Kayyım tayını
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/18212 E. 2013/904 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kayyım tayini↗ kayyım atanması↗ hırsızlık↗ kayyım↗ olağanüstü genel kurul↗ dolandırıcılık↗ yönetim kurulu kararı↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davalı şirketin 2010 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı, yönetim kurulu üyelerinden ... ile ...’nin tutuklu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, ... Devlet Hastanesinde görevli doktor ... ile ...’ın davalı şirkete kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket temsilcileri temyiz etmişlerdir
Dava, davalı şirkete kayyım tayini istemine ilişkin olup, mahkemece davalı şirketin üç kişilik yönetim kurulundan iki üyenin tutuklandığı ve 2010 yılı olağan genel kurulunun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davalı şirketin 18/05/2009 tarihli olağanüstü genel kurulunda yönetim kuruluna üç kişi seçilmiş olup, bunlardan ikisi tutuklanmış ve mahkemece karar verilmeden önce 01/10/2010 tarihinde tahliye edilmişlerdir. TTK.’nın 315. maddesinde “275 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir âzalık açılırsa idare meclisi kanuni şartları haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplanacak umumi heyetin tasvibine arz eder. Bu suretle seçilen âza umumi heyet toplantısına kadar vazifesini yapar.İdare meclisi âzalarından biri iflâsa tabi kimselerden olup da iflâsına karar verilir veya hacir altına alınır yahut âzalık için lüzumlu kanuni vasıfları kaydederse, vazifesi sona ermiş olur. Ağır hapis cezasıyla veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkumiyet halinde dahi hüküm aynıdır.” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, dava dışı yönetim kurulu üyeleri üzerlerine atılı suçtan mahkum olmadıklarına ve mahkum olup da haklarında verilen karar kesinleşmediğine göre, yönetim kurulu üyelikleri sona ermemiştir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının tutuklandıklarından bahisle kayyım atanması kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, TTK.’nın 365. maddesine göre de, genel kurulu olağanüstü toplantıya davet idare meclisine ait olduğu gibi, murakıplar da bu konuda yetkilidir. Açıklanan bu nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/55 E. 2013/87 K.
Ortak:hırsızlık · dolandırıcılık · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaAğır hapis cezasıyla veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, «hırsızlık», «dolandırıcılık» suçlarından dolayı mahkumiyet halinde dahi hüküm aynıdır.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davalı şirketin 2010 yılı «olağan genel kurul» toplantısının yapılmadığı, «yönetim kurulu» üyelerinden ... ile ...’nin tutuklu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, ...
Somut olayda, dava dışı «yönetim kurulu» üyeleri üzerlerine atılı suçtan mahkum olmadıklarına ve mahkum olup da haklarında verilen karar kesinleşmediğine göre, yönetim kurulu üyelikleri sona ermemiştir.
Benzer bu karardaAğır hapis cezası ile veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, «hırsızlık», «dolandırıcılık» suçlarından dolayı mahkûmiyet halinde dahi hüküm aynıdır” hükmü düzenlenmiştir.
… mniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, davacıların 24.09.2010 tarihli genel kurulunda ...'nun «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine yönelik karara muhalif kaldıkları, davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, TTK'nun 315/2. maddesinde emniyeti suiistimal suçundan mahkumiyetin «anonim şirket yönetim kurulu» üyeliğine seçilmeye mutlak engel teşkil ettiğinin düzenlendiği, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesinin açıklanan yasanın açık hükmüne aykırı olmadığı, «objektif iyi niyet kurallarına» uyulmamasını engellemeyeceği, emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yönetim kurulu üyeliğine getirilmesinde afaki iyi niyet kurallarına uygunluktan bahs …
Dava, genel kurul karar iptaline ilişkin olup, mahkemece hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yeniden «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle genel kurul kararının ilgili maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyi niyet kuralı · yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu · hak düşürücü süre · anonim şirket · iflas
Benzer bu kararda… mniyeti suiistimal suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün temyiz aşamasında olup kesinleşmediği, davacıların 24.09.2010 tarihli genel kurulunda ...'nun «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesine yönelik karara muhalif kaldıkları, davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açıldığı, TTK'nun 315/2. maddesinde emniyeti suiistimal suçundan mahkumiyetin «anonim şirket yönetim kurulu» üyeliğine seçilmeye mutlak engel teşkil ettiğinin düzenlendiği, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesinin açıklanan yasanın açık hükmüne aykırı olmadığı, «objektif iyi niyet kurallarına» uyulmamasını engellemeyeceği, emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yönetim kurulu üyeliğine getirilmesinde afaki iyi niyet kurallarına uygunluktan bahs …
Dava, genel kurul karar iptaline ilişkin olup, mahkemece hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan mahkum olan kişinin yeniden «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle genel kurul kararının ilgili maddesinin iptaline karar verilmiştir.
Ancak TTK’nun 315/2. maddesinde “İdare meclisi azalarından biri «iflasa» tabi kimselerden olup da iflasına karar verilir veya hacir altına alınır yahut azalık için lüzumlu kanuni vasıfları kaydederse, vazifesi sona ermiş olur.
Dairemizin yerleşmiş kararları gereğince de ancak kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmeye engeldir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/696 E. 2014/3260 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaDevlet Hastanesinde «görevli» doktor ... ile ...’ın davalı şirkete «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket «temsilcileri» temyiz etmişlerdir Dava, davalı şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece davalı şirketin üç kişilik yönetim kurulundan iki üyenin tutuklandığı ve 2010 yılı olağan genel kurulunun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle «yönetim kurulu» üyelerinin bir kısmının tutuklandıklarından bahisle «kayyım atanması» kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, TTK.’nın 365. maddesine göre de, genel kurulu olağanüstü toplantıya davet idare meclisine ait olduğu gibi, murakıplar da bu konuda yetkilidir.
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket «kayyımı» tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 11/10/2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2078 E. 2022/7771 K.
Ortak:kayyım atanması · kayyım
İncelediğiniz karardaBu nedenle «yönetim kurulu» üyelerinin bir kısmının tutuklandıklarından bahisle «kayyım atanması» kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, TTK.’nın 365. maddesine göre de, genel kurulu olağanüstü toplantıya davet idare meclisine ait olduğu gibi, murakıplar da bu konuda yetkilidir.
Devlet Hastanesinde «görevli» doktor ... ile ...’ın davalı şirkete «kayyım» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket «temsilcileri» temyiz etmişlerdir Dava, davalı şirkete «kayyım tayini» istemine ilişkin olup, mahkemece davalı şirketin üç kişilik yönetim kurulundan iki üyenin tutuklandığı ve 2010 yılı olağan genel kurulunun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve davalı şirkete «kayyım atanması» yönünden davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/18212 E. , 2013/904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2010/319-2010/491 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin davalı şirkette yirmi dört paya sahip ortak olduğunu, 18/05/2009 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda şirket yöneticiliğine ..., ... ve ...’ın, denetim kurulu üyeliğine ise ... ve ...’nin seçilmiş olduklarını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında sosyal güvenlik kurumuna karşı resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlaması ile şirket yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...’ye kamu davası açıldığını, ...’nin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ederek yerine ...’ın atandığını, ...’ın istifası üzerine yeniden ...’nin yönetim kurulu üyeliğine atandığını, şirketin usulsüz yönetildiğini, 2010 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılamadığını ileri sürerek, şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf, derdestlik itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davalı şirketin 2010 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı, yönetim kurulu üyelerinden ... ile ...’nin tutuklu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, ... Devlet Hastanesinde görevli doktor ... ile ...’ın davalı şirkete kayyım olarak atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket temsilcileri temyiz etmişlerdir
Dava, davalı şirkete kayyım tayini istemine ilişkin olup, mahkemece davalı şirketin üç kişilik yönetim kurulundan iki üyenin tutuklandığı ve 2010 yılı olağan genel kurulunun yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davalı şirketin 18/05/2009 tarihli olağanüstü genel kurulunda yönetim kuruluna üç kişi seçilmiş olup, bunlardan ikisi tutuklanmış ve mahkemece karar verilmeden önce 01/10/2010 tarihinde tahliye edilmişlerdir. TTK.’nın 315. maddesinde “275 inci madde hükmü mahfuz olmak üzere bir âzalık açılırsa idare meclisi kanuni şartları haiz bir kimseyi geçici olarak seçip ilk toplanacak umumi heyetin tasvibine arz eder. Bu suretle seçilen âza umumi heyet toplantısına kadar vazifesini yapar.İdare meclisi âzalarından biri iflâsa tabi kimselerden olup da iflâsına karar verilir veya hacir altına alınır yahut âzalık için lüzumlu kanuni vasıfları kaydederse, vazifesi sona ermiş olur.
Ağır hapis cezasıyla veya sahtekârlık, emniyeti suiistimal, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkumiyet halinde dahi hüküm aynıdır.” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, dava dışı yönetim kurulu üyeleri üzerlerine atılı suçtan mahkum olmadıklarına ve mahkum olup da haklarında verilen karar kesinleşmediğine göre, yönetim kurulu üyelikleri sona ermemiştir. Bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin bir kısmının tutuklandıklarından bahisle kayyım atanması kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, TTK.’nın 365. maddesine göre de, genel kurulu olağanüstü toplantıya davet idare meclisine ait olduğu gibi, murakıplar da bu konuda yetkilidir. Açıklanan bu nedenlerle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı şirket temsilcilerinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/251585800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz