6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortağa yöneltilen fesih davası pasif husumet yokluğundan reddedilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/685 E. 2018/80 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir; ortağa yöneltilen dava pasif husumet yokluğundan reddedilir. Haklı sebebin varlığı için davacının ileri sürdüğü güven ilişkisinin zedelenmesi, bilgi alma hakkının ihlali, kötü yönetim, sadakat borcunun ihlali gibi hususların somut delil ve belgelerle ispatlanması gerekir; bu iddialar beyandan ibaret kalıp delille desteklenmezse fesih ve tasfiye talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Ortak aleyhine açılan fesih davasında husumet → ret

İddia: Davacı vekili, ortak hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, tüm ortaklara davanın yöneltilmesinin Yargıtay kararlarında geçerli kabul edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Fesih ve tasfiye davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir; davalı ortağa yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddi kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yerleşik Yargıtay uygulaması da aynı yöndedir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Limited şirketin haklı nedenle feshi talebinin ispatı → ret

İddia: Davacı vekili, ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, davacı ortağa defter ve belgeleri inceleme imkanı verilmediğini, davalının siparişleri üretmeyerek şirketi zarara uğrattığını, sipariş bedeline mahsuben ödenen paraları başka amaçla kullandığını, ortağın kötüniyetli davranışı, şirketin kötü yönetilmesi, dürüst davranılmaması, baskı ve tehdit uygulanması, şirketin ekonomik yapısının bozulması ve organların çalışamaz hale gelmesi nedenleriyle haklı sebeplerin bulunduğunu, ilk derece kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 636/3. maddesine göre haklı sebeplerin bulunması halinde her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir; mahkeme haklı sebep bulunması halinde şirketin feshi yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine de karar verebilir. Öğreti ve Yargıtay uygulamalarına göre haklı sebep; organların işlevini yitirmesi, kar payı dağıtılmaması, ortağın genel kurula katılma, bilgi alma, denetleme hakkının ihlali, şirketin amaç ve konusunu gerçekleştirmesinin imkansız hale gelmesi, kötü yönetim, iş göremezlik, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcunun ihlali, şirket defterinin düzgün tutulmaması, diğer ortaklara hakaret ve müessir fiilde bulunmak, şirketin borca batık hale gelmesi gibi hallerdir. Somut olayda davacının ileri sürdüğü; güven ilişkisinin zedelenmesi, defter ve belgeleri inceleme imkanı verilmemesi, siparişlerin üretilmeyerek şirketin zarara uğratılması, sipariş bedellerinin başka amaçla kullanılması, ortağın kötüniyetli davranışı, şirketin kötü yönetilmesi, dürüst davranılmaması, baskı ve tehdit uygulanması yönündeki iddiaların ispatına yönelik dosyada delil veya belge bulunmamaktadır. Haklı sebeple şirketin feshi şartlarının bulunduğu davacı tarafça ispatlanamamış olup iddialar beyandan ibarettir; ticari defter ve kayıtların incelenmesinden de şirketin fesih koşullarının mevcut olduğu ve bu durumun gerçekleşmesinde davacının diğer ortaktan daha az kusurlu bulunduğu hususunu ispata yarar delil sunulmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın 'limited şirketin haklı nedenle feshi davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekir, ortağa yöneltilemez' yönündeki tespiti ve haklı sebep kavramının kapsamına ilişkin sayım, benzer davalarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
husumet (pasif husumet - fesih davasında şirkete yöneltilmesi gerekliliği)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirketin haklı nedenle feshi tasfiye husumet pasif husumet TTK 636/3 ispat yükü kötü yönetim sadakat borcunun ihlali

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 636TTK 636/3TTK 638

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/685

KARAR NO 2018/80

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/05/2017

NUMARASI 2015/686 Esas 2017/417 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Fesih İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 31/01/2018

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili,müvekkilinin Türkiye'ye yatırım yapmak için gelmiş bir Mısır vatandaşı olduğunu, 95.000-usd nakit para koyarak ...ı'nın sahibi olduğu isimli şahıs şirketine %50 oranında ortak oldukları Sanayi Ticaret Ltdi Şti'ni kurduklarını, müvekkilinin ticaret sicil müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan ...ic Ltd Şti'nin kurucu ortağı olduğunu, müvekkilinin zaman zaman yurt dışına gidip gelmesi gerektiğinden diğer ortak davalı ... ..ı'nın da istek ve yönlendirmesi ile şirketin iş ve işlemlerini takip etmek, şirketi yönetmek , şirketin gelir ve giderlerini kontrol etmek amacıyla davalı ... ..ı'nın aksine bir karar alınana kadar münferiden temsil ve ilzama yetkili olmak üzere şirketin yetkili müdürü olarak görevlendirildiğini, şirketin kuruluşundan bu yana davalı şirket ortağı ile şirketin yönetimi konusunda sorunlar yaşandığını, bir çok firmayla yapılan üretimlerde aksama olmaya başladığını, üretim yapılan firmalardan alınan ücretlerin şirket hesabına değil davalının şahsi hesabına aktarıldığı şüphesinin doğduğunu, davacı tarafından getirilen ve üretimi için davalı şirkete verilen siparişlerin yerine getirilmediğini, şirket ortağı davalı .....ı'nın şirket müdürlüğü görevini kötüye kullandığını, şirketin kötü yönetildiğini bildirerek;

ortaklıktan doğan hak ve borçların teminat altına alınması için tedbir kararı verilmesine, davacının ortaklıkdan doğan haklarını korunması için davalı şirkete kayyum tayin edilmesine, davalı şirketin feshi ile tasfiye edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacının müvekkili şirkete 95.000-usd'yi nakit koyduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu ve dosyaya bu konuda belge sunulmadığını, müvekkili şirketce müvekkil ...ı'nın ... şahıs şirketinden satın alınan makinalar ile ilgili iddiasının abartılı olduğunu, davacının şirket kurulduğunda verdiği sözleri tutmadığını, müvekkiline yardımcı olmadığından şirketin işlerinin iyiye gitmediğini ve borçlanıldığını, davacının tasfiye konusunda yönetim kurulundan talepte bulunmadan dava açmasınun usule aykırı olduğunu, şirket bilançosuna göre müvekkilinin şirketten 28.999,92 TL alacağı olup şirketin de satın alınan taşıttan dolayı borcu bulunduğunu, tasfiye gerçekleştiği takdirde bu hususların nazara alınması gerektiğini bildirerek;

davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, iddia,savunma, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre Limited şirketlerde haklı nedenle feshi için Haklı sebebin, şirketin devam etmesini çekilmez bir hale getiren veya şirket ilişkisini sona erdirmeyi gerektiren herhangi bir olgu olduğunu, bunun Objektif veya subjektif bir neden olabileceğini, Bir ortağın haklı sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesini isteyebilmesi için fesih ve tasfiyeyi gerektiren olaylarda kendi kusurunun bulunmaması gerektiğini, davalı şirketin, iki ortaklı bir şirket olduğunu,davalı ... .ı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak görevlendirildiğini, Davacının, Şirket ortağı ve müdürü olan ....ı'nın şirketi iyi yönetmediği, birçok firmaya yapılan üretimlerde aksama olduğu, şirketin maddi yönden zarara uğratıldığı, şirket müdürlüğü görevininin kötüye kullanıldığı, 3.

Şahıslar ile olan ilişkilerde davalının tek başına iş ve işlem yaptığı bilgi vermediği, bu sebep ile ortaklar arasında husumet oluşmaya başladığını bildirerek şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmiş olduğunu, ancak bu iddiaların şirket müdürünün sorumluluğu ya da müdürün azline ilişkin olup, şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebep oluşturmadığı gibi davacı tarafından bu iddialarını ispata yarar somut bir delil de sunulamadığından şirketin fesih şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine davalı şahsa yönelik açılan davanında Şirketin haklı sebep ile fesih ve tasfiyesi talebi ile açılan davaların şirkete yöneltilmesi gerektiği, bu davalarda şirket ortaklarına Husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili öncelikle ortak hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesinin yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu zira tüm ortaklara davanın yöneltilmesi halinde bu hususun yargıtay kararlarında geçerli olarak kabul edildiğini, esas olarak güven ilişkisi zedelendiği davacı ortağa defter ve belgeleri şirket kayıtlarını inceleme imkanı verilmediği halde bu hususun göz ardı edildiğini, davalının verilen siparişleri üretmeyerek şirketi zarara uğrattığını, sipariş bedeline mahsuben ödenen paralarıda başka amaçla kullandığını, ortağın kötüniyetli davranışı, şirketin kötü yönetilmesi, ticari faaliyette dürüst davranmaması , baskı ve tehdit uygulaması hususların göz ardı edildiğini yine şirketin ekonomik yapısının giderek bozulduğunu organların çalışamaz hale geldiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Uyuşmazlık, TTK' nın 636,638 maddeleri çerçevesinde açılan limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi davada davacının iddia ettiği haklı nedenlerin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili öncelikle ortak hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu zira tüm ortaklara davanın yöneltilmesi halinde bu hususun Yargıtay kararlarında geçerli olarak kabul edildiğini ileri sürmekte ise de ,fesih ve tasfiye davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ,davalı ortağa da yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yerleşik Yargıtay uygulaması da aynı yöndedir.

Davacı taraf ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği davacı ortağa defter ve belgeleri şirket kayıtlarını inceleme imkanı verilmediği halde bu hususun göz ardı edildiğini, davalının verilen siparişleri üretmeyerek şirketi zarara uğrattığını, sipariş bedeline mahsuben ödenen paraları da başka amaçla kullandığını, ortağın kötüniyetli davranışı, şirketin kötü yönetilmesi, ticari faaliyette dürüst davranmaması, baskı ve tehdit uygulaması hususların göz ardı edildiğini yine şirketin ekonomik yapısının gitgide bozulduğunu organların çalışamaz hale geldiğini haklı nedenlerin bulunduğunu iddia etmekte ise de iddialarını doğrulayacak delil ,belge ibraz etmemiştir.

TTK'nun 636/3. maddesine göre, haklı sebeplerin bulunması halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece haklı sebepler bulunması halinde şirketin feshi yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine de karar verebileceği düzenlenmiştir. Gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarına göre, haklı sebep; organların işlevini yitirmesi, kar payı dağıtılmaması, ortağın genel kurula katılma, bilgi alma, denetleme hakkının ihlali,şirketin amaç ve konusunu gerçekleştirmesinin imkansız hale gelmesi,kötü yönetim iş göremezlik, rekabet yasağının ihlali, sadakat borcunun ihlali, şirket defterinin düzgün tutulmaması, diğer ortaklara hakaret ve müesir fiilde bulunmak şirketin borca batık hale gelmesi halleri olarak sayılmaktadır.

Somut olayda güven ilişkisi zedelendiği davacı ortağa defter ve belgeleri şirket kayıtlarını inceleme imkanı verilmediği halde bu hususun göz ardı edildiğini, davalının verilen siparişleri üretmeyerek şirketi zarara uğrattığını, sipariş bedeline mahsuben ödenen paraları da başka amaçla kullandığını, ortağın kötüniyetli davranışı, şirketin kötü yönetilmesi, ticari faaliyette dürüst davranmaması , baskı ve tehdit uygulaması hususların göz ardı edildiği yönündeki iddiaların ispatına yönelik dosyada delil yada belge bulunmadığı haklı sebeple şirketin feshi şartlarının bulunduğu davacı tarafça ispatlanamamış olup ,davacı iddialarının beyandan ibaret olduğu iddialarını doğrulayacak delil sunulmadığı ,ticari defter ve kayıtların incelenmesinden de ,şirketin fesih koşullarının mevcut olduğu ve bu durumun gerçekleşmesinde davacının diğer ortaktan daha az kusurlu bulunduğu hususunu ispata yarar deliller sunulmamış,Davacı tarafi iddiasını ispatlayamamış bulunduğundan,istinaf sebebleri yerinde görülmemiş, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.31/01/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261565 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1931 E. 2019/3712 K. · Onandı

Müdürün kötü yönetimi tek başına haklı fesih sebebi değildir

Gerekçe özeti

Limited şirkette haklı sebeple fesih ve tasfiye istenebilmesi için şirket ilişkisinin çekilmez hâle geldiğini gösteren ve davacının kendi kusuruna dayanmayan bir olgunun ispatı gerekir; müdürün kötü yönetimine, görevi kötüye kullanmasına ve şirketi zarara uğratmasına ilişkin iddialar müdürün sorumluluğu veya azli kapsamında olup tek başına haklı fesih sebebi oluşturmaz. Bu davalarda husumet şirkete yöneltilmelidir; şirket ortağına yöneltilen dava pasif husumet yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

Haklı sebeple fesih ölçütünün müdürün sorumluluğu/azli iddialarından ayrılması ve fesih davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği bakımından; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Kavramlar: haklı sebeple fesih tasfiye limited şirket müdürün sorumluluğu müdürün azli pasif husumet ispat yükü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/1931 E.  ,  2019/3712 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/05/2017 tarih ve 2015/686 E.-2017/417 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 31/01/2018 tarih ve 2017/685-2018/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili,davalı şirketin diğer davalıyla birlikte %50-%50 oranında ortağı olduklarını, şirketin kuruluşundan bu yana davalı şirket ortağı ile şirketin yönetimi konusunda sorunlar yaşandığını, bir çok firmayla yapılan üretimlerde aksama olmaya başladığını, üretim yapılan firmalardan alınan ücretlerin şirket hesabına değil davalının şahsi hesabına aktarıldığı şüphesinin doğduğunu, davacı tarafından getirilen ve üretimi için davalı şirkete verilen siparişlerin yerine getirilmediğini, şirket ortağı davalı ... Harmancı'nın şirket müdürlüğü görevini kötüye kullandığını, şirketin kötü yönetildiğini bildirerek; ortaklıktan doğan hak ve borçların teminat altına alınması için tedbir kararı verilmesine, davacının ortaklıktan doğan haklarını korunması için davalı şirkete kayyum tayin edilmesine, davalı şirketin feshi ile tasfiye edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, limited şirketlerde haklı nedenle feshi için Haklı sebebin, şirketin devam etmesini çekilmez bir hale getiren veya şirket ilişkisini sona erdirmeyi gerektiren herhangi bir olgu olduğunu, bunun objektif veya subjektif bir neden olabileceğini, bir ortağın haklı sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesini isteyebilmesi için fesih ve tasfiyeyi gerektiren olaylarda kendi kusurunun bulunmaması gerektiğini, davalı şirketin, iki ortaklı bir şirket olduğunu,davalı ... Harmancı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak görevlendirildiğini, Davacının, şirket ortağı ve müdürü olan Şevket Harmancı'nın şirketi iyi yönetmediği, birçok firmaya yapılan üretimlerde aksama olduğu, şirketin maddi yönden zarara uğratıldığı, şirket müdürlüğü görevinin kötüye kullanıldığı, 3.

Şahıslar ile olan ilişkilerde davalının tek başına iş ve işlem yaptığı bilgi vermediği, bu sebep ile ortaklar arasında husumet oluşmaya başladığını bildirerek şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmiş olduğunu, ancak bu iddiaların şirket müdürünün sorumluluğu ya da müdürün azline ilişkin olup, şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı sebep oluşturmadığı gibi davacı tarafından bu iddialarını ispata yarar somut bir delil de sunulamadığından şirketin fesih şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine ve davalı şahsa yönelik açılan davanın da şirketin haklı sebep ile fesih ve tasfiyesi talebi ile açılan davaların şirkete yöneltilmesi gerektiği, bu davalarda şirket ortaklarına Husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, fesih ve tasfiye davasında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, davalı ortağa da yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı ve davacı tarafın haklı sebep iddialarını ispatlayamamış bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13/05/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.