6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Arabuluculuk dava şartı eksikliği hükümden önce giderilmişse usulden ret hatalıdır

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/2152 E. 2019/1681 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Davacının nitelemesi: Arabuluculuk Dava Şartı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava şartı arabuluculuk menfi tespit davası TTK 5/A dava şartı noksanlığının hüküm anından önce giderilmesi HMK 115/2-3

Gerekçe özeti

TTK 5/A kapsamındaki dava şartı arabuluculuk yükümlülüğü, konusu bir miktar para alacağı olan tüm dava türlerini (menfi tespit dahil) kapsar. Ancak bu dava şartı HMK 115/2 anlamında tamamlanabilen bir eksiklik olarak düzenlenmediğinden mahkemece süre verilmez; bununla birlikte HMK 115/3 gereği, dava şartı noksanlığı mahkemece fark edilmeden ve taraflarca ileri sürülmeden hüküm anından önce giderilmişse, dava bu nedenle usulden reddedilemez.

Ele alınan sorunlar

Menfi tespit davasının arabuluculuk dava şartı kapsamında olup olmadığı → ret

Gerekçe: TTK 5/A hükmü, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı olarak düzenlemiştir. Menfi tespit talebi ile alacak talebi hukuken aynı kavramlar olmasa da, alacak, menfi tespit, istirdat, itirazın iptali veya tazminat davalarının ortak noktası dava konusunun bir miktar para alacağı olmasıdır. Maddenin sadece 'alacak' veya 'tazminat' davalarıyla sınırlı olduğunu kabul etmek kanun koyucunun iradesine aykırı olur; ayrıca menfi tespit davası her zaman istirdat (alacak) davasına dönüşebilir. Bu nedenle menfi tespit davası da arabuluculuk dava şartı kapsamındadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Dava şartı arabuluculuk eksikliğinin hüküm anından önce giderilmiş olmasının sonucu → kabul

İddia: Davacı vekili, dava açıldıktan sonra ancak görevsizlik kararı verilmeden önce arabuluculuğa başvurulduğunu, uzlaşılamadığına ilişkin tutanağın 13/05/2019 tarihinde mahkemeye sunulduğunu, bu hususun mahkemece gözden kaçırıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Gerekçe: Arabuluculuk dava şartı, HMK 115/2'de düzenlenen gider avansı veya teminat gösterilmesi gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmemiştir; mahkemece davacıya bu eksikliği gidermesi için süre verilmez. Bununla birlikte HMK 115/3'ün uygulanmasına da engel yoktur; dava şartı noksanlığı mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü dava usulden reddedilemez. Somut olayda davacı vekilince arabuluculuk son tutanağının 13/05/2019 tarihinde davanın ilk açıldığı mahkemeye sunulduğu, bu eksikliğin taraflarca ileri sürülmediği ve mahkemece nazara alınmadığı, ancak hükümden evvel giderilmiş olduğu anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Menfi tespit davalarının da TTK 5/A kapsamında arabuluculuk dava şartına tabi olduğu ve bu dava şartı eksikliğinin hüküm anından önce (taraflarca ileri sürülmese de) giderilmiş olması halinde davanın usulden reddedilemeyeceği yönünden emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda (menfi tespit dahil) dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır., Arabuluculuk dava şartı eksikliği tamamlanabilen bir eksiklik olarak düzenlenmediğinden mahkemece süre verilmez; ancak taraflarca ileri sürülmeyen ve mahkemece nazara alınmayan bu eksiklik hüküm anından önce giderilmişse dava usulden reddedilemez.
Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 5/A · 6325 Sayılı Kanun (HUAK) — 6325 Sayılı Kanun (HUAK) 18/A6325 Sayılı Kanun (HUAK) 18/A/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 115/2HMK 115/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/2152

KARAR NO 2019/1681

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 03/09/2019

NUMARASI 2019/641 Esas 2019/814 Karar

DAVA

Menfi Tespit (Alım Satım)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 31/12/2019

Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı inşaat firmasından 6 adet taşınmaz satın alma karşılığında her biri ¨150.000-değerinde 10 adet çeki verdiğini, davalının çeklerden biri için icra takibi başlatıp 5'i için de karşılıksız çek şikayeti yaptığını, ancak 25/11/2017 tarihinde imzaladığı sözleşmeye istinaden 6 adet gayrimenkulü müvekkiline teslim etmediğini,edimini yerine getirmeyen davalıya müvekkilinin borcu bulunmadığını,Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası tahtında icra takibi başlatılan ... 30/08/2018 vade tarihli, ¨150.000 bedelli çek nedeniyle kaynaklı borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini, 9 adet çekten dolayı dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, dava konusunun, bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olduğu ve davacı vekilinin dava açmadan önce arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın 7155 Sayılı yasa ile değişik TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca arabulucuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; dava ikame edildikten sonra görevsizlik kararı verilmeden önce arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve uzlaşılamadığına ilişkin tutanağın 13/05/2019 tarihinde Büyükçekmece 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulduğunu, mahkemece tutanağın gözden kaçırıldığını, açık bir maddi hata olduğunu,arabulucuk başvurusunun 06/05/2019 tarihinde yapıldığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, İİK.'nın 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.7155 sayılı Kanun ile TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır."Dava konusu bir miktar para alacağı" olan tüm talepler hakkında, alacaklı ve borçlu açısından bir ayırım yapılmadan ve bir sınırlama getirilmeden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir.Elbetteki "menfi tespit" talebi ile "alacak" talebi hukuken aynı kavramlar değildir ve bu davalar sonucunda netice-i talepler ile kurulacak hükümler de farklıdır.

İster alacak, ister menfi tespit, ister istirdat, ister itirazın iptali, ister tazminat talebi olsun bu davaların ortak noktası "dava konusunun bir miktar para alacağı" olduğudur. Sınırlayıcı bir yorum yaparak maddenin sadece "alacak" veya "tazminat" davalarıyla sınırlı olduğunu kabül kanun koyucunun iradesine aykırı olacağı muhakkaktır. Menfi tesbit davasının her zaman istirdat (alacak) davasına dönüşebileceği de gözden uzak tutulmamalıdır.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın ve dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (HUAK m.18/A/2, c. 4; HUAK Yönetmeliği m.22/3). Burada dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115 inci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir.

Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. Bununla birlikte aynı kanunun 115 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulama alanı bulmasına engel yoktur. Bu bağlamda, dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.(Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk- sahife:48)Somut olayda davanın Büyükçekmece 5.AHM'nin 2019/330 esasına kaydının yapıldığı, davanın harç ve gider avansının 26/04/2019 tarihli makbuz ile yatırıldığı, Büyükçekmece 5.AHM'nce davanın ticari dava olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine dosyanın Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, davacı vekilince 13/05/2019 tarihinde davanın ilk açıldığı Büyükçekmece 5.Asliye Hukuk Mahkemesine'ne arabuluculuk son tutanağının sunulduğu anlaşılmaktadır.

Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı ,davadan önce başvuru tamamlanamaz dava şartı ise de ; taraflarca ileri sürülmeyen ve mahkemece nazara alınmayan bu eksiklik hükümden evvel giderilmiş olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddedilemeyeceği halde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ,davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olduğundan başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına; davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/641 Esas - 2019/814 Karar sayılı 03/09/2019 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/246350 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu karara atıf yapan karar

Aşağıdaki karar, bu İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi kararına künyesiyle atıf yapmaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/7542 E. 2024/3590 K.

Alacak

Bu atıf kararı için yapılandırılmış özet üretilmedi; gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI :2021/474 E., 2022/136 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dava kısmi taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin haksız feshedildiği ve davalıların edimlerini ifa etmediği iddiasıyla açılan alacak davası, karşı dava ise, sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şart, ecrimisil ve sözleşmede kararlaştırılan diğer alacakların tahsili istemine ilişkin alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davacı vekili ve davalı/karşı davacı ... şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı/karşı davalı- birleşen davada davacı vekili ve davalı/karşı davacı ... şirketi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Asıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... Toplu Konut arasında ... Projesinde 6/F blok- 22 nolu bağımsız bölüm için, düzenleme şeklinde İstanbul ... Noterliğinin 08 Kasım 2017 tarihli ve ....yevmiye no'lu konut satış vaadi sözleşmeleri yapıldığını, yine aynı projedeki değişik bağımsız bölümler için davalı ... Toplu Konut şirketi ile davacının yetkilisi olduğu...'ün yetkilisi olduğu diğer şirketler arasında da sözleşmeler yapıldığını, bu çerçevede toplam 5 adet bağımsız bölümün, davacı şirkete ve...'ün yetkilisi olduğu diğer şirketlere devrinin yapılması kararlaştırıldığını, davalılardan .... şirketinin davacıya borçlu olduğunu, aynı zamanda diğer davalı ... Konut şirketinin ... Projesindeki konutları pazarlamaya tek yetkili firma olduğunu, ... şirketi borcunu ... Konut firmasının söz konusu projesindeki dairelerle ödemeyi teklif ettiğini ve bu çerçevede Satış Vaadi sözleşmeleri yapıldığını, yani, sözleşmelerin amacının ....Gayrimenkul Danışmanlık A.Ş.'nin, ...'ün yetkilisi olduğu davacı şirket ve diğer şirketlere olan borcunu satış vaadi sözleşmesine konu bağımsız bölümlerin tapu devri ve teslimi şeklinde ifa etme amacı oluşturduğunu, buna göre, taraflarca davacıya teslim edilecek dairelerin toplam satış bedeli olan yaklaşık 12 milyon TL'nin büyük bir kısmı olan 9 milyon TL'sinin, ... Konut şirketinin projeyi pazarlamaya yetkili kıldığı ... Gayrimenkul Danışmanlık A.Ş. tarafından ödenmesi kararlaştırıldığını, davalı ... Toplu Konut şirketi tarafından, davacının yapacağı ödemeler için çek ve senetler alındığını, ... şirketi' nin Yatırım .... A.Ş.'de kullanılabilir hesabı olduğuna ilişkin belgeleri davacıya verdiğini, ödeme gücü olduğu hususunda güven uyandırdığını ve ayrıca diğer davalı ... şirketine de Barter çekleri verdiğini, ... Konut şirketi ile yapılan sözleşmeler uyarınca ... Gayrimenkul tarafından ödenecek tutar dışında kalan 5 adet bağımsız bölüme karşılık toplamda 3.000.000 TL tutar, davacı tarafından davalılara ödenerek taşınmazların tapu devrinin yapılmasının amaçlandığını ve bu kapsam da davacının yetkilisi olduğu şirketlerce ... Toplu Konut firmasına çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığını, davacı şirketin bu kapsamda ... Projesinde 36776 yevmiye no'lu sözleşmeye konu 22 nolu bağımsız bölüm için 13.12.2017 tarihinde 5.490,76 USD, 8.1.2018 tarihinde 5.489,75 USD,12.2.2018 tarihinde 5.490,03 USD, 8.3.2018 tarihinde 5.490,03 ve 11.4.2018 tarihinde 49.410,07 USD,10.5.2018 tarihinde 7.320,04 USD ve 12.6.2018 tarihinde 7.320,04 olmak üzere toplamda 86.010,72 USD ödendiğini, davacı şirketin ödemelerini iyiniyet çerçevesinde yapmış olmasına karşın, ... şirketi ... firmasının bakiye ödemeleri tarafına yapmadığını gerekçe göstererek, davacıya gönderilen ihtarname ile sözleşmeye konu senetlerin ödenmediğini, temerrüde düşüldüğünü, bu nedenle satış vaadi sözleşmesinin feshedildiği ve yapılan ödemelerin cezai şart, kullanım bedeli vs. bedeller için mahsup edildiğinin belirtildiğini, davalı şirketlerin davacıya karşı birlikte hareket ettiklerini, ... şirketi diğer davalı ... şirketinin davaya konu projedeki taşınmazların pazarlanması hususunda ticari ortağı ve yetkili kılınan firma olduğunu, davalıların iç ilişkisinin davacı firmayı ilgilendirmemekle birlikte, ... Gayrimenkul ile ... şirketi arasında yapılan 10.4.2018 tarihli tutanakta davacıya devri gereken dairelerin borcunun olmadığı ve tapu devrinin yapılacağı açıkça davalılarca kabul edildiğini, hal böyle iken, ... şirketi tarafından tamamen kötü niyetli şekilde sözleşmenin feshedilmesi ve davacı tarafından yapılan ödemelerin alıkonulması hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davalılardan ... Toplu Konutun bugüne kadar ödemeler yapılmadığını, hatta kendi fiili ile meydana getirdiği durumdan yararlanarak ödemelerin davacı tarafından yapılamayacağının beyan edildiği gerekçesi ile sözleşmeyi feshettiğini belirttiğini, davalılar birlikte hile yaparak davacıya borçlarını ifa etmek bir yana davacının zararının daha da fazla artmasına neden olduklarını, davalı ... şirketine davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu ..... Noterliğinin 4 Ocak 2019 tarihli ihtarnamesi ile her türlü yasal hakları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 3 gün içinde, 86.010,72 USD'nin ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyen faizi ile birlikte davacının belirtilen hesabına ödenmesi, aksi halde yasal hakların kullanılacağı bildirildiğini, iş bu ihtarımız 7 Ocak 2019 tarihinde davalı ... şiketine tebliğ edildiğini, ancak davalılar tarafından ödeme yapılmadığını, davalıların ödenen tutarını cezai şart olarak alıkoymasının maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olup kabul edilemez olduğunu, davalıların sözleşmeyi haksız feshettiği, sözleşmeye konu taşınmazları üçüncü kişilere devrettiği ve davacının yapmış olduğu ödemeler nazara alındığında ... Projesinde davalılar üzerinde yer alan taşınmazlar üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesine, İstanbul .... Noterliğinin 08 Kasım 2017 tarihli ve .... yevmiye no.lu konut satış vaadi sözleşmelerinin haksız feshi ve davalıların edimlerini ifa etmemesi nedeniyle, davacı tarafından söz konusu sözleşme gereği davalılara ödenmiş olan 86.010,72 USD'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik, 1.500,00 USD'sinin, ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyen faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama masraf ve giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı/karşı davacı ... şirketi cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen sözleşmedeki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 nci maddesi kapsamında yetki sözleşmesi düzenlemesi ile İstanbul Çağlayan Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılınmış olup Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkisi dışında olduğunu, huzurdaki davaya konu sözleşme gereği sadece müvekkil şirket defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gerektiğini, davacı, müvekkil şirketin sözleşmeyi haklı nedenle feshi dolayısıyla müvekkil şirkete borçlu durumda olduğunu, uyuşmazlık konusu 08.11.2017 tarihli sözleşme yalnızca müvekkil şirket ile davacı arasında akdedildiğini, dolayısıyla davacının dilekçesinde iddia ettiği gibi üç taraflı beyan ve taahhütler içeren bir sözleşme söz konusu olmadığını, diğer davalı şirket müvekkil şirketin ödeme kabul etmeye veya sözleşme yapmaya yetkili acentesi olmadığını, müvekkil şirket tarafından diğer davalı şirketin borcunun üstlenilmesi ve borcuna katılmanın söz konusu olmadığını, davacının sunduğu 10.04.2018 tarihli tutanak müvekkilin elindeki orijinal nüsha ile örtüşmediğini, müvekkil şirket davacının yapmış olduğu 86.010,72 USD tutarındaki ödemeyi mahsup etmiş olup fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımızın da saklı tutulmasını, müvekkil şirketin iade etmesi gereken bakiye kaldığı düşünüldüğünde dahi sözleşme kapsamında iadenin faizsiz olarak yapılacağını, davanın reddine karar verilmesini ve karşı dava yönünden taleplerinin, şimdilik bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere 100.000,00 TL kısmının dava tarihi itibarıyla işleyecek gecikme faizi ile davacı tarafından müvekkili şirkete ödenmesini ve müvekkili şirketin davacı ile diğer davalı şirket arasındaki borç ilişkisine ilişkin hukuki sorumluluğu bulunmadığının tespitine karar verilemesini istemiştir.

2.Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekiline Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.07.2020 tarihli tensip tutanağı ara kararı gereğince arabuluculuk tutanağını sunması 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 28.08.2020 tarihli dilekçe ekinde arabuluculuk son tutanağı aslını sunduğu, 2020/74910 numaralı ticari uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde arabuluculuk sürecinin başladığı tarihin 18.08.2020, arabuluculuk sürecinin bittiği tarihinin 28.08.2020 olarak belirtildiği, iş bu asıl ve birleşen davanın birarada açıldığı tarihin 15.11.2019, Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/637 E., 2019/565 K. sayılı dava dosyasından verilen görevsizlik kararı sonrası Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/470 E., sırasına kaydolma tarihinin de 24.07.2020 olduğu, bu veriler dikkate alındığında asıl ve birleşen davanın birarada açıldığı tarih ile karşı dava tarihinde ve görevsizlik kararı sonrası Asliye Ticaret Mahkemesi'nin esasına kaydolduğu tarihte dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmadığı ve hatta arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın tutulmadığının sabit olduğu, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/3187 E., 2021/762 K. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/2133 E., 2021/1723 K. ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/2409 E., 2021/3036 K. sayılı kararlarının da bu doğrultuda olduğu, davacı ve karşı davacı tarafça dava öncesi arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, dava ve karşı davanın alacak talebini içermesi nedeniyle zorunlu arabuluculuğun söz konusu olduğu, bu hususun dava şartı olduğu, dava şartları mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alındığı gerekçesi ile asıl dava ve birleşen davanın dava şartı yokluğundan ayrı ayrı usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindeasıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davacı vekili ve davalı/karşı davacı ... şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Asıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hak arama hürriyeti, usul ekonomisi ve kanun hükümlerine aykırı olduğunu, HMK 115/3 hükmünün açıkça dava şartı noksanlığının hüküm anında giderilmesi halinde başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü davanın usulden reddedilemeyeceğini, (İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin 31.12.2019 tarih ve 2019/2152 E., 2019/1681 K. sayılı ilamı), (İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi'nin 01.09.2020 tarih ve 2020/800 E., 2020/714 K. sayılı ilamı), dosyanın görevsizlik kararı sonrasında dosyanın Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini; tensip ile verilen süre içeresinde arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini ve son tutanağın mahkemeye sunulduğunu, yerel mahkeme tarafından dava şartı noksanlığının tamamlanmadığı gerekçesi ile usulden red kararı vermesinin usul ekonomisine aykırı olduğunu, emsal kararların da bu yönde olduğunu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ... Gayrimenkul aleyhine açılan davanın tefrik edildiğini ve diğer davalı ... Toplu Konuta karşı açılan dava hakkında yetkisizlik kararı verildiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2020/470 E. sayılı dosya nezdinde verilen tefrik ve yetkisizlik kararı aşamasında arabulucuğa ilişkin herhangi bir eksiklik veya dava şartı noksanlığına dair bir hatanın söz konusu olmadığını, dosyanın yetkisizlik kararı gereğince İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/474 E., sayılı dosya nezdinde görülmeye başlandığını ve tefrik edilen ... Gayrimenkul davasının da mezkur dosyada birleştirildiğini ancak asıl dava ve birleşen davanın arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle usulden reddine karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını

istemiştir.

2.Davalı/karşı davacı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle:yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, 24.02.2022 tarihli ön inceleme duruşmasından önce taraflar arasında yapılan arabuluculuk toplantısında anlaşmamaya ilişkin son tutanağın sunulduğunu, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/474 E. sayılı dosyasında verilen 2022/136 K. sayılı ve 17.04.2022 tarihli gerekçeli kararında Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/3187 E., 2021/762 Kararına atıfta bulunularak asıl dava ve karşı davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedildiğini, yerel mahkemenin atıfta bulunduğu karara göre dahi dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 31.12.2019 tarih ve 2019/2152 E. 2019/1681 K. sayılı kararı - İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 01.09.2020 tarih ve 2020/800 E. 2020/714 K. sayılı kararı), davacı / Karşı Davalı ile müvekkili şirket arasındaki uyuşmazlığın ilk önce Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edildiğini, Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/637 E. davası tarafların tacir olması nedeniyle görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderildiğini, dosyanın Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilerek 2020/470 E., aldığını, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki 2020/470E. dosyaya cevap dilekçesi ile birlikte yetki itirazının da ileri sürüldüğünü ve mahkemece ilk itirazlar değerlendirilerek dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verildiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/470 E. dosyasının 24.07.2020 tarihli tensip zaptı ile yalnızca davacı / karşı davalı taraf Arabuluculuk Kanunu M.18/A/2 gereğince arabulucuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretinin 1 haftalık kesin süre içerisinde sunulması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği hususunda ihtar edildiğini, davalı / karşı davacı müvekkil şirket için arabuluculuk son tutanağının sunulması için kesin süre verilerek ihtarat yapılmadığının açık olduğunu, halen daha müvekkili şirkete Arabuluculuk Kanunu 18/A/2. maddesi uyarınca ihtar edilmediğini, müvekkili şirket açısından Arabuluculuk Kanunu'na aykırı bir işlem yapılmadığını, dava şartı noksanının Kanuni süreler içerisinde giderildiğinin açık olduğunu, dosyanın yetkisizlik kararı verilerek yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderildiği tarihte henüz davanın esasına girilmediğini, ilk itirazların değerlendirildiğini, diğer hususların ise yetkili mahkemede nazara alınması gerektiğini bu halde yetkili mahkeme olan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin hareket serbestisini kullanarak genel adaleti sağlamasının beklendiğini, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 02.10.2020 tarihli ve 2020/1713 E. 2020/1569 K. sayılı kararı), İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.12.2021 tarihli celsesinde de herhangi bir dava şartı noksanı tespiti yapılmadığını ve ön incelemenin ertelenmesine karar verildiğini, karşı dava taleplerinin ileri sürülerek karşılıklı anlaşmama şeklinde son tutanak tutulmuşsa da herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adına müvekkili şirketin karşı davasına ilişkin ayrıca yapılan arabuluculuk başvurusunun son tutanağı sunulduğunu, o zaman yerel mahkemece dava şartı noksanı olduğuna ilişkin tespit yapıldığını, HMK'nin 115/3 maddesi uygulama alanı bulduğunu, ön incelemenin yapılacağı 24.02.2022 tarihinden önce ve her halükarda davanın esasına girilmeden evvel dava şartı noksanı giderildiğini ve İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince eksikliğin o tarihe kadar fark edilmediğini, müvekkili adına dava şartı noksanının yapılan ikinci arabuluculuk başvurusundan çok önce 28.08.2020 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile giderilmiş olduğunun açık olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davacı vekili ve davalı/karşı davacı ... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/ karşı davalı-birleşen davada davacı vekili ve davalı/karşı davacı ... şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Asıl davada davacı/karşı davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı/karşı davacı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dava, taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin haksız feshedildiği ve davalıların edimlerini ifa etmediği iddiasıyla açılan kısmi alacak, karşı dava ise, sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şart, ecrimisil ve sözleşmede kararlaştırılan diğer alacakların tahsili istemine ilişkin alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı/ karşı davalı- birleşen davada davacı vekili ve davalı/karşı davacı ... şirketi vekili temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Bu karara atıf yapan karar

Aşağıdaki karar, bu İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi kararına künyesiyle atıf yapmaktadır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2022/1529 E. 2022/1377 K.

Görevsizlik sonrası açılan davada arabuluculuk dava şartının sonradan giderilemeyeceği

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak/tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamışsa, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesindeki emredici ve özel düzenleme gereği herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir; bu durumda HMK m.115/2-3'teki genel dava şartı eksikliğinin tamamlanmasına ilişkin hükümler uygulanmaz. Görevsizlik kararı sonrası dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi veya yargılama sırasında (esasa girilmeden önce) sonradan arabuluculuk son tutanağının sunulması, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış o

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.