6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İpotekli taşınmazın satışı nedeniyle açılan tazminat davasında aktif husumet ve zamanaşımı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/369 E. 2018/1611 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TazminatdiğerKesin

★ EmsalZamanaşımıDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Maddi ve Manevi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İpotekli icra takibi borçlusu olan davacı, taşınmazın maliki olmasa da satış nedeniyle zarara uğrama ihtimali bulunması sebebiyle tazminat davasında aktif husumet ehliyetine sahiptir. Ancak haksız fiile dayalı tazminat talebinde, davacının zarardan ve tazminat yükümlüsünden haberdar olduğu tarihten itibaren BK 60 uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlar; davacının içeriği ve sonucu ispatlanamayan takip/dava süreçlerine dayanması, zamanaşımını kesici bir neden olarak kabul edilemez.

Ele alınan sorunlar

Davacının maddi tazminat talebinde aktif husumet ehliyeti → kabul

İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan davayı reddetmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın kendisinin ve ailesinin sürekli oturduğu aile konutu niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı satışı yapılan taşınmazın maliki değil ise de, bu taşınmazın satışı nedeniyle ipotekli icra takibi borçlusu olarak zarara uğrama ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla iş bu davada aktif husumetin bulunduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin maddi tazminat talebini aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddetmesi, yasal dayanağı itibarıyla hatalıdır; doğru dayanak zamanaşımıdır.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Maddi tazminat talebinin zamanaşımı nedeniyle reddi → ret

İddia: Davalı vekili zamanaşımı definde bulunmuş; davacı vekili ise itirazın iptali davasının ve finansal kiralama şirketince açılan tazminat davasının zamanaşımını kestiğini, dolayısıyla zamanaşımı def'inin kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Satış tarihi tam olarak tespit edilememiş olmakla birlikte, 12/08/2009 tarihli yazı ile satışın yapıldığının asıl icra müdürlüğüne bildirildiği ve 28/09/2009 tarihinde davacıya tahliye emri gönderildiği anlaşılmakla, satış tarihinin en geç 12/08/2009 olduğu kabul edilmiştir. Haksız fiil tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nun 60. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde olay tarihinden itibaren 10 yıldır. Dava dilekçesinde davalı hakkında başlatılan icra takibinden ve itirazın iptali davasından söz edilmiş ise de, bu takip ve davaya ilişkin herhangi bir bilgi verilmediğinden zamanaşımını kesen bir durum bulunmadığı kabul edilmelidir. İstinaf dilekçesinde söz edilen, finansal kiralama şirketince davacı hakkında açılan dava ile davalı hakkında açılan tazminat davası da bu dava açısından zamanaşımını kesen bir neden olarak kabul edilemez. Haksız fiil tarihi itibariyle zarardan ve tazminat yükümlüsünden haberdar olduğu kabul edilmesi gereken davacı, davayı 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan çok sonra açmıştır. Dolayısıyla davalı tarafın yasal sürede ileri sürdüğü zamanaşımı def'i haklı görülmüş, ilk derece mahkemesince yasal dayanağı hatalı gösterilse de manevi tazminata ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, maddi tazminata ilişkin istemin de aynı gerekçeyle, zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İtirazın iptali davasının ve ilgili takiplerin zamanaşımını kesip kesmediği → ret

İddia: Davacı vekili, davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının kesinleşmeden taşınmazın satıldığını, söz konusu davanın zamanaşımını keseceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava dilekçesinde davalı hakkında başlatılan icra takibinden ve itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasından söz edilmiş ise de, ilk derece mahkemesince davacı vekiline bu davaya ilişkin mahkeme bilgilerinin verilmesi için süre verilmiş olmasına rağmen herhangi bir bilgi verilmemiş, istinaf dilekçesinde de bu davaya ilişkin bilgi verilmemiştir. Finansal kiralama şirketinin davalı şirket hakkında açtığı davada kısmen kabul kararı verildiği ve tazminatın finansal kiralama şirketine ödenmesine hükmedildiği, finansal kiralama şirketinin dosya davacısına muvafakat vermediği, davayı kendisinin açtığı ve iki kez tazminat ödenmesinin söz konusu olamayacağı anlaşılmakla, davacının sözünü ettiği böyle bir davanın mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle söz konusu takip ve davalara ilişkin herhangi bir bilgi verilmediğinden zamanaşımını kesen bir durumun bulunmadığı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Manevi tazminat talebine ilişkin istinaf başvurusu → ret

İddia: Davacı vekili, manevi tazminat talebinin zamanaşımı nedeniyle reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Zamanaşımı def'inin haklı görülmesi nedeniyle, ilk derece mahkemesinin manevi tazminata ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddi yönündeki kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İpotekli icra takibinde taşınmazın maliki olmayan ancak takip borçlusu sıfatını taşıyan kişinin, taşınmazın satışından zarar görme ihtimaline dayanarak tazminat davası açabileceği (aktif husumet ehliyetinin varlığı) yönündeki tespit, benzer icra-tazminat uyuşmazlıklarında emsal niteliği taşımaktadır. Ayrıca, dayanağı ispatlanamayan dava/takip süreçlerinin zamanaşımını kesmeyeceğine ilişkin değerlendirme de bu yönüyle emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Haksız fiile dayalı tazminat talebinde, 818 sayılı BK'nun 60. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde olay tarihinden itibaren 10 yıldır; davacının içeriği ispatlanamayan dava/takip süreçlerine dayanması bu süreyi kesmez.
Dava şartı
aktif husumet ehliyeti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti zamanaşımı def'i haksız fiil ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi zamanaşımını kesen sebepler BK 60 HMK 353(1)b-1 HMK 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 60 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/369

KARAR NO 2018/1611

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/11/2017

NUMARASI 2015/686 E.-2017/987 K.

DAVA

Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/12/2018

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı l..A.Ş. arasında akdedilen 22/07/2007 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesine dava dışı ...z’ın kefil olduğunu ve yine adı geçenin adına kayıtlı taşınmazın üzerine ipotek tesis edildiğini, finansal kiralama sözleşmesine konu makinelerin davalı şirket ile akdedilen sözleşme uyarınca sigortalı olduğunu, makinelerin müvekkilinde alındığını, hırsızlık olayında müvekkilinin kusuru olmadığı halde ...A.Ş.’nin sadece müvekkilini ve ipotek vereni taraf göstererek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, taşınmazın 96.000- TL bedelle satıldığını, zararın öncelikle davalı şirketten karşılanması gerekirken davalının takipte taraf dahi gösterilmediğini, taşınmaz ...adına kayıtlı olsa da taşınmazın müvekkilinin ailesi ile birlikte ikamet ettiği ev olduğunu, bu nedenle satış nedeniyle müvekkilinin de zarara uğradığını, taşınmazın satışı yapılmadan önce müvekkili tarafından davalı şirket hakkında icra takibi başlatılmış olsa da davalının takibe kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, itirazın üzerine açılan davanın kabul edildiğini,taşınmaz icra kanalıyla satılmış olduğundan hem değerinin altında bir fiyatla satıldığını, hem de icra masraflarının satış bedelinden mahsup edildiğini, bu sebeple taşınmazın satış tarihindeki değerinin tespiti ile borca mahsup edilen miktar ile esas değeri arasındaki farkın davalıdan tahsili gerektiğini, müvekkilinin maddi zararın yanında manevi zarara da uğradığını, evi tahliye zorunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, zira sigorta poliçesinde sigortalının dava dışı ... A.Ş. olması nedeniyle müvekkili aleyhine ancak bu şirket tarafından dava açılabileceğini, davacının sigorta ettiren olduğu kabul edilse dahi bu davayı açabilmesi için finansal kiralama şirketinin muvafakati gerektiğini, ayrıca taşınmazın davacı adına kayıtlı olmaması nedeniyle davacının taşınmazın satışı nedeniyle bir zarara uğramasının mümkün olmadığını, müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, zira takip ve satış işlemlerinin finansal kiralama şirketi tarafından yapıldığını, zamanaşımı definde bulunduklarını, kesin hüküm itirazlarının olduğunu, müvekkilinin sigorta poliçesinden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini,sigortalı finansal kiralama şirketi tarafından müvekkili hakkında tazminat davası açıldığını ve müvekkili tarafından toplam 304.488- TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu hasarla ilgili poliçe limitinin 204.050-TL olup hırsızlık hasarlarında %10 oranında tenzili muafiyet uygulandığı,müvekkilinin poliçe ile ilgili sorumluluğunun kalmadığını, ipotekli taşınmazın satışının müvekkilinin taraf olmadığı 3.bir sözleşmenin konusu olduğunu, olay sonrasında kolluk kuvvetlerinde dahi malların çalınmadığı yönünde kanaat oluştuğunu, müvekkilinin de yasal hakkını kullanarak hasar tazmin talebini reddettiğini, talep edilen tutarların fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının taşınmazın satışı nedeni ile maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de, davaya konu taşınmazın malikinin dava dışı ...olduğu, taşınmazın cebri icra yolu ile satılması nedeni ile iddia edilen zararın kayıt maliki tarafından talep edilebileceği,taşınmaza zilyet olmasının tazminat talep hakkı vermediği, bu itibarla davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, davacı vekili davaya konu taşınmazın satılması nedeni ile ailecek ikamet ettikleri taşınmazı boşaltmak zorunda kaldıklarını belirtereke manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de, taşınmazın satışının gerçekleştiği tarihten itibaren dava tarihine kadar belirlenen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle maddi tazminat davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan, manevi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili ;

1- Davalı ile finansal kiralama şirketinin grup şirketi olduklarını, finansal kiralama şirketinin hırsızlık olayı sonrası davalı şirkete karşı değil de müvekkili aleyhine takip başlatmasının doğru olmadığını,

2-Mahkemece maddi tazminat davası aktif husumet ehliyetinden reddedilmiş ise de, taşınmazın müvekkilinin sürekli oturduğu aile konutu niteliğinde taşınmaz olduğunu,

3-Müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi sonrası müvekkilinin itirazı üzerine itirazın iptali davası açıldığını, fakat bu dava kesinleşmeden taşınmazın satıldığını, söz konusu davanın zamanaşımını keseceğini, dolayısıyla manevi tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle reddini doğru olmadığını,

4-Bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, mal sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi gereken hasar bedelinin sigorta şirketince geç ödenmesinden dolayı, finansal kiralayan tarafından başlatılan ipotekli icra takibine konu taşınmazın satışı nedeniyle uğranılan maddi-manevi zararın tazmini istemine ilişkidir.

Davacı, dava dışı finansal kiralama şirketi ile kendisi arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesine konu makinelerin aynı zamanda davalı ile akdedilen sözleşme gereğince sigortalandığını, söz konusu makinelerin kendisinin kusuru olmaksızın çalınması sonrasında finansal kiralama şirketince sadece müvekkili ve ipotek veren hakkında ipotekli icra takibi başlatıldığını, davalının geç ödemesi sebebiyle ipotekli taşınmazın satıldığını, taşınmaz kendisi adına kayıtlı olmasa da ailesi tarafından kullanıldığından gerçek değerinin altında satışı ve satış nedeniyle tahliyesi nedeniyle maddi-manevi zarara uğradığını, ayrıca taşınmaz satılmadan önce kendisince davalı hakkında başlatılan icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış ve kendisi haklı bulunmuş ise de kötüniyet tazminatı talebinin reddedildiğini ileri sürmüş, davalı ise aktif ve pasif husumet ehliyeti itirazlarında ve zamanaşımı definde bulunmuş, ayrıca kesin hüküm itirazında bulunmuş, iddianın aksine sigortalı şirket tarafından kendileri aleyhine tazminat davası açıldığını ve tazminat ödemesi yapıldığını, ceza soruşturma dosyasındaki delliler uyarınca yasal hak kullanılarak ilk etapta tazminat talebinin reddedildiğini, kusurunun olmadığını savunmuştur.Dava konusu İst.

...İcra Dairesinin... Esas sayılı İpoteğin Paraya Çevrilmesine ilişkin dosya incelendiğinde, dava dışı ...Kiralama A.Ş.’nin davacı ile dava dışı kefil ve ipotek veren hakkında 25/07/2008 tarihinde kira bedelleri için takip başlattığı, 20/11/2008 tarihinde taşınmaza ilişkin kıymet takdir raporu alındığı, 12/08/2009 tarihinde taşınmazın satıldığı yönünde talimat icra dairesince asıl dosyaya bilgi verildiği görülmüştür.

