6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Faturaya yazılan vade farkı kaydı, sözleşme/teamül yoksa istenemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1491 E. 2025/1621 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Faturada yer alan ve karşı tarafça süresinde itiraz edilmeyen vade farkı kaydı, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olağan hususların dışında kaldığından, taraflar arasında bu yönde bir sözleşme hükmü veya ticari teamül bulunmadığı sürece tek başına vade farkı talebine hak vermez. Borçlu, ifa tarihi belirlenmemiş muaccel bir alacak bakımından icra takibi öncesinde usulüne uygun temerrüde düşürülmediyse takip öncesi işlemiş faiz talep edilemez; ancak sözleşmede faiz oranı kararlaştırılmamışsa, itirazın iptaline karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereği ticari işlerde avans faizi işletilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Faturadaki vade farkı kaydına dayalı talebin geçerliliği → ret

İddia: Davacı vekili, faturadaki 'zamanında ödenmeyen faturalara aylık %5 vade farkı uygulanır' kaydına davalı tarafça itiraz edilmediğinden bu kaydın TTK 21 (madde numarası davacı tarafça bu şekilde belirtilmiştir) kapsamında kabul edilmiş sayılması gerektiğini, kısmi ödeme tarihlerine kadar işleyecek aylık %5 vade farkının hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2001/1, 2003/1 karar sayılı 27.06.2003 tarihli kararı uyarınca vade farkı yasal düzenlemelerde tanımlanmış bir kavram olmayıp, faturanın TTK 23/2 gereği süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kabul edilmiş sayılması, ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olağan hususlara (malın cinsi, adedi, bedeli vb.) ilişkindir; faturada yer alan ancak taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş vade farkı kaydına itiraz edilmemesi, bu kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Somut olayda taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerde bu yönde bir teamül bulunmadığından, faturaya vade farkı kaydı yazılmış ve itiraz edilmemiş olması vade farkı talebine hak vermez. Uyuşmazlığın tek faturadan kaynaklanmasına göre teamül araştırılmasına da gerek bulunmamaktadır. Fatura üzerinde ayrıca vade tarihi de bulunmadığından, vade farkı talebinin yasal koşulları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takip öncesi işlemiş faiz (temerrüt) talebi → ret

Gerekçe: Fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur; TBK 117 uyarınca ifa tarihi belirlenmemiş muaccel bir alacakta borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Davacının sürekli ödeme istediği, davalının da ödeme sözü verdiği anlaşılmakla birlikte, davalı icra takibi öncesinde usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğinden, takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddi yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Takip tarihinden itibaren işleyecek faizin hükümde eksik bırakılması → kabul

İddia: Davacı vekili, asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren aylık %5 vade farkı faizi işletilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: Faiz oranı sözleşmeyle kararlaştırılmadığından 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereği ticari işlerde avans faizi istenebilir; ilk derece kararında itirazın iptaline karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine dair bir karar verilmediği anlaşılmakla davacı vekilinin bu husustaki istinaf sebebi yerinde görülmüş, kararın kaldırılmasını gerektirmiştir. Yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığından dosya üzerinden yeniden karar verilerek, 179.155,03 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilmesine hükmedilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Cari hesabın kesilmesinin bildirilmemesi/alacağın muaccel olmadığı iddiası → ret

İddia: Davalı vekili, TTK 94/2 uyarınca bakiye alacak doğduğunda hesap özeti gönderilmesi ve buna itiraz edilmemesi halinde alacağın kesinleşeceğini, cari hesap kesiminin kendisine bildirilmediğinden alacağın muaccel olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, ticari ilişkinin tek bir fatura muhteviyatından ibaret olduğu anlaşılmakla, TBK 90 hükmü gereği her borç doğduğu anda muaccel olacağından davalı vekilinin bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen ücreti aşması → ret

İddia: Davacı vekili, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacıya verilen vekalet ücretini aşamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ndeki davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin davacıya verilen ücreti aşamayacağına ilişkin hüküm tazminat davalarına münhasır olup, eldeki dava tazminata ilişkin olmadığından bu istinaf sebebi de yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Faturaya yazılan vade farkı kaydına süresinde itiraz edilmemesinin, taraflar arasında bu yönde bir sözleşme hükmü veya ticari teamül bulunmadıkça vade farkı talebine hak vermeyeceği yönündeki tespit, Yargıtay İBBGK kararına dayanılarak kurulmuş özgün bir gerekçedir ve benzer vade farkı uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vade farkı itirazın iptali TTK 23/1-2 karinesi temerrüt muacceliyet cari hesap sözleşmesi avans faizi icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 23/1TTK 23/2TTK 94/2 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 117TBK 90TBK 100 · 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — 3095 sayılı Kanun 2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO 2025/1491

KARAR NO 2025/1621

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/06/2025

NUMARASI 2024/367 Esas - 2025/602 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/10/2025

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; tarafların ticari ilişkisi kapsamında 29.09.2022 tarihli ... numaralı vergiler dahil 684.155,03- TL toplam tutarlı mal sattığını, borçlu-davalı şirket faturada ki mal bedeli olan 684.155,03- TL tutarını 29.09.2022 tarihinde ödemediğinden faturada ki "genel hükümler" uyarınca, borcuna aylık %5 vade farkı faiz borcu da eklediğini, davalı-borçlu şirketin borcunu ödemek için muhtelif tarihlerde ödeme günü belirlediğini, çekler verdiğini ve %5 aylık vade farkı da ödemeyi vaat ettiğini, bu çeklerin de karşılıksız çıktığını, 29.09.2022 tarihinde ödenmesi gereken fatura borcunun neredeyse 2 yıldır hala ödenmediğini,müvekkili tarafından Küçükçekmece İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosya numarası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak borcun ödenmesi yerine borçlu itiraz ederek takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; tarafların ticari alım satımdan kaynaklı alışverişi neticesinde 29/09/2022 tarihinde davalı tarafından 684.155-TL değerinde mal alımı yapıldığını, iş bu satış karşılığında tarafların karşılıklı anlaşmaları gereği ödemelerin yapıldığını, davacının haksız itirazın iptali davasının reddi ile, davacı alacaklı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı tarafın davalıya düzenlediği 1 adet ve KDV dahil 684.155,03- TL tutarlı faturaya karşılık davalının 10.01.2023 tarihinde 185.000- TL, 02.03.2023 tarihinde 120.000- TL, 25.10.2023 tarihinde 200.000- TL olmak üzere toplam 3 adet ve 505.000-TL ödeme yaptığı, davacı tarafın takip tarihi itibariyle ticari defterlerinde kayıtlı olan 179.155,03-TL tutar alacağı talep edebileceği tespit edildiği; fazlaya ilişkin talebin vade farkı talebine ilişkin lduğu taraflar arasında vade farkı ödenmesi konusunda herhangi bir sözleşme bulunmadığı gibi bu yönde bir teamülün (fiili uygulamanın) bulunduğu davacı tarafça iddia ve ispat olunamadığından davanın kısmen kabul-kısmen reddine,davalının 179.155,03- TL asıl alacak yönünden yaptığı itirazın iptaline,fazla talebin reddine,alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

1- Davacı vekili; taraflar arasındaki ve her iki şirket yetkilisi arasındaki whatssapp yazışmalarında davalının sözleşme şartlarını kabul ve ikrar ettiğinin mahkemece gözetilmediğini, faturanın ödeme gününün 29.09.2022 fatura tarihi olduğunu davalı 3 adet ödeme keyfiyetine göre ve kendince uygun tarihlerde ödeme yaptığını, her ödeme tarihine kadar biriken aylık %5 vade farkına, faturadaki sözleşme şartlarına göre hesaplanıp mahkemece hüküm altına alınmamasının ticari teamüllere açıkça aykırı olduğunu, ticari işten kaynaklanan sözleşmede en azından ödeme tarihlerine kadar biriken ticari reeskont faizine hükmetmemesi son derece düşündürücü olduğunu, davalının sözde ödeme maksadıyla verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını ve sonradan yeni çekler verdiği gibi maddi gerçekler bile taraflar arasında bir vadeli satış olmadığını ve davalının ne güzel hiçbir vade farkı olmadan keyfine göre kendi belirlediği tarihlerde ödemeler yaptığını açıkça ispat edildiğini, fatura tutarına ve faturanın şartlarına itiraz edilmediğini, TTK nın 21.maddesinde, faturanın tebliğinden itibaren 8 günlük itiraz süresi ve süresinde itiraz edilmediği takdirde ilgili fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağının düzenlendiğini 29.09.2022 tarihinde davacıyı kandırarak ödeme yapmadan malı teslim aldıktan sonra, ödemeyi sürekli kötü niyetle ötelediğini, yıllık % 120 leri aşan yıllık enflasyon oranları ile TL nin erimesiyle davacı şirketin büyük zarara uğradığını, davalı şirketin kısmi ödeme tarihleri dikkate alınarak aylık %5 vade farkı sözleşme ve alacak faturasının 2.

