Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/362 E. 2013/1716 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 1 yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıl', 'kanun': ['6102/1067']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava dilekçesinin tebliği↗ itirazın iptali davası↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ zamanaşımı↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde teslim edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz dilekçesinin tebliğ edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın her iki davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava alacak istemine ilişkin olup, Dairemizin son yıllarda istikrar kazanan içtihatları gereğince her ne kadar bir yıl içerisinde takip yapılmasıyla 6762 sayılı TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre korunur ise de bu korumanın geçerli olabilmesi için itirazla duran takiple ilgili olarak itirazın iptali davasının süresinde açılmış olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar takibin 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık süre içerisinde yapıldığı anlaşılmakta ise de mahkemenin kabulünün aksine itirazın iptali davası açılmamış ve dolayısıyla takip sonuçsuz kalmıştır. Açılan dava itirazın iptali olmayıp, alacak davasıdır ve alacak davası 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından ve bu nedenle de takibin 1 yıllık sürede yapılması alacak davası bakımından bir koruma sağlamayacağından ve mahkemenin davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ilişkin kararı bu gerekçe ile sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Dava dilekçesinin tebliği 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8215 E. 2013/13034 K.
Ortak:dava dilekçesinin tebliği · zamanaşımı · teslim · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı 1 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın her iki davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava alacak istemine ilişkin olup, Dairemizin «son» yıllarda istikrar kazanan içtihatları gereğince her ne kadar bir yıl içerisinde takip yapılmasıyla 6762 sayılı TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» korunur ise de bu korumanın geçerli olabilmesi için itirazla duran takiple ilgili olarak itirazın iptali davasının süresinde açılmış olması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16463 E. 2013/20760 K.
Ortak:hak düşürücü süre · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın her iki davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava alacak istemine ilişkin olup, Dairemizin «son» yıllarda istikrar kazanan içtihatları gereğince her ne kadar bir yıl içerisinde takip yapılmasıyla 6762 sayılı TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» korunur ise de bu korumanın geçerli olabilmesi için itirazla duran takiple ilgili olarak itirazın iptali davasının süresinde açılmış olması gerekir.
Açılan dava itirazın iptali olmayıp, alacak davasıdır ve «alacak davası» 1 yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığından ve bu nedenle de takibin 1 yıllık sürede yapılması alacak davası bakımından bir koruma sağlamayacağından ve mahkemenin davalı ... aleyhine açılan davanın reddine ilişkin kararı bu gerekçe ile sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu emtianın davalı tarafça «teslim» alındığı tarihin 07.09.2007 olduğu, teslim tarihinden itibaren TTK 1067 maddesinde öngörülen 1 yıllık «hak düşürücü süre» içinde davanın açılması gerektiği,davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içersinde davayı açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği üzere davaya konu emtianın davalı tarafça «teslim» alındığı tarihin 07.09.2007 olduğu, teslim tarihinden itibaren TTK 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık «hak düşürücü süre» içinde davanın açılması gerektiği,davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davayı açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… emeye müracaat” ibaresinin icra takibinde bulunmayı ve Borçlar Kanunu'nun dava açılmasına eşit saydığı diğer muameleleri de kapsadığının kabulü gerekir.Somut olayda «hasarın» davacı tarafından 07.09.2007 tarihinde tespit edildiği,davacının sigortalısına ödediği paranın rücuen davalıdan tahsili amacıyla 04.09.2008 tarihinde icra takibi başlattığı nazara alındığında,1 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçmediğinin belirlenmiş olmasına göre mahkemece davanın 1 yılllık hak düşürücü sürenin içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması do …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:riziko · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · hasar
Benzer bu karardaDava,davacı ... nezdinde nakliyat «rizikolarına» karşı sigortalı emtianın davalı tarafından taşınması sırasında «hasar» meydana geldiği iddiasına dayalı olarak rücuen alacağın tazmini amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına,%40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
… emeye müracaat” ibaresinin icra takibinde bulunmayı ve Borçlar Kanunu'nun dava açılmasına eşit saydığı diğer muameleleri de kapsadığının kabulü gerekir.Somut olayda «hasarın» davacı tarafından 07.09.2007 tarihinde tespit edildiği,davacının sigortalısına ödediği paranın rücuen davalıdan tahsili amacıyla 04.09.2008 tarihinde icra takibi başlattığı nazara alındığında,1 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçmediğinin belirlenmiş olmasına göre mahkemece davanın 1 yılllık hak düşürücü sürenin içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması do …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/362 E. , 2013/1716 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ ( DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ)
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret (... Denzicilik İhtisas Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 13.10.2011 tarih ve 2011/135-2011/398 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı emtianın davalılardan ... tarafından düzenlenen, diğer davalı şirketin de logosu ve imzasının yer aldığı konşimento ile ... gemisine sağlam olarak yüklendiğini, ancak zayi olmuş halde teslim edildiğini, davalıların ağır kusurlu olduklarını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.626,86 Euro'nun 25.08.2009 tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro cinsi dövize uyguladığı en yüksek banka mevduat faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiğini, davalı ...'nin diğer davalının acentesi olduğunu, acenteye karşı doğrudan doğruya dava açılamayacağından davanın davalı acente yönünden husumet yokluğundan reddi gerektiğini, hasarın yükleyici tarafından gerçekleştirilen hatalı yükleme ve istiflemeden kaynaklandığını, konteynırın müvekkiline kapalı ve mühürlü olarak teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde teslim edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz dilekçesinin tebliğ edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın her iki davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava alacak istemine ilişkin olup, Dairemizin son yıllarda istikrar kazanan içtihatları gereğince her ne kadar bir yıl içerisinde takip yapılmasıyla 6762 sayılı TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre korunur ise de bu korumanın geçerli olabilmesi için itirazla duran takiple ilgili olarak itirazın iptali davasının süresinde açılmış olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta her ne kadar takibin 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık süre içerisinde yapıldığı anlaşılmakta ise de mahkemenin kabulünün aksine itirazın iptali davası açılmamış ve dolayısıyla takip sonuçsuz kalmıştır. Açılan dava itirazın iptali olmayıp, alacak davasıdır ve alacak davası 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından ve bu nedenle de takibin 1 yıllık sürede yapılması alacak davası bakımından bir koruma sağlamayacağından ve mahkemenin davalı ...
aleyhine açılan davanın reddine ilişkin kararı bu gerekçe ile sonucu itibariyle doğru bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.01.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, dava dilekçesindeki açıklamalara göre, davalıların sorumluluğu altındaki deniz taşıması sırasında hasar gören emtia nedeniyle davadışı sigortalıya ödenen tazminatın davalılardan rücuen tahsiline ve bu alacağa dayalı olarak gemi üzerinde rehin hakkı tesisine ilişkindir.
Hemen belirtilmek gerekirse, TTK’nun 1067. maddesinde belirtilen bir yıllık süre, hak düşürücü nitelikte olup mahkemece bu sürenin dava zamanaşımı süresi olarak kabul edilmesi ve bu kabule bağlı olarak zamanaşımının icra takibiyle kesildikten sonra bir yıllık yeni bir zamanaşımı süresinin başlayacağı yolundaki gerekçesi yerinde olmayıp Daire çoğunluğunun bu yöne ilişkin değerlendirmelerine katılmaktayım.
Ancak, TTK’nun 1067. maddesinde dava hakkının düşümünden söz edilmekte olup maddede belirtilen ziya ve hasardan sorumluluğun taşıyana karşı ileri sürülmesine ilişkin hak, Dairemizin 10.10.1973 tarih ve 1973/3017 Esas, 1973/3357 Karar sayılı emsal nitelikteki kararında isabetle vurgulandığı üzere, mahkemeye başvuru kapsamında kabul edilebilecek diğer işlemlerin bir yıllık süre içerisinde gerçekleştirilmesi hallerinde de korunmuş sayılmalıdır. Nitekim Daire çoğunluğunun da aynı görüşte olduğu anlaşılmaktadır.
Hakkın korunması için öngörülen süre içerisinde, öngörülen hususlar yerine getirilerek hak korunmuş sayıldıktan sonra bu korumanın devamı için yasada öngörülmeyen ilave bir iş ve işlem yapılması gerektiği söylenemez. Bu durumda, somut dava bakımından, davacı yanca davalılardan .... aleyhine girişilen icra takibi ile yasa maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde zarar-ziyan talep etme hakkının anılan davalı şirkete karşı korunduğunun kabulü gerekir. Bu şekilde korunan hakkın dava yoluyla dermeyanı bakımından, girişilen icra takibinin başarıya ulaşması gibi bir gereklilik söz konusu olmadığı gibi, hakkın korunması için yasada öngörülmeyen itirazın iptali davası açılması gibi bir zorunluluktan söz edilemeyeceği kanısındayım.
Artık, zarar görenin yaptığı ve yasaca korunan bir işlem ile süresi içerisinde kullanılmakla korunan bu hakkın bu kez bir dava ile taşıyana karşı ileri sürülmesi halinde, ancak zamanaşımı ve bunun def’i yoluyla ileri sürülmesi durumunda bir engelle karşılaşması söz konusu olmalıdır. Zamanaşımı süresi bakımından ise, öncelikle özel bir düzenleme bulunup bulunmadığına bakılmalı, bu anlamda TTK’nda zamanaşımına yönelik özel bir hüküm bulunmaması halinde BK’nun 125 ve/veya 126. maddelerine başvurulmalıdır. Bu çerçevede, somut dava bakımından, davada rehin hakkı tesisinin de talep edildiği gözetilerek, davalı ... ’nin donatan sıfatını taşıyıp taşımadığı da değerlendirilmek suretiyle TTK’nun 1259 ve 1260.
madde hükümlerinin nazara alınması gerektiği tabiidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, yerel mahkeme kararının davalılardan .... bakımından belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği kanısındayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254918600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz