6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket ortaklığından çıkma davasında haklı sebebin kusursuzluk koşulu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/541 E. 2018/1468 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağının TTK 638/2 uyarınca şirketten çıkmasına veya TTK 636/3 uyarınca şirketin feshine karar verilebilmesi için ileri sürülen haklı sebebin ispatlanmış olması gerekir. Çıkma hakkının kullanılabilmesi için haklı sebebin doğumunda ortağın kusursuz olması koşulu aranmaz; ancak kusurlu eylemiyle haklı sebebe kendisi yol açan ortak bu hakkı kullanamaz. Aynı kusursuzluk şartı, şirketin feshi talebinde ileri sürülen sebepler için de geçerlidir.

Ele alınan sorunlar

Ortaklıktan çıkma/şirketin feshi için ileri sürülen haklı sebebin ispatlanamaması → ret

İddia: Davacı vekili, ortaklığın karşılıklı güvene dayandığını, bu güveni ortadan kaldıran eylemler (imza taklidi, tehdit, suç örgütüne bağlantı, davacıdan habersiz işlemler) bulunduğunu, ortaklıkta devama zorlanamayacağını ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 636/3 uyarınca haklı sebeplerin varlığında her ortak şirketin feshini isteyebilir; mahkeme bunun yerine ortağın payının ödenerek şirketten çıkarılmasına veya uygun başka bir çözüme hükmedebilir. TTK 638/2 uyarınca da her ortak haklı sebep varlığında şirketten çıkma davası açabilir. Ancak çıkmaya izin verilebilmesi için haklı nedenin ispatlanmış olması gerekir. Dosyaya getirtilen vergi tekniği raporlarına göre, şirketin fiilen tüm ithalat ve satış işlemlerini yürüten kişinin sermayeyi de üstlenmiş olması karşısında, davacının bu ortaklığı yalnızca %1 pay sahibi sıfatıyla kabullenmiş olmasının mümkün görülmediği, davacının bizzat verdiği ifadelere göre şirketin iş ve işlemlerine kendi menfaati doğrultusunda (kendi şirketi için araç ithal etmek amacıyla) fiilen iştirak ettiği anlaşılmıştır. Davacı ortağın şirketten çıkmasına izin verilmesi için haklı sebebin doğumunda kusursuz olması koşulu aranmamakla birlikte, kusurlu eylemi ile haklı sebebe yol açan ortağın çıkma hakkını kullanması mümkün değildir. Aynı şekilde şirketin feshi için ileri sürülen sebeplerin doğumunda da davacının kusurunun bulunmaması gerekir. Karar defterlerindeki imzaların davacıya ait olmadığına dair inceleme fotokopi belgeler üzerinde yapıldığından bu rapora itibar edilmesi mümkün değildir; davacının ceza soruşturması ve vergi incelemelerine konu hususlarda bizzat verdiği ifadelerden aktif olarak yer aldığı ve bu süreçlere kendi kusuruyla sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle haklı sebebin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddeden ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket ortağının çıkma veya fesih talebinde haklı sebebin doğumuna kendi kusuruyla sebebiyet vermiş olması halinde bu hakkını kullanamayacağına ilişkin değerlendirme yönünden bölgesel ikna edicilik taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortaklıktan çıkma şirketin feshi haklı sebep kusur vergi tekniği raporu

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 636/3TTK 638/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/541

KARAR NO 2018/1468

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/07/2017

NUMARASI 2015/586 Esas 2017/632 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/11/2018

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %2 hissedarı olduğunu kendisinin şirket merkezine dahi gitmediğini, şirket ortağı ve müdürü olan davalı ... ile davalı ...'ın davacıya haber vermeksizin imzasını taklit ederek kararlar aldıklarını, hiçbir genel kurul toplantısına davet edilmediklerini, davalıların yakını olan ... ile davacının ortağı olduğu dava dışı ... Ltd. Şti'nin davalı... Ltd.Şti'den olan alacakların alınması noktasında sorun yaşandığını, davacıya yasaya aykırı faaliyeti olan bir kısım kişiler vasıtasıyla baskı yapıldığını, nakti ödeme yerine gayri nakti ödeme aracı olarak ithal Otolar verilmiş ancak bunların ithalinde ve vergilendirilmesinde usulsüzlük olduğu gerekçesiyle maliye tarafından gerek davalı...

Ltd. Şti gerekse davacının ortak olduğu ... Ltd. Şti'ye yönelik araştırma başlatıldığı,...'ın davalı şirketin dava dışı ... Ltd.Şti'ne olan borçları nedeniyle davacıya yaptığı baskı ve işlediği suçun tespit edildiğini, yapılan soruşturma sonucunda da İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/89 esas sayılı dosyası ile şüpheliler aleyhine dava açıldığını, davalı gerçek kişilerin şirketin adresini değiştirerek usulsüz ve yasa dışı işlemler yaptıklarını, usulsüz şekilde vergi iadesi alındığı iddiasıyla Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/18349 esas sayılı dosyasında şüpheli sıfatıyla ifade vermek zorunda kaldığını,müvekkilin yapılan bu işlemlerden hiçbir bilgisinin ve menfaatinin söz konusu olmadığını gelinen noktada şirketin amacını gerçekleştiremeyeceğini beyanla hisselerinin diğer davalılar tarafından ödenerek şirketten çıkmasına aksi takdirde davalı şirketin feshi ile tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalılar usulen yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermemişler ise de ;Davalı ... duruşmada alınan beyanında ".. dava konusu şirkette her ne kadar resmiyette müdür olarak gözüküyor ise de sadece kayıtta yer aldığı, şirketin kurucuları ortakları ... ile kardeşi ...olduğu ,... her ne kadar resmiyette görünmese de şirketin davacı ile birlikte kurucusudur, ortak işler yaptıkları kardeşinin sadece kağıt üstünde olacağından ahsederek müdür olması yolunda ikna ettiği kendisinin de imza atmakta sakınca görmediği beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı şirketin belirtilen karar defterlerindeki imzaların davacıya ait olmadığı ve sahte olduğu grafolojik raporla tespit edilmiş ise de ve ayrıca davaya konu şirket bakımından suç örgütleri ile olan bağlantıya dair adli dosyalardan suret konulmasına karşın, şirketin gerek vergi cezaları, SGK ve vergi borçlarına dair amme alacaklarının da doğmasının mümkün bulunduğu ve davacı tarafından şirketin ve davacının borcu olmadığına dair bir belge de sunulmadığı ve buna dair bir ispatlayıcı vakıanın da davacı tarafça ileri sürülmediği (Yargıtay 11. HD.nin 2014 / 1426 E. Ve 2014 / 8142 sayılı ve 30.04.2014 tarihli içtihadı), kişinin kusurlu fiilleri ile şirkete ilişkin hususların ayırt edilmesine dair Yargıtay 11.

HD.nin 2009 / 3111 E. Ve 2010 / 9200 sayılı ve 27.09.2010 tarihli içtihadı da gözetilmiş, ayrıca davaya sunulan delillere göre de, davacının, ceza hukuku soruşturma dosyasında avukatı huzurunda verdiği 8.6.2015 tarihli şüpheli sıfatı ile savunmasında da, davalı şirkete, o şirketin ithalat belgesinden istifade etmek için ortak olduğunu ve amacının kendine ait ... Ltd. için araç ithal etmek olduğunu, bu amaçla davalı şirkete sembolik ortak olduğunu belirtmesine dair ikrarı da dikkate alınmış, bu durumun ise davalılar aleyhine kusur olarak kabul edilemeyeceği çünkü bizzat davacının sonuçlarına katlanabileceği kendi fiili olduğu gözetilmiş, neticede, davacının davalı şirketten çıkmasına karar verilmesi için haklı sebebin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; ticaret şirketine ortaklığın, ortakların şahsına duyulan güven ve karşılıklı itimat ile yapılacağını, ortada bu güveni kaldıracak eylemler ve işlemler varsa ortaklıkta devama zorlanmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin müvekkilinden habersiz yaptığı işlemler yaptığını, ortaklardan birinin, diğerini suç örgütüne "satarak" "kaldırtması" ve buna rağmen ortaklığın devamının gerektiğinin ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin imzası taklit edildiğini, şirket ortağından alacağını tahsil etmemesi için tehdit edilip hürriyetinden yoksun bırakıldığını ve .. Ltd.Şti. ile hiçbir ticari ortak amaca sahip olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacının öncelikle ortaklıktan çıkma, aksi halde TTK 636/3 maddesi gereğince limited şirketin feshine ilişkindir.

TTK nun 636(3). Haklı sebeblerin varlığında her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.

TTK nun 638(2) gereği de her ortak haklı sebeblerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.

Ne var ki, şirket ortaklığından çıkmaya mahkemece izin verilebilmesi için haklı nedenin varlığının kanıtlanması gerekir.Somut olayda ortaklıktan çıkmak isteyen davacının %1 pay sahibi ise de şirketi tüm işlemlerde temsile yetkisi bulunan vekaletnamesi bulunduğu "dosyaya getirtilen vergi tekniği raporlarında " şirketle ilgisi bulunan çalışan ve iş sahiplerinin ifadelerine göre şirketin tüm işlemlerinde ... ve ...'ın adı veriliği ,...'in verdiği ifadelerinde şirket adına tüm ithalatı kendisinin yaptığı,araçların bir kısmını kendi şirketi olan ... Otomotiv adına kullanıcılara sattığını .bir kısmını ise ...aracılığıyla diğer bayilere satıldığını beyan ettiği,....'ın ise tüm ithalatı ...'in yaptığını beyan ettiği ,tüm ithalatı sermayesi ile üstlenen ...'in %1 ortak olması ve bu ortaklığı kabullenmesinin mümkün görülmediği,yapılan tesbitler değerlendirildiğinde şirket ortağı ...'in 2011 yılında taşıt ithalatı ve satış işlemlerini fiilen yürüttüğü ,bu işlemlerle ilgili mükelllef kurumun (davalı şirket) yetkili yöneticisi olduğu ,...'ın ise ortak olmamasına rağmen işlemlere iştirak ettiği "tesbitlerine yer verilmiştir.

İthalat işlemlerinde ki usulsüzlükler nedeniyle bir çok vergi tekniği raporu düzenlenip yasal işlemler yapılan şirketin ortaklarının ve şeriklerinin ceza soruşturmasına da maruz kaldığı ;vergi tekiniği raporlarında alınan davacı beyanlarına göre davacının şirketin iş ve işlemleriyle ilgili olarak %1 pay sahibi ortak olarak hareket etmediğinin anlaşılmakta olduğu ; haklı neden olarak ileri sürülen hususların gerçekleşmesinde davacının kusuruyla sebebiyet vermemesi gerektiği ,ancak somut olayda davacı ortağın şirketten çıkmasına izin verilmesini isteyebilmesi için haklı sebebin doğumunda kusursuz olması koşulu aranmamakta ise de, kusurlu eylemi ile haklı sebebe yol açan ortağın çıkma hakkını kullanmasının mümkün olmadığının kabulü gerekmektedir.

Aynı şekilde şirketin feshi için ileri sürülen sebeblerin doğumunda da davacının kusuru bulunmaması gerekmekte olup ;fotokopi belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararlarda ki imzaların davacıya ait olmadığının tesbit edilmiş olması ,fotokopi belgeler üzerinde imza incelemesi neticesi alınan rapora itibar etmek mümkün olmadığı gibi ,davacının bizzat alınan ifadelerinin değerlendirilmesinde soruşturmaya konu hususlarda aktif olarak yer aldığı,gerek ceza soruşturması gerekse vergi incelemelerine kusuruyla sebebiyet verdiği anlaşılmakla davanın aynı gerekçelerle reddine karar veren ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine kara verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Peşin harcın karar harcına mahsup edilmesine başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/11/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/275092 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.