Tacir-esnaf ayrımında ticaret sicil kaydı yokluğu esnaf olduğunu göstermez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/983 E. 2018/1446 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Gerekçe özeti
Ticari nitelikte olmayan bir sözleşmeden (satım sözleşmesi) kaynaklanan uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemesinin görevli olabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olması gerekir. Bir kişinin ticaret siciline kaydının bulunmaması veya işletme hesabına göre defter tutması, tek başına o kişinin esnaf sayılıp tacir olmadığı sonucunu doğurmaz; tacirlik sıfatı tescile bağlı değildir ve esnaf-tacir ayrımı, ilgili Bakanlar Kurulu kararında belirlenen yıllık hasılat/alış/satış tutarlarına göre yapılacak araştırmayla tespit edilmelidir. Bu araştırma yapılmadan salt sicil kaydı yokluğuna dayanılarak verilen görevsizlik kararı eksik incelemeye dayanır.
Ele alınan sorunlar
Davalının tacir mi esnaf mı olduğunun ve buna göre görevli mahkemenin belirlenmesi → kabul
İddia: Davacı vekili, takibe dayanak faturada yer alan işin TTK 19/2 uyarınca davalı açısından da ticari iş niteliğinde olduğunu, faturaya konu malların tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğunu belirterek Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava, satım sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan kaynaklanmaktadır; satım sözleşmesi TTK'da düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilir. TTK 19/2 uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK 24 ve devamı maddelerdeki ticaret siciline ilişkin hükümler, tacir sıfatının tescile bağlı olmadığını, bu sıfatı taşımanın tescilin sonucu ve gereği olduğunu göstermektedir. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermez ve esnaf sayılmasını gerektirmez. 21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf-tacir ayrımına esas parasal sınırlar belirlenmiştir; 2017 yılı için yıllık brüt hasılat, yıllık alış ve yıllık satış miktarına göre ayrı eşikler öngörülmüştür. İlk derece mahkemesinin davalının ticaret siciline kaydının olmaması ve işletme hesabına göre defter tutmasına dayanarak görevsizlik kararı vermesi hatalıdır; ticaret siciline kayıt yokluğu esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutulması da esnaf sıfatını göstermez. İlk derece mahkemesince tacir-esnaf ayrımına ilişkin esaslar dikkate alınarak gerekli araştırmalar yapılıp davalının 2017 yılı itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tacir-esnaf ayrımının belirlenmesinde ticaret siciline kayıt yokluğunun ve işletme hesabına göre defter tutmanın tek başına esnaf sayılmayı gerektirmediği, bu ayrımın Bakanlar Kurulu kararında öngörülen parasal sınırlara göre yapılacak araştırmayla tespit edilmesi gerektiği yönündeki gerekçe, benzer görev tartışmalı davalarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Satım sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta Ticaret Mahkemesinin görevli olabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olması gerekir; tacir olup olmadığı ticaret siciline kayıt yokluğuna veya defter tutma usulüne göre değil, Bakanlar Kurulu kararındaki hasılat/alış/satış sınırlarına göre yapılacak araştırmaya göre belirlenir.
- Dava şartı
- mahkemenin görevli olması
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tacir↗ esnaf↗ ticari dava↗ görev↗ ticari işletme↗ ticaret sicili↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/983
KARAR NO 2018/1446
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/03/2018
NUMARASI 2017/971 E.-2018/259 K.
DAVA
İtirazın İptali ( Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 22/11/2018
İlk derece mahkemesince mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili, davalının taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, işletme hesabının olduğu, dolayısıyla davalının tacir olmadığı, bu durumda davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, yasal sürede talep halinde dosyanın Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili için ticari iş niteliğinde olan takibe dayanak faturada yer alan işin, TTK’nun 19/2 maddesi uyarınca davalı açısından da ticari iş niteliğinde olduğunu, faturaya konu malların tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olduğunun açık olduğunu, dolayısıyla Ticarat Mahkemelerinin bu davada görevli olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Aynı yasanın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiş olup 2017 yılı için yıllık brüt hasılata göre 93.000,00 TL, yıllık alış miktarına göre 174.000,00 TL ve yıllık satış miktarına göre 238.000,00 TL olmak üzere sınırlar belirlenmiştir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturadan kaynaklanmakta olup satım sözleşmesi TTK’nda düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilecektir.
İlk derece mahkemesince davalının ticaret siciline kaydının olmadığı ve işletme hesabına göre defter tuttuğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere davalının ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermeyecektir.
O halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen tacir-esnaf ayrımına ilişkin esaslar dikkate alınarak gerekli araştırmalar yapılıp, davalının 2017 yılı itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvusunun kabulü ile, hükmün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/03/2018 Tarih, 2017/971 Esas-2018/259 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye İADESİNE"
İstinaf yoluna başvuran davacı tarafça yatırılan 35,10- TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 22/11/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/275074 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi