6102TTK Türk Ticaret Kanunu

TTK 638/2 fesih davasında kayyım için yaklaşık ispat oluşmadı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1854 E. 2018/1333 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Tedbiren Kayyım Atanması Talebi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Organ azli davası açılmaksızın, sadece şirketin feshi ve tasfiyesi davasına bağlı olarak yönetim kayyımı atanması talep edildiğinde, bu talep esasen şirket yöneticisinin yönetim yetkisinin kaldırılması niteliğindedir. Mahkemelerin, zorunluluk bulunmadıkça şirketin yönetim yetkisine müdahale etmemesi kuraldır, kayyım atanması istisnadır. Diğer ortağın şirketi fiilen yönetmekte olması nedeniyle yönetim boşluğu bulunmadığı, bilgi alma hakkına ve genel kurul toplantı çağrılarına ilişkin ihtarlara cevap verilmemiş olmasının tek başına HMK 390/3 anlamında yaklaşık ispat ölçüsünde kanaat oluşturmadığı durumlarda, tedbiren kayyım atanması talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin HMK 390 yaklaşık ispat koşulu yönünden değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacı, %20 ortağı olduğu şirkette diğer ortağın kar dağıtmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkını kullandırmadığını, genel kurulu toplamadığını ve çağrı taleplerine cevap vermediğini, bu nedenlerle güven ilişkisinin sona erdiğini, TTK 638, 630/2-3 maddeleri gereği yönetim yetkisinin sınırlandırılabileceğini, sundukları ihtar ve kanıtlarla yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunu ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılıp kayyım atanmasını istemiştir.

Gerekçe: Davanın yasal dayanağı TTK 638/2 maddesine dayalı bir istek olup, TTK 630/2 maddesine göre açılmış bir organ azli davası mevcut değildir. TTK 625(1) gereği müdürler şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimiyle görevlidir ve bu yetkilerini devredemezler. Ticaret şirketleri özel hukuk alanında faaliyet gösteren, kar elde etmek amacıyla kurulan ve genel kurulunca seçilen yöneticileri tarafından yönetilmesi gereken kurumlardır; mahkemelerce zorunluluk olmadıkça yönetim yetkisine müdahale edilmemelidir. Organ azli davası açılmadığı halde yönetim kayyımı atanması istemi, aynı zamanda şirket yöneticisinin yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelmektedir. Somut olayda, şirketin %80 ortağı olan diğer ortak tarafından şirketin yönetilmekte olması nedeniyle bir yönetim boşluğu bulunmaması, zorunluluk bulunmadıkça yönetim yetkisine müdahale edilmemesinin kural, kayyım atanmasının istisna oluşu, bilgi alma hakkına ve genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik ihtarlara karşılık verilmemesinin kayyım atanması için yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat oluşturmaması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Organ azli davası açılmadan, şirketin feshi ve tasfiyesi davasına bağlı olarak istenen yönetim kayyımı talebinin yaklaşık ispat koşulu yönünden değerlendirilmesine ve yönetim yetkisine müdahalenin istisna olduğuna ilişkin ilkesel değerlendirme içermesi nedeniyle bölgesel ve ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yaklaşık ispat ihtiyati tedbir kayyım atanması şirketin feshi ve tasfiyesi yönetim yetkisi organ azli

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 638/2TTK 630/2TTK 625(1)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1854

KARAR NO 2018/1333

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/05/2018 Tarihli Ara Karar

NUMARASI 2018/381 Esas

KAYYIM ATANMASINI TALEP EDEN

TALEP Kayyım Atanması

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/11/2018

İlk derece mahkemesince verilen 22/05/2018 tarihli kayyım atanması talebinin reddine ilişkin ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin iki ortaklı bir şirket olup, davacının %20 oranında pay sahibi olduğunu, diğer ortağın ...'in ise %80 oranında pay sahibi olup, şirketi temsile yetkili kişi olduğunu, taraflar arasında güven ilişkisinin sona erdiğini, şirkette kar dağıtılmadığını, bilgi ve inceleme haklarını kullanamadıklarını, genel kurulun toplanamadığını, toplantıya yaptıkları çağrının ise sonuçsuz kaldığını, şirketin iş ve işlemlerinden borç ve alacaklarından haberdar olmadıklarını bu nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesi ile şirkete tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ihtiyati tedbire yönelik cevabında; davacı tarafın haksız olarak çektiği ihtarnamelere dayanak kayyım atanmasına yönelik talepte bulunduğunu, kayyım atanmasını haklı gösterecek somut ve inandırıcı delil sunulmadığını ileri sürerek talebin reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

HMK.nun 390 maddesinde,ispat ölçüsü bakımından HMK da bir yenilik getirilmemekle birlikte, yaklaşık ispat kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış ve ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş, hemde basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istendiği, yapılan değerlendirmede, mevcut dosya ve delil durumu itibariyle davacı tarafın davalı şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Kayyım atanmasını talep eden davacı vekili ; %20 ortağı olduğu davalı şirketin diğer ortağı ve temsilcisi tarafından,kar dağıtılmadığı,bilgi alma ve inceleme yetkisi verilmediği, genel kurulun toplanmadığı ve toplantıya çağrı taleplerine cevap verilmediği için güven ilişkisinin sona erdiğini,bu nedenlerle şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebepler oluştuğunu, bu nedenle şirketin fesih ve tasfiyesi için bu davayı açtıklarını, TTK 638,630/2,3 maddeleri gereği davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla önlem alınabileceğinden,haklı sebeplerin bulunması halinde,yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkileri kaldırılıp sınırlandırılabileceğinden,ihtarlarının sonuçsuz bırakılması ve sundukları kanıtlar gözetildiğinde,yaklaşık ispat koşulu oluştuğundan,mahkeme kararının kaldırılarak kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Davacı taraf haklı nedenlerle TTK.nun 638 maddesi gereği ortağı olduğu şirketin fesih ve tasfiyesini,şirkete kayyım tayin edilmesini talep etmiş,yerel mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesi için HMK 390 maddesindeki yaklaşık ispat koşulu oluşmadığından,talebin reddine karar verilmiştir.

HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.

Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.

Davanın yasal dayanağı TTK nun 638/2 maddesine dayalı bir istek olup; TTK nun 630/2 .maddesine göre açılmış bir organ azli davası mevcut değildir.TTK nun 625(1)maddesi gereğince müdürler şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ile görevli olup bu yetkilerini devredemezler. Ticaret şirketleri özel hukuk alanında faaliyet gösteren ,kar elde etmek gayesiyle kurulan ve genel kurulu tarafından seçilen yöneticileri tarafından yönetilmesi gereken kurumlardır. Mahkemelerce zorunluluk olmadıkça yönetim yetkisine müdahale edilmemelidir.Organ azli davası da açılmadığı halde yönetim kayyımı atanması isteği aynı zamanda şirket yöneticisinin yönetim yetkisinin kaldırılması anlamına gelmektedir.

Somut olayda,TTK.nun 638/2 maddesi gereği şirketin fesih ve tasfiyesi davası açılmış olup,davalı şirketin % 80 ortağı olan diğer ortak tarafından şirketin yönetilmesi karşısında bir yönetim boşluğunun bulunmaması,zorunluluk bulunmadıkça şirketin yönetim yetkisine müdahale edilmemesinin kural,kayyım atanmasının istisna oluşu,bilgi alma hakkına ve genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik ihtarlara karşılık verilmemesinin kayyım atanması için, yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat oluşturmaması nedeniyle, mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, bu karara karşı yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsup edilmesine başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/11/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/276088 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.