maddesindeki hükmü uygulanması ile 28.10.2024 tarihli bilirkişi raporunun hakkaniyete uygun II. hesaplama seçeneği dikkate alındığında davacı şirketin davalı şirketten 584.735,26 TL alacaklı olduğunun açıkça ispatlandığını; Fatura şartlarının 2. Maddesinde aynen: "Zamanında ödenmeyen faturalara aylık % 5 vade farkı uygulanır. Ayrıca oluşacak kurdaki tüm artışlarda yansıtılır." hükmü bulunduğunu, davalının ödemelerinin ödeme tarihlerine kadar oluşan %5 aylık biriken vade farkları kayda alınmadan sadece çıplak bakiye alacaktan ibaret yapılan 28.10.2024 tarihli bilirkişi raporunun 1. hesaplama seçeneğinin hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu , davacı lehine 30.000- TL vekalet ücretine hükmetmişken bu tutarı aşan ve fahiş tutarda davalı lehine 59.177,24- TLvekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili;

TTKnın 94/2 madde hükümleri gereği bakiye alacak doğduğunda borçlu olan müvekkile hesap özeti gönderilmesi gerektiğini , muhatap tarafından itirazda bulunulmayarak kesinleşen alacaklara dayalı olarak icra takibine geçilmesi mümkün olacağını, davacı tarafından 01/09/2022 - 05/11/2023 tarih aralığında alacak ve borçların kaydedildiğini ve müvekkil tarafından 1 yıllık bakiye hesap kesimini beklemeksizin satıştan hemen sonra ödemeler yaptığını davacının iddialarının cari hesap sözleşmesi iradesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasında gerçekleşen ticari satım nedeniyle bakiye alacak ve vade farkı ile işlemiş faiz alacağı talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda taraflar arasında takibe konu 29.09.2022 tarihli 1 adet KDV dahil 684.155,03-TL tutarlı fatura ile muhtelif emtia satışı yapıldığında; davalının takibe konu fatura karşılığında 10.01.2023 tarihinde 185.000-TL, 02.03.2023 tarihinde 120.000-TL, 25.10.2023 tarihinde 200.000-TL olmak üzere toplam 505.000-TL tutarlı ödeme yaptığı, davalının ödemelerine karşılık verdiği çeklerin karşılıksız çıktığından davacıya iade edildiği ve karşılığında nakit ödeme yapıldığı, nakit ödemelerden sonra fatura bedelinden 179.155,03 TL bakiye kaldığı, mahkemece bu miktar için itirazın iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili faturanın peşin satış şartı ile düzenlendiğini ,vadesinde yapılmayan ödemelere aylık %5 oranında vade farkı ve takip tarihine kadar ticari faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.İcra takibinde;

549.012,78- TL asıl alacak (vade farkı+cari hesap bakiye), 35.160,48- TL işlemiş faiz olmak üzere 584.173,26- TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek aylık %5 faizi tahsili talebi ile (TBK nın100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla)15.11.2023 tarihinde takip başlattığı anlaşılmaktadır. Öncelikle fatura üzerinde yazılı zamanında yapılmayan ödemelere aylık %5 oranda vade farkı tahakkuk ettirileceği kaydının üzerinde durulmalıdır. Yargıtay İBBGK'nın 2001/1, 2003/1 karar sayılı 27.06.2003 tarihli ilişkin kararında faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulması ile ilgili olarak "Vade farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir.

Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı;

faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği, faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine" karar verilmiştir.Anılan içtihadı birleştirme kararı ile, somut olayda olduğu gibi vade farkıdüzenlenmesine ilişkin olan satım faturasında vade farkına ilişkin kayda ve faturaya itiraz edilmemesi halinde kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, teamülden anlaşılması gerekenin taraflar arasındaki ticari ilişkide bu yönde teamül bulunup bulunmadığının olduğu, davacı vekilinin istinaf sebepleri ekonomik durumların kötüleştiğine ilişkin olup, taraflar arasında ki uyuşmazlığın tek faturadan kaynaklanmasına göre teamül araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.

Faturanın üzerinde vade tarihi yoktur.Vade farkı talebinin yasal koşulları bulunmadığı tespit edildiğine göre vade farkı talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Davacı vekili davalı lehine verilen vekalet ücretinin davacıya verilen vekalet ücretini geçemeyeceğini ileri sürmüş ise de; tarifenin bu hükmü tazminat davalarına münhasır olup elde ki dava tazminata ilişkin olmadığından vekalet ücreti bakımından ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde değildir.Fatura üzerinde bulunan vade tarihi de ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. 6098 sayılı TBK’nın 117. maddesinde, muaccel bir alacağın borçlusu borcun ifa edileceği tarih belirlenmemişse alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir.

Watshap yazışmaları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacının sürekli davalıdan ödeme istediği, davalının da ödeme sözleri verdiği anlaşılmakta ise de; davalı icra takibi öncesi temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine, karar verilmesi yerindedir. Ancak asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren aylık %5 oranında vade farkı faizi işletilmesi talep edilmiş ise de faiz sözleşmeyle kararlaştırılmadığından 3095 sayılı kanun 2 maddesi gereği ticari işlerde avans faizi istenebileceğinden takip tarihinden itibaren itirazın iptaline karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmediğinden davacı vekilinin istinaf sebebi bu bakımdan yerinde görülmüştür.Davalı vekili cari hesabın kesilmesinin müvekkiline bildirilmediğini TTK nın 94 madde hükmüne göre alacağın muaccel olmadığını ileri sürmüş ise de ;taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmadığı, ticari ilişkinin bir adet fatura muhteviyatından ibaret olduğu, TBK nın 90 maddesi hükmüne göre her borç doğumu anında muaccel olacağından davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının takipten evvel işlemiş faiz ve vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik diğer istinaf nedenleri yerinde değil ise de; takipten sonra işlemiş faiz istemi hakkında bir karar verilmediği anlaşılmakla olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından yeniden karar verilerek itirazın kısmen iptaline, fazla istemin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2025 Tarih 2024/367 Esas - 2025/602 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;Davanın kısmen kabulüne davalının Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına itirazının 179.155,03- TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 179.155,03- TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına, fazla talebin reddine,%20 oranda hesaplanan 35.831-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

Alınması gereken 12.238,08-TL karar harcından mahkeme veznesine peşin yatırılan 7.055,35-TL harcın mahsubu ile 5.182,73-TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye ödenmesine,Davacı tarafça ödenen 7.543,75-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafça sarf edilen tebligat, posta masrafı, bilirkişi ücreti olarak toplam 11.790-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.847,07-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı vekili için takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için takdir edilen 59.177,24-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600-TL arabuluculuk ücretinin 2.520-TL'nin davacıdan, 1.080-TL'nin davalıdan alınarak hazineye ödenmesine,Alınması gereken 12.238,08-TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 3.060-TL harcın mahsubuyla kalan 9.178,08- TL harcın davalıdan tahsiliyle hazineye ödenmesine,Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde davacıya talebi halinde iadesine,Davacı tarafından yapılan 315-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 95-TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalı tarafından yapılan 240-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 170-TL sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361/1.

maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyizi kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/10/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/284235 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.