bulunmadığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… dosya kapsamına göre, takip tarihi itibariyle davacının alacağının 42.970,40 TL olduğu, takipten sonra davadan önce ödenen 6.000 TL yönünden davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle, daha önce verilen hüküm kesinleşmiş olmakla buna ilişkin olarak hüküm kurulmasına yer olmadığına, takipten sonra ödenen 6.000 TL yönünden ise hukuki yarar bulunmadığından karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/15039 E. , 2017/2589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada...Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/03/2015 tarih ve 2014/854-2015/247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan... Eğitim Hiz. Yat. Dan. Gayr. İnş. Tur. Ltd. Şti'nin paydaşı, diğer gerçek kişi ...' nın ise şirket yetkilisi olduğunu, dava konusu şirket ortaklarından da 2 ortağın yabancı uyruklu olduğunu, yabancı uyruklu bu iki ortağın çoğunlukla yurt dışında yaşadıklarını, şirketin sevk ve idare görevlerini ağır bir şekilde ihlal ettiklerini, şirket yetkilisinin hesap vermekten kaçındığını, şirketi tasfiye etmek amacında olduklarını, bu işlemleri yürütürken ise şirket sözleşmesi ve ortaklık durumunu görmezden gelerek hesapsız bir şekilde hareket ettiklerini, mevcut malvarlığını elden çıkararak gayri faal duruma geçip ülkeyi terk etme düşüncesi olduğunu, şirkete ait 9 adet bağımsız bölüm ve 2 lüks aracın bulunduğunu, tüm bunların satışı için pazarlıkların devam ettiğini, taşınmazlar ve araçların dışında şirketin başka malvarlığı bulunmadığını, şirketin mal varlığını elden çıkarmasını gerektirecek bir durumun olmadığı gibi herhangi bir yatırım düşüncesinin de bulunmadığını, TTK'nın 630.
gereğince, şirket yetkilisi ...'nın davacı ... ile birlikte müştereken temsil ve ilzam olacak şekilde yetkilerinin tedbiren sınırlandırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafından dava dilekçesinde iddia edilen hususların hiçbirini kabul etmediklerini, şirket ortakları olan müvekkilleri ... ile ...' un her ne kadar yabancı uyruklu olsalar bile uzun zamandan bu yana Türkiye'de yaşadıklarını, müvekkil şirketin 2009 yılında kurularak genel olarak iki ana dalda faaliyet gösterdiğini, bunlardan birinin kreş işletmesi diğerinin ise inşaat sektöründe müteaahhitlik yaptığını, şirket ortaklarının işlerin başında bizzat durduklarını ve yönettiklerini, bu nedenle şirketin sevk ve idaresini ağır bir şekilde ihlal edildiği husunun tamamen gerçek dışı olduğunu, ayrıca şirket defterlerinin incelendiğinde şirket müdürünün kendisine yüklenilen tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda, davada sözü edilen 9 adet gayrimenkulün ve 2 adet aracın şirket kayıtlarında yer aldığı, bunların satışıyla ilgili bir kaydın olmadığı, yine şirket tarafından 18/09/2014 tarihli 3.970.000,00 TL tutarlı çek verildiğine dair bir kaydın da bulunmadığı, yine şirketin 3 kişilerin kullandığı kredilere kefaleti ile ilgili bir tespitin de yapılamadığı ve şirketin 2009 ile 2014 yılları arasında devamlı zarar ettiğinin bildirildiğinin belirtildiği, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen hususların usulünce ispat edilemediği, şirket yetkilisinin temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektirecek haklı nedenlerin varlığı sübuta ermediği gerekçesiyle davalı şirket ve davalı ...
yönünden davanın reddine, davalılardan ... ise şirketin sadece ortağı olup temsil yetkisinin bulunmaması nedeniyle onun yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK. 630. maddesi gereğince limited şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılması talebine ilişkindir.
6102 sayılı TTK. 630 maddesi, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur." hükmünü haizdir. Her ne kadar mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda 3.970.000,00 TL tutarında çeke dair şirket defterinde bir kayıt bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ise de ... İcra Müdürlüğü'nün 2014/11165 E. sayılı dosyasında şirketin borçlu olduğu ve bir takım menkul ve gayrimenkullerinin haczedildiği görülmektedir.
Mahkemece dosyada bulunan delillerin tümü ve belirtilen icra dosyası değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu davanın reddi yönünde karar verilmesi yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/331883400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz