Arabuluculuk son tutanağı sunulmadan verilen usulden ret hükmünün kaldırılması
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1376 E. 2019/1059 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Ticari davalarda arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı, dava dilekçesinden doğrudan ve açıkça anlaşılamıyorsa, mahkeme davacıya herhangi bir işlem yapmaksızın doğrudan usulden ret kararı veremez; bunun yerine 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi uyarınca son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren bir davetiye tebliğ etmesi gerekir. Bu ihtarat yapılmadan verilen usulden ret kararı hukuka aykırıdır ve kaldırılması gerekir.
Ele alınan sorunlar
Arabuluculuk son tutanağı sunulmadan davanın usulden reddedilmesi → kabul
İddia: Davacı vekili, arabuluculuk faaliyetine gidildiğini ve ilgili arabuluculuk dosyasının Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2019/18588 No'lu dosyası olduğunu, ancak bu evrakı sunması için bir haftalık süre verilmediğini, bu evrak sunulmadan mahkemenin usule aykırı şekilde davayı reddettiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince, davacının son tutanağın aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemediği hallerde, mahkemece davacıya bir haftalık kesin süre içinde bu tutanağın sunulması gerektiği, aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren bir davetiye gönderilmesi gerekir; ancak arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığı dava dilekçesinden açıkça anlaşılıyorsa herhangi bir işlem yapılmaksızın doğrudan usulden ret kararı verilebilir. Somut olayda, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı sunulmamış olmakla birlikte, arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığı dava dilekçesinden anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece 18/A-2 maddesi gereğince bir haftalık kesin süreli ihtaratı içeren davetiye tebliğ edilmesi gerekirken bu işlem yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2019/18588 No'lu dosyasının hukuki delil olarak bildirildiği görülmüş olup, anılan madde gereği işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmediği ve dava dilekçesinden arabulucuya başvurulmadığının açıkça anlaşılamadığı hallerde, mahkemenin doğrudan usulden ret kararı vermeden önce 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi gereğince bir haftalık kesin süreli ihtarat içeren davetiye göndermesi gerektiği hususunda emsal niteliğindedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi halinde, arabulucuya başvurulmadığı dilekçeden açıkça anlaşılmıyorsa mahkeme doğrudan usulden ret kararı veremez, önce bir haftalık kesin süreli ihtarat yapmalıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk dava şartı↗ son tutanak↗ kesin süre↗ usulden ret↗ ticari dava↗ itirazın iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/1376
KARAR NO 2019/1059
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/05/2019
NUMARASI 2019/260 E.-2019/447 K.
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ 09/09/2019
Arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirketin distribütörlüğünü yaptığı ‘’...’’ markasının uluslararası ün kazanmış markalar arasında olan Türkiye'de yaklaşık 40’a yakın lokasyonda özellikle yoğun ilgi gören AVM’lerde mağazası bulunan cilt, saç, vücut bakımı ve ev ürünleri gibi ürünlerle Türkiye pazarında bulunan bir marka olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında ‘’...’’ markası kapsamında davalı Baycık'ın Seyhan/Adana adresindeki faaliyetleri için Franchise Sözleşmeleri akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme dahilinde var olan ticari ilişki kapsamında davalı Baycık'ın müvekkil şirkete cari hesap borcu oluştuğunu ancak, davalı Baycık tarafından iş bu bedelin tüm taleplere rağmen müvekkiline ödenmediğini, müvekkil şirketçe İstanbul....
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası dahilinde icrai işleme geçildiğini ancak davalı vekilince itiraz edilmek suretiyle icra takibinin durdurulduğunu belirterek, davalı şirketin günbegün ilgili borcu yükseltmesi ve müvekkili şirketin tüm iyi niyetine rağmen herhangi bir ödeme yapmaması, iş bu ödeme zorunluluğuna rağmen kötü niyetli şekilde bir kıta emtiaları ilgili işletmeden çıkarması ya da satması neticeden haksız menfaat elde etmesi neticesinde dava değeri kapsamında ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, icra dosyasına davalı yanca yapılan kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın cari hesap alacağına dayalı alacağın tahsili amacı ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davası olduğu, tarafların tacir olduğu ve ticari işletmesi ile ilgili olduğu bu sebeple TTK'da düzenlenen ticari dava niteliğinde olduğu, ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup tarafların arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle, 5102 Sayılı Türk Ticaret Kanun'un 51A-1 maddesi ve 6325 sayılı kanunun 18/A maddesi gereğince, dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; arabulucuk faaliyetine gidildiği ve ilgili arabulucuk dosyasının Arabulucuk Daire Başkanlığı'nın 2019/18588 Nolu dosya olduğunu, arabuluculuk evrakını sunması için bir haftalık süre verilmediğini, bu evrak olmaksızın red kararı veren mahkemenin bir inceleme ile arabuluculuk faaliyetine gidildiğini görecek olan mahkemenin en az 1 yıl usule aykırı bir karar ile dosyalarını ertelediğini belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile "Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiştir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesindeki "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü gereğince arabuluculuğa tabi davalarda dava açılırken, arabulucuya başvurulması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir.
Somut olayda, davacı vekilince dava dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağı aslı sunulmamış ise de , arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açıldığının dava dilekçesinden de anlaşılamadığı görülmekle; mahkemece 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren bir davetiye tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde Arabulucuk Daire Başkanlığı'nın 2019/18588 No'lu dosyasının hukuki delil olarak bildirildiği görülüp, anılan madde gereği işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, gerekli ihtarat yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/05/2019 Tarih, 2019/260 Esas-2019/447 Karar sayılı hükmünün HMK.'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40- TL peşin istinaf karar harcının kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.09/09/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/251794 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi