6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartı ve acentenin husumeti

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1406 E. 2019/1131 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Deniz Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Deniz ticareti

rücu (taşıma temelli)

Gerekçe özeti

Konişmentoda yer alan ve yabancılık unsuru taşıyan, münhasır yetkiye ilişkin olmayan borç ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar için yabancı mahkemeyi münhasıran yetkili kılan yetki şartı, MÖHUK 47/1 koşulları gerçekleştiğinde geçerlidir ve bu şart taraflardan birinin kendi ülkesinde mukim olması gerekçesiyle kötüniyetli sayılamaz. Ayrıca konişmentoyu asıl taşıyanın acentesi sıfatıyla imzalayan ve faturalarında asıl taşıyan unvanını taşıyan kişiye, taşıyan sıfatıyla hareket ettiğine dair delil sunulmadıkça doğrudan dava açılamaz.

Ele alınan sorunlar

Sigortacının (halefiyet yoluyla) aktif husumet ehliyeti → kabul

Gerekçe: Dava konusu Gümrük Beyannamesine göre satış DAP (belirtilen noktada teslim) şeklinde kararlaştırılmış olup, bu durumda mal teslim edilinceye kadar risk sigortalı satıcıya ait olduğundan, sigortalının sigorta sözleşmesi yaptırmakta hukuki menfaati bulunmaktadır; dolayısıyla sigortalıya ödeme yapan davacı onun haklarına halef olmuş ve aktif husumet ehliyetini kazanmıştır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartının geçerliliği ve milletlerarası yetki itirazı → ret

İddia: Davacı, davalının Türkiye'de mukim ve Türk kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olduğunu, dolayısıyla kendi ikametgahı mahkemesinde açılan davaya ilişkin yetki itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: MÖHUK 47/1 uyarınca yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekir. TTK 1237/1 uyarınca taşıyan ile konişmento hamili arasındaki ilişkide konişmento esas alınır. Dava konusu emtianın alıcısının yabancı olması, tahliyenin yabancı limanda yapılması, taşıyan geminin yabancı bayraklı olması ve yetki itirazında bulunan davalının acentesi olduğu şirketin yabancı şirket olması nedeniyle uyuşmazlık yabancılık unsuru taşımaktadır. Dava konusu, münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp taşıma akdi ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Konişmentonun 10.3. maddesinde yer alan, yükleyici/taşıyıcı davalarının Londra Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde ve İngiliz kanunlarına tabi olduğuna dair kayıt geçerli olup, bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğu kabul edilmiştir. Davalının Türkiye'de yerleşik bir şirket olması, yetki itirazının izafeten (asıl muhatap yabancı şirket adına) yapılmış olması nedeniyle itirazın kötüniyetli olduğu iddiasını haklı kılmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Acentenin (asaleten açılan davada) pasif husumeti → ret

İddia: Davacı, davalının Türk şirketi olduğunu, asıl taşıyan tarafından verilmiş bir vekaletname sunulmadığını ve davalının taşıma konusunda aktif rol aldığını ileri sürerek pasif husumet yokluğu kararının hatalı olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Dava konusu konişmentoda davalının konişmentoyu asıl taşıyanın acentesi sıfatıyla imzaladığı belirtilmiş, davalı tarafından sigortalı adına düzenlenen navlun vs. faturalarında davalı unvanı üzerinde asıl taşıyan unvanını içeren antet bulunduğu ve faturalarda dava konusu konişmento numarasının belirtildiği görülmüştür. Davacı tarafça davalının taşıyan sıfatıyla hareket ettiğine dair delil sunulmamıştır. Bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiği ve acentelere doğrudan dava açılamayacağı kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Konişmentoda yer alan yabancı mahkeme yetki şartının MÖHUK 47/1 koşulları çerçevesinde geçerliliği ve taşıyan acentesine karşı doğrudan dava açılamayacağı hususlarında, ilgili sorunlar açısından bölgesel ikna edici emsal değeri taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Konişmentoda taraflarca kararlaştırılan, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine tabi olmadığı borç ilişkilerinden doğan davalarda, MÖHUK 47/1 koşulları gerçekleştiğinde yazılı yetki şartıyla belirlenen yabancı mahkeme yetkilidir.
Dava şartı
husumet (pasif husumet yokluğu nedeniyle acenteye asaleten açılan davanın reddi)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aktif husumet ehliyeti halefiyet milletlerarası yetki itirazı münhasır yetki şartı MÖHUK 47/1 konişmento acente pasif husumet DAP teslim şekli

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 1472TTK 1237/1 · 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) — MÖHUK 47/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1406

KARAR NO 2019/1131

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ 28/12/2017

NUMARASI 2015/672 E.-2017/449 K.

DAVA

İtirazın İptali (Deniz Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2019

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkili nezdinde Primli Abonman Sigorta Poliçesi ile sigortalı dava dışı E... Tic. A.Ş.’ne ait emtianın davalı şirket tarafından taşınması sırasında hasarlandığını, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısına ödeme yaparak onun haklarına halef olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, zira ister FOB ister CIF satış olsun malın hasar ve zararının malın küpeştesine geçtiği andan itibaren alıcıya ait olduğunu, oysa sigortalının satıcı/yükleyici olduğunu, müvekkilinin Mediterranean ... S.A.’nın acentesi olduğunu, dolayısıyla müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, ayrıca müvekkili ....S.A. aleyhine açılan davada ise mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini zira konişmentonun 10.maddesi ile uyuşmazlıkların çözümünde Londra Mahkemelerinin yetkili kılındığını, kaldı ki müvekkiline atfedilebilecek bir kusur olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu, bununla birlikte dava konusu konişmentodaki yetki klozu gereği taşımadan kaynaklanan anlaşmazlıklarda yargı yeri olarak Londra Yüksek Mahkemesinin kararlaştırılmış olduğu, dava konusu uyuşmazlıkta geminin yabancı bayraklı olması ve yükleme limanının Gebze,boşaltma limanının ise Trieste olması karşısında yabancılık unsurunun bulunmakta olduğu, dava konusunun Türk Mahkemelerinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, kendisine asaleten dava açılan ...Gemi Acenteliği A.Ş nin taşıyanın acentesi olduğu ve acentelere doğrudan dava açılamayacağı gerekçesiyle davalı ...

Gemi Acenteliği A.Ş hakkındaki asaleten açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı . ...SA'ya izafeten ... Gemi Acenteliği A.Ş 'nin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Yetki itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunu ispatlayan Yargıtay içtihatlarının dikkate alınmadığını, somut olayda davalının İstanbul ilinde mukim ve Türk kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olduğunu, dolayısıyla kendi ikametgahı mahkemesinde açılan bir davaya ilişkin yetki itirazının kötüniyetli olduğunu,

2-Davalıya asaleten açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddinin de doğru olmadığını, zira davalının Türk şirketi olduğunu ve asıl taşıyan tarafından verilen bir vekaletname sunulmadığını, davalının taşıma konusunda aktif rol aldığını belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK 1472.maddesi uyarınca Primli Abonman Sigorta Poliçesi uyarınca ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı, kendisine izafeten açılan davaya ilişkin olarak yasal sürede uluslararası yetki itirazında bulunarak mahkemenin yetkisine itiraz etmiş,kendisine asaleten açılan davada ise kendisinin acente sıfatını haiz olduğundan bahisle pasif husumet itirazında bulunmuş, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davalıya izafeten açılan davada yetki itirazı kabul edilerek yetkisizlik kararı, asaleten açılan davada pasif husumet yokluğundan red kararı verilmiştir. Öncelikle dava konusu Gümrük Beyannamesine göre dava konusu satış DAP Teslim(belirtilen noktada teslim) şeklinde kararlaştırılmış olup, bu durumda mal teslim edilinceye kadar risk sigortalı satıcıya ait olduğundan, sigortalının sigorta sözleşmesi yaptırmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, dolayısıyla sigortalıya ödeme yapan davacının onun haklarına halef olduğu ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir.

Bununla birlikte davalı tarafın milletlerarası yetki itirazının değerlendirilmesi gerekirse; MÖHUK 47/1 maddesi “Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.” şeklinde düzenlenmiştir. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir.

Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. TTK 1237/1 maddesi uyarınca taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkide konişmento esas alınır. Somut olayda dava konusu konişmento incelendiğinde, gönderenin sigortalı ... gönderilenin . , yükleme limanının Gebze, tahliye limanın Trieste limanı, geminin ...ji gemisi olduğu ve taşıyanın ... S.A. olduğu görülmüş olup, dava konusun emtianın alıcısının yabancı olması, tahliyesinin yabancı bir limanda yapılmış olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve yetki itirazında bulunan davalının acentesi olduğu şirketin yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı kabul edilmiştir.

Öte yandan dava konusunun münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklandığı da açıktır.Konişmentonun arka yüzünde yer alan 10.3. maddesi “Tüccarın(yükleyicinin) açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla Taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın, Londra Yüksek Mahkemesi’nin inhisari yetkisinde olduğu ve İngiliz Kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir.” şeklinde düzenlenmiş olup, bu durumda iş bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca davacı davalının Türkiye’de yerleşik bir şirket olduğunu ileri sürmekte ise de, yetki itirazı izafeten yapılmış olup, asıl muhatap şirket yabancı olduğundan, yetki itirazının kötüniyetli olduğu yönündeki iddiası da haklı görülmemiştir.

Öte yandan davalının pasif husumet itirazının değerlendirilmesi gerekirse; dava konusu konişmentoda, davalının konişmentoyu asıl taşıyanın acentesi sıfatıyla imzaladığı belirtilmiş, ayrıca davalı tarafından sigortalı adına düzenlenen navlun vs. faturaları incelendiğinde davalı unvanı üzerinde asıl taşıyan unvanını içeren antet olduğu, ayrıca faturalarda dava konusu konişmento numarasının belirtilmiş olduğu görülmüş, davacı tarafça davalının taşıyan sıfatıyla hareket ettiğine dair bir delil de sunulmamış olup, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerekmiştir. O halde ilk derece mahkemesince davalıya izafeten açılan dava yönünden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle, davalıya asaleten açılan dava yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353(1)b-1 maddesi gereği esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine,

HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

19. 09.2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268977 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.