Ortaklıktan Çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14874 E. 2016/9280 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rayiç değer↗ ortaklıktan çıkarılma↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ kâr payı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; tarafların ortaklar arasında husumet bulunduğu yönünde beyanda bulunmaları ve bu konuda tarafların birbirlerine karşı bir takım davalar açmaları dikkate alındığında, ortaklar arasında davacının ortaklıktan çıkmasına müsade edilmesini haklı kılacak oranda şiddetli geçimsizlik bulunduğu, davalının davacının ortaklıktan çıkartılması talebinde bulunması karşısında ayrıca haklı bir nedenin varlığının ispatına da gerek bulunmadığı, bilirkişi raporunda, davacının hissesine düşen öz varlık payı 52.731,86 TL iken borç tutarları düşürüldüğünde davacıya ödenecek ortaklık payının bulunmadığının davacının davalı şirkete 10.054,67-TL bakiye borcunun kaldığının belirlendiği gerekçesiyle; davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılma isteminin kabulüne, hisse değerine yönelik talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının haklı nedenle şirketten çıkmasına müsaade edilmesi ve ortaklık payının hissesi oranında kendisine iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda heyette bilançonun aktifindeki maddi duran varlıklar ile ticari mallar hesabında kayıtlı varlıkların rayiç değerini tespit edecek uzman bulunmadığından kayıtlı değerler dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Ancak, ayrılma payının, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın rayiç değer verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir. Bu durumda mahkemece, bilirkişi raporuna itirazlar da nazara alınarak, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklandığı şekilde bilançoda yer alan kaydi değerlere göre değil rayiç değere göre şirket özvarlık hesabının yapılması, yine davacının ayrılma payı, alacak ve borçlarının şirket kayıtlarında bulunan hususların ayrıca vesaikleriyle birlikte incelenmesi suretiyle belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18653 E. 2015/8544 K.
Ortak:rayiç değer · kâr payı · cy/cy kaydı · eksik inceleme · Ortaklıktan Çıkma
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, «bilirkişi raporuna itirazlar» da nazara alınarak, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklandığı şekilde bilançoda yer alan «kaydi» değerlere göre değil «rayiç değere» göre şirket özvarlık hesabının yapılması, yine davacının ayrılma «payı», alacak ve borçlarının şirket kayıtlarında bulunan hususların ayrıca vesaikleriyle birlikte incelenmesi suretiyle belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ancak, ayrılma «payının», şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın «rayiç değer» verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; tarafların ortaklar arasında «husumet» bulunduğu yönünde beyanda bulunmaları ve bu konuda tarafların birbirlerine karşı bir takım davalar açmaları dikkate alındığında, ortaklar arasında davacının ortaklıktan çıkmasına müsade edilmesini haklı kılacak oranda şiddetli geçimsizlik bulunduğu, davalının davacının ortaklıktan çıkartılması talebinde bulunması karşısında ayrıca haklı bir nedenin varlığının ispatına da gerek bulunmadığı, bilirkişi raporunda, davacının hissesine düşen öz varlık «payı» 52.731,86 TL iken borç tutarları düşürüldüğünde davacıya ödenecek ortaklık payının bulunmadığının davacının davalı şirkete 10.054,67-TL bakiye borcunun kaldığının belirlendiği gerekçesiyle; davacının davalı şirket «ortaklığından çıkarılma» isteminin kabulüne, hisse değerine yönelik talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicil» «kaydına» göre davacının dava konusu şirkete ortak bulunduğu, bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle şirket özvarlığının 94.551,23 TL olduğu, davacıya ödenmesi gereken «kar payının» ve şirket payının mevcut olmadığı, davacı vekili şirketin 2007 yılından itibaren «defter» ve kayıtlarının da incelenmesini talep etmiş ise de bilirkişinin 2012-2013 yıllarına ait defter ve kayıtlarını incelediği, şirket kayıtlarının yıllar itibariyle devirlerinin yapıldığı, dosyamızda «şirket zararlarının» ve hesaplarının denetiminin yapılmasının söz konusu olmadığı, bu hususta şirkete zarar verdiği iddiası olması halinde ayrıca hukuki yolların kullanılması gerektiği …
Ayrılma «payının», şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın «rayiç değer» verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir.
Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, «çıkma payı» «kar payı» ödemesine ilişkin talebinin ve davanın mahiyetine göre şirket kazancının tespiti talebinin de reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · kar payı · şirket zararı · havale · ticaret sicili · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicil» «kaydına» göre davacının dava konusu şirkete ortak bulunduğu, bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle şirket özvarlığının 94.551,23 TL olduğu, davacıya ödenmesi gereken «kar payının» ve şirket payının mevcut olmadığı, davacı vekili şirketin 2007 yılından itibaren «defter» ve kayıtlarının da incelenmesini talep etmiş ise de bilirkişinin 2012-2013 yıllarına ait defter ve kayıtlarını incelediği, şirket kayıtlarının yıllar itibariyle devirlerinin yapıldığı, dosyamızda «şirket zararlarının» ve hesaplarının denetiminin yapılmasının söz konusu olmadığı, bu hususta şirkete zarar verdiği iddiası olması halinde ayrıca hukuki yolların kullanılması gerektiği …
Şti. ortaklığından çıkmasına izin verilmesine, «çıkma payı» «kar payı» ödemesine ilişkin talebinin ve davanın mahiyetine göre şirket kazancının tespiti talebinin de reddine karar verilmiştir.
Dava, ortaklıktan çıkmaya izin davası olup, mahkemece 04/04/2014 tarihli bilirkişi kök raporuna ve aynı yöndeki 10/06/2014 tarihli bilirkişi ek raporuna itibar edilerek, dava tarihi itibariyle çıkma talep olunan davalı şirketin, özvarlığının -94.551,23 TL olduğu, davacıya ödenmesi gereken «kar payının» ve şirket payının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davacıya «çıkma payı» ödenemeyeceğine karar verilmiştir.
Davacı 04/04/2014 tarihli bilirkişi kök raporuna dosya kapsamında bulunan 22/04/2014 «havale» tarihli dilekçesi ile ciddi itirazda bulunmuş, mahkemece davacının itirazları üzerine ek rapor alınması yoluna gidilmesine rağmen davacı itirazları bilirkişi ek raporunda karşılanmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3238 E. 2020/375 K.
Ortak:rayiç değer · bilirkişi raporuna itiraz · cy/cy kaydı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, «bilirkişi raporuna itirazlar» da nazara alınarak, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklandığı şekilde bilançoda yer alan «kaydi» değerlere göre değil «rayiç değere» göre şirket özvarlık hesabının yapılması, yine davacının ayrılma «payı», alacak ve borçlarının şirket kayıtlarında bulunan hususların ayrıca vesaikleriyle birlikte incelenmesi suretiyle belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bilirkişi raporunda heyette bilançonun aktifindeki maddi duran varlıklar ile ticari mallar hesabında kayıtlı varlıkların «rayiç değerini» tespit edecek uzman bulunmadığından kayıtlı değerler dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır.
Ancak, ayrılma «payının», şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın «rayiç değer» verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı şirketçe satılan markaların, şirketin 2011 yılı «kaydi» özvarlıklarının %25'ine, duran varlık toplamının %50'sine, aktif toplamının %18'ine isabet ettiği, kaydi özvarlığa eklendiğinde şirket özvarlığının %25 oranında arttığı, bu nedenle devredilen markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 4 numaralı kararların iptaline karar verilmişse de, davalı vekili, satılan markaların uzun süredir tanıtımının yapılamadığını, bilinirliğinin azaldığını, hatta ciddi bir üretim gerçekleştirilemediğinden "İGS" markalarının kullanılamamaya başlandığını, şirketin «tasfiye» sürecine girmemesi için markaların satışa çıkarıldığını, aksi halde markaların değerinden en az 20 kat daha değerli rayici bulunan, yüksek miktarda kira geliri getiren, rezidans ya da AVM olarak değerlendirmeye uygun şirkete ait taşınmazın satılması gerektiğini, markanın değerinin üzerinde satılmak suretiyle borçların ödendiğini, taşınmaz satışının önüne geçildiğini, ayrıca taşınmazın «rayiç değeri» gözetildiğinde satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olmadığını savunmuş ve bu yönlerden «bilirkişi raporuna itiraz» etmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının itirazları üzerinde durularak satılan markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olup olmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt «kaydi» değerlere göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:örtülü ibra · bilanço tasdiki · yetkisiz temsil · malvarlığına ilişkin dava · tasdik kararı · genel kurul kararının iptali · ibra · iptal davası
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortağı olan dava dışı şirketin «yönetim kurulu» üyelerinin seçimi kararı aleyhine «iptal davası» açılmış olmasının «yetkisiz temsil» sonucunu doğurmayacağı, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun kabul edilemeyeceği, «bilanço tasdikine» ilişkin kararın niteliği itibariyle «örtülü ibra» sonucunu doğurduğu, ortaklığın önemli ve bilinen "İGS" markasının yönetim kurulunun tasarrufu ile devredildiği, bu hususta bir genel kurul kararı alınmadığı, bu markanın şirket «malvarlığı» ile karşılaştırıldığında önemli bir mal varlığı olduğunun belirlendiği, dolayısıyla satışının genel kurul onayına tabi olmadığı savunmasının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği, bu gibi önemli hususlarda karar almaya yönetim kurulunun tek başına yetkili olmadığı, markanın yönetim kurulunca devrini de içeren faaliyetlerin onayına ilişkin genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle dava konusu genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ve 7 numaralı gündem maddesi ile alınan kararın iptali istemin reddine ilişkin karar kesinleştiğinden bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», 3 ve 4 numaralı gündem maddesi ile alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı şirketçe satılan markaların, şirketin 2011 yılı «kaydi» özvarlıklarının %25'ine, duran varlık toplamının %50'sine, aktif toplamının %18'ine isabet ettiği, kaydi özvarlığa eklendiğinde şirket özvarlığının %25 oranında arttığı, bu nedenle devredilen markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 4 numaralı kararların iptaline karar verilmişse de, davalı vekili, satılan markaların uzun süredir tanıtımının yapılamadığını, bilinirliğinin azaldığını, hatta ciddi bir üretim gerçekleştirilemediğinden "İGS" markalarının kullanılamamaya başlandığını, şirketin «tasfiye» sürecine girmemesi için markaların satışa çıkarıldığını, aksi halde markaların değerinden en az 20 kat daha değerli rayici bulunan, yüksek miktarda kira geliri getiren, rezidans ya da AVM olarak değerlendirmeye uygun şirkete ait taşınmazın satılması gerektiğini, markanın değerinin üzerinde satılmak suretiyle borçların ödendiğini, taşınmaz satışının önüne geçildiğini, ayrıca taşınmazın «rayiç değeri» gözetildiğinde satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olmadığını savunmuş ve bu yönlerden «bilirkişi raporuna itiraz» etmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının itirazları üzerinde durularak satılan markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olup olmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt «kaydi» değerlere göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1053 E. 2010/12053 K.
Ortak:rayiç değer · ortaklıktan çıkarılma · kâr payı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, «bilirkişi raporuna itirazlar» da nazara alınarak, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklandığı şekilde bilançoda yer alan «kaydi» değerlere göre değil «rayiç değere» göre şirket özvarlık hesabının yapılması, yine davacının ayrılma «payı», alacak ve borçlarının şirket kayıtlarında bulunan hususların ayrıca vesaikleriyle birlikte incelenmesi suretiyle belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; tarafların ortaklar arasında «husumet» bulunduğu yönünde beyanda bulunmaları ve bu konuda tarafların birbirlerine karşı bir takım davalar açmaları dikkate alındığında, ortaklar arasında davacının ortaklıktan çıkmasına müsade edilmesini haklı kılacak oranda şiddetli geçimsizlik bulunduğu, davalının davacının ortaklıktan çıkartılması talebinde bulunması karşısında ayrıca haklı bir nedenin varlığının ispatına da gerek bulunmadığı, bilirkişi raporunda, davacının hissesine düşen öz varlık «payı» 52.731,86 TL iken borç tutarları düşürüldüğünde davacıya ödenecek ortaklık payının bulunmadığının davacının davalı şirkete 10.054,67-TL bakiye borcunun kaldığının belirlendiği gerekçesiyle; davacının davalı şirket «ortaklığından çıkarılma» isteminin kabulüne, hisse değerine yönelik talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Ancak, ayrılma «payının», şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın «rayiç değer» verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir.
Benzer bu karardaBu durumda, talebe bağlı kalınarak çıkarılan ortağın sermaye «payı» hesaplanırken, şirketin hüküm tarihine en yakın bir tarihteki sermayesinin «rayiç değerinin» belirlenmesi gerekecektir.
Dava, davacıların davalı şirket «ortaklığından çıkarılmasına» ve şirketteki hisselerine karşılık gelen alacaklarının ödenmesine ve şirkete «kayyum atanmasına» karar verilmesi istemine ilişkindir.
Hükme esas alınan 06.10.2008 tarihli bilirkişi ek raporunda «limited şirketin» «malvarlığında» kabul edilen araçların piyasa «rayiç değeri» tespit edilmiş, 2007 yılında satışı yapılan kıymetler ile sabit varlıkların haricindeki borç ve alacakların 2007/Eylül mizanında var olan değerler üzerinden hesaplamalara esas alındığı raporda belirtilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyum atanması · limited şirket ortağı · ortaklıktan çıkma · tefrik · malvarlığına ilişkin dava · kira sözleşmesi · mahsup · limited şirket
Benzer bu karardaHükme esas alınan 06.10.2008 tarihli bilirkişi ek raporunda «limited şirketin» «malvarlığında» kabul edilen araçların piyasa «rayiç değeri» tespit edilmiş, 2007 yılında satışı yapılan kıymetler ile sabit varlıkların haricindeki borç ve alacakların 2007/Eylül mizanında var olan değerler üzerinden hesaplamalara esas alındığı raporda belirtilmiştir.
TTK’nun 551/3 maddesi hükmü uyarınca «limited şirket ortağının» şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine dair verilen karar inşai nitelikte olduğundan kesinleşme tarihinde hüküm ifade edecektir.
Mahkemece, dava tarihinden önce satılmak suretiyle şirket «malvarlığından» çıkan araçların hangileri olduğu konusunda gerektiğince bu araçların trafik kayıtlarının getirtilmesi, davalı tarafından sunulan «kira sözleşmeleri» karşısında şirket tarafından satılan araçların satım tarihinden sonra şirket adına kira sözleşmesi yapılmış ise, buradaki çelişkili durumun açıklığa kavuşturulması …
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaların «tefriki» yönündeki davalılar talebinin yerinde görülerek davalılar açısından davanın tefrikine karar verildiği, somut dosya davacılar ..., ... ile davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14874 E. , 2016/9280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/05/2015 tarih ve 2014/339-2015/291 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29.11.2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette %25 oranında ortak olduğunu, şirket ana sözleşmesinde ortakların şirketten ayrılmalarının ayrıca düzenlenmediğini, diğer ortakların davacıya psikolojik baskı yaptıklarını, şirket mal varlıklarını aile bireyleri arasında şahsi işlerinde kullandıklarını, şirkete ait telefon ve arabaları şahsi işlerinde kullanarak masraflarını şirkete fatura ettiklerini, davacının avans olarak verdiği paraların uzun süre kendisine ödenmek istenmediğini, şirket ortaklarından ... ’nun davacıya fiziki şiddet uyguladığını, şirkete ait laptop ve aracın davacının elinden alındığını, şirketin yeniden yapılanmasından sonra kar paylaşımı yapılmadığını ileri sürerek; davacının TTK.nın 551.
maddesi gereğince oluşan muhik sebeplerden dolayı davalı şirketin ortaklığından çıkmasına müsaade edilmesine, ortaklık payının hissesi oranında kendisine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş, yargılama sırasında davacının şirketten çıkarılmasına yönelik talebini kabul ettiklerini ancak sebep ve gerekçelerin farklı olduğunu, davacının borcu bulunduğunu, herhangi bir alacağının olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; tarafların ortaklar arasında husumet bulunduğu yönünde beyanda bulunmaları ve bu konuda tarafların birbirlerine karşı bir takım davalar açmaları dikkate alındığında, ortaklar arasında davacının ortaklıktan çıkmasına müsade edilmesini haklı kılacak oranda şiddetli geçimsizlik bulunduğu, davalının davacının ortaklıktan çıkartılması talebinde bulunması karşısında ayrıca haklı bir nedenin varlığının ispatına da gerek bulunmadığı, bilirkişi raporunda, davacının hissesine düşen öz varlık payı 52.731,86 TL iken borç tutarları düşürüldüğünde davacıya ödenecek ortaklık payının bulunmadığının davacının davalı şirkete 10.054,67-TL bakiye borcunun kaldığının belirlendiği gerekçesiyle;
davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılma isteminin kabulüne, hisse değerine yönelik talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının haklı nedenle şirketten çıkmasına müsaade edilmesi ve ortaklık payının hissesi oranında kendisine iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda heyette bilançonun aktifindeki maddi duran varlıklar ile ticari mallar hesabında kayıtlı varlıkların rayiç değerini tespit edecek uzman bulunmadığından kayıtlı değerler dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Ancak, ayrılma payının, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın rayiç değer verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir.
Bu durumda mahkemece, bilirkişi raporuna itirazlar da nazara alınarak, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklandığı şekilde bilançoda yer alan kaydi değerlere göre değil rayiç değere göre şirket özvarlık hesabının yapılması, yine davacının ayrılma payı, alacak ve borçlarının şirket kayıtlarında bulunan hususların ayrıca vesaikleriyle birlikte incelenmesi suretiyle belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 01/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/329737500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz