6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bankacılık hizmetinden zarar gören gerçek kişi tüketici sayılır, görevli mahkeme tüketici mahkemesidir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2016 E. 2019/1457 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Görev itirazı (banka hesabından yetkisiz EFT çekilmesi) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 18/19/46/57 (tüketici) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zararın tazmini talebiyle, tacir sıfatı bulunmayan ve ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen gerçek kişi tarafından bankaya karşı açılan davalarda, davacının dayandığı hukuki sebebin haksız fiil olması, işlemin tüketici işlemi (6502 sayılı Kanun m.3/ı, 3/k) niteliğini ve buna bağlı olarak tüketici mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz; diğer kanunlarda düzenleme bulunması da bu sonucu değiştirmez (6502 sayılı Kanun m.83/2). Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilir.

Ele alınan sorunlar

Yetkisiz EFT işleminden kaynaklanan tazminat davasında görevli mahkemenin tespiti → ret

İddia: Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayandığını, tüketici mevzuatına dayanmadığını, bu nedenle mahkemenin re'sen tüketici mahkemesini görevli göstermesinin hukuka aykırı olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ya da kanunda asliye ticaret mahkemesinin görevli kılınması gerekir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi tüketici olarak, 3/ı bendinde ise bankacılık ve benzeri sözleşmeler dahil her türlü sözleşme ve hukuki işlem tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesi tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemelerini görevli kılmakta, 83/2. maddesi ise taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler hakkında diğer kanunlarda düzenleme bulunmasının, işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve görev kurallarının uygulanmasını engellemeyeceğini belirtmektedir. Kanunda “bankacılık ve benzeri sözleşmeler” tahdidi olarak sayılmadığından, davacının hesabından bilgisi dışında yapılan EFT işlemi nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği bu davada, davacının tacir sıfatı bulunmaması ve tüketici konumunda olması nedeniyle taraflar arasındaki ilişki 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında tüketici işleminden kaynaklanmaktadır. Davacının haksız fiil hükümlerine dayanmış olması bu sonucu değiştirmez; zira 83/2. madde uyarınca diğer kanunlardaki düzenlemeler işlemin tüketici işlemi sayılmasını engellemez. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen incelenmesi gerekir. Bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkeme tüketici mahkemesidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, tacir olmayan gerçek kişinin bankaya karşı açtığı, haksız fiile dayanan ancak bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat talebinin tüketici işlemi sayılacağı ve görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu yönündeki tespiti, benzer uyuşmazlıklarda görev belirlemesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
Tacir sıfatı bulunmayan ve ticari/mesleki amaçla hareket etmeyen gerçek kişinin, bankacılık ve benzeri sözleşmelerden kaynaklanan (haksız fiile dayalı olsa bile) zararının tazmini talebiyle açtığı davalarda görevli mahkeme, 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici mahkemesidir.
Dava şartı
görev (HMK 114/1-c, 115/2 gereği görev dava şartı yokluğu)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüketici işlemi görev (kamu düzeni) bankacılık ve benzeri sözleşmeler tacir sıfatı resen inceleme

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2016

KARAR NO 2019/1457

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 10/07/2019

NUMARASI 2019/27 Esas-2019/704 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/11/2019

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka müşterilerinden olup TR .... IBAN numaralı hesap sahibi olduğunu, bu hesaba bağlı iş cep uygulamasından 03.05.2018 tarihinde müvekkilin bilgisi ve talimatı dışında 10.000- TL ve 20.000- TL olmak üzere toplamda 30.000- TL iki ayrı kişiye EFT çıkışı yapıldığını, davalı bankanın garanti kapsamında korumakla yükümlü olduğu hesaptan güvenlik tedbirlerindeki eksiklikler nedeni ile müvekkilinin zararına sebep olduğunu, zararın giderilmesi için 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 17 ve 6102 sayılı 5/A maddesi uyarınca İstanbul Anadolu Arabuluculuk Merkezine başvuru yapıldığını, 2019/56 arabuluculuk dosya numarası üzerinden yapılan görüşmelerde sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile;

dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte 30.000- TL'nin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkili bankanın Genel Müdürlük birimlerine 03.05.2018 tarihinde müvekkil banka sesli yanıt sistemine (IVR) gelen bildirime istinaden 667147 numaralı müvekkili banka müşterisi davacı ...'nın güvenlik sorularını yanıtlayamaması nedeniyle hesapların ivedi olarak banka tarafından incelendiğini, aynı tarihte hesabından iş cep (internet uygulaması) aracılığı yapılan işlemler için hemen ... A.Ş. ile irtibata geçilip, 20.000-TL'lik EFT'nin çekildiğinin öğrenildiğini, 10.000-TL'nin ise çekilmesinin müvekkili banka tarafından engellendiğini, davacının bankanın çağrı merkezine ulaştığı ve yapılan görüşmede olay tarihinde (0535) 281 36 84 numaralı telefondan arayan ve sigorta prim iadesi yapacağını belirten şahıslarla bilgilerini paylaşması sonucunda dolandırıcılığa maruz kaldığının öğrenildiğini, kişisel saldırılara karşı korunmak için önlem alma veya almama eylemi tamamen davacının insiyatif ve sorumluluğunda olduğunu, böyle bir durumda müvekkili bankaya kusur atfedilmesinin hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı düştüğünü belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan davada, Kanunda “bankacılık ve benzeri sözleşmeler” olarak ifade edilen ve tahdidi olarak sayılmayan bir hukuki işlemine dayanıldığından, davacı, hesabından başka hesaplara bilgisi olmadan yapılan EFT işlemleri nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmekte olup, tacir sıfatı bulunmadığı ve tüketici konumunda olduğu, taraflar arasındaki arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklandığı gerekçesiyle davacının davasının HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili;mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararında Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu belirtilmiş ise de davacı tarafın dilekçesi incelendiğinde davacının Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine dayandığı ve bu maddelere dayalı olarak davanın görülmesini talep ettiklerini, mahkemenin davacının talebinin dışında davaya tüketici kanununun uygulanması ve dolayısıyla Tüketici Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğine ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davacının izni ve onayı olmadan davalı bankanın uhdesinde bulunan hesaptan hukuka aykırı eylemle çekilen bedelin tazmini davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu iş, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.Dava tarihi olan 16.1.2019 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/k bendinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi "tüketici", 3/ı bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem "tüketici işlemi" olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanunun 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde de görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Tüketici konumundaki davacı tarafından açılan davada, Kanunda “bankacılık ve benzeri sözleşmeler” olarak ifade edilen ve tahdidi olarak sayılmayan bir hukuki işleme dayanıldığından, davacı, hesabından başka hesaplara bilgisi olmadan yapılan EFT işlemleri nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep ettiği, davacının tacir sıfatı bulunmadığı ve tüketici konumunda olduğu, taraflar arasındaki arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklandığı ,göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerekmektedir.Davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevli olduğundan davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmemiş ,istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsup edilmesine başkaca harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.'nın 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere. oy birliği ile karar verildi.21/11/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/248137 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.