Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3238 E. 2020/375 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
örtülü ibra↗ bilanço tasdiki↗ yetkisiz temsil↗ rayiç değer↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ malvarlığına ilişkin dava↗ tasdik kararı↗ genel kurul kararının iptali↗ ibra↗ iptal davası↗ anonim şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ yetkisizlik kararı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortağı olan dava dışı şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçimi kararı aleyhine iptal davası açılmış olmasının yetkisiz temsil sonucunu doğurmayacağı, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun kabul edilemeyeceği, bilanço tasdikine ilişkin kararın niteliği itibariyle örtülü ibra sonucunu doğurduğu, ortaklığın önemli ve bilinen "İGS" markasının yönetim kurulunun tasarrufu ile devredildiği, bu hususta bir genel kurul kararı alınmadığı, bu markanın şirket malvarlığı ile karşılaştırıldığında önemli bir mal varlığı olduğunun belirlendiği, dolayısıyla satışının genel kurul onayına tabi olmadığı savunmasının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği, bu gibi önemli hususlarda karar almaya yönetim kurulunun tek başına yetkili olmadığı, markanın yönetim kurulunca devrini de içeren faaliyetlerin onayına ilişkin genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle dava konusu genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ve 7 numaralı gündem maddesi ile alınan kararın iptali istemin reddine ilişkin karar kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3 ve 4 numaralı gündem maddesi ile alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı şirketçe satılan markaların, şirketin 2011 yılı kaydi özvarlıklarının %25'ine, duran varlık toplamının %50'sine, aktif toplamının %18'ine isabet ettiği, kaydi özvarlığa eklendiğinde şirket özvarlığının %25 oranında arttığı, bu nedenle devredilen markaların şirket için önemli bir malvarlığı olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 4 numaralı kararların iptaline karar verilmişse de, davalı vekili, satılan markaların uzun süredir tanıtımının yapılamadığını, bilinirliğinin azaldığını, hatta ciddi bir üretim gerçekleştirilemediğinden "İGS" markalarının kullanılamamaya başlandığını, şirketin tasfiye sürecine girmemesi için markaların satışa çıkarıldığını, aksi halde markaların değerinden en az 20 kat daha değerli rayici bulunan, yüksek miktarda kira geliri getiren, rezidans ya da AVM olarak değerlendirmeye uygun şirkete ait taşınmazın satılması gerektiğini, markanın değerinin üzerinde satılmak suretiyle borçların ödendiğini, taşınmaz satışının önüne geçildiğini, ayrıca taşınmazın rayiç değeri gözetildiğinde satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olmadığını savunmuş ve bu yönlerden bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının itirazları üzerinde durularak satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olup olmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt kaydi değerlere göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8266 E. 2014/227 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, davalının itirazları üzerinde durularak satılan markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olup olmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt «kaydi» değerlere göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortağı olan dava dışı şirketin «yönetim kurulu» üyelerinin seçimi kararı aleyhine «iptal davası» açılmış olmasının «yetkisiz temsil» sonucunu doğurmayacağı, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun kabul edilemeyeceği, «bilanço tasdikine» ilişkin kararın niteliği itibariyle «örtülü ibra» sonucunu doğurduğu, ortaklığın önemli ve bilinen "İGS" markasının yönetim kurulunun tasarrufu ile devredildiği, bu hususta bir genel kurul kararı alınmadığı, bu markanın şirket «malvarlığı» ile karşılaştırıldığında önemli bir mal varlığı olduğunun belirlendiği, dolayısıyla satışının genel kurul onayına tabi olmadığı savunmasının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği, bu gibi önemli hususlarda karar almaya yönetim kurulunun tek başına yetkili olmadığı, markanın yönetim kurulunca devrini de içeren faaliyetlerin onayına ilişkin genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle dava konusu genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ve 7 numaralı gündem maddesi ile alınan kararın iptali istemin reddine ilişkin karar kesinleştiğinden bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», 3 ve 4 numaralı gündem maddesi ile alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı şirketçe satılan markaların, şirketin 2011 yılı «kaydi» özvarlıklarının %25'ine, duran varlık toplamının %50'sine, aktif toplamının %18'ine isabet ettiği, kaydi özvarlığa eklendiğinde şirket özvarlığının %25 oranında arttığı, bu nedenle devredilen markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 4 numaralı kararların iptaline karar verilmişse de, davalı vekili, satılan markaların uzun süredir tanıtımının yapılamadığını, bilinirliğinin azaldığını, hatta ciddi bir üretim gerçekleştirilemediğinden "İGS" markalarının kullanılamamaya başlandığını, şirketin «tasfiye» sürecine girmemesi için markaların satışa çıkarıldığını, aksi halde markaların değerinden en az 20 kat daha değerli rayici bulunan, yüksek miktarda kira geliri getiren, rezidans ya da AVM olarak değerlendirmeye uygun şirkete ait taşınmazın satılması gerektiğini, markanın değerinin üzerinde satılmak suretiyle borçların ödendiğini, taşınmaz satışının önüne geçildiğini, ayrıca taşınmazın «rayiç değeri» gözetildiğinde satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olmadığını savunmuş ve bu yönlerden «bilirkişi raporuna itiraz» etmiştir.
Benzer bu kararda… me kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının katılmadığı 04.08.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile tarafların da ortağı olduğu dava dışı şirketin «malvarlığı» ve nakit ödeme olanaklarının bulunmaması nedeniyle davaya konu ödemelerin davacı tarafından yapılmasının ve yapılan ödemelerin ortaklara hisseleri oranında «rücu» edilmesinin kararlaştırılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, tarafların da ortağı oldukları dava dışı şirketin SGK'ya olan «prim» ve ceza borcunun davacı tarafından ödenmesi üzerine hissesine düşen oranda davalıdan tahsiline yönelik başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı vekilince müvekkilince açılan davada «ortaklık çıkma payı» ve «kar payı» hesaplanırken dava konusu yapılan ödemelerin düşüldüğünün savunulmasına, yargılama sırasında alınan ve hükme dayanak yapılmayan bilirkişi raporunda da dava dışı şirketin özvarlık tespitine ilişkin hesaplamanın dava dışı şirketin tüm aktifinden, borçlarının tenzili ile yapıldığı, dava konusu ödemenin bu hesaplama içinde olduğu, ödenen rakamların özvarlık hesaplamasına «dahil» edilerek yapıldığının tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu savunma üzerinde hiç durulmadan, «denetime elverişli» şekilde bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıkma payı · ortaklıktan çıkma · kar payı · ortaklar kurulu kararı · müteselsil sorumluluk · ek prim · denetime elverişlilik · rücu
Benzer bu kararda2- Dava, tarafların da ortağı oldukları dava dışı şirketin SGK'ya olan «prim» ve ceza borcunun davacı tarafından ödenmesi üzerine hissesine düşen oranda davalıdan tahsiline yönelik başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı vekilince müvekkilince açılan davada «ortaklık çıkma payı» ve «kar payı» hesaplanırken dava konusu yapılan ödemelerin düşüldüğünün savunulmasına, yargılama sırasında alınan ve hükme dayanak yapılmayan bilirkişi raporunda da dava dışı şirketin özvarlık tespitine ilişkin hesaplamanın dava dışı şirketin tüm aktifinden, borçlarının tenzili ile yapıldığı, dava konusu ödemenin bu hesaplama içinde olduğu, ödenen rakamların özvarlık hesaplamasına «dahil» edilerek yapıldığının tespit edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu savunma üzerinde hiç durulmadan, «denetime elverişli» şekilde bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi «eksik incelemeye» dayalı olup, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafça SGK «prim» ve cezalarının ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, «limited şirket» ortaklarının kamu alacaklarından dolayı «müteselsilen sorumlu» olduğu, davacı şirket ortağının bu nedenle kendi «payı» ve davalının payına isabet eden SSK pirim ve gecikme bedellerinin ödemesi karşısında ödediği miktardan davalının payına isabet eden miktarla ilgili olarak sorumlu …
… me kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının katılmadığı 04.08.2008 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile tarafların da ortağı olduğu dava dışı şirketin «malvarlığı» ve nakit ödeme olanaklarının bulunmaması nedeniyle davaya konu ödemelerin davacı tarafından yapılmasının ve yapılan ödemelerin ortaklara hisseleri oranında «rücu» edilmesinin kararlaştırılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14874 E. 2016/9280 K.
Ortak:rayiç değer · bilirkişi raporuna itiraz · cy/cy kaydı · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı şirketçe satılan markaların, şirketin 2011 yılı «kaydi» özvarlıklarının %25'ine, duran varlık toplamının %50'sine, aktif toplamının %18'ine isabet ettiği, kaydi özvarlığa eklendiğinde şirket özvarlığının %25 oranında arttığı, bu nedenle devredilen markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 4 numaralı kararların iptaline karar verilmişse de, davalı vekili, satılan markaların uzun süredir tanıtımının yapılamadığını, bilinirliğinin azaldığını, hatta ciddi bir üretim gerçekleştirilemediğinden "İGS" markalarının kullanılamamaya başlandığını, şirketin «tasfiye» sürecine girmemesi için markaların satışa çıkarıldığını, aksi halde markaların değerinden en az 20 kat daha değerli rayici bulunan, yüksek miktarda kira geliri getiren, rezidans ya da AVM olarak değerlendirmeye uygun şirkete ait taşınmazın satılması gerektiğini, markanın değerinin üzerinde satılmak suretiyle borçların ödendiğini, taşınmaz satışının önüne geçildiğini, ayrıca taşınmazın «rayiç değeri» gözetildiğinde satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olmadığını savunmuş ve bu yönlerden «bilirkişi raporuna itiraz» etmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının itirazları üzerinde durularak satılan markaların şirket için önemli bir «malvarlığı» olup olmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt «kaydi» değerlere göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, «bilirkişi raporuna itirazlar» da nazara alınarak, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklandığı şekilde bilançoda yer alan «kaydi» değerlere göre değil «rayiç değere» göre şirket özvarlık hesabının yapılması, yine davacının ayrılma «payı», alacak ve borçlarının şirket kayıtlarında bulunan hususların ayrıca vesaikleriyle birlikte incelenmesi suretiyle belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bilirkişi raporunda heyette bilançonun aktifindeki maddi duran varlıklar ile ticari mallar hesabında kayıtlı varlıkların «rayiç değerini» tespit edecek uzman bulunmadığından kayıtlı değerler dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır.
Ancak, ayrılma «payının», şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın «rayiç değer» verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklıktan çıkarılma · kâr payı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; tarafların ortaklar arasında «husumet» bulunduğu yönünde beyanda bulunmaları ve bu konuda tarafların birbirlerine karşı bir takım davalar açmaları dikkate alındığında, ortaklar arasında davacının ortaklıktan çıkmasına müsade edilmesini haklı kılacak oranda şiddetli geçimsizlik bulunduğu, davalının davacının ortaklıktan çıkartılması talebinde bulunması karşısında ayrıca haklı bir nedenin varlığının ispatına da gerek bulunmadığı, bilirkişi raporunda, davacının hissesine düşen öz varlık «payı» 52.731,86 TL iken borç tutarları düşürüldüğünde davacıya ödenecek ortaklık payının bulunmadığının davacının davalı şirkete 10.054,67-TL bakiye borcunun kaldığının belirlendiği gerekçesiyle; davacının davalı şirket «ortaklığından çıkarılma» isteminin kabulüne, hisse değerine yönelik talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının haklı nedenle şirketten çıkmasına müsaade edilmesi ve ortaklık «payının» hissesi oranında kendisine iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek, yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ancak, ayrılma «payının», şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan, karar tarihine en yakın «rayiç değer» verilerine göre şirketin reel özvarlığı hususunda rapor alınıp saptandıktan sonra hüküm altına alınması gerekir.
Bu durumda mahkemece, «bilirkişi raporuna itirazlar» da nazara alınarak, şirketin faaliyet konusu da gözetilerek alanında uzman bilirkişi kurulundan yukarıda açıklandığı şekilde bilançoda yer alan «kaydi» değerlere göre değil «rayiç değere» göre şirket özvarlık hesabının yapılması, yine davacının ayrılma «payı», alacak ve borçlarının şirket kayıtlarında bulunan hususların ayrıca vesaikleriyle birlikte incelenmesi suretiyle belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3238 E. , 2020/375 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 21.12.2017 tarih ve 2017/203-2017/1082 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.01.2020 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin ortağı dava dışı ...Holding A.Ş'nin yönetim organı bulunmadığı halde yetkisiz yönetim tarafından verilen vekaletname ile davalı şirketin genel kuruluna katılmasının ve toplantı ile karar nisaplarında dikkate alınmasının bu genel kurulda alınan kararları yoklukla malul hale getirdiğini, davalının iştigal konularını gerçekleştirebilmesi için ihtiyaç duyduğu ve ülkenin en çok tanınan markalarından olan "İGS" markasının değerinin çok altında satıldığını, ortaklarca kabul edilemeyecek bu satışın şirketin mahvına sebebiyet verebileceğini, şirketi zarara uğratacağını, buna rağmen 10.04.2012 tarihli genel kurulda satışı da içeren bilançoların tasdiki ve yönetim kurulu ve denetçilerin ibrasına dair verilen 3 ve 4 numaralı kararın iptalinin gerektiğini, ayrıca ...Holding A.Ş'nin yönetim kurulunda çoğunluğu oluşturan ailenin, davalı genel kurul kararlarında oy kullanmalarının 6762 sayılı TTK'nın 374.
maddesine aykırılık taşıdığını, sürekli zarar eden şirket yöneticilerine anılan iznin verilmesine dair 7 numaralı kararın iyiniyet kuralları, kanun ve anasözleşmeye aykırı olduğundan iptalinin gerektiğini ileri sürerek 10.04.2012 tarihli genel kurulun 3, 4 ve 7. maddelerinin iptalini, veya genel kurulun yokluğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yönetim organına sahip ...Holding A.Ş'nin müvekkili şirket genel kurulunda usulünce temsil edildiğini, genel kurulun 3. ve 4. maddesi ile ilgili iddiaların dayanaklarının gösterilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortağı olan dava dışı şirketin yönetim kurulu üyelerinin seçimi kararı aleyhine iptal davası açılmış olmasının yetkisiz temsil sonucunu doğurmayacağı, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun kabul edilemeyeceği, bilanço tasdikine ilişkin kararın niteliği itibariyle örtülü ibra sonucunu doğurduğu, ortaklığın önemli ve bilinen "İGS" markasının yönetim kurulunun tasarrufu ile devredildiği, bu hususta bir genel kurul kararı alınmadığı, bu markanın şirket malvarlığı ile karşılaştırıldığında önemli bir mal varlığı olduğunun belirlendiği, dolayısıyla satışının genel kurul onayına tabi olmadığı savunmasının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği, bu gibi önemli hususlarda karar almaya yönetim kurulunun tek başına yetkili olmadığı, markanın yönetim kurulunca devrini de içeren faaliyetlerin onayına ilişkin genel kurul kararının ana sözleşmeye ve kanuna aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle dava konusu genel kurulda alınan kararların yokluğunun tespiti ve 7 numaralı gündem maddesi ile alınan kararın iptali istemin reddine ilişkin karar kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3 ve 4 numaralı gündem maddesi ile alınan kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak davalı şirketçe satılan markaların, şirketin 2011 yılı kaydi özvarlıklarının %25'ine, duran varlık toplamının %50'sine, aktif toplamının %18'ine isabet ettiği, kaydi özvarlığa eklendiğinde şirket özvarlığının %25 oranında arttığı, bu nedenle devredilen markaların şirket için önemli bir malvarlığı olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle dava konusu genel kurulda alınan 3 ve 4 numaralı kararların iptaline karar verilmişse de, davalı vekili, satılan markaların uzun süredir tanıtımının yapılamadığını, bilinirliğinin azaldığını, hatta ciddi bir üretim gerçekleştirilemediğinden "İGS" markalarının kullanılamamaya başlandığını, şirketin tasfiye sürecine girmemesi için markaların satışa çıkarıldığını, aksi halde markaların değerinden en az 20 kat daha değerli rayici bulunan, yüksek miktarda kira geliri getiren, rezidans ya da AVM olarak değerlendirmeye uygun şirkete ait taşınmazın satılması gerektiğini, markanın değerinin üzerinde satılmak suretiyle borçların ödendiğini, taşınmaz satışının önüne geçildiğini, ayrıca taşınmazın rayiç değeri gözetildiğinde satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olmadığını savunmuş ve bu yönlerden bilirkişi raporuna itiraz etmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının itirazları üzerinde durularak satılan markaların şirket için önemli bir malvarlığı olup olmadığının tespiti ile ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken salt kaydi değerlere göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587246300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz