6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yetki itirazında yetkili icra dairesinin gösterilmiş sayılması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/679 E. 2021/702 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

İcra takibine yapılan yetki itirazında, itiraz eden tarafın yetkili icra dairesini ayrıca isim vererek belirtmesi şart değildir; itiraz dilekçesinde kendi ikamet/işyeri adresini açıkça göstermesi, hangi yer icra dairesinin yetkili olduğunu belirtmek istediğinin anlaşılmasını sağlıyorsa, yetki itirazının HMK m.19/2 (İİK m.50 yollamasıyla) gereğince yetkili icra dairesini gösterme koşulunu karşıladığı kabul edilir.

Ele alınan sorunlar

Yetki itirazında yetkili icra dairesinin açıkça gösterilip gösterilmediği → ret

İddia: Davacı vekili, İİK 50. maddesinin atıfta bulunduğu HMK m.19/2 gereğince yetki itirazı yapılırken yetkili icra dairesinin açıkça gösterilmesi gerektiğini, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesini açıkça göstermediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takiplerinde yetki belirlemesi İİK 50. madde yollamasıyla (6100 sayılı HMK m.447/2 uyarınca 1086 sayılı HUMK'a yapılan atıfların HMK'nın karşılık maddelerine yapılmış sayılması nedeniyle) HMK'nın yetkiye dair hükümlerine göre yapılır. İİK 50. maddedeki yollama nedeniyle, yürürlükteki HMK'nın 19. maddesi gereğince yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemenin (icra dairesinin) hangi yer olduğunu açıklamak zorundadır. Somut olayda borçlu, itiraz dilekçesinde takibin yetkili yer icra müdürlüğünde başlatılmadığını ileri sürmüş ve aynı dilekçede kendi ikamet adresini açıkça belirtmiştir; bu adres, ödeme emrinin tebliğ edildiği adresle aynıdır. Borçlu ikamet adresini açıkça göstermiş olduğuna göre, yetkili olduğunu belirtmek istediği icra dairesini anlaşılacak şekilde göstermiş sayılmalıdır. Bu nedenle takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair ilk derece kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İcra takibinde yetki itirazının geçerliliği için itiraz edenin yetkili icra dairesini ayrıca isim belirterek göstermesinin şart olmadığı, kendi adresini açıkça belirtmesinin bu şartı karşıladığı yönündeki yorum, benzer yetki itirazı uyuşmazlıklarında bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
İcra takiplerinde yetki itirazı yapılırken, itiraz eden tarafın yetkili icra dairesini açıkça göstermesi (İİK m.50 yollamasıyla HMK m.19/2 gereğince) zorunludur; ancak bu gösterme, itiraz eden tarafın kendi adresini belirtmesi yoluyla dolaylı olarak da yerine getirilmiş sayılabilir.
Dava şartı
takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki itirazı icra takibi itirazın iptali dava şartı HUMK'a yapılan atıfların HMK'ya taşınması

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 50 · 1086 sayılı (mülga) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) — HUMK 25 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — 6100 sayılı HMK 447/26100 sayılı HMK 19 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/679

KARAR NO 2021/702

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/10/2018

NUMARASI 2016/996 Esas 2018/954 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/05/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından Gebze ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile davalı borçlu şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, davalı şirkete ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından borcun tamamına ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiğini, davalı şirketin yapmış olduğu itirazları ile alacağın elde edilmesini imkânsızlaştırmak, zorlaştırmak niyetinde olduğunu, müvekkili şirketin borçludan takip tarihi itibarıyla 926.477,50-TL muacceliyet kesbettiğini, alacağı halen müvekkiline ödemediğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin adresinin ... Cad. No:... Tankaya Palas Şişli/İstanbul olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, dosyanın yetkili İstanbul mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, alacaklıya borçlarının bulunmadığı gibi taraflarına tebliğ edilmiş bir fatura da bulunmadığını, müvekkili şirketin asıl alacak borcu olmadığı için faturalara dair işletilecek faiz oranın da kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalının icra dairesinin yetkisine doğru ve usulüne uygun itiraz ettiği, davacının icra takibini yetkisiz icra dairesinde yaptığı gerekçesiyle davanın yetkili icra dairesinde yapılmış olmasına ilişkin dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; icra dairesinin yetkisine dair itirazın düzenlendiği İİK'nın 50 maddesinin atıfta bulunduğu HMK m.19/2'ye göre yetki itirazı yapılırken yetkili icra dairesinin de açıkça gösterilmesinin gerektiğini, oysa davalı borçlunun itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesini açıkça göstermediğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Bilindiği üzere icra takiplerinde yetki belirlemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 50. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılmaktadır.Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı HMK)’nın 447.maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca; mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’na yapılan yollamalar, 6100 Sayılı HMK’nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.İİK’nun 50.maddesi aynen “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.

Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur” düzenlemesini içermektedir.Bu açık atıf nedeniyle 1086 S.lı HUMK'un 25'inci maddesinin karşılığı olan ve yürürlükte bulunan 6100 S.lı HMK'nın 19'uncu maddesi düzenlemesi gereğince yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemenin (icra dairesinin) hangi yer mahkemesi (icra dairesi) olduğunu açıklamak zorundadır.Somut olayda icra takibi, Gebze ...İcra Müdürlüğü nezdinde ilamsız icra takibi şeklinde başlatılmıştır.

Ödeme emrinde borçlunun adresi, “... Mah. ... Cad. No:..., B Blok Kat:1, No:1 Beşiktaş/İstanbul” olarak belirtilmiş ve ödeme emri 25/07/2014 tarihinde bu adreste tebliğ edilmiştir. Borçlu tarafından 01/08/2014 tarihinde itiraz dilekçesi verilmiştir. İtiraz dilekçesinde belirtilen ikamet adresi ile ödeme emrinin tebliğ edildiği adres aynı olup, bu dilekçeyle yetki, borç, faiz ve fer’ilerine itiraz edilmiştir.Anılan dilekçenin yetki itirazına ilişkin bölümü aynen; “Takip borçlusu yapılan müvekkil şirketin halen faaliyet göstermiş olduğu adres ... Cad. No:... Beşiktaş/İstanbul olup öncelikle takibin yetkili yer icra müdürlüğünde başlatılmamış olması sebebiyle takibe yetki yönünden itiraz ediyoruz” şeklindedir.

Borçlu bu dilekçesiyle takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığını ileri sürmüş olup aynı zamanda ikamet adresini de açıkça gösterdiğine göre yetkili olduğunu belirtmek istediği icra dairesini anlaşılacak şekilde gösterdiğini kabul etmek gerekir. Bu itibarla mahkemece takibin yetkili icra dairesinde başlatılmaması nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca yapılan istinaf incelemesi sonucunda, hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 4,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 17/05/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254366 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5419 E. 2023/2468 K. · Onandı

Yetki itirazında yetkili daireyi anlaşılır göstermek yeterlidir

Gerekçe özeti

Genel haciz yolu ile takipte borçlunun yetki itirazının geçerli olması için yetkili icra dairesinin adının birebir yazılması şart değildir; borçlu takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığını ileri sürüp ikamet adresini açıkça göstermişse yetkili saydığı icra dairesini anlaşılacak şekilde göstermiş sayılır ve itiraz geçerlidir. Bu hâlde takip yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olacağından itirazın iptali davası dava şartı yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

Yetki itirazında yetkili icra dairesinin anlaşılacak şekilde (ikamet adresi gösterilerek) belirtilmesinin yeterli sayılacağı yönündeki benimsenen tespit açısından emsal değeri taşır.

Kavramlar: yetki itirazı icra dairesinin yetkisi itirazın iptali dava şartı genel haciz yolu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/5419 E.  ,  2023/2468 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/679 Esas, 2021/702 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2016/996 E., 2018/954 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen.

18. 04.2023 günü gelen olmadığı tespit edildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıdan faturaya dayalı alacakları bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla Gebze 2. İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını, davalı tarafından yetkiye, borcun tamamına ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin adresinin Şişli/İstanbul olduğunu, dosyanın yetkili İstanbul mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, alacaklıya borçlarının bulunmadığı gibi taraflarına tebliğ edilmiş bir fatura da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının icra dairesinin yetkisine doğru ve usulüne uygun itiraz ettiği, davacının icra takibini yetkisiz icra dairesinde yaptığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazı yapılırken yetkili icra dairesinin de açıkça gösterilmesinin gerektiğini, oysa davalı borçlunun itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesini açıkça göstermediğini, Beşiktaş/İstanbul demesinin yeterli olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçlunun itirazında takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığını ileri sürdüğü ve ikamet adresini de açıkça gösterdiği, yetkili olduğunu belirtmek istediği icra dairesini anlaşılacak şekilde gösterdiğinin kabul edilmesi gerektiği, mahkemece takibin yetkili icra dairesinde başlatılmaması nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel haciz yolu ile takipte borçlunun yetki itirazının geçerli olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6100 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi

3.2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 50 nci ve 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.