Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/55 E. 2013/87 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif iyi niyet kuralı↗ yönetim kurulu üyeliği↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ hırsızlık↗ dolandırıcılık↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'üç aylık', 'kanun': ['6102/315']}
- Dava şartı
- dava şartı
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.07.2010 tarihli 2007/615 esas 2010/559 sayılı kararı ile sanık ...’nun hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, davacıların 24.09.2010 tarihli genel kurulunda ...'nun yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine yönelik karara muhalif kaldıkları, davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, TTK'nun 315/2. maddesinde emniyeti suiistimal suçundan mahkumiyetin anonim şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmeye mutlak engel teşkil ettiğinin düzenlendiği, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesinin açıklanan yasanın açık hükmüne aykırı olmadığı, objektif iyi niyet kurallarına uyulmamasını engellemeyeceği, emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yönetim kurulu üyeliğine getirilmesinde afaki iyi niyet kurallarına uygunluktan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle 24.09.2010 tarihli genel kurul toplantısının altıncı maddesindeki "Yönetim kurulu üyeliklerine üç yıl görev yapmak üzere ....... ve ...'nun seçilmelerine" kısmının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kurul karar iptaline ilişkin olup, mahkemece hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle genel kurul kararının ilgili maddesinin iptaline karar verilmiştir. Ancak TTK’nun 315/2. maddesinde “İdare meclisi azalarından biri iflasa tabi kimselerden olup da iflasına karar verilir veya hacir altına alınır yahut azalık için lüzumlu kanuni vasıfları kaydederse, vazifesi sona ermiş olur. Ağır hapis cezası ile veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkûmiyet halinde dahi hüküm aynıdır” hükmü düzenlenmiştir. Yasanın lafzına göre ancak mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde yönetim kurulu üyesinin vazifesi sona erer. Dairemizin yerleşmiş kararları gereğince de ancak kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması yönetim kurulu üyeliğine seçilmeye engeldir. Davalı şirket genel kurulu, bu durumu bilerek dava dışı kişiyi yönetim kuruluna seçmiş olup hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşmediğine göre masumiyet karinesi de göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18212 E. 2013/904 K.
Ortak:hırsızlık · dolandırıcılık · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaAğır hapis cezası ile veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, «hırsızlık», «dolandırıcılık» suçlarından dolayı mahkûmiyet halinde dahi hüküm aynıdır” hükmü düzenlenmiştir.
… mniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, davacıların 24.09.2010 tarihli genel kurulunda ...'nun «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine yönelik karara muhalif kaldıkları, davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, TTK'nun 315/2. maddesinde emniyeti suiistimal suçundan mahkumiyetin «anonim şirket yönetim kurulu» üyeliğine seçilmeye mutlak engel teşkil ettiğinin düzenlendiği, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesinin açıklanan yasanın açık hükmüne aykırı olmadığı, «objektif iyi niyet kurallarına» uyulmamasını engellemeyeceği, emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yönetim kurulu üyeliğine getirilmesinde afaki iyi niyet kurallarına uygunluktan bahs …
Dava, genel kurul karar iptaline ilişkin olup, mahkemece hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yeniden «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle genel kurul kararının ilgili maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAğır hapis cezasıyla veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, «hırsızlık», «dolandırıcılık» suçlarından dolayı mahkumiyet halinde dahi hüküm aynıdır.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davalı şirketin 2010 yılı «olağan genel kurul» toplantısının yapılmadığı, «yönetim kurulu» üyelerinden ... ile ...’nin tutuklu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, ...
Somut olayda, dava dışı «yönetim kurulu» üyeleri üzerlerine atılı suçtan mahkum olmadıklarına ve mahkum olup da haklarında verilen karar kesinleşmediğine göre, yönetim kurulu üyelikleri sona ermemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kayyım tayini · kayyım atanması · kayyım · olağanüstü genel kurul · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu karardaKararı, davalı şirket «temsilcileri» temyiz etmişlerdir Dava, davalı şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece davalı şirketin üç kişilik yönetim kurulundan iki üyenin tutuklandığı ve 2010 yılı olağan genel kurulunun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Devlet Hastanesinde «görevli» doktor ... ile ...’ın davalı şirkete «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Bu nedenle «yönetim kurulu» üyelerinin bir kısmının tutuklandıklarından bahisle «kayyım atanması» kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, TTK.’nın 365. maddesine göre de, genel kurulu olağanüstü toplantıya davet idare meclisine ait olduğu gibi, murakıplar da bu konuda yetkilidir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davalı şirketin 2010 yılı «olağan genel kurul» toplantısının yapılmadığı, «yönetim kurulu» üyelerinden ... ile ...’nin tutuklu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6327 E. 2010/5402 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · hırsızlık · dolandırıcılık · iflas · yönetim kurulu kararı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz kararda… mniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, davacıların 24.09.2010 tarihli genel kurulunda ...'nun «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine yönelik karara muhalif kaldıkları, davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, TTK'nun 315/2. maddesinde emniyeti suiistimal suçundan mahkumiyetin «anonim şirket yönetim kurulu» üyeliğine seçilmeye mutlak engel teşkil ettiğinin düzenlendiği, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesinin açıklanan yasanın açık hükmüne aykırı olmadığı, «objektif iyi niyet kurallarına» uyulmamasını engellemeyeceği, emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yönetim kurulu üyeliğine getirilmesinde afaki iyi niyet kurallarına uygunluktan bahs …
Dava, genel kurul karar iptaline ilişkin olup, mahkemece hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yeniden «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle genel kurul kararının ilgili maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Ağır hapis cezası ile veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, «hırsızlık», «dolandırıcılık» suçlarından dolayı mahkûmiyet halinde dahi hüküm aynıdır” hükmü düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaGenel kurulun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1163 sayılı Kanunu’nun 56 ncı maddesine göre «yönetim kurulu» üyesi olabilmek için gerekli şartlardan biri de Türk Ceza Kanunun «zimmet», ihtilas, irtikap, rüşvet, görevi suiistimal, sahtekarlık, «hırsızlık», «dolandırıcılık», hileli «iflas», emniyeti suiistimal ve Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlara ilişkin hükümlerine veya bu Kanuna göre mahkum olmamak olarak açıklanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, «yönetim kurulu üyeliğine» seçilen üç kişinin aldıkları mahkumiyete rağmen seçilmelerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öte yandan, davaya konu edilen genel kurulu kararı ile «yönetim kurulu üyeliğine» seçilen kişilere dair ceza kararı, ertelenmiş ise de sonuçta mahkumiyet kararıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · zimmet · butlan · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın süresinde açıldığı, iddianın aynı zamanda «mutlak butlan» nedeni olması nedeniyle karara muhalefet ve karşı oy kullanılması şartı aranmayacağı, dava dilekçesinde belirtilen kişilerin yönetim kuruluna üye olarak seçildikle …
Davacının, davalının ortağı olduğu, 03.02.2008 tarihinde yapılan genel kurulda «yönetim kurulu» üyelerinin seçiminin yapılarak asıl ve yedek üyelerin belirlendiği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Genel kurulun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1163 sayılı Kanunu’nun 56 ncı maddesine göre «yönetim kurulu» üyesi olabilmek için gerekli şartlardan biri de Türk Ceza Kanunun «zimmet», ihtilas, irtikap, rüşvet, görevi suiistimal, sahtekarlık, «hırsızlık», «dolandırıcılık», hileli «iflas», emniyeti suiistimal ve Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlara ilişkin hükümlerine veya bu Kanuna göre mahkum olmamak olarak açıklanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/55 E. , 2013/87 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.09.2011 tarih ve 2010/742-2011/424 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı anonim şirketin ortaklarından olduğunu, şirketin 24.09.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısında ... isimli şahsın yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, oysa bu şahsın “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan mahkûm olduğunu ve TTK'nun 315/2. maddesi gereğince seçilme yeterliliğine haiz olmadığı, müvekkillerinin bu karara muhalif kaldıklarını ileri sürerek, anılan genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.07.2010 tarihli 2007/615 esas 2010/559 sayılı kararı ile sanık ...’nun hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, davacıların 24.09.2010 tarihli genel kurulunda ...'nun yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine yönelik karara muhalif kaldıkları, davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, TTK'nun 315/2. maddesinde emniyeti suiistimal suçundan mahkumiyetin anonim şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilmeye mutlak engel teşkil ettiğinin düzenlendiği, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesinin açıklanan yasanın açık hükmüne aykırı olmadığı, objektif iyi niyet kurallarına uyulmamasını engellemeyeceği, emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yönetim kurulu üyeliğine getirilmesinde afaki iyi niyet kurallarına uygunluktan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle 24.09.2010 tarihli genel kurul toplantısının altıncı maddesindeki "Yönetim kurulu üyeliklerine üç yıl görev yapmak üzere .......
ve ...'nun seçilmelerine" kısmının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kurul karar iptaline ilişkin olup, mahkemece hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle genel kurul kararının ilgili maddesinin iptaline karar verilmiştir. Ancak TTK’nun 315/2. maddesinde “İdare meclisi azalarından biri iflasa tabi kimselerden olup da iflasına karar verilir veya hacir altına alınır yahut azalık için lüzumlu kanuni vasıfları kaydederse, vazifesi sona ermiş olur. Ağır hapis cezası ile veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkûmiyet halinde dahi hüküm aynıdır” hükmü düzenlenmiştir. Yasanın lafzına göre ancak mahkumiyet kararının kesinleşmesi halinde yönetim kurulu üyesinin vazifesi sona erer.
Dairemizin yerleşmiş kararları gereğince de ancak kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması yönetim kurulu üyeliğine seçilmeye engeldir. Davalı şirket genel kurulu, bu durumu bilerek dava dışı kişiyi yönetim kuruluna seçmiş olup hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşmediğine göre masumiyet karinesi de göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/246065200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz