6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hile ile kurulan sözleşmede sessiz kalma tazminat hakkını düşürmez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/963 E. 2021/1057 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalHak düşürücü süreZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Karşı dava: Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 3 (sebepsiz zenginleşme) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Sözleşme kurulurken hile yapıldığı ileri sürülen durumlarda, hile ile haleldar olan tarafın eski BK 31'de düzenlenen bir yıllık süre içinde sözleşmeyi ifa etmeme kararını bildirmemesi veya edimi geri almaması sözleşmeye icazet verildiği sonucunu doğurur; ancak bu icazet, tarafın sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat isteme hakkından feragat ettiği anlamına gelmez ve tazminat talebi TBK m.125 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olarak ileri sürülebilir. Müspet zarar hesabında, zarar görene iade edilen bedel kapsamındaki kalemler mükerrer olarak yeniden tazminata dahil edilmez.

Ele alınan sorunlar

Hile nedeniyle sözleşmeye icazetin tazminat hakkına etkisi → ret

İddia: Davalı vekili, hilenin öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve bu nedenle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 31. maddesine göre hata veya hile ile haleldar olan tarafın akdi ifa etmemek kararını bir sene içinde beyan etmemesi veya verdiği şeyi istirdat etmemesi halinde akde icazet verilmiş sayılır; bu süre hile veya hatanın anlaşıldığı tarihten itibaren işler. Ancak kanun hükmüne göre, davacı sessiz kalarak sözleşmeye icazet vermiş olsa da bu durum tazminat isteme hakkından feragat ettiği anlamına gelmemektedir. Kanunda düzenlenen hak düşürücü süre, sözleşme ile bağlı olunmadığını bildirmek için öngörülmüş olup davacının tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zamanaşımı süresi → ret

İddia: Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının talebi sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı olduğundan TBK m.125 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davanın açıldığı tarih dikkate alındığında davalının zamanaşımına dayalı itirazları yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşme kapsamının ve yazılımın sözleşme içeriğinde yer alıp almadığının belirlenmesi → ret

İddia: Davalı vekili, davacı tarafından bakiye alacak ödenmeden lisans işlemleri tamamlanarak sistemin çalışır vaziyette teslim edilmesinin mümkün olmadığını, ödemenin peşin olması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Her iki tarafın da kabulünde olan faturaların içeriği incelendiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin davalının güvenlik sistemine ilişkin ekipmanlarla birlikte bunların montajını, eğitimini, sistemin kurulumunu da üstlendiğini, faturalarda belirtilen hizmetin kapsamı dikkate alındığında yazılımın da sözleşmenin içerisinde yer aldığını kabul etmek gerekmektedir. Bunun dışında davalı tarafından, ödemenin peşin olarak yapılacağı ispat edilmiş değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Müspet zararın kapsamı ve miktarının belirlenmesi → ret

İddia: Davacı vekili, dava dışı iki şirket tarafından düzenlenen faturalarla belgelenen yeni sistem kurulum maliyetlerinin de müspet zarara ilave edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalının eylemi nedeniyle davacıda oluşan müspet zarar, PC tabanlı DVR Kayıt Sistemi ile bunun montajı ve eğitiminden kaynaklanmaktadır. Bunun bedeli davalı tarafından düzenlenen iki fatura bedeli olan 5.490-TL olup mahkemece de bu bedele hükmedilmiştir. Davacının davalıya sistem, kurulum ve eğitim için ödediği 5.490-TL'nin iadesine karar verildiğinden, davacının yeni bir sistem kurulması için yaptığı masraflar nedeniyle ayrıca bir zararının oluşması söz konusu değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Manevi tazminat miktarının belirlenmesi → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporunda 25.000-TL manevi tazminata hükmedilebileceği belirtilmişken mahkemece 10.000-TL bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı bakımından, sözleşmeye aykırılığın derecesi ve günün ekonomik koşullarına göre bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Karşı davada bakiye alacak talebinin kabulü → ret

İddia: Davalı vekili, mahkemece asıl davada davacı haklı görülürken karşı davada da kendisinin haklı görülmesinin hukuk tekniği açısından yerinde olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki sözleşme ayakta olduğundan ve sözleşmede her iki taraf için de edim yükümlülüğü kararlaştırıldığından, karşı davada bakiye alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir hata görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Hile ile kurulan bir sözleşmede tarafın eski BK 31'deki bir yıllık süre içinde sözleşmeyi reddetmeyerek sessiz kalmasının, sözleşmeye icazet verilmiş sayılması sonucunu doğurmakla birlikte tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmadığı yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat talepleri TBK m.125 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Hak düşürücü süre
Eski 818 sayılı Borçlar Kanunu m.31 uyarınca hile veya hata ile haleldar olan taraf, sözleşmeyi ifa etmemek kararını, hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir sene içinde diğer tarafa bildirmez veya verdiği şeyi geri almazsa sözleşmeye icazet verilmiş sayılır; ancak bu süre geçmesi tazminat talep hakkını ortadan kaldırmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hile icazet hak düşürücü süre müspet zarar manevi tazminat zamanaşımı karşı dava

Atıf yapılan mevzuat: 818 Sayılı Borçlar Kanunu — 818 Sayılı Borçlar Kanunu 31 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 125TBK 58TBK 81 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 355

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/963

KARAR NO 2021/1057

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/10/2017

NUMARASI 2013/663 Esas 2017/898 Karar

DAVA

Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/07/2021

Asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 15.06.2005 tarihinde güvenlik kamera sistemlerinin anahtar teslimi olarak satın alımı, montaj, kullanım ve eğitim hizmeti için 23.990,96-TL bedelle sözleşme akdedildiğini ve bu sözleşmeye istinaden 16.06.2005 tarihinde söz konusu ürünlerin müvekkili şirkete teslim edildiğini, ...- ... ve ... yazılım programlarının kurulumları ve montajları yapılarak çalışanlara gerekli eğitimlerin verildiğini, karşılıklı olarak edimler yerine getirildikten yaklaşık 8 ay sonra sistemi satan davalı ... ile birlikte davacı şirkete gelen ...'nun, ...- ... ve ... yazılımlarının kendisine ait olduğunu söylediğini ve 2.000-TL telif ücreti talep ettiğini, müvekkili şirketin satım sözleşmesindeki muhatabı ...

olduğundan ve nihayetinde ... ile herhangi bir alışverişleri bulunmadığından söz konusu talebin davacı şirket tarafından reddedildiğini, buna müteakip ...'nun davalı ... ile birlikte hareket ederek davacı aleyhine hukuki bir süreç başlattığını,arama ve el koyma işlemleri nedeniyle müvekkili şirketin haksız yere itibarının zedelendiğini ve manevi zarara uğradığını,davalının sözleşmenin kurulumu esnasında kasten susarak davacı şirketi yanılttığını ve iradesini fesada uğrattığını,davalının hile ile sözleşme yapılmasına neden olduğu, hile ile iradesi fesada uğratılan davacının zararlarının tazmin edilmesi gerektiğini, davalının marka sahibinin başkası olduğunu bilerek ve hile ile sattığını, sonrasında asıl marka sahibinin el koyduğu ürünlerle alakalı olarak uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini için işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu belirterek sözleşme bedeli olan toplam 23.990,96-TL'nin sözleşme tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile tahsilini, 25.000- TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.

CEVAP-KARŞI DAVA: Davalı vekili, davacının müvekkilinden güvenlik sistemi kurulumu talebi üzerine davacı şirket merkezinde güvenlik kamera sistemi kurduğunu,anlaşılan bedelin kısmen ödendiğini, bakiye 2.690,96-TL nin ödenmediğini, davacının müvekkiline olan borcunu ödememek için sistemi lisans işlemlerinin yapılmasından kaçındığını, kendi tasarrufu ile lisanssız ürün kullandığını, davacı şirket yetkililerine bakiye borç ödendiğinde lisans işlemlerinin tamamlanarak kendilerine teslim edileceği defalarca belirtildiğini, sistemin lisans işlemleri tamamlanınca kullanmaları ihtar edildiğini,müvekkilinin kusuru bulunmadığını belirterek,asıl davanın reddine,karşı davada 2.690,96-TL'nin faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanması nedeniyle 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davacı şirkete sözleşme ile satılan bilgisayar yazılımının üçüncü bir kişiye ait olduğunun davalı tarafından bilindiği ve satışın bilerek yapıldığı, davacı tarafından satın alınan hizmetin kullanılması nedeni ile sözleşmeyi iptal etmediği, ancak müspet zararını talep edebileceği, davacının müspet zararının davacının elinde bulunan yazılıma Kartal 1.Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile el konulan donanım nedeni ile davacının güvenlik sisteminin zaafa uğraması nedeni ile meydana geldiği, 15.08.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının müspet zararının 5.490-TL olduğu ve bu bedelin davalıdan talep edilebileceği, davacının işyerinde Mahkeme kararı ile arama yapıldığı ve bazı mallarına el konulduğu, bu arama ve el koymanın davalının hilesi nedeni ile gerçekleştiği, davacının bu nedenle kişilik haklarının zedelendiği ve ticari itibarının ihlal edildiği, olaydaki davalının kusuru ve ağır ihlali ve davacı şirketin piyasadaki itibarı değerlendirildiğinde TBK 58 maddesi gereğince takdiren 10.000-TL manevi tazminatın uygun olduğu,davalı/karşı davacı tarafından bakiye alacağın talep edildiği, akdi ilişkinin tarafların kabülünde olduğu, ödenmeyen 2.609,96-TL borç bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; Sözleşme bedelinin tamamı talep edildiği halde mahkemece sadece montaj ve eğitim bedellerini kapsayan kısma hükmedildiğini, kabule göre de müspet zararın eksik hesaplandığını, dava dışı ... Şirketi tarafından düzenlenen 29/05/2007 tarihli 853,77-TL bedelli fatura ile Teknolojik sistemler... Şirketi tarafından düzenlenen 31/05/2007 tarihli 1.269,68-TL bedelli faturaların da müspet zarara ilave edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yeni bir sistem entegre etmek zorunda olduğundan ek maliyetlere katlandığını, bilirkişi raporunda 25.000-TL manevi tazminata hükmedilebileceği belirtilmişken mahkemece 10.000-TL bedele hükmedildiğini,yazılım ve donanıma el konma sürecinde güvenlik zaafı yaşadığı gözetilerek manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; hilenin öğrenilmesinden itibaren 1 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafından bakiye alacak ödenmeden TBK m.81 gereğince işin lisans işlemleri de tamamlanarak çalışır vaziyette tesliminin mümkün olmadığını,davacının borcunu ödememek için sistemin lisans işlemlerinin yapılmasından kaçındığını,mahkemece müvekkili haklı görülürken davacının da haklı görülmesinin hukuk tekniği açısından yerinde olmadığını , kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, maddi ve manevi tazminat; karşı dava ise, alacak istemine ilişkindir.Taraflar arasında davacının iş yerinde güvenlik kameraları ve bu kameralarla ilgili bilgisayar sistemlerinin kurulması, montajı, kullanım ve eğitim hizmeti için 23.990,96 TL bedelle sözleşme akdedilmiş olup 16/06/2006 tarihinde teslim gerçekleşmiştir. 18/05/2007 tarihinde ise davacı şirkete ait iş yerinde bilgisayar kasasında yapılan incelemede dava dışı şikayetçiye ait yazılım ve donanım programların bulunduğu tespit edilerek bilgisayar kasasına el konulmuştur. Öncelikle davacı hile hukuki nedenine dayalı olarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 31.

Maddesine göre "Hata veya hile ile haleldar olan yahut ikrah ile yapılan akit ile mülzem olmayan taraf bu akdi ifa etmemek hakkındaki kararını diğer tarafa beyan yahut verdiği şeyi istirdat etmeksizin bir seneyi geçirir ise, akde icazet verilmiş nazariyle bakılır. Bu mehil, hata veya hilenin anlaşıldığıveya korkunun zail olduğu tarihten itibaren cereyan eder. Hile ile haleldar olmuş yahut ikrah ile yapılmış olan bir akde icazet, zarar ve ziyan talebinden feragati istilzam etmez." Görüleceği üzere, davacı sessiz kalarak sözleşmeye icazet vermiş ise de kanun hükmüne göre bu durum tazminat isteme hakkında feragat ettiği anlamına gelmemektedir. Kanunda düzenlenen hak düşürücü süre sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmek için öngörülmüş olup, davacının tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmamaktadır.

Davacının talebi sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı olduğundan TBK m.125 uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davanın açıldığı tarih dikkate alındığında davalının zamanaşımına dayalı itirazları da yerinde görülmemiştir. Her iki tarafında kabulünde olan faturaların içeriği incelendiğinde, taraflar arasındaki sözleşme davalının güvenlik sistemine ilişkin ekipmanlarla birlikte bunların montajını, eğitimini, sistemin kurulumunu da üstlendiği, faturalarda belirtilen hizmetin kapsamı dikkate alındığında yazılımın da sözleşmenin içerisinde yer aldığını kabul etmek gerekmektedir. Bunun dışında davalı tarafından, ödemenin peşin olarak yapılacağı ispat edilmiş değildir. Bu nedenle, davalı tarafından ileri sürülen diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Davalının eylemi nedeniyle davacıda oluşan müspet zarar PC tabanlı DVR Kayıt Sistemi, bunun montajı ve eğitiminden kaynaklanmaktadır. Bunun da bedeli davalı tarafından düzenlenen iki fatura bedeli 5.490-TL olup mahkemece de bu bedele hükmedilmiştir. Her ne kadar davacı dava dışı ... Şirketi tarafından düzenlenen 29/05/2007 tarihli 853,77-TL bedelli fatura ile ... Şirketi tarafından düzenlenen 31/05/2007 tarihli 1.269,68-TL bedelli faturaların da müspet zarara ilave edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacının davalıya sistem, kurulum ve eğitim için ödediği 5.490-TL'nin iadesine karar verildiğinden, davacının yeni bir sistem kurulması için yaptığı bu masraflar nedeniyle zararı oluşması söz konusu olmadığından davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Bunun dışında mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı bakımından da sözleşmeye aykırılığın derecesi ve günün ekonomik koşullarına göre bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan, taraflar arasındaki sözleşme ayakta olduğundan, sözleşmede her iki taraf içinde edim yükümlülüğü kararlaştırıldığından karşı davada bakiye alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir hata görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava yönünden davalı-karşı davacıdan alınması gereken 1.058,12-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 50-TLnin mahsubu ile bakiye 1.008,12-TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Asıl dava yönünden davacı-karşı davalıdan alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,40-TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Karşı dava yönünden davacı-karşı davalıdan alınması gereken 183,82-TL harcın 311-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 127,18-TL harcın davacı-karşı davalıya iadesine, İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/07/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/236156 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.