6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklıktan çıkma davasında şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/95 E. 2019/137 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Gerekçe özeti

Haklı sebeple ortaklıktan çıkma davasında, TTK 638(2) kapsamında ortaklık haklarının korunması amacıyla şirket yönetimine kayyım atanması, ihtiyati tedbir niteliğinde geçici bir hukuki koruma olduğundan HMK 389 ve 390/3 koşullarına tabidir; bu koşulların gerçekleşmesi için somut bir tehlikenin varlığı ve bunun yaklaşık ispat ölçüsünde gösterilmesi zorunludur. Şirket faaliyetine devam ediyor ve organlarından yoksun değilse, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır; bu durumda TTK 638/2 maddesi, şirket organlarının görevden alınarak temsil ve idarenin kayyıma devri için dayanak oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

Ortaklıktan çıkma davasında davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebi → ret

İddia: Davacı vekili, TMK 427. maddeye dayalı olarak şirketin organsız kalması halinin gerçekleşmemesi durumunda kayyım atanamayacağına dair değerlendirmenin hatalı olduğunu, TTK 638. madde uyarınca dava süresince ortaklık haklarının korunması amacıyla tedbir niteliğinde kayyım atanması gerektiğini, bu talebin yaklaşık ispat ölçüsünü aşan verilere ve şirket kayıtlarına dayandığını, diğer ortakların şirkete ait makinaları gerçek değerinin altında satarak ayrılma payını azaltmaya çalıştıklarını ileri sürerek ret kararının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: HMK 389. madde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği ya da gecikme nedeniyle ciddi bir zarar doğacağı endişesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini düzenler; HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmeli ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. TTK 638(2), bir ortağın ayrılmasına ilişkin davada kesinleşmiş karara kadar ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin sınırlandırılmaması veya ortadan kaldırılmaması ile ortakların haklarının zayi olmamasını amaçlar; ancak böyle bir geçici hukuki korumaya karar verilebilmesi için somut bir tehlikenin varlığı zorunludur, bu tehlike bulunmadıkça ihtiyati tedbir kararı verilemez. Şirketin faaliyetini sürdürdüğü ve gerekli organlarından yoksun kalmış durumda olmadığı anlaşılmakta olup, şirket yönetiminin esas olarak genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması gerektiği, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesinin esas olduğu gözetildiğinde, TTK 638/2 maddesinin şirket organlarının görevden alınarak temsil ve idarenin kayyıma devrine dayanak oluşturmadığı kabul edilmiştir. Dosya mevcudunda somut bir tehlikenin varlığı hususunda yaklaşık ispat koşulunun yerine gelmediği, yargılamanın devam ettiği aşamada alınan bilirkişi raporundan şirketin özvarlığını koruduğu anlaşıldığından kayyım atanmasını gerektirir koşulların bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Haklı sebeple ortaklıktan çıkma davalarında TTK 638/2 kapsamında şirket yönetimine kayyım atanması talebinin, ihtiyati tedbir niteliğinde bir geçici hukuki koruma olarak HMK 389/390 koşullarına (somut tehlike ve yaklaşık ispat) tabi olduğu ve şirket organsız kalmadıkça bu tür bir müdahalenin istisnai kalması gerektiği yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içerir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haklı sebeple ortaklıktan çıkma yönetim kayyımı ihtiyati tedbir yaklaşık ispat TTK 638/2 şirket organsız kalma

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3HMK 353(1)b-1HMK 362.f · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 638(2)TTK 616/1-bTTK 630 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 427

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/95

KARAR NO 2019/137

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 26/10/2018 (Ara Karar)

NUMARASI 2016/485 Esas

TALEP Kayyım atanması

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/02/2019

İlk derece mahkemesince verilen 26/10/2018 tarihli kayyım atanması talebinin reddine ilişkin ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

TALEP

Davacı vekili müvekkilinin davalı şahıslar ile diğer davalı ...'nin ortağı olduklarını, ancak davalı şahısların kardeş olup müvekkiline karşı haksız eylemleri nedeniyle ortaklığın çekilmez hale geldiğini, haklı sebeple ortaklıktan çıkma ve diğer hakları saklı kalarak esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma payının şimdilik 10.000-TL bedelli kısmının tahsili, davalı şahısların şirketin fikri ve malvarlığı değerlerini azaltmaya, başka bir şirkete aktarmak suretiyle yok etmeye yönelik haksız tasarruflarının engellenmesi için davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, yargılama aşamasında delillerin toplanması ve yönetim kurulu görüşlerinin oluşması sonrasında kayyım atama isteminin denetleneceği hususunda tensip ara kararı bulunduğu, daha sonra 25/10/2018 tarihli celse ara kararı ile kayyım atanması talebinin reddine karar verildiği, 26/10/2018 tarihli gerekçeli kararında ise, şirketin yasal organlarının mevcut olmaması halinde kayyım atanacağı, TMK 427. madde, TTK 616/1-b maddesi, TTK 630. maddede öngörülen hususların dava konusu edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için somut sebep gösterilmesi, tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil bulunması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olduğu, davanın niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği HMK 389 koşullarının mevcut bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; TMK 427. maddeye dayalı şirketin organsız kalması halinin gerçekleşmemesi durumunda kayyım atanamayacağına dair hükmün hatalı olduğunu, TTK 638. madde ile mahkemenin dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir hükmünü içerdiği, tedbir niteliğinde kayyım atanması gerektiğini, hakların korunmasına yönelik zaruri bir tedbir olduğunu, dosyada kayyım atanmasını gerektiren halin varlığının bilirkişi raporuna da yansıdığı, talebinin yaklaşık ispat ölçüsününde üzerindeki verilere, şirket kayıtlarına dayandığını, ayrılık payının engellenmesi için şirket içerisinde kullanılmaya uygun olan makinaları gerçek değerlerinin çok altında satmakta olduklarını, bu nedenle mahkemenin şirkete yönetim kayyımı atanmasının yalnızca şirketin organsız kalması halinde söz konusu olabileceği yönündeki red kararının kaldırılarak davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Elde ki dava, TTK nun 638(2)maddesi uyarınca açılmış haklı sebeble ortaklıktan çıkma hakkının kullanılmasına ilişkin olup ;davacı şirkette ki kardeş olan diğer ortakların birlikte hareket ederek davacının şirkette ki ortaklığını çekilmez hale getirdikleri ,şirket işleri hakkında bilgi almasının engellendiği ,diğer ortakların hissedarı oldukları ve davalı şirketin ticari ilişkide bulunduğu şirketleri lehine davranmaları nedenleriyle ortaklıktan çıkma hakkının kullanılmasına , ve ortaklık payına ilişkin hakların korunması kapsamında davalı şirket yönetimine kayyım atanmasına ilişkindir.

HMK 389.maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.

HMK 390/3 maddesi ise "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirterek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemesini içerir.

TTK 638(2) bir ortağın ayrılmasıyla ilgili davada hukuken kesinleşmiş karara kadar ,ortaklığın fonksiyon ve fiil ehliyetinin sınırlandırılmamasını veya ortadan kaldırılmamasını ve ortakların haklarının zayii olmamasını amaçlamaktadır.Mahkemece böyle bir geçici hukuki korumaya karar verilebilmesi için ,somut bir tehlikenin varlığı zorunludur.Böyle bir tehlike olmadıkça ihtiyati tedbir kararı verilemez.Şirketin faaliyetini sürdürdüğü , gerekli organlarından yoksun kalmış durumda olmadığı anlaşılmaktadır.Şirket yönetiminin esas olarak genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması gerektiği zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esas olduğu gözetildiğinde , TTK 638/2 maddesi kapsamında şirket organlarının görevden alınarak temsil ve idarenin kayyıma devrinin dayanağı olmadığı, dosya mevcudunda somut bir tehlikenin varlığı hususunda yaklaşık ispat koşulunun yerine gelmediğinin kabulü gerektiği ;yargılamanın devam ettiği bilirkişi raporundan şirketin özvarlığını koruduğu anlaşılmakla kayyım atanmasını gerektir koşulların bulunmadığı, bu nedenle mahkemenin yönetim kayyımı atanmasına ilişkin istemin reddine dair ara kararında isabetsizlik görülmemiş,davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olmadığından davacı /ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.07/02/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/256728 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.