Bu durumda davacı tarafça iddia edildiğinin aksine ipotekli takibe konu taşınmazın, 05/01/2009 tarihinde meydana geldiği ileri sürülen hırsızlık olayı sonrasında davalı ... şirketinin ödeme yapmaması üzerine değil, olaydan çok önce finansal kiralama bedellerinin ödenmemesi üzerine başlatılan takibin sonucu olarak satıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan dava dilekçesinde, taşınmaz satışından önce davacı tarafça davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı, itirazın iptaline karar verildiği ileri sürülmüş ise de, ilk derece mahkemesince davacı vekiline bu davaya ilişkin mahkeme bilgilerinin verilmesi için süre verilmiş olmasına rağmen herhangi bir bilgi verilmediğinden söz konusu dosya incelenememiş ve gerçekte böyle bir dava olup olmadığı belirlenememiştir.İstinaf dilekçesinde de bu davaya ilişkin bilgi verilmemiş,ancak finansal kiralama şirketinin davalı şirket hakkında açtığı İstanbul 47.ATM nin 2010/142 esas sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulu ile 180.000-TL tazminat ödemesinin finansal kiralama şirketine yapılmasına karar verildiği anlaşılmakla finansal kiralama şirketinin dosya davacısına muvafakat vermediği ,davayı kendisinin açtığı ,iki kez tazminat ödenmesi sözkonusu olamayacağından davacının sözettiği böyle bir davanın mevcut olmadığı sonucuna varılmıştır.Davanın, dava dışı finansal kiralama şirketi ile davalı arasındaki sigorta sözleşmesine dayalı olarak değil, davalının hasar bedelini zamanında ödememesi şeklindeki haksız fiile dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı satışı yapılan taşınmazın maliki değil ise de, bu taşınmazın satışı nedeniyle ipotekli icra takibi borçlusu olarak zarara uğrama ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla iş bu davada aktif husumetinin bulunduğunun kabulü gerekir.

Öte yandan davalı tarafın zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerekirse; satış tarihi tam olarak tespit edilememiş olmakla birlikte, 12/08/2009 tarihli yazı ile satışın yapıldığının asıl icra müdürlüğüne bildirildiği ve 28/09/2009 tarihinde davacıya tahliye emri gönderildiği, dolayısıyla satış tarihinin en geç 12/08/2009 olduğu açıktır. Haksız fiil tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nun 60.maddesi uyarınca zamanaşımı süresi zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halde olay tarihinden itibaren 10 yıldır. Dava dilekçesinde davalı hakkında başlatılan icra takibinden ve itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasından söz edilmiş ise de, söz konusu takip ve davaya ilişkin herhangi bir bilgi verilmediğinden zaamanaşımı kesen bir durumun bulunmadığı kabul edilmelidir.

Yine istinaf dilekçesinde ise ipotekli icra takibinde davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine finansal kiralama şirketince davacı hakkında açılan davadan söz edilmiş ve yargılama sırasında finansal kiralama şirketince davalı hakkında açılan tazminat davasının sonucunun beklenildiği ileri sürülmüş ise de, söz konusu davaların bu dava açısından zamanaşımını kesen bir neden olarak kabulü mümkün değildir. Buna göre haksız fiil tarihi itibariyle zarardan ve tazminat yükümlüsünden haberdar olduğu kabul edilmesi gereken davacının, iş bu davayı 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan çok sonra açtığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı tarafın yasal sürede ileri sürdüğü zamanaşımı defi haklı görülmüştür.

O halde, ilk derece mahkemesince yasal dayanağı hatalı gösterilse de sonuç olarak manevi tazminata ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Ancak maddi tazminata ilişkin istemin de zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi doğru görülmemiş, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK’nun 353(1)b-2 maddesi uyarınca maddi tazminata ilişkin hükmün kaldırılmasına ve maddi tazminata yönelik istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş hükümde bütünlük sağlanması için hükmün manevi tazminata ilişkin ferilerinin tekrarı yoluna gidilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin manevi tazminat istemine ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı vekilinin maddi tazminat istemine ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2017 Tarih 2015/686 Esas- 2017/987 Karar sayılı hükmün maddi tazminata ilişkin kısmının HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA;

"Maddi tazminata yönelik istemin zamanaşımı nedeniyle REDDİNE”

İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ;

Maddi ve manevi tazminat davası yönünden ayrı ayrı alınması gereken 31,40 red harcının peşin yatırılan 512,35- TL harçtan mahsubu ile arta kalan 449,55- TL harcın davacıya İADESİNE,

Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

Davalı taraf kendisinin vekil ile temsil ettirdiğinden maddi ve manevi tazminat talebi yönünden ayrı ayrı olmak üzere hüküm tarihinde yürürlükte bulanan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 1.980-şer TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine

HMK.120 maddesi gereğince; taraflarınca yatırılan gider avansı ile varsa delil avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yanlara iadesine,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan toplam 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 13/12/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273728 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.