Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17103 E. 2013/1513 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açılmamış sayılma↗ haksız rekabet↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı ... hakkındaki dava takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, uğranılan maddi zararlardan dolayı 150.000 TL, davalıların sağladığı ve sağlayacağı gelirden dolayı 50.000 TL’nın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, koşulları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine dair verilen karar, davalılardan ..., ..., ... ve ... vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalılar ... ve ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve 13.09.2010 tarihli temyiz dilekçesinin sadece davalı ... adına verildiğinin bizatihi anılan dilekçenin incelenmesinden anlaşılmasına göre, davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15903 E. 2013/319 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/410 E. 2012/1015 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senetlerine mahsus takip · keşide yeri · takibin kesinleşmesi · bono · taahhütname
Benzer bu kararda2-Davacı, davalı tarafça kendisi hakkında davaya konu «bonoya» dayalı olarak «kambiyo senetlerine mahsus takip» yolu ile icra takibi başlatıldığını ve «takibin kesinleştiğini», takibe konu senedin «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle bono vasfını haiz olmadığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile davaya konu senedin iptaline karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu senedin «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile senedin iptaline karar verilmiştir.
Ancak, davaya konu edilen «bono» örneği incelendiğinde üzerinde bononun zorunlu unsurlarından olan keşide yerine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktaysa da, takibe ve davaya konu senedin bono vasfını taşımaması hali bizatihi borçluyu senet içeriğinde «taahhüt» edilen edimin yerine getirilmesi borcundan kurtarmayacağından, alacaklının alacağını tahsiline engel oluşturacak şekilde senedin iptaline karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, davaya konu senedin «bono» vasfını haiz olmamasının ancak borçlu davacı hakkındaki icra takip yoluna etki edebileceği göz önüne alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, değinilen şekilde karar verilmesi hatalı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. .../... -2-
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9540 E. 2014/621 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · borçlu olunmadığının tespiti · iş bölümü · protokol · çek · eksik inceleme · teminat · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 29.11.2006 tarihli «protokolün» “özel hükümler başlıklı” «bölümün» 3. maddesinde gösterilen ve takibe de konu olan çeklerin aynı sözleşmenin yine aynı bölümünün 2. maddesinde gösterilen kredilerin ödenmesinin «teminatı» olarak tanzim edilen bir «teminat senedi» mahiyetinde olduğu, bu hususun Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere bizatihi 29.11.2006 tarihli anlaşmanın 3. maddesi bağlamında «kesin» delille ispat edilmiş olduğu, davalının çeklerin teminatının yerine getirilmediğini iddia ve ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne davacın …
Dava, kambiyo senetlerine özgü ilamsız takibe konu «çek» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup, davacının da tanık olarak imzaladığı, 29.11.2006 tarihli «protokolün» 3. maddesinde çeklerin aynı protokolün 2. maddesinde belirtilen kredi borçlarının davalı tarafından ödenmesinin «teminatı» olduğu belirtilmiştir.
Davalı «protokolün» bu hükmünün kendisi tarafından yerine getirildiğini ve borcun ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak kredinin davalı tarafından ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ne miktarda ödendiği buna göre, davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti gerekirken «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7602 E. 2022/8544 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · sicilden terkin · ihya · tasfiye memuru · kâr payı · ek tasfiye · ıslah · terkin
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her ne kadar söz konusu bedelin davalı ...'e düşen kâr «payının» % 90 olması nedeniyle bu miktarın 680.886,00 TL'ye tekabül ettiği tespit edilmiş ise de davacının talebinin 10.000.-TL olduğu ve davacının davayı «ıslah» ederek «harç» yatırma talebinde bulunduğu ancak Yargıtay bozması sonrası davanın ıslah edilemeyeceği gerekçesiyle davacı ... yönünden talep edilen 10.000.-TL'nin kabulüne diğer davacı yönünden verilen red kararının kesinleşmiş olması nedeniyle bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, kararı davalı «tasfiye memuru» temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirketin 07.07.2014 tarihinde «sicilden terkin» edildiği, İstanbul 11.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/33 esas sayılı dosyasındaki işlemlere «münhasır» olmak üzere sınırlı olarak «ihya» edildiği, işbu dava bakımından ise ihya kararının bulunmadığı anlaşılmakla bu dosya bakımından ihyanın sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4409 E. 2012/11912 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · iltibas
Benzer bu karardaBu durumda, «uyuşmazlık konusu» işaretler arasında, 556 sayılı KHK'nın 8/1-(b) maddesi uyarınca, işletmeler arasında bağlantı bulunduğu ihtimalini de içerecek derecede «iltibas» tehlikesi bulunduğunun kabulü gerekirken, bu hususta yeterli değerlendirmeyi içermeyen bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17103 E. , 2013/1513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/06/2010 gün ve 2004/195-2010/285 sayılı kararı bozan Daire’nin 04.06.2012 gün ve 2011/314 - 2012/8431 sayılı kararı aleyhinde davalılar ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dijital platform işletmecisi olduğunu, davalılardan ... adına tescilli “...” markası ile Türkiye distribütörü ... aracılığı ile ithal edilen uydu alıcıların diğer davalı ... vasıtasıyla Türkiye’de pazarlandığını, davalı .... tarafından yapılan reklam ve ilanlarında bu uydu alıcılarının dijital yayın gerçekleştirdiğine, müvekkilinin yayın hakkı sahibi olduğu süper lig maçlarının parasız izleneceğine dair gerçek dışı, yanıltıcı, kötüleyici mahiyette ifadeler kullanılması suretiyle davalıların haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, şimdilik oluşan zararlardan dolayı 150.000 TL, davalıların sağladıkları ve sağlayacakları gelirden dolayı 50.000 TL maddi ve 800.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili, “...” markası adı altında uydu alıcısı pazarladıklarını, uydu üzerinden yayın yapan kanalların dijital ortamda ücretsiz seyredildiğini, tanıtımlarda ve ilanlarda haksız rekabette bulunmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin uydu alıcılarının Türkiye distribütörlüğünü yürüttüğünü, haksız rekabet eyleminde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, ithalatçı firma olduğunu, müvekkilinin reklam ve pazarlamadan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı .... vekili, reklamcı olarak müşterinin talepleri doğrultusunda hizmet verdiklerini, ürünün teknik özelliklerini bilemeyeceklerini, müvekkilinin reklamlarda ve tanıtımda haksız rekabet bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. ...Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı ... hakkındaki dava takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına, diğer davalılar yönünden haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, uğranılan maddi zararlardan dolayı 150.000 TL, davalıların sağladığı ve sağlayacağı gelirden dolayı 50.000 TL’nın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, koşulları oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine dair verilen karar, davalılardan ..., ..., ... ve ... vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalılar ... ve ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve 13.09.2010 tarihli temyiz dilekçesinin sadece davalı ... adına verildiğinin bizatihi anılan dilekçenin incelenmesinden anlaşılmasına göre, davalılar ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 06,55 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalılar ... ve ...'nden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254277800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz