6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Limited şirket ortaklığından haklı sebeple çıkma davasında ispat yükü

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1262 E. 2021/1522 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Limited şirket ortağının TTK 638/2 uyarınca haklı sebeple şirketten çıkma talebinde, haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkânsız kılacak nitelikte olması ve bu sebeplerin somut delillerle ispatlanması gerekir; soyut iddialar yeterli değildir. Bilgi alma/inceleme hakkının engellendiği iddiasına dayanılıyorsa, TTK 614 uyarınca öncelikle genel kurula, genel kurulun haksız reddi halinde mahkemeye başvurulmuş olması gerekir; bu yola başvurulmamışsa engellendiği ileri sürülen inceleme hakkı haklı sebep olarak kabul edilmez. Şirketi temsile yetkili müdür sıfatıyla şirket hesabını yöneten ortağın bu yetkisini kullanması, tek başına haklı sebep oluşturmaz.

Ele alınan sorunlar

TTK 638/2 uyarınca haklı sebeple ortaklıktan çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı, şirket işleyişinden habersiz bırakıldığını, bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini, kar payı dağıtılmadığını, şirket hesabının davalı tarafça tek başına yönetildiğini, eşit davranma ilkesinin ihlal edildiğini ve ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 638/2 uyarınca haklı sebeplerin varlığında ortağın şirketten çıkmasına karar verilebilir; kanunda haklı sebebin ne olduğu tanımlanmadığından, ileri sürülen sebeplerin gerçekten var olup olmadığı ve haklı olup olmadığı mahkemece değerlendirilir. Ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekir; şirketin kuruluş gayesine, ortaklar arası dayanışma ve karşılıklı güven ortamına aykırı düşen, şirketin çalışmasını, devamını, kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkânsız hale getiren davranışlar haklı neden olarak kabul edilir; haklı nedenler sınırlı olmayıp her somut olayın özelliğine göre değerlendirilir. TTK 614. maddesi, ortağın inceleme hakkının engellenmesi halinde önce genel kurula, genel kurul haksız yere bu hakkı engellerse mahkemeye başvurulmasını düzenlemektedir; davacının bilgi edinme hakkını kullanmak üzere genel kurula ya da mahkemeye başvurduğuna ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Davalı ortağın sicil özetine göre yetkili müdür olduğu anlaşıldığından şirket hesabını yönetmeye yetkili olup, bu husus ortaklıktan çıkma için haklı sebep olarak ileri sürülemez. İlk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesi ve toplanan tüm delillere göre haklı sebebin gerçekleştiği ispatlanamamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Limited şirket ortağının TTK 638/2 kapsamında haklı sebeple çıkma talebinde, bilgi alma/inceleme hakkının engellendiği iddiasının haklı sebep olarak kabul edilebilmesi için önce TTK 614 uyarınca genel kurula başvurulmuş olması gerektiği yönündeki tespit, benzer çıkma davalarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TTK 638/2 haklı sebeple ortaklıktan çıkma TTK 614 bilgi alma ve inceleme hakkı limited şirket ortaklık payının tahsili ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 638/2TTK 614

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1262

KARAR NO 2021/1522

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 24/04/2019

NUMARASI 2017/9 Esas - 2019/411 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkmaya İlişkin)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/10/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı birlikte ortak olarak ... Ticaret sicil numaralı, davalı şirketi 10/04/2014 tarihinde kurduklarını ve bugüne kadar davalının şirkette çalıştığını, ancak son dönemde davacıdan habersiz hukuka aykırı ticari ahlaka bağdaşmayan iş ve işlemler yapıldığını gördüğünü ve şirketin sürekli zarar ettiğini, kendisinin şirketten uzaklaştırmaya çalışıldığını bu sebeple şirketten kaynaklı şahsi sorumluluğunun da doğabileceği şüphesinin de doğduğunu belirterek TTK 638/2 maddesi kapsamında ortaklıktan çıkma talebinde bulunduklarını, şirketten çıkma hakkını kullanma hakkının doğduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili ; müvekkili şirketin temsil ve ilzamında yetkili olarak şirket müdürünün ... olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacının, şirketin alacak borç ilişkisinin dışında kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Davacının davalı şirkette % 50 oranında ortak olduğu, davacının dava dilekçesinde şirkette kendisinden habersiz ve hukuka aykırı işlemler yapıldığı, kendisinin hiç bir işlemden haberdar edilmediği, davalı diğer ortağın davacıyı hiçe sayarak tüm yetki kendisindeymiş gibi işletmeyi sevk ve idare ettiği iddia edilse de bu yöndeki soyut iddialarını destekleyen nitelikte somut bir bilgi, belge ve delil sunulmadığı,davacının Büyükçekmece ... Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnameninden bahsettiği ancak ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edilmediği, davacının şirketin zarar ettiği ve hiç kar edemediği iddia edilmiş ise de şirket ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre şirketin kurulduğu tarihten itibaren her yılı karlı kapattığı,dosya kapsamında dinlenen tanık ...' in beyanında çalıştığı dönemde davacı ile davalı diğer ortak ...'un aralarının iyi olduğunu, bir kısım ortaklar ayrılınca şirketin zor duruma düştüğünü, ancak muhasebe ile ilgili bilgisinin olmadığını beyan ettiği bunun sonucunda davacının iddialarını gerek bilirkişi raporu gerekse tanık beyanları ile ispat edemediği, davacının haklı sebeplerin varlığını ortaya koyamadığı kanaati ile ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkiline davalı ... tarafından şirketin işlerinin iyi olmadığı sürekli zarar ettikleri bilgisinden başka hiçbir bilgi verilmediğini, bilirkişi incelemesi neticesinde aslında her yıl kar ederek büyüdüğünün ifade edildiğini, ancak müvekkilinin davalı tarafça verilen para dışında gelir sağlayamadığını, kar payı dağıtılmadığını, müvekkilinin inceleme yetkisinin davalı tarafça kısıtlandığını ve engellendiğini, davalı şirket aleyhine açılan icra dosyalarının müvekkilinin şirket işleyişinden uzak tutulduğu zamanları kapsar şekilde borçlandırıldığının görüldüğünü, taraflar arasında ortaklık nezdinde güven duygusunun bulunmadığını, davalı ...'un şirkette fiili anlamda hiç bir iş yapmadığını ve sadece patron olarak hareket ettiğini, şirket hesabının davalının cep telefonuna kurulmuş olmasının şirket borçlarının ve alacaklarının davalı tek elinde yönetilmesinin müvekkilini saf dışı bıraktığının göstergesi ve açıkça eşit davranma ilkesinin ihlali olduğunu, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; TTK m. 638/ 2 uyarınca limited şirket ortaklığından çıkma ile ortaklık payının tahsiline ilişkindir. TTK’nın 638/2. maddesine göre "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” Anılan düzenlemede “haklı sebeplerin” neler olduğu belirtilmemiştir. Bu nedenle çıkma isteğinde bulunan ortağın öne sürdüğü sebeplerin gerçekten var olup olmadığını yahut haklı olup olmadığını Mahkeme değerlendirecektir. Ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekir. Bu durumda şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak; aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen;

şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmelidir. Davacı taraf çıkma istemine haklı sebep olarak bilgi alma, inceleme hakkını kullanamadığı, habersiz iş ve işlemler yapıldığı, kar payı dağıtılmadığı, şirketin zarara uğradığı, eşit davranma ilkesine aykırılık bulunduğu, güven ilişkisinin kalmadığı, sağlıklı olarak ortaklığın yürütülemeyeceği, ortaklıktan kaynaklanan hakların ve sevk ile idarenin engellendiği ,şirket hesabını davalı ortağın kullandığını ileri sürerek ortaklıktan çıkmak istemektedir.

TTK nun 614.maddesi ortağın inceleme hakkı engellenmesi halinde önce genel kurula başvurulacağı, genel kurul haksız yeri bilgi alma hakkını engellerse mahkemeye başvurulacağını düzenlemiştir. Davacının bilgi edinme hakkını kullanmak üzere genel kurula ya da mahkemeye başvurduğuna ilişkin bilgi bulunmadığı, davalı şirket ortağının ise sicil özetine göre yetkili müdür olduğu anlaşıldığından şirket hesabını yönetmeye yetkili olup bu hususun ortaklıktan çıkma için haklı sebep olarak da ileri sürülemeyeceği açıktır. İlk derece Mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesi, toplanan tüm delillere göre haklı sebebin gerçekleştiğinin ispatlanamadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; istinaf sebepleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL daha harcın davacıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, Davalı tarafça yapılan 60,40-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/234442 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/532 E. 2023/3879 K. · Onandı

TTK 638/2 haklı sebep ölçütü ve TTK 614 bilgi alma hakkının kullanım yolu

Gerekçe özeti

Limited şirkette TTK 638/2 uyarınca ortaklıktan çıkmada haklı sebep, şirketin kuruluş amacına ve ortaklar arası güven-dayanışma ortamına aykırı düşen, şirketin işleyişini ve kazanç sağlamasını imkânsız kılan davranışlardır; bu sebepler somut delille ispatlanmalıdır. Ortağın bilgi alma-inceleme hakkı engellenmişse TTK 614 uyarınca önce genel kurula, oradan sonuç alınamazsa mahkemeye başvurulması gerekir; bu yol izlenmeden ve yetkili müdürün hesabı yönetmesi gibi olağan durumlara dayanılarak haklı sebep ispatlanmış sayılmaz.

Emsal değeri

TTK 638/2 haklı sebep ölçütü ile TTK 614 uyarınca bilgi alma-inceleme hakkı engellendiğinde önce genel kurula başvurma zorunluluğu yönünden emsaldir.

Kavramlar: ortaklıktan çıkma haklı sebep çıkma payı bilgi alma ve inceleme hakkı eşit davranma ilkesi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2022/532 E.  ,  2023/3879 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/1262 Esas, 2021/1522 Karar

DAVA TARİHİ 04.01.2017

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/9 E., 2019/411 K.

Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığından çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı gerçek kişinin %50'şer ortak olarak davalı şirketi 10.04.2014 tarihinde kurduklarını ve bugüne kadar şirket faaliyetinin devam ettiğini, ancak son dönemde davacıdan habersiz olarak hukuka aykırı, ticari ahlakla bağdaşmayan iş ve işlemler yapıldığının görüldüğünü ve şirketin sürekli zarar ettiğini, kendisinin şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, bu sebeple şirketten kaynaklı davacının şahsi sorumluluğunun da doğabileceği şüphesinin doğduğunu, güven duygusunun sona erdiğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, şirket sermaye bedelinin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile hesap edilen 68.899,44 TL ortaklıktan çıkma payının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve davalı gerçek kişinin davalı şirkette %50'şer oranla ortak olduğunu, davalı gerçek kişinin şirketin kuruluşundan itibaren şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacının şirketin alacak borç ilişkisinin dışında kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının davalıdan habersiz tahsilat yaptığını, bu tahsilatın haricen öğrenildiğini, ayrıca davacının talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirkette %50 oranında hisse ile ortak olduğu, davacı her ne kadar dava dilekçesinde, şirkette kendisinden habersiz ve hukuka aykırı işlemler yapıldığını, kendisinin hiç bir işlemden haberdar edilmediğini, davalı diğer ortağın davacıyı hiçe sayarak tüm yetki kendisindeymiş gibi işletmeyi sevk ve idare ettiğini beyan etmiş ise de, bu yöndeki soyut iddialarını destekleyen nitelikte somut bir bilgi, belge ve delil sunulmadığı, davalı tarafa herhangi bir ihtarnamenin tebliğ edilmemiş olduğu, şirket ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre şirketin kurulduğu tarihten itibaren her yılı kârlı kapattığının belirtildiği ayrıca dosya kapsamında dinlenen tanık beyanında, çalıştığı dönemde davacı ile davalı diğer ortak ...'un aralarının iyi olduğunu, bir kısım ortaklar ayrılınca şirketin zor duruma düştüğünü ancak muhasebe ile ilgili bilgisinin olmadığını beyan ettiği, davacının iddialarını gerek bilirkişi raporu gerekse tanık beyanları ile dahi ispat edemediği, bu kapsamda davacının ortaklıktan çıkmaya ilişkin olarak haklı sebeplerin varlığını ortaya koyamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline davalı ... tarafından şirketin işlerinin iyi olmadığı sürekli zarar ettikleri bilgisinden başka hiçbir bilgi verilmediğini, bilirkişi incelemesi neticesinde aslında her yıl kâr ederek büyüdüğünün ifade edildiğini, ancak müvekkilinin davalı tarafça verilen para dışında gelir sağlayamadığını, kâr payı dağıtılmadığını, müvekkilinin inceleme yetkisinin davalı tarafça kısıtlandığını ve engellendiğini, davalı şirket aleyhine açılan icra dosyalarının müvekkilinin şirket işleyişinden uzak tutulduğu zamanları kapsar şekilde borçlandırıldığının görüldüğünü, taraflar arasında ortaklık nezdinde güven duygusunun bulunmadığını, davalı ...'un şirkette fiili anlamda hiç bir iş yapmadığını ve sadece patron olarak hareket ettiğini, şirket hesabının davalının cep telefonuna kurulmuş olmasının şirket borçlarının ve alacaklarının davalı tek elinde yönetilmesinin müvekkilini saf dışı bıraktığının göstergesi ve açıkça eşit davranma ilkesinin ihlâli olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrasında “haklı sebeplerin” neler olduğunun belirtilmediği, bu nedenle Mahkemece değerlendirileceği, şirketlerin kuruluş gayesi dikkate alınarak aynı amaç için birlikte sermaye koyup emek vererek çalışma, dayanışma ve karşılıklı güven ortamının sağlanması gayelerine aykırı düşen, şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkânsız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulünün gerektiği, davacı tarafın çıkma istemine haklı sebep olarak bilgi alma, inceleme hakkını kullanamadığı, habersiz iş ve işlemler yapıldığı, kâr payı dağıtılmadığı, şirketin zarara uğradığı, eşit davranma ilkesine aykırılık bulunduğu, güven ilişkisinin kalmadığı, sağlıklı olarak ortaklığın yürütülemeyeceği, ortaklıktan kaynaklanan hakların ve sevk ile idarenin engellendiği, şirket hesabını davalı ortağın kullandığını gösterdiği, 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesinde ortağın inceleme hakkının engellenmesi halinde önce genel kurula başvurulacağı, genel kurul haksız yere bilgi alma hakkını engellerse mahkemeye başvurulacağının düzenlendiği, davacının bilgi edinme hakkını kullanmak üzere genel kurula ya da mahkemeye başvurduğuna ilişkin bilgi bulunmadığı, davalı şirket ortağının ise sicil özetine göre yetkili müdür olduğu, şirket hesabını yönetmeye yetkili olup bu hususun ortaklıktan çıkma için haklı sebep olarak ileri sürülemeyeceği, haklı sebebin gerçekleştiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacının, davalı gerçek kişi ile %50'şer ortak olduğu davalı şirketteki ortaklığından 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında çıkarılmasına ve çıkma payının tahsiline karar verilip verilemeyeceği, bu madde kapsamında haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 614 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.