Yönetici sorumluluğu davasında ihtiyati tedbir talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/901 E. 2019/835 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasında, davanın konusu doğrudan davalı yöneticilerin malvarlığı, hisseleri veya üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını kapsamıyorsa, bu unsurlara yönelik ihtiyati tedbir talebi HMK 389 ve 390/3 uyarınca haklı görülmez; aynı şekilde davanın niteliği dava dışı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasını gerektirmiyorsa bu talep de reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Davalıların malvarlığı, hisseleri ve 3. kişilerdeki hak/alacaklarına ihtiyati tedbir konulması talebi → ret
İddia: İlk derece mahkemesinin, davalıların malvarlığı üzerine tedbir konulması talebini değerlendirmediği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: HMK 389. madde uyarınca ihtiyati tedbir, uyuşmazlık konusu hak hakkında verilebilir; HMK 390/3 uyarınca talep eden taraf davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir. Somut olayda dava, yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olup davalıların şirket hisseleri dahil malvarlıkları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları davanın konusunu oluşturmamaktadır. Bu nedenle davanın konusu ile ilgisi bulunmayan malvarlığı unsurlarına yönelik ihtiyati tedbir talebi haklı görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Dava dışı şirkete yönetim/denetim kayyımı atanması ve yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin kısıtlanması talebi → ret
İddia: İlk derece mahkemesinin kayyım atanması talebini, iddianın yargılamayı gerektirdiği ve şirket organlarında boşluk bulunmadığı gerekçesiyle haksız olarak reddettiği; oysa önceki sorumluluk davasında alınan bilirkişi raporunun davalıların özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını ve kayyım tayini gerektiğini ortaya koyduğu, ayrıca şirket organlarının kasıtlı olarak işlevsiz hale getirildiği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Davanın niteliği gereği, yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası kapsamında dava dışı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması talebi yerinde görülmemiştir; ilk derece mahkemesinin bu yöndeki ara kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasında, ihtiyati tedbir talebinin davanın konusuyla sınırlı olması gerektiğini; davanın konusunu oluşturmayan malvarlığı unsurlarına veya davanın niteliğine uygun olmayan kayyım atanması taleplerine tedbir uygulanamayacağını gösteren bölgesel ikna edici bir karardır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ yönetici sorumluluğu↗ yönetim ve denetim kayyımı↗ yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin kısıtlanması↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/901
KARAR NO 2019/835
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/01/2019 (Ara Karar)
NUMARASI 2018/1221 Esas
DAVA
Tazminat(yöneticinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 20/06/2019
İhtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen 09.01.2019 tarihli ara kararın ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
İhtiyati tedbir isteyen/davacı vekili, müvekkilinin dava dışı .... A.Ş.’nin %9 oranında hissedarı, davalıların ise yönetim kurulu üyeleri olduklarını, ayrıca davalı ... davalı ... ile birlikte şirketle kredi ilişkisi içinde olan ... A.Ş.’nin hakimiyetini elinde bulundurmakta olduğunu, şirket yönetim kurulu tarafından alınan karar ile bir kısım davalıların şirketten büyük meblağlarda borç para aldıklarını, ancak daha sonra bu alacak şirket yönünden fiktif alacakmış gibi gösterilerek şirket bilançosundan çıkarıldığını ve borcun sıfırlandığını, bu hususun usule aykırı olarak gerçekleştirilen genel kurul toplantısında görüşüldüğünü, genel kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın ise kabul edildiğini, ayrıca bu işlemle ilgili yönetim kurulunun sorumluluğuna ilişkin olarak da dava açıldığını ve mahkemece borç silme işleminin hukuka aykırı ve zararlandırıcı bir işlem olduğuna karar verildiğini, ancak şirketin davalı yönetim kurulu üyelerinin davranışları nedeniyle zarara uğramaya devam ettiğini, hukuka aykırı olarak davalıların şirkete borçlanmaya devam ettiklerini, şirketin finansal gücü davalılar tarafından zararlandırıcı işlemler ile adeta hibe edilerek, iştigal ettiği alan olan alışveriş merkezi işletme ve yönetme işiyle ilgili hiçbir yatırım yapamamasına, müşteri kaybetmesine neden olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin görevlerini gereği gibi yerine getirmediklerini, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını ileri sürerek 150.000-TL zararın şimdilik doğrudan zarar olarak tespit edilecek 75.000-TL’sinin müvekkiline, dolaylı zarar olarak tespit edilecek 75.000-TL’sinin dava dışı ...
A.Ş.’ne, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ödenmesine, yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan davalıların yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanmasına veya şirkete geçici olarak yönetim ve denetim kayyımı atanmasına, davalıların şirket hisseleri, mankul ve gayrimenkul malları, 3.kişilerdeki hak ve alacakları ile mal kaçırmak amacıyla 3.kişilere devrettikleri malvarlıklarına teminatsız ve süresiz olarak tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin 09.01.2019 tarihli ara kararı ile, dava dışı ... A.Ş.'nin kanunen gerekli olarak organlarında herhangi bir boşluk bulunmadığı, davacının şirketin kötü yönetildiği ve bu sebeple zarara uğrandığı yolundaki iddiasının yapılacak yargılama sonucunda belirleneceği, bu aşamada şirkete kayyım atanması talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle bu yöndeki ihtiyati tedbir talebinin karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle;
1- İlk derece mahkemesince davalıların malvarlığı üzerine tedbir konulması taleplerinin değerlendirilmediğini, 2-Dava dışı şirkete kayyım atanması taleplerinin ise haksız olarak reddedildiğini, zira red gerekçesinin iddianın yargılamayı gerektirmesi olduğunu, oysa daha önce açılan sorumluluk davasında alınan bilirkişi raporu ile davalıların özen ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davrandıklarının ve bunu alışkanlık haline getirdiklerinin ortaya çıktığını, yapılan usulsüz ve zararlandırıcı işlemlerin dava dilekçesinde açıklandığını, 3-Ayrıca diğer bir red gerekçesinin şirkette organ boşluğu olmaması olduğunu, oysa basın haberlerinden de görüleceği üzere davalı ...
3. kişiler nezdindeki borçları için şirkete hacze gelindiğini, AVM’nin prestij kaybına uğradığını, gerçekte şirket organlarının açıkça ve kasıtlı olarak işlevsiz hale getirildiğini, şirket yönetim kurulunun toplanamadığının ve üstelik şirketin iyi yönetilmesine ilişkin herhangi bir gayret gösterilmediğinin de açık olduğunu, daha önce açılan sorumluluk davasında alınan bilirkişi raporunda da şirkete kayyım tayini gerektiğinin belirtildiğini, ayrıca “taleplerin yargılamayı gerektirdiği” şeklindeki red gerekçesinin doğru olmadığının Yüksek Mahkeme içtihatları ile sabit olduğunu belirterek ara kararın kaldırılmasını ve talepleri gibi ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Talep, TTK 553.m. uyarınca anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davasında, yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin kısıtlanmasına veya dava dışı şirkete yönetim ve denetim kayyımı atanması, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin malvarlıklarına ihtiyati tedbir uygulanması istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesinin 09.01.2019 tarihli ara kararı ile yukarıda açıklanan gerekçelerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.
"şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, davanın yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olduğu, dolayısıyla davalıların şirket hisseleri de dahil malvarlıkları ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının iş bu davanın konusunu teşkil etmediği dikkate alındığında davalı malvarlığı ile hak ve alacaklarına yönelik ihtiyati tedbir talebi haklı görülmediği gibi; yine davanın niteliği gereği dava dışı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması talebi de yerinde olmayıp, ilk derece mahkemesinin ara kararında bir isabetsizlik görülmemiş, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi.
20. 06.2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/252800 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi